Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

….:::BENİ BIRAKMA:::…

13 Aralık 2007 Perşembe | Kategori Müzik 0

Git hadi git cigerim yanıyor
son gece bu beni sewsende olur
kim saracak beni kim sewecek
dur dokunma yüregim acıyor

sewme beni sewdalardan vurgunlar yedim
bana cok gördügün aşkı sen ellere ver
terkedilişim ilk degil alısır gönlüm
sewilmeden sewmek varya o daha beter
sewilmeden sewmek varya o daha beter

hadi beni öldür beni unut
hadi beni göm yanlızlıga
hadi bana hepsi yalan de
beni bırakma

…MSN NİCKLERİ…

13 Aralık 2007 Perşembe | Kategori Aşk 3

Bir gece titreyerek uyanırsan bil ki resmini öptüğüm andır…Bir gün yaşlar süzülürse o güzel gözlerinden bil ki bi tanem yokluğundan öldüğüm andır!!!..
Yaşadığım her an seni özlemeye itiyor beni ağır geliyor yokluğun beklediğimsin..Özlediğimsin..Özlemimsin!!!..
Dön artık..kelepçe vurdum…terk edip gittiğin öksüz gönlüme!!..
Gitme Ruhum…Sen yokken Hicran Düşer Bu Şehre…Gitme Sevgim…Sen Yokken Tutsak Düşerim Bir İsyan Gecesine…ÖLÜRÜM SEN YOKKEN!….
Benim için bir rüyaydın uyandım ve bittin!..Belki de sen uyandın ve ben bittim!..
Gözlerini gözlerime bıraktığın günden beri YANGINIM SANA…Herşey seni sevmekle başladı, hayallerim üşüyor dönmelisin artık…unuturum dese de unutmaz bu yürek!..
Çılgınlıklar hep sende deli olan benim…sanma ki bu sevgiye sebep olan bir benim…Ben benim diyemem ki sen olduğun yerde…gerçek sensin bu alemde…Ben ise senin gölgen!..
Kül olmuş ateş yanar mı?Buz tutmuş su akar mı?..Bu gözler seni sevdi başkasına bakar mı?..
ALIP KIRSALAR KALEMİMİ KANIMLA YAZARIM SENİ SEVDİĞİMİ!…
Ay ışığının aydınlattığı bir kumsala küçük bir dal parçasıyla SENİ SEVİYORUM yazmak isterdim ama sen hırçın bir dalga olup silersin diye yazmaktan korktum!
Tanrı insanlara sevmeyi öğretti, insanlarda birbirlerine ACI ÇEKTİRMEYİ!
Aşk bittikten sonra arkadaş kalalım dediler… Güle başka isim versen değişik kokar mı?
Hayata niye geldim diye düşünmeye başlamıştım 16’mdan sonra seninle tanışınca anladım dünya’ya geliş sebebimi!…
Önce düştüğümde kalkmayı, sonra aleve dokunduğumda acıyı, sevmeyi öğrendim, sevilmeyi…her şeyi öğrendim de yalnız seni unutmayı öğrenemedim!!..
Seni sevdiğim kadar yaşasaydım ÖLÜMSÜZLÜĞÜN İSMİNİ AŞK KOYARDIM!!!..
Eğer aşkta güzel bir an varsa o da başkalarını baştan çıkartan o yüreğin benim için kan ağladığı zamandır!…
TEK BAŞIMA DEĞİLİM; BEN VE ÜMİTSİZ AŞKIM VAR!!!…
Sen benim hayatımda olduğun sürece ne sen kimseye rakip ne de kimse sana rakipti!!..
Aşk çoraba benzer çifttir ve birbirine uymalıdır!!…
Nice insanlar gördüm kalpleri bomboş ama mutlu çok az insanlar gördüm kalpleri sevgiyle dolu ama aşk ateşiyle yanıp kavrulan hüzünlü ve mutsuz!!..
Ağlayışım terk edip gidişine değil…ben sensizken, senden diye sensizliğini de sevmiştim…Sen seninle seni de sensizliğini de alıp gittin VEFASIZIM!!!!..
