hayatın içinden
Sıcak bir gün,müstakil şirin bahçeli bir ev,ağaçlar meyveye dönmüş yemyeşil bahçedeki köpek uykuya dalmış sereserpe,evin hanımı çay yapmış,bey ile içeçek küçük mütevazi ahşap ama onların köşkünde.Sevgi okadar açık ve netki söze gerek kalmıyor hallerinden anlaşılıyor.Çaylar içiliyor şen şakrak,kahkahalar karışıyor çiçek kokularına .Derken bahçe kapısından bir delikanlı giriyor içeri, köpek bir iki havlıyor susuyor,"bey hayırdır birinemi baktın?" diye soruyor genç adama ,eli yüzü pakça genç konuşamıyor derdini el kol hareketleri ile anlatıyor.bey ",hatun açtır bu delikanlı yiyecek bişeyler getir "diyor. evin henımı tepsiye ne varsa koymuş bir büyük bardak ta çay "hadi gel ye " diyor.Delikanlı biraz mahcup ama iştahla yiyor bahçeden toplanmış terleri peynire katıp zetin, domates çok acıkmış belli.Evin beyi sadaka isteyen bu ahraz genci mahcup etmaden hareketlede olsa konuşturuyor kimsesi yok bu gencin çaresiz dileniyor." Gençlik böyle kalmaz , bu hayat böyle sürmez sana iş bulalım çalışırmısın?" deli kanlıya bir kaç parça giyecek cebine üç beş lira harçlık "hadi ge sana iş bulalım " diye vedalaşıp ayrılıyorlar evden,hanım :" bey Hasan efendiye mi?"diye soruyor, "evet hatun merak etme az sonra gelicem hoşcakal" diyor.Hasan efendi mahallenin manavı yaşlı çolcocuk yok eşi yıllar önce ölmüş yalnız yaşıyor ,yaşlandığı için artık zorlanıyor ,işler ona ağır geliyor. Delikanlı,Hasan efendinin yanında hayatına mutlu mesut devam ediyor. karnını doyurup sonra ona iş bulan bu aileyi bir ömür unutmuyor. Zaman su gibi akarken şimdi yaşı elliyi aşmış tertemiz giysiler içinde elinde kırmızı karanfiller yan yana üç mezar mezar taşlarındaki yazılar,annem, babam, büyük bababam ve adam kuran okuyor huşuu ile….
