Hayata Karşı Anlayışlı Olmak Lazım
Hayatta kimliğimizi kazandığımızdan beri hatta kendimizi bildik bileli "bir ben var bende, benden içeri" misali kendimizi anlatırız çevremize.
Ailemize, iş arkadaşlarımıza, arkadaşlarımıza, sevgilimize, eşimize , dostumuza.. Hala kimsenin bizi anlamadığını düşünürüz. Sinirlenir, öfkelenir bazen ani tepkiler veririz. Bazen küser, darılır, bazen önemsemeyiz.
Mesela çok severiz sevgilimizi, hep arayıp sorarız. Ona kör kütük aşığızdır. Yediğinden , içtiğinden hep haberimiz olur. Günün birinde artık sizinle hiç ilgilenmediğini düşünürsünüz. Önce biraz beklersiniz düzelir diye sonra başlarsınız trip atmaya. Anlamsız kaprislere , laf sokmalara , dalga geçmelere…
Oda olmadı hiç umursamıyorum seni ya da acımadı ki yaptıkların triplerine gireriz ama o sizi anlamaz devam eder. Hatta ve hatta sevgiliniz bir sorun olduğunu bile düşünmez.
Sinirlenirsiniz , anlamsızca yirmi dört saat onu düşünür durursunuz ."Nasıl ilgisini çeksem" yerini, "Onu nasıl sinir etsem" der içinizdeki şeytan. Görüşücek bir karşı cins aramak için başlarsınız rehberi karıştırmaya. Anlayışsız bir hırsa dönüşür yaptıklarınız. Ardından karşı cinsle görüşmeler peşi sıra gelir ve bir mesaj kalır telefonunuzda. Tesadüf ya , sevgiliniz olan anlayışsız insan bunu görür ve başlarsınız kavgaya. Tartışmaların ardından bir damla gözyaşı ve ellerinizi birbirinizden ayıran ayrılık kararı kalır.
Nerden nereye diye dövünür durursunuz şimdi. Seviyordunuz , siz anlayışlı biriydiniz ,o anlayışsız. Siz hata yaptınız ,o ne olduğunu bile anlamadı.
Sonuç: Severek Ayrıldık.
Söylenecek iki kelime ,açıklanarak çözümlenecek sorunlar yerine sadece koca bir anlayış bekleyen insan oğlunun geldiği nokta budur.