Sarı yaşamın rengidir bende…
11 Ekim 2008 Cumartesi | İhbar Et | Etiketler : umut her zaman vardı

YILLAR GEÇSEDE ÜSTÜNDEN, BU KALP SENİ UNUTUR MU?
Hani bazan, karmaşık şeyler hisseder insan.Aklı bugünde de olmaya çalışsa, zihni geçmişe takılır..Çünkü o geçmiş aslında, bugündür, yarındır..
Aklıma Güz sabahları geliyor, hani derler ya, "laf vaktinde açılır"..Bu da öyle işte..
Ben sonbahar sabahlarını sevdim hep, öyle sanıyorum ki hayatı, toplamda sevmeye programlanmışım..Kışı bile seviyorum, ama birazcık..Ne diyordum evet, güz sabahları..
Çocukken de, okulu sevdiğimden olsa gerek Eylülü çok severdim..Hava hala sıcak olurdu ama, sabahlar özellikle bir başka kokardı her türlü ağaç ve çiçek…Ve okul vakti bende nasıl heyecan yaratırdı..
Nasıl sevinerek okul yoluna koşardım..Adımlarım sakinde görünsede dışardan, yüreğim güm güm atardı..
Ve Ekim…
O daha sonraları sonbaharın ve aslında ömrümün, adı oldu bende..
Başka bir Ekim ayının anısını paylaşmak istedim bugün..Hani çok zor bir şey atlatırsınız ya hayata dair, yaşamla ölüm arasında kalırsınız..Yaşamın ne kadar değerli olduğunun farkına varırsınız bir kez daha yeniden ve yediğiniz bu ağır darbenin etkisiyle şaşırırsınız..
Her şey yeni bir anlam kazanır..Kendi kendinizi yeniden ölçer biçer, yaşamınızı teraziye vurarsınız..Üstelik artık daha doğru ölçersiniz kendinizi, çünkü ne kadar zayıf olabileceğinizi görmüşsünüzdür hayatın silahları karşısında..Acizliğinizi farkederek güçlenirsiniz, ne çelişki değil mi?
Hatta sizin yaşama dönüş neşteriniz, başkaları için bir başlangıçla aynı güne bile rastlayabilir..Başkalarının hayatına girmek hiç farkında olmadan, ne de kolaydır aslında..Hiç hissetmezsiniz..Belki bir merdiven başında, belki başka bir salonda, anlamazsınız..Çok sonraları öğrenirsiniz başka hayatlar üzerindeki yıkıcı etkinizi, başınız duvara vurmuş gibi olur, oturduğunuz yerden kalkamazsınız, kendinizden nefret edersiniz…
Ama o Ekim başkadır sizin içinde..Kendi kendinize bir karar alırsınız..Bu yıl benim için belki son olacak o yüzden elimden gelenin en iyisini yapmalıyım dersiniz..Asıl istediğiniz tamamen kendiniz olmaktır aslında, fazla bir şey değil..Çok da garip ama, artık temelli gitmekten de korkmazsınız…Cesursunuz..
Olduğunuz gibisinizdir artık, ruhunuzu özgür bırakırsınız. Gülmeyi keşfedersiniz yeniden, bu en olmadık zamnda..Hayat çok ilginç..Eskiden beri keşfetmeyi seversiniz ya..Tam vakti..Burası keşif yapılabilecek en yüksek yer sanki..Panoramik hayat terası..Her şey kuşbakışı..
Evet Bir Ekim ayı hatırlıyorum bende..Ve aslında bir başlangıç…Gitmeden bitmeyecek olan..O başlangıç çok yönlü, hangi yanını anlatsam..Ama kısaca diyorum ki, ben beni keşfettim gülen yüzümü, umut çiçekleri açtı gönlümde, onları sundum çevreme..Karanlık labirentlerde bir ışık geçti önüme..Bana beni anlattı, sabırla sevgiyle..Ve ne büyük bir şefkatle..Hayatımın ışığı oldu..Benim en çok ihtiyacım olan dönemde üstüme yağan bir çiçek sağanağıydı belkide, en çok gül, papatya ve gelincik..Yaşamla aramda bir sevgi köprüsü kurdu..Hani derler ya, beni hiç kimse bu kadar çok sevmedi diye..Ben o çiçekleri tek tek anlatmaya çalıştım sadece, sağanağın sahibine..Bana sunduğu sevgiyi yansıttım kendince..Her çiçekte ona ayrı bir teşekkür ve sevgi sundum elimden geldiğince…Yüreğim sunak taşındaydı, bütün içtenliğiyle..
Ve aslında, çok da başaramadım…
Anlatamadım, bunca zamana rağmen..
………………

11 Ekim, 2008 Cumartesi
sen anlatamadım diyosun ama herşey apaçık ortada…bazen tek bir nokta bile yeter kalbi yorumlamaya.Ekim’in sende bu kadar özel olması benimde hoşuma gitti istemeden…yüreğine sağlık.hoşgeldin yeniden.
11 Ekim, 2008 Cumartesi
En sevdiğim Eylülü, en sevdiğim ekimi, en sevdiğim mevsimi anlatmış kalemin. Yüreğinden yüreğime dökülüyor bütün sonbahar esintisi, sarı yapraklara vuruyorum kendimi. Şimdi ise geçmişimi sildiğim, geleceğimde tek bir sayfa açtığım bir 8 ekim hatırası var bende. O yüzden hep dilimde şu şarkı ”Biliyorsun seni ben, sonbaharda sevmiştim” Teşekkür ederim canım, hep böyle kal, hep bizde kal olur mu?