Sevgiyi taşımak değil, hasreti çekmek zor, yaşamak değil, ölüm değil sevdiğini özleyip de görememek zor!!!..
“seni sevmiyorum” desende bırakmam peşini çünkü; sen istesen de istemesen de ben deli gibi seviyorum seni imkansızım!!..
Gecelerin renginde kaybedince izini, aşkımın şarkısını semalara okudum, bu ölen aşk benimdi..Onun kefen bezini ızdırabın karanlık tezgahında dokudum!!!..
Aramızdaki mesafeler aşkımıza engel olamaz çünkü varlığım senin yokluğuna aşık!!!..
Karanlık akşamlarda, mutsuz yarınlarda, yalnızken uzaklarda gülmeyi unutma!..Sevdiğin seninle olmasa da sevmeyi unutma!.Sevmeyi unutmuş olsan da sevildiğini unutma sevdam!!!..
Gül filizlendiği günden itibaren güneşe aşiktir güneş her ne kadar ayın görkemine kanıp gülünü unutsa da gül ayın görkemine kanıp güneşi unutmaz!!!..
Bir gülüşle bir merhabayla giderken ardından “DUR” diyemedim, ağladım peşinden gizli gizli seni sevdiğimi söyleyemedim!!!..
Bir sevgim var içimde lekesiz, tertemiz…bir özlem var içimde dalsız budaksız..bir de sen varsın unutulması imkansız!!!..
Kim bilir hangi akşam güneşiyle bende söneceğim, kim bilir hangi ellerden son suyumu içeceğim, belki görmeden öleceğim, fakat yine de edebiyen seni seveceğim vazgeçilmezim!!..
Belki birgün unutmayı denersen öyle biri ile unut ki sana savrulan kurşunların önüne geçebilecek kadar cesur, seni seninle ölmeyi göze alabilecek kadar seviyor olsun!!!
Bir nasihat: Kendine dikkat et. Bir rica: Sakın değisme! Bir Dilek: Beni unutma. Bir Yalan: Seni hiç sevmiyorum. Bir Gercek: Seni çok özlüyorum.
Bizim yörelerde kaderimiz doğuştan yazılır, şiirlerimiz hayatımızı anlatır, sevdamız yüreğimiz kadar mert olur, seni unuttum kelimesi sadece mezar taşına yazılır…
Unut demek kolay, gel bana sor birde, hatırladıkça göz yaşlarımı tutamıyorum, dilimin ucunda sen, başımın içinde sen, kaderimmisin, ecelimmisin sen, unutamıyorum işte…
Beni sensiz bıraktığın gün geliyor aklıma , düşünyorumda çok acı çekmiştim, ama şu anda dahada çok çekiyorum ama biliyorumki sen bu acıya hiçbir zaman değmedin beni hiç bir zaman sevmedin sen sevsende sevmesende ben seni sevdim hepde öyle kalacak..
Bitmesin isterdim umutlarımız.Bitmesin isterdim duygularımız.Ne çıkar sel olsa göz yaşlarımız.Her şey bitti artık bil bundan sonra..
Ay doğarken bir söğüdün arkasından, göl yüzünde sisli bir esintiyle, akşamın göğüsüne hüzün serperek ve yağmurdan geceye perdeler çekerek beni düşün unutma…
Elbet mutluluk elimi tutacak birgün, elbet şans bana bir kıyak geçecek ve ben güleceğim. ne yazıkki sen sadece ardımdan bakacaksın kaybına göz yaşı dökeceksin ama merak sen üzülme gülüm acıda sevgin kadar geçicidir..
Seni hiç sevmemezlik etmedim etmem edemem, seni hiç aldatmadım, aldatmam, aldatamam, ama senin hemen unutuveririm. Niye mi? Çünkü sen bunların hiç birini yapmadın!!!
Son defa esmeden denizlerime ey! Deli fırtına bağrımı yakma nereye gidersen benide götür bu sahilde beni yalnız bırakma…

