Edebiyat Kategorisindeki bloglar

birtanem

26 Nisan 2008 Cumartesi | Kategori : Edebiyat 4 Yorum

Yoksun  yine …Bendesin,  benden  öte…  Korktuğum  bumuydu,  üzerine  titrerken  kaybetmek…Korkuların  üzerine  gitmek  ne  kadar  doğru  ne  kadar  güçlüyüm  yada  ne  kadar  çaresiz … gidişini  yaşlı  gözlerle  izlerken  koptum   dünyadan.Hayat  anlamaını  yitirmişti  günlerce  kendime  gelemedim  konuştular , konuştum  anlamsız  hesapsız. Öyle  bir  yerdeyimki…ne  bir  hedefim  var ,nede  ben  bir  hedefim herşey  nasılda  bomboş  anlamsız…yitik  zamanlar …her şeyden  bir  mana  çıkarmaya  uğraşmak  sürekli  aynı  mevzuuyu  konuşmak  olmuyor  yalnızlık  bu  dönemlerde  en  büyük  liman  fırtınada  hırpalanmış  gemiler  gibi  yalpalaya , yalpalaya  dik  durmaya  güçlü  gürünmeye  uğraşmak  nafile  için  kanarken  kırık  yarım  gülümsemeler  ama   bu  kaçış  ne  özgürlüğe   nede  esaret  altında  yaşamaya…  olmuyor   olamıyor ,hayat,   zaman  bir  yandan  yaraları  sararken  acımasız  öyle  bir  hızla  akıyorki  geçmez  dediğimiz  saatler  günler bir  çırpıda  "daha dün  gibi  ellerin  elimde  scaklığı  yüreğimde "  umudunu kesmişken  kendinden,  çereler  tükendi  derken,bir  şeyler  tutuyor  ellerinden …Hayat  herşeye  rağmen  devam  ediyor… birtanem  rahat  uyu… 

 

   

  

23 Nisan

23 Nisan 2008 Çarşamba | Kategori : Edebiyat 9 Yorum

 

ATATÜRK  DİYORKİ:

Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız

bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.”

Herkeze  kutlu  olsun.

özgürlük

7 Nisan 2008 Pazartesi | Kategori : Edebiyat 10 Yorum

Kelebekler  kadar  özgür  olmak; kısacık ta olsa hayat,  dolu  dizgin  ama  sadece kendin  için yaşamak. Son  günlerde  hep  takılır  oldu  kafama neden  özgürüm  deyip de  tutsak  hayatlar  yaşıyor milyonlarca insan.Hiç birimiz  özgür  değiliz, kendimizi belli  kalıplara  uydurarak  uyum  sağlamakla  alışmaya  çalışmakla  geçiyor  kısacık  ömürlerimiz.Başımızı  alıp  arkamıza  bakmadan  kaçımız  gitmiştir  yada gidebilir  uzak  diyarlara  sorgusuz  sualsiz  nedensiz.şöyle  dönüp  bakınca  geçen  yıllara  ne  çok  keşke  var  kendime  nasıl  haksızlık  etmişim,  ne  çok  engeller  koymuşum, koymuşlar…  aslında  ben  izin  vermişim  bu  kısıtlamalara.  Çaktırmadan  bastırılmış  susturulmuş " bir gün   mutlaka " ile  hep  saklanmış  istekler , ayıpların  günahların  gölgesinde .Oysa   bu  hayat  benim  neden  benim  olanı  ben  için  yaşayamıyorum azıcık  baş  kaldırınca  dik  başlı  oluyorum,neden  aklı  selim olduğum  halde  hesap  veriyorum,  yada  vermek  zorunda  hissediyorum  hayat  bitiyor  zaman  geçiyor  elimizde  bir  avuç  anı , acı  ve  bunlara  biraz  boya  cila  küçücük  tebessümler. böyle  bir  özgürlük  olurmu?  olmaz,  yapılmaz ayıp,  günah  ve  giden  trenlerin  gemilerin  arkasından  gözümüzde  yaşlar  yüreklerimizde  keşkeler veişte  böyle  yazılan  yazılar,ve  hep  bastırılmış  isyanlar   sessiz  çığlıklar  hep  olacak. yinede  umudun  ışığı  hiç  sönmesin  yüreklerimizde…sevgiyle.

