Edebiyat Kategorisindeki bloglar

Hayata başlamak…

8 Temmuz 2008 Salı | Kategori : Edebiyat 3 Yorum

Hayata baslamak…
Esinden bosanmis… Ayni günlerde ortagi oldugu sirket krize girmis. Hersey üst üste gelmis. Varlikli ve mutlu bir ingiliz yurttasi olan Richard Wilkins bir gecede kendini bes parasiz ve yapayalniz buluvermis.

Gerçek zenginligi iste o noktadan sonra yakalamaya basladim, diyor. Nasil mi? Hayatin anlamini kendi dünyasina yerlestirerek, yeni bir hayat bakisi olusturarak.

Bugün eskisinden daha zenginim, diyor Wilkins, para ve malla degil duygularimla daha zenginim. Anladim ki, sizi etkileyen seyleri degistirmeyi her zaman basaramazsiniz. Ama onlarin sizin üzerinizdeki etkisini degistirebilirsiniz . Bunu basardiginiz anda gerçek zenginligi ve mutlulugu yakalamissiniz demektir. Richard Wilkins Ingiltere’de piyasaya çikan "Mental Tonic" (Zihin Açici) adli kitabinda yasam felsefesinden süzdügü ilkeleri siraliyor. Iste onlardan birkaçi:

* Gerçek degisim kimi eski seyleri farkli görmeye baslamaktir.

* Pencerenizin cami kirliyse disari çikip manzarayi parlatmaniz bosunadir.

* Eger siz kendinizi sevmiyorsaniz baskasi neden sevsin.

* Ana babaniz dogumunuzdan sorumludur, yasaminizdan degil.

* Eger kendinize yön ariyorsaniz yolunu kaybetmis birine sormayin.

* Dostluk, ayri olduklari zaman insanlari birlikte tutar.

* Fedakarlik çiçegin köküdür.

* Geçmisi bir kitap gibi kullanin, eviniz gibi degil.

* Birçok insan hayatinin büyük bölümünü oldugundan farkli görünebilmek için heba eder.

* Ilerlemenizin önündeki en büyük engel kendinize güvensizliginizdir.

* Aci, mutluluga göre daha çok sarki bestelemistir. 

* Her davranisinda baskalarinin onayini arayan kimseler hayatin birçok güzelligini iskalar.

* Satihta hazine bulamazsiniz. 

* Kahkaha ruhun dansidir.

* Mucize, enerjinizi korkularinizi degil rüyalariniza verdiginiz zaman baslar. 

* Karsisinizdakini dinliyor musunuz, yoksa konusmak için sira mi bekliyorsunuz?

* Ikiyüzlülük sadece sahibi tarafindan görülemez..

* Hayatinizi bir para kazanma denemesi olarak kullanmayin.

* Cennete gitmenin iki yolu vardir  1) Gerçekten öldügünüz zaman 2) Gerçekten yasadiginiz zaman

* Gerçek zenginlik vaktinizi insanlara vermektir, para karsiligi satmak degil.

* Müzigi notalarin arasindaki sessizlik yaratir.

* Mutluluk makineye benzer. Ne kadar basit olursa o kadar az bozulur.