Senin İsmin Ne Renkti?

28 Temmuz 2007 Cumartesi | Kategori Aşk 1
 
»

 



…tüm ışıklarını söndürdüm gözlerimde şehrin!
Siyahını çekmiştim üç-beş nöbetlerinin karşı kıyıya, hemen hemen her gece yaparım bunu. Günü teslim ettikçe düne, pembeleri solar çocukluğumun. Dibinde kırılganlıklarıyla birikir, yalnızlığımın cam askerleri.
Asılı kalır gözlerim yıldızlara… kaydıkça bilirim ki, izinde yaldızlanıp dağılır bir çaresizin daha sessiz harfleri.
Büyüdükçe, beyaz düşler bıraktı içimdeki çocuk. Açıldıkça saçlarının örgüsü, kör düğüm oldu heveslerim. Tüm inandıklarım soluksuz!
Kalpten yağmur damlaları ve isminle gökkuşağını çizmiştim beyaz kağıtlara! Toprağa düştükçe ıslak renkleri, şiirler açardı yüreğimin arka bahçesinde…. rengarenk olurdu yaşam.
Oysa şimdi !
Katili oldum papatyaların. Her yaprağında ayrılığın kan izleri kirletti mavi düş tarlamı. Sular çekildi gözlerimden. Sere serpe ölü çiçekler.
Teninin ateşine daldırıp kirpiklerimi, resmini çizerdim kızıl dokunuşlarının. Sen mi yanardın bende, yoksa ben mi kül olurdum teninde bilmiyorum. Renkleri yoktu bedenlerin, duvardaki sevişmelerde.
Öğrendim ki, renk körüymüş aşk!
ne hayalleri beyaz,
düşleri pembe..
ne umutları mavi,
huzuru yeşil!
arzuları da kırmızı değilmiş ki!
beyazda başlayıp siyahta bitermiş aşk…
belki de bu yüzdendir,
anılardaki fotoğrafların çabuk solması…
Babamın kucağında oturduğum zamanlar ne olduğunu bilmediğim her şeye – “baba mu ne? mu ne? mu? mu? …” ve hangi rengi sorarlarsa sorsunlar, hepsine – “layvicert” derdim. layvicert saçlı kız, layvicert ayakkabı, layvicert elma şekeri… tadını aldıkça kızardı dilim, ayaklarım tozlandı, layvicert saçlarını boyadım bebeklerimin banyo dolabındaki çamaşır suyuyla ve… bakıyorum da bilmediğim ne kadar az şey kalmış yaşanmışlıklarda.
Renkler, bana bakın! büyüyorum siz iç içe girdikçe… alacanızda yine de tutunuyorum hayata.
Sezen’in sarı odalarında hüzün şarkılarını yakıyorum mum diplerinde… seni düşünüyorum, yine özledim!… yine, yine, yine!
Sen ki sakıncalı sevdam, sen ki yasaklım. Büyümemin en ağır cezasısın belki de,… razıyım. Sus!
Çocuk ol yanımda, çığlıklarım zaten senden de, benden de büyük. Haykırmayacağım adını. Dokuz boğum yutkunarak koklamalıyım tenindeki yasak çiçekleri ve uyumalıyım.
…uyumalıyım da,
Kaçıncı uykusuzluğumdayım, bilmiyorum!
Karanlık, eflatun şalını çıkarmaya başladı el ele dolaştığımız sahilde. Ardın sıra kırılan ışıkları topladı ellerim gümüş tepsiye. Yaldız yaldız yalnızlık, yıldız yıldızdı gece… ve bittim.
Siyahla beyazın farkı olmadığı saatlerde, kırmızı kostümünü çıkarıp aşkın, efkarımı tütsülemek için yaktım karanlığı. Eski bir tangonun ritmiyle, dört duvarın dipsiz köşelerinde ağını örüyorum yalnızlığın… An ile anılar arasında, her defasında, bir öncekini unutup başka sözler yazıyorum bu müziklere…. aşk şarkılarım, şiirlerim ve suskun hayalin kaldı bende.
Mülteci kampındaki ölümle özgürlük arası çizgide sıkışandan farkım yok aslında. Çizgiyi geçerse ölüm, geçersem sensizlik… kalırsa işkence, kalırsam da sensizlik. İkisi de ölüm be… yokluğun ölüm.

…uzak ülkelerde olmak isterdim şimdi, hiç bilmediğim insanlar arasında, avazım çıktığı kadar bağırmak seni sevdiğimi… kimsenin anlamadığı dilde. Sonra hırsız bir rüzgar yürütmeli sesimi, sabaha karşı pencerenden içeri bırakmalı… unuttuğun ninnileri mırıldanmalıyım sana güneşin sızlayan ışığında. Bugün göğsümde uyanır mısın? saçlarımdan toplar mısın yıldızları ?
Ne çok şey sığdırdım ismine. Ne çok sevda, özlem ve onca kavga. Her şey sensin aslında. Ah bu şehir, bu sahil… her parmağının dokunuşu dipsiz kuyular açar da atar beni maviye. Saçlarımın dalgasında havalanır beyaz kelebekler. Tut, tut ki bahar sende kalsın, ben sende.
Sabaha çıkıyorum düşlerin yorgun renkleriyle. Yine yarım kalmış şiirler var yarına, yine sen dolu yaprakları dökecek zaman. Birikeceksin bende.
Karanlık gibi sarsam seni. Serilsem, sarılsam, sevişsem dizelerle, öyle bir şiir yazsam ki, hani o herkesin yazıp da yetmediği seni seviyorum’lar var ya, o bile şaşırsın. O kadar çok kullandık ki aslında, ondan mı yetmiyor sanki?
Kirpik altındaki kimsesiz sahillere bırakıyorum yaşlarımı. Esen onca mavisin bende, onca umut. Ah! bir de çıkmaza gitmese yollar. Hani akan suların toplansa coğrafyamın bakir kuyularında… konuşamıyorum!
Yorgunum!
Tüm sesleri kesildi, sesini kulağımda hissettiğimde.
Bak! bir geldin arapsaçına döndü düşlerim. Ben alışkın değilim ki -seni seviyorum- diyen adamların gerçekliğine! Sen gerçeğimsin! belki de burada yanıltıyor beni aşk.
Hafıza kaydımda ne varsa sildim, kim varsa zaten kendini sildi gittiğinde. Şimdi kaydını tutuyorum öpüşlerinin ve fısıldadığın şiirlerin. Söndürdün şehrin tüm ışıklarını, göz kapaklarımda! …İşte şimdi yanımdasın. Bak, çekilirken gece, portakal çiçekleri koktu güneş. Duyuyor musun?

Renklerim, düşlerim yorgun
Beyazdan çaldım gecemi
Söylesene, senin ismin ne renkti?..
tüm ışıklarını söndürdüm gözlerimde şehrin!
…Karanlıktayım. Cry

dsadas