11 Ekim, 2008 Cumartesi
Merhaba arkadaşlar..Nedense yazarken ve yorumlarınızı okurken doluyor gözlerim..Siz anlattın diyorsanız inanıyorum tabiki..Çok da teşekkür ediyorum..Siz istediğiniz sürece burada olacağım..Başka türlüsü artık mümkün mü??Yüreğim sunak taşında çünkü..
11 Ekim, 2008 Cumartesi
Ne güzel de anlatmışsınız… Çiçekleri sevmek başka bir tutku olsa gerek ama sizin gibi birine rastlamadım bu konuda hiç bu hayranlık nereden geliyor acaba?
12 Ekim, 2008 Pazar
merhaba güzel dostum
adı sonbahar eylül veya ekim yaralı yüreğime dolu dolu anıları yıkıp gitmiş bir sevdanın yangınları alev alev yanmakta tamam unutacagım derken bir cümle bir kelime tüm anıları dolu dizgin seriyor seven yüreğime sevmek o sevgiyle yıllarca yaşamak aslında olmazsaydı insan yıllar sonra terk edildiğindebu kadar altında ezilmez seviğsinin aslında degerinden fazla deger vermekten benim başıma geldi bunlar dilerim dostlarımın başına gelmesin saygılar
12 Ekim, 2008 Pazar
Sunak Taşı
sunma
göz yaşlarını
sunak taşı değil
duygularım
öylesine
yoksun ki
yaşamdan
şaman değilim…….
kaldırımların üzerinde serpilen kumlar
arasından göz kırpan çimenler
sarı zeybek halaylar boynunda gerdanlar
arkadaş arkadaş olalı gözlerinde çiçekler
mevsimelerin yada ayların ömre yetemdiği anlar
duyguların kemikaze yaptığı sonlar
içimdeki sevgiler mazvi denizle eşdeger
her renk bir başka güzel kalemindeki duygular
12 Ekim, 2008 Pazar
neler yazmışsın böyle süpersin ve gayet güzel anlatıyorsun eline diline sağlık bizler seni seviyoruz sözde değil gerçekten ve bilmiyorum burada seni sevmeyen var mıdır ki sanmam sen yaz o güzel yazılarını çiçek
13 Ekim, 2008 Pazartesi
Günaydın ve çok teşekkürler yorumlarınız için..Etraf sarı ve hüzün dolu gibi..Ama dediğim gibi sarı yaşamın rengi bende..Ve ben çiçek tekıntımın nereden geldiğini bilmiyorum..Sadece seviyorum çiçekleri..Ama sevgim çiçeklerle sınırlı değil kesinlikle..Temelde yaşamı belki..Selamlar yeniden..
13 Ekim, 2008 Pazartesi
günaydın,öncelikle hoş geldin,şu an dışardayım cafden yazıyorum,ekim ayı sanki sende çok iz bırakmış gibi,evet gülendam burası keşfetme yeri güzelllikleri dostluykları keşfetme yeri ben de öyel düşünüyorum.bloktaki tüm dostlarımı burada keşfettim ben,çok mutluyum onlarla,mesela sen,senin sayende çiçekleri doğayı bir başka sever olduk,iyiki varsın sakın kaybolma bi daha:((( yokluğun belli oluyor çünkü,çiçekler b,le hep mahzun kaldı.tekrar hoşgeldin.
13 Ekim, 2008 Pazartesi
Sevgili arkasaım…
Dört mevsimde nimettir aslında her anı her karesi her insanın yüreğinde anılarla doludur.Ben mevsimleri dört kişilik bir aileye benzetirim.Yaz mevsimi,baba,kış anne ilk bahar ve sonbahar çocuklar.Belki sevdiğim insanları yaz mavsiminde kaybettiğim için yazı sevmem.
Kış kadarda annem soğuk olduğundan hep üşürüm
ama ilk ve son bahar benim çocuklarım….
13 Ekim, 2008 Pazartesi
Merhaba sevgili arkadaşlarım..Sizde hoşgeldiniz..Sağolun değerli yorumlarınız için..Evet her mevsim kendine göre güzel..Ama asıl güzellik dost yüreklerde.Teşekkürler içtenlikle..
13 Ekim, 2008 Pazartesi
KAZ AYAĞINI ANLATTIĞIN YAZINA NE OLDU GÜLENDAMIM
14 Ekim, 2008 Salı
haklısın gül abla bende seni seviyorum =) klavye işi tamam onu geçeriz ama en azından mouse u yuttursam olmaz mı =p şaka şaka.. ailemle şimdilik işler iyi yurtdışı işini kabul ettiler gibi bakalım ilerde ne olur…
14 Ekim, 2008 Salı
Silinmiş Patpatim..Oda yaban gülü yazısıda..
Evet cadım, beni anladığını biliyorum..Maus serbest.Hakkında hayırlısı olsun..İyi yetişmek için yurtdışıda şart değil..Nerede kendini iyi hissediyorsan.Geleceğinin çok iyi olacağından eminim..Önemli olan istemek çünkü..Çok teşekkürler yorumlarınız için..