Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Kategori : 'Eğitim'

Fesligan Çiçeği…..

17 Haziran 2008 Salı 2 Yorum »

REYHAN DENİNCE AKLIMA HEP O ÜNLÜ ŞARKI GELİR…

 "DAĞLAR KIZI REYHAN"

 

Reyhan ya da fesleğen, denince aklıma ilk önce çok güzel bir koku sonra o ünlü şarkı gelir..

O yıl doğan kız çocuklarının çoğuna adını veren şarkı..

"Reyhan"

……………………………

FESLEĞEN (Ocimum basilicum)

Yöresel adları : Fesliyen, peslan, reyhanotu, ırıhan, rahan

Drog adı : Basilici herba / tüm bitki (kök hariç)

Eterli yağ : Basilici aetheroleum

Toplama/kurutma :Çiçeklenme aşamasında yapraklar ve çiçekli bölümler toplanır, gölge ve havadar bir yerde kurumaya bırakılır. Daha sonra ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır.

Ama saksıda yetiştirilen bitkinin taze yaprakları her zaman kullanılabilir.

Bileşim: Linalool, ve Methylchavicol içerikli eterli uçucu yağ, Cineol, tanen ve flavonlar.

Etkileri: Yatıştırıcı, gaz söktürücü, mideyi rahatlatıcı, sindirimi uyarıcı

Kullanım alanları: Fesleğen öncelikle sindirim sistemini ve sinir sistemini olumlu etkiler; şişkinlik, mide krampı, kolikler ve sindirim problemleri kullanım alanıdır. Mide bulantısını yatıştırır ve bağırsak parazitlerini öldürebilir.

Yatıştırıcı etkisi sayesinde, sinirlilik, depresyon, gerginlik ve uykusuzluk durumlarında yardımcı olur. Epilepsi, migren ve boğmacaya karşı da denenmelidir. Geleneksel olarak, anne sütünü arttırmada kullanılır.

Bitki özsuyu, sinek ve böcek ısırıklarının tedavisinde doğrudan ısırılan bölgeye sürülerek kullanılır. Fesleğen ayrıca antibakteriyel özelliğe de sahiptir.

Fesleğenin lezzetli bir baharat olarak her mutfakta bulunması gereği de anımsanmalıdır.

Kullanım biçimi: Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış fesleğen, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır, üstü kapalı olarak 10-15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak içilebilir.

Fesleğen, genellikle tıpta ve aynı zamanda yemeklik maksadıyla da kullanılır. Özellikle Fransa’da tüylü olarak 3 fut (90,4cm “1 fut = 30,4cm”dir) yüksekliğinde yetişir. Dalı, yayvan ve dörtgen biçimindedir, çiçekleri beyaz, yapraklar halka biçiminde dizilmiş sarmal şekildedir, üst tarafı toparlak ve gergin dallıdır. Yaprakların altı gri-yeşil ve siyah noktalı yağ hücreleri vardır. 1inç uzunluğunda ve 1/3inç genişliğindedir. Dokunulduğunda serinlik ve yumuşaklık hissi verir.

Farklı büyüklüklerde birkaç değişik şekilleri vardır. Yaprakları kokulu ve renklidir. Fesleğenin yaprakları çoğunlukla koyu yeşil renktedir. Kıvrık yapraklıdır ve çiçeklerinin kısa iğneleri vardır, kısa yapraklıdır ve kokusu rezeneye benzer.

……………………………………

http://www.ciceksehri.com/cicekler/reyhan/

…………………………………..

Fesleğen ya da reyhan, hatta ona bazı yerlerde sinek kanadı dediklerini bile biliyorum, hep aynı çiçeği ifade ediyor..

Ben en çok ona Reyhan demeyi tercih ediyorum..

Bana büyülü bir çiçek gibi geliyor..Ve bakın bende neler çağrıştırıyor..

Hani bazan, çok iyi döşenmiş evlere girersiniz..Hani misafirsiniz ya, evin salonuna buyur edilirsiniz..

Pahalı halılar, antika koltuklar, kristal avizeler ve değerli objeler..

Ama evin havasında net bir soğukluk vardır, elinizde olmadan üşüdüğünüzü hissedip, ürperirsiniz…

Bu kadar eşyayı bir araya getiren , bir evi yuva yapan sıcaklığı hissedemezsiniz…

Ama bazan da, çok daha mütevazi bir evde, kenar bir mahalle de mesela konuk edilirsiniz..

