Nar Ağacı değilem….Her gelene eğilem..
7 Mayıs 2008 Çarşamba | İhbar Et | Etiketler : yazı
BİR SABAH KAHVESİ İÇELİM Mİ??
Hatırlıyorum da eskiden komşular, birbirine çatkapı gidebilirdi..
Sabah erken saatlerde bile, dış kapıdan içeri, "hu komşu" diye veya komşunun adıyla seslenilirdi..Evin beyi işe gönderilmiş, anne ve kızlar, keyif çayı eşliğinde günlük yemek, ev işi programını yaparken, komşu masaya davet edilir, Allah ne verdiyse buyur edilirdi..Ne sıkıntı ne stres..Ne günlerce önceden başlayan hazırlanma prosedürü..
Çok çok, temiz; tabak, çatal, bıçak ve bardak, bitmişti..Komşu da genelde nazlanmaz, evin kızlarına akran gibi takılır, şen şakrak sohbet edilirdi…
ÖYLEKİ; BİRİ BİRKAÇ GÜN GÖRÜNMESE MERAK EDİLİRDİ..
Özellikle uzun yaz günlerinde o kahvaltı masalarının daima sonradan gelen konukları olurdu..Bu adetti..Herkes için de aşağı yukarı geçerliydi.
Kahvaltı masaları, genelde evin arka bahçesine, bir ağaç altına kurulur, toplandıktan sonra orada, öğle yemeği ile ilgili hazırlıklara genellikle komşulardan birinin eşliğinde devam edilirdi..
İlişkiler sıcaktı gerçekten..Apartmanlara taşınınca insanlar, komşuluk ilişkileri maalesef, o eski sıcaklığını kaybetti..
O eski bahçeli, evler mütahitlere devredildi, bir daire veya dükkan karşılığında..
Komşuluk ilişkileri, yine yaşatılmaya çalışılıyor belki ama, kesinlikle çok daha soğuk ve resmi..
Kimse kimsenin masasına teklifsizce, davet edilmeden oturabilme yakınlığında değil artık..Ya da bana öyle geliyor..
Ama bugün bu nar ağacının altında , kahvaltıya bana davetlisiniz arkadaşlar…
BEKLİYORUM..
……………………….

7 Mayıs, 2008 Çarşamba
Ne oldu da biz bu güzelim hasletlerimizi bıraktık. Bırakınız çat kapı gelmeyi ; adeta bahçe avlusunda kahvaltı yapıyor veya yemek yiyor, hatta çay içiyorken dahi nerdeyse sırtımızı dönüyoruz yollara. Hatta bardağı öylece sessiz karıştırır olduk ki kimse şıngırtıyı duymaya. Kaşıkları öyle bir bırakıyoruz ki tabak kenarlarına kimse tıkırtısını duymaya. Biz adeta sofra adabını soframızı kimseyle paylaşmamak için mi öğrenir olduk ne ? Keşke yakın olsaydık birbirimize, merhabalar deseydik, afiyetler olsun deseydik. Paylaşsaydık nimetleri ve bereket getirtseydik rızıklarımıza. Ya sizin nar ağacının altında ya da bizim portakalların veya kirazların dibinde. Selam ve Sevgilerle.
7 Mayıs, 2008 Çarşamba
Merhaba arkadaşım, portakal ağacı veya kiraz çok güzel fikir..Evet kaybettik maalesef o güzellikleri..
13 Mayıs, 2008 Salı
nar agaci bende ozeldir…anliyorumki sizde de ozel bir yeri var.. ancak sarkida, gul agaci degilem, her gelene egilem .. diyordu, siz benzesme yaparak nar agacini tasvir etmissiniz..cok guzel …saygilarimla
16 Mayıs, 2008 Cuma
Merhaba..Bunu bilmenize sevindimm.Evet nar ağacını çok seviyorum, şarkıyıda…Özellikle çiçek açmış hali, çok iddaalı, çok çarpıcı, ağacın yani…Teşekkür ettim yorumunuz için..