(Hiçbir şey sonsuza kadar sürmez… Hiçbir aşk da….)
Öyle bir gelip geçtin ki hayatımdan
Kurtulmak mümkün olmadı hiç izlerinden
Ne kadar duygu varsa yaşadım sonuna kadar
yaşattın….
Sevdim seni biliyorsun
hem de nasıl!
Gözlerini kattım gözlerime
seninle baktım herşeye
seninle gördüm görülecek ne varsa
görmek adına…
Nefret ettim senden biliyorsun
hem de nasıl!
Sendin nedeni bana göre konulan bütün noktaların
Ölmüştük biz artık
İhanet ettiğimiz sevgimizle sevgilere layık değildik…
Sana göreyse bendim arkasını dönen
çekip giden hayatından
Oysa ben yitirilmişlerimizi görmüştüm çoktan
Onaramayacağımız yıkıntılarımızın farkındaydım sadece
Gittim ama hiç unutulmuşum olmadın sen benim
Senin gözyaşlarınla ağladım hep
Her deniz kıyısında
her köhne balık lokantasında
Taksim, Beyoğlu, Anadolukavağı’nda
ve içtiğim her yudum rakıda
acıdan öleceğimi sanarak
senin şarkılarını söyledim
Ne büyük aşklar dahil
hiçbir şeyin sonsuza kadar sürmediğini
ben ilk senden öğrendim…
HÜZÜN AKACAKSA SATIRLARA BİR KERE, TUTULAMAZ ENGEL OLUNAMAZ.
YÜREK SEVDANIN ESİRİ OLMUŞSA BİR SEVGİ UĞRUNA DOKUNULAMAZ.
KALEMİM GÖZYAŞI DÖKMEZ, KALDIRA BİLSE BU KADAR AĞIRLIĞI.
YÜREK İÇTEN İÇE, SESSİZ YAŞAR HÜZNÜNÜ, YAŞADIĞI SEVDASI GİBİ.
HER ŞEYİ SENLE PAYLAŞMAK VARKEN SEVDAMI BİLE YALNIZ BÜYÜTMEK,
BİRLİKTE GEÇİREBİLECEĞİMİZ BİR ÖMÜR VARKEN SENİ SENSSİZ YAŞAMAK İÇİMİ SIZLATIYOR.
BİR BIÇAK DOKUNUŞU GİBİ KANATIYOR, ACITIYORR,
BU SEVDA ÜRKEK,
BU SEVDA UTANGAÇ,
BELKİ DE BU YÜZDEN KAYBETMEYE MAHKUM,
KAYBEDİYOR ZATEN KAZANILLAMAYACAK HER ŞEYİ,
AMA BU SEVDAA GERÇEKK,
GÖNÜL SEVİLMEYE DEĞER OLDUĞUN KADAR SENİ SEVİYORR,
AMA NE KADAR SEVİYORSA BİR O KADAR DA KARŞILIK BULAMIYORR
YİNE DE VAZGEÇMİYOR SENİ SEVMEKTEN.
ÇÜNKÜ BİLİYOR VAZGEÇMEK İÇİN DEĞİLDİR SEVGİ HİÇ BİRZAMANNN.
BİR UMUT BİR DÜŞ BİR HAYAL OLUYORSUN GECELERDEEEE,
YÜREK İNANMAK İSTİYOR KENDİ UYDUR DUĞU ŞEYLEREE,
MANTIK ARAYA DALIYOR VE YOK EDİYOR TÜM İNANILASI UMUTLARIIIIII,
YİNEDE UMUTSUZCA SARILIYOR DÜŞÜNE HAYALLERİNEEEEE,
BEKLEYECEĞİM DÜŞÜMÜ BEKLEYECEĞİM SENİİİİİİİİİ GELLLLLLL MESENNNNNNN BİLEEEEEE
BEKLEYECEĞİM SENİİİİİİİİİ SONNNNNNNN NEFESİMEEEEEEEE KADARRRRRRR SEVDİĞİMMMMMMM
BIRAKIP DA GİDENE…
Burnu bir karış havada, gözü
yükseklerdeydi ben onu sevdiğimde.
Hele hele benim aşkımı
yerden yere vurup,
nasıl kırmıştı kalbimi zalim.
Dudaklarından dökülen acı sözleri;
öyle ki, bugün bile unutamadım.
Ne tebessümdü o, zehirden beter.
Her olayda içim paramparça,
gözlerim ağlamaktan kıpkırmızı olurdu.
Yorgun düşerdim onsuz geçen,
onunla dolu, koyu siyah gecelerden.
Pişmanlıktan kendime lanetler eder,
sevgimi söylediğim günü düşündükçe,
kaleme sarılıp yazardım ona nefretin
aşkla kucaklaştığı o uzun mısralarımı.
Derdim ki; alın yazımdı,
onbeşimin çocuksu aşkıydı.
Nasıl da gülerdi canı istedi mi…
En anlamlı bakışlarıyla önce ümitlendirir,
ardından bir uçurumun kenarına
yapayalnız bırakır giderdi.