Etrafı tahta çitlerle çevrili, basma perdeli, çok mütevazi bir ev…

Kapıda siz önce pişen yemeğin kokusu karşılar, evin güler yüzlü kanatkar hanımından önce…

Eşyalara baktığınızda, onların ailenin mali durumuna göre, değişik zamanlarda alındığını farkedersiniz..Ama onlar bir araya sevgiyle getirildiğinden, size inanılmaz bir huzur verecektir, göreceksiniz…

Hatta öyleki, hemen oracıkta o divanlardan birine uzanmak, o evde uyumak isteği duyarsınız, böyle bir yerde uyumanın ruhunuzdaki yorgunluklara iyi geleceğini hissedersiniz..

Evin atmosferindeki huzura ve mutluluğa adeta dokunabilirsiniz…

İşte fesleğen ya da reyhan, bana hep böyle evleri anımsatır nedense…

Evin beyazbadanalı dış cephesinde, pencere önünde bitmiş bir yağ tenekesinde ekili, reyhan çiçeği..

Çiçeğin üzerine okşar gibi uzanan, kınalı parmaklı bir hanım eli..Koparmayıp sadece dokunan, o eli burnuna götürmek suretiyle çiçeği koparmadan koklama inceliği…

…………………..

Sevgili Reyhan çiçeği, bana bunları anımsatır işte..O dünya mutfaklarının da vazgeçilmezi..

Ama bende çok daha ayrı bir yeri var…

…………………………..

Hayatınızın ve hayallerinizin reyhan kokusu kadar güzel olması dileklerimle…

…………………………..

Not; Yazımı ısrarla silen arkadaşım..Okursan Reyhanın sana da iyi geleceğini bulursun..yazık sana arkadaşım ya..Gerçekten çok yazık..

E bebeğime…e…e..

7 Haziran 2008 Cumartesi 12 Yorum »

ELEDİM ELEDİM HÖLÜK ELEDİM….AYNALI BEŞİKTE BEBEK BELEDİM…

Hepimizin hayatına girmiştir, bu bebek milletinin bir üyesi…

Bazan kardeş, bazan kuzen, bazan yeğen, her neyse…

Kendileri ilk görüldüğü an sanki şartmış gibi illa birine benzetilmeye çalışılırlar…

Babaanne bebeği daha ilk gördüğü an da, aynı oğlunun bebekliğine benzediğine karar verir..Eğer bebek babaya net bir şekilde benzemiyorsa , o zaman amca ya da halaya ki bu durum bebeğin cinsiyetine göre değişir, ya da ailelerindeki herhangi bir uzak akrabaya benzeyebilir..Ama bebeğin annesine benzeme ihtimali  nedense sıfır bile değildir..Sonuçta adı gelin ya…

Kız evinden gelenlerde de görülür benzer bir eğilim ama, onlar erkek evi kadar cesur olmaz genelde..

Onların olmadığı yerde anneye sanki ne olacaksa, "bu bebek, aynı sen" diyecekler mesela, alçak sesle..

Aynı şey, kardeşi olan çocuklar için de geçerlidir..

Sanki kardeşi olan her çocuk, kıskanmak zorunda..

Kardeşin olunca sen birden, potansiyel kıskanç konumuna düşersin..

Halbuki sıkılmışsın belki tek çocuk olmaktan, ya da ne bileyim annenin babanın sürekli sana yoğunlaşmasından..Belki biraz kafanı dinleyeceksin..Veya çok sevdin belki de ilk görüşte kardeşini ..Hayır ablasın ya da abisin ya..Olmaz illaki kıskanç rolünü oynayacaksın…Kaçış yok..

"Senin pabucun dama atıldı" gibi abuk sabuk laflar…

Çocuğa, psikolojik travma yaşatmalar..

Acaba bir gün, bütün bu saçmalıklar düzelir mi??

………………………..

Bir zamanlar, hepimizin bebek olduğuna inanmak zor değil mi?..

Hepimizin yüreğinin, bir bebeğinki  gibi olması ve öylece kalması dileğiyle..

……………………………..

(Not: Hölük; çok eskiden, bez bile bulunamayan yıllarda, elenerek bebeklerin altına pet niyetine bağlanan bir tür killi toprak bu arada..)

 

Pembe papatyalar…..Pembe düşler gibi…

21 Mayıs 2008 Çarşamba 6 Yorum »

HAYALLER NEDEN HEP PEMBE KELİMESİ İLE İFADE EDİLİR?

Hayaller ve gerçekler..

Bu güzel günde felsefe yapmak istemiyorum..

Hava yaza dönmüş, ömür gün gün eksilirken, başka bir Mayıs görüp göremeyeceğimiz gayet şüpheliyken, neden beylik cümleler kurmalı?..

Herkes kendi hayatını yaşıyor sonuç da..

Hayatı, bildiği gibi yorumlamalı..

"Başkalarına zarar vermemek düsturuna uyduktan sonra", bir şeylerde üretiyorsan eğer, hele akıl sağlığı da yerindeyse insanın, her yaşanan gün gerçekleşen bir hayal aslında..

Hayal illa da kocaman bir şey mi olmalı?..