emekçi kadının günü

9 Mart 2008 Pazar | Kategori : Edebiyat 10 Yorum

8 mart  dünya  kadınlar  günü .Üzerine  konuş , konuş  bitmez,anadır  herşeyden  önce kutsaldır    dokuz ay  taşıyıpda  sancılarla  doğurup  ne  zorluklarla büyüttüğü  çocuğuyla.Eştir  yardır canan  olur  sevdiğine   ölümüne.Evinin  hizmetcisi,  efendisi, kendini  düşünmez  kol kanat  gererken yuvasına  ,yavrusuna  kocasına bununlada  bitmez  anasına ,babasına bir  ömür  boyun  borcu  yük gelmez koştursada bir  kendine  yoktur  zamanı, bunca  işin  arasında  şaşmaz  şaşırmaz  hepsinin  ritmik  bir  sırası  vardır  sabahın  ilk  ışığıyla  başlayıp  taki  ışıkların  söndüğü  ana kadar  herkes uykuya  dalınca  ertesi  günün  hazırlığını  yapar  her  yeri  her  şeyi  kontrol  eder  ve nihayet  ışıkları  söndürüp  uykuya  geçer.Sabah  o  ritmik  koşuya  hazırlamak için  bedeni  bir  kaç  saat  olsun  dinlenmelidir  birazcık.   Ben  ne  kolay  yazdım  bir kaç  satıra  sığdırdım  oysa; kadın  bir  gün boyunca  makinaların  bile  dayanamayıp  bozulduğu  bir  tempoyla  doğa  üstü  bir  güçle   gayretle  koşturuyor.Kadınlarımız  yazmakla   bitmez  destanlar  anlatamaz.onların  kıymetini  bir  ömür bilerek  takdir  edelim  bir  gün  yetmez.Tüm  kadınların  günü  kutlu  olsun;ve  ne  olur  kılığımızla  uğraşılmasın  ne  cinsel  bir  obje  muamelesi  görsün  kadın,  nede  kara  çarşafa   bürünsün  çekin  ellerinizi  kadınlardan,siyasetinizi  başka  alanlarda  yapın.Kadınlar  sizlerde  artık  uyanın… sevgiyle.

alışamadım

17 Şubat 2008 Pazar | Kategori : Edebiyat 4 Yorum

 

Alışamadım  yokluğuna ,ne kadar  sürcek  bu  bunu da  bilemiyorum. 

Dışarda  yağmur  yağıyor,çisil,çisil bazan  bir  telaş  ama  uzun  sürmüyor  sanki   birşeye  kızmış  gibi,aynı  ben  gibi sesiz  sakin  ama birden  isyan edip  hayata, saman  alevi  gibi  parlasada  çabuk  geçiyor.Radyoda  hüzünlü  bir  şarkı  nasılda  uymuş  ortama, ağlamak  istiyor  canım  gökyüzü  gibi,gerçekleşmeyen  hayallerime,sesizliğe , hasrete , yokluğuna bu  bomboş  eve …Ne zormuş  tek başına  yaşamaya  çalışmak,herşeye   katlanıyorsun da   alışarak   yaşamakta  zorlanıyorsun , bu  acıtıyor  canını  biliyosun  her şeyin farkındasın  ama  kandine  anlatmaya  gelince  kelimeler  yetmiyor…Hayat böyle  bir şey,an  oluyor  güzünden  yaşlar  geliyor   gülmekten,bazanda  karamsarlık  sarıyor  seni  esir  alıyor ne   yapsan  boş  her  şey  anlamını  yitirmiş  sadece  büyük  bir  boşluk,  silmek istesende  dünü  bu  günü  nafile  hiç  birşeyi görecek  durumda  değilsin.Dışarda  yağmur  yağmaya  devam  ediyor  gönüldeki  fırtına  ne  gemiler  batırmışta  arkasından  yas  tutuyor  gözlerinde  sağnak  yağışlar  yürek  buz  tutmuş  ellerim  üşüyor… sevgiyle. 

Anladım

9 Şubat 2008 Cumartesi | Kategori : Edebiyat 3 Yorum

Anladım

Öyle bir hayat yaşıyorum ki,Cenneti de gördüm Cehennemide.

Öyle bir aşk yaşadım ki, tutkuyu da  gördüm pes etmeyide.

Bazıları  seyrederken  en önden,kendime bir sahne buldum oynadım.

Öyle bir rol vermişler ki, okudum,okudum anlamadım.

Kendi kendime konuştum bazen evimde,hem kızdım hem güldüm halime.

Sonra dedim ki "söz ver kendine".

Denizleri  seviyorsan,  dalgalarıda seveceksin.

Sevilmek istiyorsan ,önce sevmeyi bileceksin.

Uçmayı seviyorsan, düşmeyide bileceksin.

Korkarak yaşıyorsan, yalnızca  hayatı seyredersin.

Öyle bir hayat yaşadım ki,son yolculukları erken tanıdım.

