öyle bir gün…
Bir haftayı daha bıraktık geride ömürden acı tatlı eksilen yedi gün…gerçektende günler ne kadar hızla geçiyor ömürler biterken…beklentiler, özlemler olamayan olabilen derken büyükçe bir kaos aslında hayat çözemediğim çözmeye çalıştıkça dolaşan ip çilesi gibi ömrümüzün çileside bitmiyor vesselam…iki gündür nihayet yaz sıcağı ile biraz gözüm gönlüm ısınırken bir şeyler yüreğimi üşütüyor ne yazık ki…yemyeşil doğa bakmaya doyum olmuyor ama hiç bir şeyde yerini bulmuyor, hayatlar hep kırık dökük…medeniyet dediğimiz gerçekten canavar!!! ne hayatları yedi yuttu da hala alamadı bizden hıncını…bizde ondan alamdık beklediğimizi…kısır döngüler bizi çaresiz sessiz çığlıklarda yavaş , yavaş yok ediyor…tavizler,suistimale dönüşürken çok can dediklerimizden yediğimiz darbeler hayatı çekilmez kılıyor…oysa bu kadar uzunmu ömrümüz yarınımız varmı? ikinci bir şansımız olacakmı hepsi birer muamma iken nedir bu çelişkilerin nedeni…ya acaba hep çocukmu kalsaydık böyle olabilirmiydi acıları tanımasaydık… acı sadece koşarken düştüğümüz de kanayan dizimizde duyduğumuz acı olarak kalsaydı keşke…neden her acıyı yaşamak zorundayız. sevdiğimizden gördüğümüz bir ters davranış neden kanatır içimizi…bir anne hatırını saymayan onu ihmal eden yavrusuna nasıl kırılır…çocuk için bu çokta önemli değildir takii yıllar sonra aynı davranış ile karşılaşıncaya kadar…herşeyin bir bedeli var elbet , ama şu kısacık hayatı çekilmez yapmak için küçücük bir ateş parçası yetiyor…nasılda hazırız patlamaya nasılda alevleniyoruz hemen ,ve devamı ah keşkeler…mantıklı olmak ılımlı olmak nasıl siliniyor bir anda.küçücük bir sözün söyleniş tarzı hayatı nasıl alt üst ediyor…bu hayatı güzel yaşanır kılmak bir tatlı tebessüm ile mümkün ve hiç bir sermaye gerektirmiyor sevgiyle bakan gözler her şeye kadir tatlı dille yola gelmeyecek ne varki? hiç bir şeyin baki olmayacağını bildiğimiz halde kendimize dar ettiğimiz bu zavallı yaşlı dünyamız ne güne kadar çekecek kahırlarımızı ve biz ne zaman pes edeceğiz kim bilir? sevgiyle …

22 Haziran, 2008 Pazar
Merhaba arkadaşım,siz oralarda yeşillikleri anlatırken içim acıyor,yurdum ormanları yine başladı kahpe ellerde ateş almaya,ciyerlerimiz cayır cayır yanıyor.üç günlük şu dünyada neyin intikamı bu,bir türlü sevmeyi beceremedik,bir türlü kardeşçe yaşamayı denemedik.Milli maçların gölgesinde kaldı yine acılar,hep böylemi olacak birlikteliğimiz,ya maçlarda ya savaşlarda,ortada kalan sevgilere ne oldu,neden düşmanca bakıyor gözlerimiz,neden dillerimiz iğne gibi batıyor yüreklere,bir orta yolu olmalı hayatın,bir yerde buluşmalı gönüller ama çok acilen,hemde çok…
Sevgiler ülkemden,hoşçakal.
