
KISA VE GERÇEKLE İLGİSİ OLMAYAN BİR ÖYKÜ BU…
Çok hoş bir kızdı o..Doğuda, uzak unutulmuş , küçük bir yerde doğmuştu..Fakirdi ailesi, üstelik huzursuzdu..Maddi manevi sorunlar vardı, bir yığın..
Mutlu bir çocukluk yaşayamadı..İçerde ailevi sorunlar, dışarda, toplumsal baskılar..
Ama zekiydi o ve kararlıydı kabuğunu kırmaya, daha başka türlü bir yaşama uzanmaya…
Bunun yolu belliydi onun için sadece okumaktı..Okumak ona, istediği sıçramayı sağlayacaktı..
Aileyi ikna turları, girilen ve kazanılan yatılı okul sınavları, ilkokuldan sonra, gurbet şehirlerde yaşanan bütün sıkıntılar, hep bu hayal içindi..
Başardı kumral, küçük kız..Okudu, hatta çıktı o küçük şehrin dışına, kısa bir süre için de olsa..Zaten çok ölçülüydü, hareketlerinde…İstediği sadece, insanca yaşamaktı..Ama babasının sağlığı bozulunca, mecbur kaldı kızcağız doğduğu o küçük beldeye geri dönmeye…
Kaderi miydi onu geri çağıran bilmiyordu…
Orada bir süre daha yaşayacaktı..Mutsuz bir evlilik yapacak, boşanacaktı bu arada..
Anne olamamıştı..Hayattaki en büyük uktelerinden biri, bu olarak kalacaktı..
Yaşadığı o küçük şehir, onu boğuyordu, çok yakın bir arkadaşına dert yanmıştı üstü kapalı..Arkadaşı anlamıştı onu üzen şeyleri ama, bir şey yapamamıştı..
Amansız bir derde yakalandığını öğrendi sonraları..Önce direndi yıllarca, kolay teslim olmadı..Ama zamanla azaldı direnci ve bir bahar günü, yine orada, o küçük beldede sessizce öldü..
Ölümü sevenlerince bile, çok sonra duyuldu..
Onu hemen hergün hatırlayan arkadaşı için, kanayan bir yara oldu..
Çalışmak, çabalamak, savaşmak gerekliydi kuşkusuz, hatta bir mecburiyetti…
Ama söz konusu kader olduğunda, maaalesef hepsi, "HÜKÜMSÜZDÜ".
YAZILAN DEĞİŞMİYORDU…
……………………………………………