Mor Safran..
14 Ekim 2008 Salı 13 Yorum »

YAĞMURLU BİR GÜNDÜ HATIRLAR MISIN?
O GÜNÜ BİLMEM HİÇ ANAR MISIN?
Bu yine, en güzellerden bir güzel..
Hem çok zarif, hem de çok az bulunur cinsten..
Adı SAFRAN..
………………….
SAFRAN(Crocus sativus)
Safran yetiştiriciliğinin tarihi 3.000 yıl öncesine kadar uzanır. Kültür bitkisi olan safranın doğada bulunan öncülü Crocus cartwrightianustur. İnsan yetiştiriciler, aşırı uzun tepeciğe sahip olan örnekleri seçerek yetiştirdi. Bunun sonucunda C. cartwrightianusun kısır bir mutant formu olarak C. sativus Bronz Çağı’nda Girit’te ortaya çıktı. Uzmanlara göre safrandan bahseden ilk doküman MÖ 7. yüzyıldan kalma Asurlular döneminde Asurbanipal tarafından toplatılan bir botanik kaynakçasıdır. Bundan sonra 4.000 yıl boyunca safranın 90 kadar hastalığın tedavisinde kullanıldığına dair dokümantasyon ortaya çıkarılmıştır. O tarihlerden beri Akdeniz bölgesinde hem baharat hem de ilaç olarak kullanılan safran yavaş yavaş Avrasya’nın diğer bölgeleriyle Kuzey Afrika ve Kuzey Amerika’ya kadar yayılmıştır. Son yıllarda safran üreticiliği Okyanusya kıtasına da uzanmıştır.
Safran (Crocus sativus), süsengiller (Iridaceae) familyasından, sonbaharda çiçek açan, 20-30 cm boyunda, soğanlı bir kültür bitkisi ve bu bitkiden elde edilen baharat. Bitkinin yaprakları şeritimsi, mor çiçekleri üç tepeciklidir. Çiçeği ve tepecikleri bitkiye bağlayan yaprak sapı da dahil olmak üzere erkek organları kurutularak özellikle gıda boyası ve tad verici olarak kullanılan safran bitkisi daha çok İspanya, Fransa, İtalya ve İran‘da yetiştirilir. Türkiye’de ise safran Safranbolu’da üretilmektedir. Ağırlığına göre dünyanın en pahalı baharatı, (bir gramı 5 ile 6 € arası), olan safranın anavatanı Güneybatı Asya’dır. Yetiştiriciliğine ilk olarak Yunanistan civarında başlanmıştır. Yarım kilogram safran 80.000 çiçekten çıkarılabilir.
Safran baharatının keskin bir tadı ve iyodoform ya da saman benzeri bir kokusu vardır. Bunların sebebi bileşiminde bulunan pikrokrosin ve safranal kimyasallarıdır. Aynı zamanda içine konduğu yemeklere altın gibi sarı bir renk katan, krosin adı verilen karotenoit bir boya maddesi de içerir. Bu özellikler safranı dünya çapında çok aranan bir baharat yapar. Ayrıca tıpta da kullanılır.
Safran kelimesi Arapça sarı renk anlamına gelen usfer (أَصْفَر) kelimesinden türetilen ve Arapça’da safran baharatı anlamına gelen za’feran (زَعْفَرَان ) kelimesinden kaynaklanarak Latince’ye safranum, İtalyanca‘ya zafferano ve İspanyolca‘ya azafrán olarak geçmiştir. Daha sonra Fransızca‘ya safran ve oradan da İngilizce’ye saffron olarak aktarılmıştır.
Akdeniz
Minos uygarlığı zamanında MÖ 1500–1600 yılları arasında safranın tedavi amaçlı ilaç olarak kullanıldığını gösteren saray freskleri bulunmuştur. Sonraları Yunan efsanelerinde Kilikya’ya yapılan deniz yolculuklarından bahsedilir. Maceraperestlerin oraya dünyanın en değerli safranı olduğuna inandıkları safranı bulma ümidiyle gittiği aktarılır. Başka bir efsanede Crocus ve Smilax’tan bahseder. Büyülenen Crocus ilk safran bitkisine dönüşür. Antik Akdeniz ulusları; Mısırlı parfümcüler, Gazalı doktorlar, Rodoslu kasabalılar, ve Yunan hetaerae adı verilen saray kadınları parfümlerde, merhemlerde potpurilerde, maskaralarda, kutsal sunaklarda, ve tıbbi tedavilerde safran kullanmıştır.
Helenistik Mısır döneminin sonlarında Kleopatra’nın, sevişmelerinin daha zevkli geçmesi için banyosunda safran kullandığı bilinir.Mısırlı sağlıkçılar her türlü gastroentestinal tedavi için safranı kullanırdı. Sidon ve Tyre gibi şehirlerde de safran dokumaların boyanmasında kullanılmıştır.Romalılar safranı o kadar çok seviyordu ki Romalılar güney Galya kolonilerinde yanlarında getirdikleri safranı Roma yıkılıncaya kadar oldukça yaygın bir biçimde yetiştirmişlerdir. Farklı teoriler safranın Fransa’ya tekrar dönmesini 8. yüzyılda Endülüslüler’e ya da 14. yüzyılda Avignon papalığına bağlar.
Resim;Kırmızı tepecikli (stigmalı) safran çiçeği
………………………..
http://tr.wikipedia.org/wiki/Safran
………………………..
Safran hakkında uzun zamandır yazmak istiyordum aslında..Benim safran deyince aklıma hep portakala çalan koyu sarı rengi geliyor bir çok kişi gibi. Onuda yazmayı düşünüyorum..Ama mor olanı daha güzel sanki..
İnsan onu doğal ortamında görünce büyüleniyor..
Ama yazılanlara bakınca, onun bu etkisinin çok eskiden beri var olduğunu görüyorum..
İnsanlar hep sevmiş safranı..
Sonuçda onların gördükleriyle bizim gördüğümüz safran arasında da bir fark yok ki..
Genetik yapı aynı çünkü..
Aynı şey insan içinde geçerli..
İlk insandan bu yana , üç aşağı beş yukarı insan hep benzer şeyler yaşayıp ölüyor..En azından duygusal anlamda..Aslında fiziksel ihtiyaçları da değişmiyor ki insanın..Yemek yemek en asli olanı..
İnsan hep aynı..Ama dekorlar değişiyor sadece..
Kentlerimiz daha büyük olsada, arabalarımız daha hızlı, cep telefonuyla annelerimizde konuşur hale gelsede aslında çok az şey değişti..
Safran hala göreni büyülüyor mesela..
………………..
Safran nesli tükenmekte olan zenginliklerimizden..Soğanları koruma altında bildiğim kadarıyla..Ama hala toplanmaya devam ediliyor maalesef, ticari kaygılarla..
Safranın güzelliğinin gelecek kuşaklara da kalabilmesi umuduyla..
Sevgiler selamlar..
……………………