İlla gerçekleşmesi yıllar mı almalı?..

Hayal ve gerçek arasındaki, "O" ince çizgi, sınırlar doğru konmalı..

Benim için bugün sağ ve hayatta olmak dün hayal olan bir şeydi ..

Bugün yaşıyor olmak bile, gerçekleşen bir hayalimdi..

Hayatta olmak bile, düş gibiydi gerçekte..

Acıların içinde bile, umut vardı..

Ölen biriyle bile başka bir alemde karşılaşmak, hayali vardı..Gözyaşlarıyla, süzülen, insanı teselli eden..

Her nefes gerçekleşen bir hayal..

Yaşamak bir düş gibiyken, umutsuz olmanın ne alemi vardı??

Hayalleriniz gerçek, gerçekleriniz hayalleriniz kadar güzel olsun…

…………………………………..

Sarı güller…Yağmurlar…İlkbahar….

29 Nisan 2008 Salı 12 Yorum »

BİRAZDAN OKUYACAĞINIZ YAZILAR BİR KIZILDERİLİ KİTABESİNDEN ALINMIŞTIR;

Yalan bir tohumdur. Bire kırk verir. Verdiği kırkın her biri bir tohumdur ki, o da bire kırk verir…

………………………………………

Bilgi de bir tohumdur..Bire yüz verir..Verdiği yüzün her biri bir tohumdur ki; insana bilgelik, torunlarına ilham verir…

…………………………………………

Zeka sudur.Tohumları yeşertir. Yalanı da, bilgiyi de..

………………………………………..

Yetenek, topraktır. Ne ekersen onu biçersin. Ekmezsen üzerinde ayrık otu biter…

…………………………………………

Emek güneştir. Tohuma da, suya da, toprağa da hayat verir…

…………………………………….

Kader, çadıra serilen kilim gibidir. İpliğini Ulu Tanrı verir sen dokursun. Deseni sendendir, renkleri Tanrı’dan…

…………………………………..

Şans doğal gübredir..Ne zaman nereye düşeceği belli olmaz. Kilime düşerse kirletir, deseni değiştirir..

Oysa toprağa düşerse her şeyi besler..

……………………………..

BU KİTABE; OKUYANA İLHAM, YAZANA DERMAN, DAĞITANA ŞANS GETİRİR…..

…………………………

Ne olacak bu dünyanın hali…

15 Nisan 2008 Salı 11 Yorum »

Bugün güne haberlerle başladım..

Küresel ısınma…Buna bağlı olarak, buzulların erimesi..Zaten az olan içme sularının kirlenmesi…Açlık sınırında yaşayan milyonlarca insan…

Hatta, bir dilim ekmek adına başlayan, göçler…Artan çocuk ölümleri…

Ve maalesef kurgu değil bunların hepsi gerçek…

Yanısıra hırsızlıklar, hepimizi küçülten cinayetler…

İnsanın içi kararıyor, bu kesin..

Dünya kurulalı beri, hiç bir zaman çok da iyi bir yer olmamış kuşkusuz…

Ama bu kadarı da biraz fazla..

Daha kötüsü bu tablo için Mars’lıları suçlayacak halimizin de olmaması..

"Kendimiz ettik kendimiz bulduk."

Herkes az yada çok katkıda bulundu tabloya, bulunmaya devam ediyor..

Kimse yaklaşan tehlikeyi gerçek yüzüyle görmüyor, ya da görmek istemiyor…

Oysa sadece çok küçük bir kısmı dışarda ejderhanın, gövde hala gizli duruyor..

Havamız, suyumuz ve de toprağımız kirli..

Bu gerçek tüm gezegen için geçerli üstelik…

Daha temiz, bir dünya dileğiyle…

Ne mi yapalım…

İşe yarar mı bilmiyorum ama, bir ağaç dikelim mesela..

Başlangıç olarak tabi..

Bir de dua edelim bari…

…………………………………………

 

Çok uzakta olan birine…Anneme…

8 Nisan 2008 Salı 9 Yorum »

Merhaba Anne,

bu yaşta seni bu kadar özlemek normal değil biliyorum..Ama bugün seni çok özlüyorum..Aslında hiç bir zaman anakuzusu tabir edilen biri olmadım ben..Yani bütün özelini annesine anlatan..Onu talimatıyla hareket eden..Belki hiç ciddi anlamda dertleşmedim bile..Kendi dertlerimle yormak istemedim ne annemi ne babamı..Ama bu günlerde annemi çok özlüyorum…

Anneler, babalar hayattayken kıymetlerini bilmek lazım diyorum..

İstediğim ne dertlerimi paylaşmaları ne başka bir şey, sadece nefes almaları..Aradığımda orda olduklarını bilmek o kadar…

………………………………………………….. 

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.