anlaşılmak…

23 Haziran 2008 Pazartesi | Kategori : Edebiyat 15 Yorum

Geçmiş…olmuş  bitmiş  bu  kadar  basit,bir  kelime  oysa  içinde  ne  kadar  çok  şey  var  tek  tek  anlatmaya  kalksak  ne  sayfalar yeter  nede  tam  anlamı  ile  anlatacak  kelimeler  bulamayız….ama  bitmiş  dünüşü  yok  kırılmış  dükülmüş  yapıştıramaz  en  güçlü  yapıştırıcılar…ama  bir  tatlı  söz " seni  herşeye  rağmen  seviyorum"  diyebilmek  bir  sevgiliye,  evlada, anaya , ataya  hatta  kuşa  böceğe  hiç  zor  değil,  tek  derdimiz  aynı  şeyleri  konuştuğumuz  halde  farklı  algılamak…  anlatamamak  anlaşılmamak …dinlemeyi  öğrenmemiz  lazım. kuşak  çatışması  diye  bir  terim  dilimize  dolanmış…aslında  sadece  bakış  açısı yarı  yerine  kadar  su  dolu  bir   bardağın  sulu  ve  susuz  yerine  bakmak  hepsi  bu  bir  soldan  biri  yukarıdan  derken  farklı  yerlerden  görmek…tartışmayı  bilmek  kavga  etmeden  hayatı ti ye  almak  alay  etmeden  bu  kadar  zormudur?aslında  hiç  değil…sevginin  açamayacağı  ne  bir  kapı,  ki  ne  kadar sağlamda  olsa ,  nede  bir  yürek  yoktur  sevgi  her  kapının  tek  anahtarı  ve  eminim  biraz  sabır  biraz  hoşgörü   ile  üstesinden  gelemeyeceği  hiç  bir  kuvvet  yoktur…karşılıklı  haklarımıza  saygı  göstererek  sevgi  ile  bütün  zorları  yok  edeceğimizi  biliyorum  haytta  hiç  bir  konu  dört,dörtlük  olmuyor  bunu  bilerek dört  üçlük  yapabiliriz  ne dersiniz:))))sevgisiz  kalmayın,

öyle bir gün…

22 Haziran 2008 Pazar | Kategori : Edebiyat 8 Yorum

Bir  haftayı  daha  bıraktık  geride  ömürden  acı  tatlı  eksilen  yedi  gün…gerçektende  günler  ne  kadar  hızla  geçiyor  ömürler  biterken…beklentiler,  özlemler  olamayan  olabilen  derken  büyükçe  bir  kaos aslında  hayat  çözemediğim  çözmeye  çalıştıkça  dolaşan  ip  çilesi  gibi  ömrümüzün  çileside  bitmiyor  vesselam…iki  gündür  nihayet  yaz sıcağı  ile  biraz  gözüm  gönlüm  ısınırken  bir  şeyler  yüreğimi  üşütüyor  ne  yazık ki…yemyeşil doğa  bakmaya  doyum  olmuyor  ama  hiç  bir  şeyde  yerini  bulmuyor,  hayatlar  hep  kırık  dökük…medeniyet  dediğimiz  gerçekten  canavar!!!  ne  hayatları  yedi  yuttu da  hala  alamadı  bizden  hıncını…bizde  ondan  alamdık  beklediğimizi…kısır  döngüler  bizi  çaresiz  sessiz  çığlıklarda  yavaş , yavaş  yok  ediyor…tavizler,suistimale  dönüşürken  çok  can  dediklerimizden  yediğimiz  darbeler  hayatı  çekilmez  kılıyor…oysa  bu  kadar  uzunmu  ömrümüz  yarınımız  varmı? ikinci  bir  şansımız  olacakmı  hepsi  birer  muamma  iken  nedir  bu  çelişkilerin  nedeni…ya  acaba  hep  çocukmu  kalsaydık  böyle  olabilirmiydi  acıları  tanımasaydık…  acı  sadece  koşarken  düştüğümüz de  kanayan  dizimizde  duyduğumuz  acı  olarak  kalsaydı  keşke…neden  her  acıyı  yaşamak  zorundayız.  sevdiğimizden  gördüğümüz  bir  ters   davranış  neden  kanatır  içimizi…bir  anne  hatırını  saymayan  onu  ihmal  eden yavrusuna  nasıl  kırılır…çocuk  için  bu  çokta  önemli  değildir  takii  yıllar  sonra  aynı  davranış  ile  karşılaşıncaya  kadar…herşeyin  bir  bedeli  var  elbet ,  ama şu  kısacık  hayatı  çekilmez  yapmak  için  küçücük  bir  ateş  parçası  yetiyor…nasılda  hazırız  patlamaya  nasılda  alevleniyoruz  hemen  ,ve  devamı  ah  keşkeler…mantıklı  olmak  ılımlı  olmak  nasıl  siliniyor  bir  anda.küçücük  bir  sözün  söyleniş  tarzı  hayatı  nasıl  alt  üst  ediyor…bu   hayatı  güzel  yaşanır  kılmak  bir  tatlı  tebessüm  ile  mümkün  ve  hiç  bir  sermaye  gerektirmiyor   sevgiyle  bakan  gözler  her şeye  kadir  tatlı  dille  yola  gelmeyecek  ne  varki?  hiç  bir  şeyin  baki  olmayacağını  bildiğimiz  halde  kendimize  dar  ettiğimiz  bu  zavallı  yaşlı  dünyamız  ne  güne  kadar  çekecek  kahırlarımızı  ve  biz  ne  zaman  pes  edeceğiz  kim  bilir?  sevgiyle  … 