Öyle  çok  değerliymişki  zaman,hep acele etmem bundan,anladım…

                                                                                             NİETZSCHE

Ne  güzel  yazmış  yazar; herkesin  payına düşen  bir şeyler var içinde  ben  kendimi  buldum  bu  satırlarda  paylaştım  sizlerle.sevgiyle…

bakmak görmek

7 Şubat 2008 Perşembe | Kategori : Edebiyat 2 Yorum

Bir zamanlar  dört  oğlu  olan bir  adam varmış.Çocuklarının  erken  karar  vermeyip,ön yargılı  davranmamaları için  onlara  bu konuda  eğitim vermek istemiş.Böylece her birine belirli  aralıklarla uzak  bir  yerde  duran ağacın  yanına  gidip bakmalarını istemiş. İlk  oğlan  kışın  gitmiş  ağaca  bakmaya,ikinci  oğul   ilkbaharada ,üçüncü  oğul  yazın,dördüncü  oğul  sonbaharda  gimiş  ağaca  bakmaya. baba    Geri  döndüklerinde  oğullarını  bir araya  çağırıp,"neler  gördünüz? " diye  sormuş

Birinci  oğul:Ağacın  kupkuru , cansız  çok çirkin  ve  yaşlı olduğunu  söylemiş.

ikincioğul:Ağaç  yemyeşil  ve canlıydı  demiş.

Üçüncü oğul:Çiçeklerle  süslü  misler gibi  kokuyordu  muhteşemdi  daha  önce  böyle güzel  birşey  görmedim demiş.

Dördüncü oğul:Hepiniz haksızsınız ben  baktığımda  ağaç  ,meyvelerle doluydu  demiş.

Yaşlı  adam  gülümseyerek,"Hepiniz haklısınız,zira  her biriniz farklı  mevsimdeki  hallerini  gördünüz  ağacın" der.

Oğullarına"Bir  ağacı  veye  bir insanı,kısa bir süre içinde tanıyamayacaklarını anlatır.Gerçekleri  ancak  dört mevsimi  yaşayıp  farklarını  görabileceklerini  söyler.Kışın  vaz geçersen, ilkbaharın niğmetlerinden olursunuz,yazın güzelliğinden ve sonbaharın bütünlüğünden   de.Bakmayı  ve  görmeyi  ayırt edebilmelisiniz,hayatınızı  bir  dönem yüzünden yargılamayın,etrafınızdaki her kişiyi  olduğu  gibi  kabullenip  dışarıdaki  kusurları  değil  içindeki  güzellikleri  görün".  demiş. sevgiyle…

koşuya …

28 Ocak 2008 Pazartesi | Kategori : Edebiyat 2 Yorum

Yaşadığımız   bu emenet hayatlar göz pınarımıza  gelip de  dayanan  yağmur damlasının  düşüp  düşmemek  arası  bir mesafe  gibi  kısa  ama  bir okadarda  sağnak yağışlarla  günlerce  kurak toprakları  suya  doyurmak  için çabalayan  muson yağmurları gibi …Nekadar  uğraşsak  nekadar  çabalasakta  ne kadar  faniyiz  aslında,benim umutlarım var  benim olacaklarım benim hayallerim  ama  hepsini nasıl nereye sığdırcağım bu kısa zaman içinde yada  o kadar çoklarki neyi nereye koyacağım  ben nasıl sığdırmışım bunca  yükü  nasıl taşımışım çok yol almışım ama  hala  aynı  yerdeyim,bu nasıl bir çelişki  bu nasıl  bir şey  hep  istersin  hiç istemezsin,git gellerde  geçer  fani hayatlar  dünyaya  yüklenselede fani  diye  o  yerindedir  fani olan insan, konar  göçer.Sıralı  ömürler yaşarız  sıramızı  öyle  böyle  savmaktır  amaç  bunu biliriz  ama  anlamını  kavrayamadan,zaman  hep bizimmiş  bize  aitmiş gibi  kabullenip  sahiplensekte  hakkını veremeden hakkımızı  yedirip  el  çekmek,   yenilmemiş gibi davranmak  ne kadar akıllıca  bilemeden. Yani   neden  bu kadar  uğraşı  sonumuz kara toprak  diye  neden bu  çekiliş  geriye, hayat   yaşamak demekse  gereğini yapmak lazım kaldığı yerden başlamak lazım hadi  ozaman  neden  gidenle gitmeye  uğraşıyoruz  her yeni gün yeni bir umut  her karanlık sonrası  gün doğmayacakmı  elbette doğacak , hayat  bitişlerle  başlayan start alan yeni  bir maraton  olmalı  zorlamadan  ama  geridede  kalmadan  ortalarda  bir yerlerde olmalıyız  kendimiz  için   ama  sadece kendimiz için  biraz  egoistce  olacak ama  kalanı  kendimize  ayıralım birazda,  hadi!  dostlar  koşuya,  sevgi dolu  bir hayata… sevgiyle. 