Ben çaresiz, ben yorgun,
ben bıkkın bu sevdadan.
Ah bilirdi o insafsız,
diri diri yanardım o böyle yaptıkça…
Şubatın buz gibi kasvetli soğuğunda;
onda ne bulduğumu bugün bile bilemem.
Ama o günlerde hayatımın amacı,
varolma gibi gelirdi bana.
Çocukluk mu, yoksa gençliğimin
safça tutkusu muydu bu
kölesiye bağlanış,
içten içe kopan fırtınalar,
bu delice yakarış?
Kimbilir, belki de
sevilmeye muhtaç bir kalbin
bitmek bilmeyen kaprisi…
Ondan hiçbir şey istememiştim.
Sadece sevgi…
Evet, şimdi yıllar sonra ben,
onu düşünüyorum ilk defa
kucağımda resimler, hatıralarla.
Hava yine soğuk, yine kasvetli
gözleri gözlerimde yine
sevgi, derin yüreğimde.
Unuttum sanırdım, meğer aldanmışım,
ağladım saatlerce.
Bu onun "ölüm yıldönümü"dür.
17’sinde toprakla kucaklaşan,
o zalimin hikayesidir anlatılan.
Bir melodidir kırık, umutsuz…
Doldururken sensizlik o an odayı
gönlüm hala boş, kafam yine dumanlı.
Bir feryat yankılanmıştı acı dolu
tam 15 yıl önce bugün bomboş kırlarda.
Deli gibi koştum sınıfa, sırası boştu.
Benim kadar çaresizdi her köşe.
Kendi kendime konuşarak
yaklaştım sırasına;
"Sen ölemezsin;
canımsın, sevgimsin, emelimsin
Dileğince nefret et, alay et duygularımla
Kızmam sana
Ama ne olur bir yalan olsun,
acı bir şaka.
Evet, evet beni üzmek için yapıyorsun.
Herşeyini özledim…
Allahım son defa göreyim yeter bana"
Bu sensiz yakarış defalarca sürmüştü
ta ki, ölümün o sinsi kokusunu
içimde duyana kadar.
Hıçkıra hıçkıra ağladım,
sıraya kazıdığın ismini öptüm.
Sonra, ona ait birşeyler bulmak için
aradım her köşeyi…
Yalnızca buruşturulmuş bir sayfa,
rengi solmuş.
Yazı, onun yazısı.
Bir mektuptu, özenilerek yazılmış,
belki de çok emek verilmiş her satırına…
Çok şaşırdım, mektup bana hitabendi.
Korkakça, kaybolmasından korkarak,
acıyla okudum her cümleyi
kalbimde büyüyen bir özlemle…
Hele hele o ilk satırı…
Öyle ki, bugün bile unutamam,
okudukça ağlarım.
"İnsan sevdiğini yerden yere vururmuş
bir tanem, AFFET BENİ !!!…"
Her gün yanýnda olamamaktan korkuyorum
Sesini duyamamaktan
Seni görünce, sana alýþmaktan da korkuyorum
Nedense sensizlikten de korkuyorum
Bir gün hoþça kal demenden
Ýstemesem de;
Bir gün, bir gül gibi
Ýçimde solmandan korkuyorum
Hafýzamda býrakacaðýn hatýralardan
Hatýralardan kaçamamaktan
Adýný unutamamaktan korkuyorum
Ah be güzelim;
Ben seni sevmekten korkuyorum.
Benimkisi sadece bir sevda
Göz yaþlarýmla söndüremediðim
Korkularýmý yenemediðim
Söyleyemediðim
Fakat, kendimi tükettiðim
Ve beni;
Yedi kat yerin dibine sokan
Utandýran, korkutan
An be an içimi yakan
Cesaretsiz bir sevdan
Bu nasýl bir sevda ?
Anlayamýyorum
Ah be güzelim;
Ben seni sevmekten korkuyorum.
Biliyor musun;
Aklýmdan hiç çýkmýyorsun.
Sen benim;
Ýmkansýzlar bahçesinden koparttýðým
Edâlý gülümsün.
Hiçbir zaman koklayamayacaðým
Adýný söylerken burkulacaðým
Sevmekten hep korkacaðým
Fakat, ömrüm boyunca unutmayacaðým
Edâlý gülümsün.
Ah be güzelim;
Aslýnda sen benim,
Kendi ömrümsün
MKÖ
Fıkra bu ya, fadime golfe merak sarmış. Kaybolan topunu aramak için ormanın derinliklerine doğru ilerlerken yolda tuzağa düşmüş bir kurbağa görmüş. Kurbağa konuşmuş: -"Bayan, beni bu tuzaktan kurtarıirsanız; 3 dileğinizi hemen yerine getireceğim ." Bunu duyan Fadime kurbağayı kurtarıp avucunun icine aldı. "Az kalsın hatırlatmayı unutuyordum." dedi kurbağa. "Dilediğiniz şey ne olursa olsun; kocan Temel bunun 10 kat fazlasına sahip olacak" Fadime "Önce, dünyanun en güzel kadinu olmak isteyrum" dedi. Kurbağa Fadime’yi uyardı: "Unutma ki; Temel de dünyanın en yakışıklısı olacak" -"Olsun. En güzel kaduni da ben olacağuma göre yine benümle evlenecektir." dedi ve devam etti. "İkinci olarak da dünyanun en zengun kadinu olmak isteyrum". Kurbağa iyice sapıttı. "Temel’in de senden 10 kat daha zengin olmasına razısın demek ki" dedi. -"Evet, o penum kocam. Mallarımuzu ve paramizu ortak olarak paylaşacağuz." Sıra üçüncü ve son dileğe gelmişti. Hiç düşünmeden atıldı Fadime -"Şimdi de hafüf bir kalp krizu geçirmek isteyrum!"