23 Haziran, 2008 Pazartesi
:)önce bir dip not)öyle hayatla ilgili konulara değiniyoruzki (bir kaç bloğ üyesiyiz)işte bu benim içime huzur veriyor okurken iyiki varızz..
sevgili yürek dostum yazdıklarının her cümlesi aslında insanlığın getirgesi
olması gerektiren vasıflar,ve ben her zaman inandığım bir şey vardır
”ektiğini biçersin”er geç.bana bazan yok öyle şey derler,oysaki Rabbimin
her verdiğinde bir mana arasalar,işte o zaman yüreklerinde biraz vicdan,biraz
hoşgörü,anlayış,saygı,ve her insanın yüreğinde olması gerektiren sevgiyi
barındırsalar,hayat daha çekilir bir hal alırdı..Böyle anlamlı yazılarının devamı
dileğiyle yüreğimden sevgiler gönderiyorum
23 Haziran, 2008 Pazartesi
evet sevgili gordion hayat bizimle paslaşıyor…ve kim kazanıyor kim kaybediyor henüz bilen yok…ama ben şunu biliyorum ki sanırım kazanan hep zaman oluyor.kimse onun bir adım ötesinden gidemiyor yada az önce geçtğin yoldan dönüp tekrar aynı hislerle geçemiyorsun ve sana sunduğu güzellikleri hiç acımadan senden geri alabiliyor hem de kırılmış kalplere aldırmadan.zaman işte böyle acımasızlığında sürüklerken hayallerimizi kazanan yada kaybeden kim farketmiyor.
23 Haziran, 2008 Pazartesi
ömrün tarifi için bir defter düşün al kalemi eline soldan sağa dümdüz bir çizgi çek diyebilmeyi isterdim ama çizgi yarıdan önce bitiyor…ömürde çektiğimiz o çizgi ne kadar uzun görünsede defter bitiyor devamını çekemiyorsun bile.işte hayat bunun toplamı aslında çizgi nerede biter biz ne kadar daha nefes alır dünya denilen yalanın içinde ayaklarımızı ne kadar basar toprağa iz bırakırız bilinmez ama herşey güzellik ve sevgi için olsun derim…kalemine yüreğine sağlık sevgili arkadaşım sevgi seni terk etmesin sağlıcakla kal…
23 Haziran, 2008 Pazartesi
Geride bıraktığımız koskoca yedi gün değil mi? Farkında olabilsek, değerini bilebilsek geçen zamanın bir saati bile boşa harcamazdık. Bir saat, kısa bir an olsa bile o birsaatte sevgiyi anlatmaya yeter aslında. Bir tek kelimeyle kırılan kalpler onarılır, sevdiklerimizle paylaştığımız o bir saatte mutluluklar dağılır, dağılır…Saatlere sığmaz, haftalara mutluluk yazılır. Hep kahır, hep kahır. Dediğin gibi yaşlı dünyamız bir gün isyan edecek elbet. Gönlüne sağlık, sevgiler.
23 Haziran, 2008 Pazartesi
yaşadığımız dünya’yı güzelleştiren biz yaşayan insanlar değilmiyiz en büyük kusurumuz biz insanların ZAMAN kavramını iyi değerlendirmiyoruz aslında BAZEN cok kızıyorum kendimce ÖNEMLİ değerlerin kıymetini bilmiyen insan olarak gelecekteki nesillere bırakacak onların NEFES alacakları bir ülkeyi YAKIP yokeden zalim insanlara dur diyemiyoruz asıl olan bir gün değil bir hafta ,bir ay değil bir yaşama sahip cıkmak gerek yaşamda bir gün kederli bir an neşeli yaşarız bizlerin yaşam felsefesi yaşam tarzı göreneklerimzi var hepside güzel anadolu insanı DUYGUSALdır sevği dolu yüreğinize sağlık güzel dostum
23 Haziran, 2008 Pazartesi
Nekadar güzel yazmışsın arkadaşım.hayat gerçekten kısa.zaman korkunç bir hızla akıp giderken mutlulukları ertelemek neden ki..aklıma A.Karakoç ‘un şu dizelerini getirdin sevgili gordion;
Zaman gerçek, zaman ciddi diyenler
Zaman geldi, zaman gitti diyenler
Sonunda zamanım bitti diyenler
Boşa geçen boş zamana yanar mı.
26 Haziran, 2008 Perşembe
konu o kadar önemli ki..iç geçirerek okudum satırları..
sözün bittiği yerdeyim…yapacak yorumum yok..
sağolasın.