boş geçmesin zamanlar

28 Ocak 2008 Pazartesi | Kategori : Edebiyat 1 Yorum

En kolay  harcadığımız  en değerli  şey  dertlere derman,  hastalıklara ilaç gibi kullandığımız  ve ne yazık ki arkasından çoğu zamam  dövünerek ah  keşke diyerk iç çekişlerle  bir nefeste  tüketip  şimdiki  aklım olsaydı…  dedirten kah ağlatan kah güldüren zaman…İçine neleri sığdırmışız  neleri çıkartmışız  çoğu zaman  başkaları  için  hiçe saymışız, kimi zaman özgürüm ben  bu benim  zamanım dilediğim gibi kullanırım desekte;aslında hiç  kendimiz için kullanamadan yine bir başkası için yaşamışız farkında olmadan.Dertlenip  artık yeter desekte asla gerçekleşmeyen ufak tefek tehditten  öteye geçememiş ne yazık. Herkes hayatında  bu duyguları  yaşıyor mutlaka dolu, dolu yaşamak  nasıl  birşeydir,benim hayatımda boş bir  yer yok diyebiliyormu bir kaçımız,illaki vardır istisnalar  ama  çoğunluk değil.Hayat,  zaman ,kaliteli yaşam,beşi biryerde gibi bir kavram  saatin tiktaklarını duyduğumuz sürece  hayat iyi kötü  geçiyor demektir,dünü yaşadık eğrisiyle doğrusuyla ah keşkeleri  çoğaltarakmı  yeni güne döndük  yoksa  iyiki  yaptım diyebilecekmiyiz  mühim olanı  ne kadar  olumlu yaşandı  yaşananlar.Yinede  yeni bir güne yeni umutlarla  herşeye rağmen istediği gibi  yaşayabileceği zamanlar  hemde uzun zamanlar diliyorum …sevgiyle.

emeğe saygı

13 Ocak 2008 Pazar | Kategori : Edebiyat 3 Yorum

Hindistan da  yaşayan dünyaca ünlü  RangaGuru  adında bir ressam yaşarmış.Bu ressamın eğittiği öğrencilerden biri…Racici uzun bir eğitim döneminden sonra ,yaptığı resmi ustasına götürüp onun fikrini sormuş,Ustası "sen artık ressamsın,senin resmini halk değerlendirecek"diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına  götürüp koymasını  istemiş,yanınada kırmızı bir kalem koyarak,halktan beğenmediği yerlere  çarpı koymalarını rica  eden bir not bırakmasını istemiş.Racici  denileni yapar… Bir kaç gün sonra resme  bakmaya gittiğinde  şok olur  gördüğü  karşısında   zira  resim  kırmızı  çarpılardan görünmez olmuştur.Çok  üzülür  yüreğini koyarak  emekle yaptığı  resim kırmızı bir duvar sanki…

, ustasına  gösterir tabloyu  bu işin bittiğini  söyler …Usta  Ranga  üzülmemesini  yeniden resim yapmasını  ister.Racici  yeniden resim yapar  ustasına götürür,usta " yine aynı  şehir meydanına ama bu sefer renkli  boyalar ve  fırça bırak resmin yanına ve insanlara beğenmediğiniz yerleri lütfen düzeltin diye not  bırak " der…Racici denileni yapar,bir kaç gün sonra resme bakmaya gider  resme hiç dokunulmadığını  görür çok sevinerek  ustasına  durumu anlatır.Ranga Guru "sevgili Racici ,sen birinci konumda insanlara fırsat verdiğinde,ne kadar acımasız eleştirilerle karşılaştığını gördün .Hayatında resim yapmamış insanlar bile gelip senin resmini karaladılar .Oysa ikinci konumda onlardan hatanı  düzeltmelerini, yapıcı olmalarını istedin ;yapıcı olmak eğitim gerektirir… Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı ,cesaret edemedi Sevgili Racici mesleğinde usta olman  yetmez bilgede olmalısın…Emeğinin karşılığını ne yaptığından haberi  olmayan insanlardan alamazsın.onlara göre senin emeğinin hiç bir değeri yoktur .Sakın emeğini bilmeyenlere sunma  ve asla bilmeyenle  tartışma."…saygıyla başlar her şey  eğitimle pekişir hayat  birikimlerle  bilgelik verir .sevgiyle…