Anneciğim!
Evlatlar vardır başarılarını, zaferlerini yazarlar…
Sana yazacak bir başarım, bir ödülüm yok anne.
Keşke olsaydı da, seni sevindirebilseydim.
Keşke, benim de anneme yazacak, anlatacak başarılarım olsaydı.
Ama yok anne…
Sevdiğin, okşadığın saçlarıma aklar düştü anne.
İlk evvel saçlarım hayat mücadelesinde yenildi.
Düşmanlarım hep benden güçlü oldu anne.
Onların tahta kılıçları benim çelikten kılıcımı paramparça etti.
Onlar beni yenmek için ne senaryolar yazdı, ne iftiralar attılar.
Ben, ‘masumum’ bile diyemedim.
Düşmanlarıma hep yenildim anne.
Ve ne yazık ki, dostlarıma da… Dostlarım da beni hep yendi…
Ben onları dost bilirken onlar beni meydanlarda tuş ettiler.
Arkamda hep bir hançer yarası oldu anne.
Senin anlayacağın, dostlarım beni düşmanlarımdan daha beter etti!
Kahkahayı unuttum, tebessümle dost oldum.
Yüzümde acı bir tebessüm var şimdi.
Bahtıma yenildim anne!
Çocukluk yıllarımın özlemiyle seni aradım anne…
Senden daha şefkatlisini,
daha merhametlisini bulamayacağımı bilerek…
Her şey küçükken güzelmiş anne.
Şimdi büyüdüm ve yenilmeyi öğrendim anne.
Gülü çok sevdim, hele alını, pembesini…
Bahtıma hep beyazı düştü anne…
O çok sevdiğim güllerin, dikenlerine yenildim anne…
Açlığa-tokluğa, hastalığa-sağlığa, dosta-düşmana…
Hepsine ama hepsine yenildim…
Senin anlayacağın hayata yenildim anne…
Yenildim…
Kemal Dadaşoğlu
Zaman geciyor,
Hergün bir yaprak,
Hergün bir damla daha hayattan,
Büyüyorum anne.
Hani içinde bir kıvılcım olurya,
Hani herşey çok güzeldir,
Benim kıvılcımım kor oldu,
Ama bak herşey yolunda değil anne.
Hani ufacık bir bebekken,
Sadece acıkınca ağlarmışım,
Başka zamanlarda sürekli gülermişim,
Artık sadece acıkınca ağlamıyorum anne.
Bak yıllar ne çabuk geçmiş,
Sadece gülünmeyecegini öğrenmişim,
Belkide öğretilmişim.
Ben büyümüşüm be anne.
Yanından ayrılmayan kızın,
Bak artık uzaklarda,
Üstelik yalnız,
Hemde herkesin içinde anne.
Öyle birde tuzağa düşmüşki,
Of dese olmaz, yok dese hiç,
Adını bile koyamamış,
Yardım etsene anne.
Anlayacağın eskiyi özledim anne,
Yeniden çocuk olmayı,
Sadece acıkınca ağlamayı,
Ve hiç şimdiyi yaşamamayı.
Zaman geriye gitmez değilmi?
Ya da ben yeniden çocuk olamazmıyım?
Söylesene onu unuttum diyebilirmiyim?
Yani herşey söylemek kadar kolay olabilirmi anne?
Dur söyleme,
Ben yine hayal kuruyorum değilmi?
Sadece kendimi kandırıyorum değilmi?
Peki kalbimi kim kandıracak anne?
Eskiden günlerin, hatta dakikaların hesabını tutardım,
Şimdi günlerden Cuma belkide salı,
Günlerin ne önemi kaldıki,
Takvimlere bile küs oldum anne.
Yinede ayaktayım, direniyorum.
Belkide bir ışık arıyorum,
Bulunca herşeyden kurtulabileceğim,
Ne güçlü büyütmüşsün beni anne!
Sen yinede beni merak etme,
Herşeyle savaşmayı,
Güzel günlerinde olacagını,
Ben senden öğrendim anne.
Yinede buralar güzel, soğukları saymazsan.
İnsanlar mutlu, beni saymazsan.
Gündüzler ve gecelerde iyi, yalnızlıgımı saymazsan.
Beni soracak olursan anne,
Bende iyiyim, içimdeki yangını saymazsan.
Deniz Tınarlı