
PAPATYANIN HER RENGİ GÜZEL AMA..BU DA MAVİ OLANI…
EN GÜZEL ÇİÇEKLERDEN BİRİ KENDİLERİ…
Son yıllarda herkesin ağzında sakız olan kelimeler var..
Organik tarım, organik tekstil…
Küresel ısınma mesela….
Herkes konuşuyor..
Ama hala kimse tehlikenin, tam olarak farkında değil gibi…
Suyumuz, havamız, toprağımız hızla kirlendi ve kirlenmeye devam ediyor..
Hergün bazı bitki ya da hayvan türleri yok oluyor..
Küçük çıkarlar için belki..
Kazanılan paranın miktarı, kaybolan değerler gözönünde tutulduğunda, daima küçük kalıyor..
Üstelik bu güzellikler hepimize ait..
Kimsenin kişisel malı değil ki..
…………………………..
Bu çiçek, bir tür papatya..
Daha çok soğuk seviyor gibi..
Onunla benim tanışmam, çok güzel bir yaylada olmuştu..
Çok küçükken..
Muhtemelen rengini sevdim önce…
Çok güzel mor-mavi çiçekli..
En çok sevdiğim iki rengin, harika bir sentezi gibi..
Çok sayıda açıyor, uzun süre kalıyor….
Onun önünden gelip geçmek bile beni çok mutlu ederdi..
……………………
Şöyle bir düşünmek gerekiyor..
Böyle çiçeklerle dolu bir mekanda, bahçesinde mavi papatya olan bir ağaç altında mesela çay içmek mutluluğu nasıl paraya tahvil edilir, ya da bu güzelliklerden niye vazgeçilir?..
İnsanın aklı almıyor..
Aklıma eski bir yayla geliyor..
Henüz şebeke suyu yokken, sadece kuyu suları kullanılarak yaşanabiliyordu..
Kuyu yaz başında, ev sahipleri geldiğinde, genellikle tam olarak dolu oluyordu..
Öyle ki, kovayı üstten daldırarak su alabiliyordunuz..
Su daima dikkatli kullanılıyor, ağzı özenle kapatılıyordu..
Bulaşık durulama suları bile ziyan edilmiyor, genellikle kuyunun yakınına ekilen başta adalya olmak üzere bu nadide çiçekleri sulamakta kullanılıyordu..
Herşey tertemiz, pırıl pırıldı bu evlerde..
Suyu dikkatli kullanmak hijyene mani olmuyordu yani..
Yemekler bozulmasın diye bazan, kovayla kuyuya sarkıtılıyordu..
Malum her evde buzdolabı yoktu henüz..
Bazan karpuzlar veya kavun ya da üzüm gibi meyveler aynı yöntemle soğutuluyordu..
Çok yağmur yağıyordu o dönemler..
Hemen hemen her öğleden sonra..
Herşey doğaldı..
O kadar ki açığa konan ve yağmur suyuyla dolan kovadaki sularla, çamaşır yıkanabiliyordu..
İnsanın inanası gelmiyor ama, bütün bunlar gerçekti..
Kuyudan alınan, bakır kovalara konulup, ağzı bakır bir kapla kapatılan sular, içme suyu olarak kullanılıyor, kaynatılmıyor ama insanı hasta da etmiyordu..
Tadına ve soğukluğuna gelince abı hayat gibiydi..
Koşuştururken etrafta, ne gözünüze ne de ayağınıza naylon poşetler, teneke kutular çarpmıyordu..
İNSANLAR KANAATKAR; ÜRETİRKEN CÖMERT, TÜKETİRKEN TUTUMLUYDU…
Peki şimdi ne değişti?
Bunu tam olarak söylemek zor..
Gelişim ve değişim kaçınılmaz, üstelik gerekli..
Ama dengeleri iyi ayarlamak lazımdı..
Maalesef ayarlanamadı…
Hala vakit var belki…
Ama önce tehlikeyi görmek gerekiyor…
Mavi papatya gördünüz mü hiç bilmiyorum..
Ben görüyorum son yıllarda yaşadığım şehirde..Ekili olduğu bir yer biliyor, yolumu mutlaka oradan geçiriyor, göz boncuğu gibi, mor-mavi bu güzel çiçekleri görünce çok mutlu oluyorum, tıpkı eskiden olduğu gibi…
Mavi huzurun rengi, papatya ise çok özel bir çiçek…
Bunları bir araya getiren bir çiçek, nasıl güzel olmaz ki..
İnşallah diyorum, papatyalar, güller menekşeler, yaseminler ve bütün çiçekler her zaman bizimle kalır…
…………………………………….
Çiçeksiz bir dünyayı hayal bile edemiyor, etmek de istemiyorum…
İçinizdeki ve çevrenizdeki çiçeklerin hiç kaybolmaması dileğiyle..
Tüm okurlarıma mavi papatyalar benden, tüm içtenliğimle..
………………………..
Sevgi, insanı birliğe, bencillik de yalnızlığa götürür.
SCHILLER
……………………………