anlaşılmak

22 Haziran 2008 Pazar | Kategori : Edebiyat Yorum Yok

Anlaşılmak

22 Haziran 2008 Pazar | Kategori : Edebiyat 1 Yorum

saat sabaha çeyrek var…

6 Haziran 2008 Cuma | Kategori : Edebiyat 15 Yorum

kör  karanlık  geceler…  saat  sabaha  çeyrek  var…

kirpik  diken  olmuş  kapanmıyor  gözler…   uykuya  hasret…

ne  çok  boşluk  varmış  dolmayan…ne  hasabım  bitiyor,

nede  iki kere iki dört  ediyor…

gecenin  kıyısında    anılar , benimle  saklambaç oynuyor…

yok  sayılmıyor  onca  yaşanmışlık…geçmişten  nereye  nasıl  kaçılır?

öyle  derinki  çizgiler  o çizgiler ki   birer  nehir  yatağı,

içinden  ömür  akıyor…

kör  karanlık  geceler , saat  sabaha  çeyrek  var…

6,06,08

kırmızı gül

31 Mayıs 2008 Cumartesi | Kategori : Edebiyat 8 Yorum

teşekkürler…

30 Mayıs 2008 Cuma | Kategori : Edebiyat 7 Yorum

merhaba  dostlarım,  kısacık  bir  aradan  sonra  işte  döndüm  ve  hepinizi  çoooook  özledim,    güzel  duyguları  paylaşmak  umudu  ile  kaldığımız  yerden  devam…biz  burada  kocaman  bir  dünya  yaratmışız  içinde  rengarenk  çiçeklerin  kelebeklerin  olduğu,  menfaatsiz  sevginin  paylaşıldığı  güzel  bir  dünya  ve  bu  dünyayı  sizleri  gerçekten  çok  özlemişim  sizlerinde  aynı  duyguları  taşıdığınızdan  şüphem  yok  iyiki  varsınız  hepinize sonsuz  teşekkürler …bir  ömür  dostluğu  yaşatmak  umudu  ile  sevgiler…

ilk defa korkmadım…

25 Mayıs 2008 Pazar | Kategori : Edebiyat 16 Yorum

Bu  gün  haftanın son  günü,yani  pazar  yarın  yeni  bir  hafta,çok  şey  hayal  edip  neler  olacağını  bilemediğimiz…herkesin  hayatında  neler , neler  oluyor  kimi  ağlarken  kimileri  gülüyor ; vesselam  evlerde  mekanlarda hayat  br  şekilde  sürüp  gidiyor…bütün  gün  geçmeyen  bir  başağrısı,,,  ne  yaptıysam  istediğim  gibi  olmadı  hiç  bir  şey…hayat  ne  kadar  hızla  tükeniyor  bir  ara  panik  halinde  anıları  kattım  karıştırdım…belki bir  yerlerde  sıkışıp  kalan  birzcık  teselli  bulurum  umudu  ile…ne  gezer  anı  adı  üzerinde ,,,bana  pekte  iyi  şeyler  vermedi   aksine  ağrının  şiddetini  artırdı…hava  parçalı  bulutlu,bir  ara  gökgürültülü  sağanak  oldum olası  korkarım  gök  gürültüsünden  yine  korktum …ama ilk  defa  saklanmadım  çıktım  balkona  bir  kahve  yaptım  kendime,,,oturdum  yüreğim  pır pır  etsede,havanın  tam  aksine  sakin  sessiz  yudumladım  kahvemi  yağmur  yağdı  ben  ilk  defa  yağmuru  yalnız  bıraktım  gözlerim  eşlik  etmedi  o yağdı  ben  seyrettim…son  yıllarda  ilk  defa  ağlamadım  yağmurda…sonra  nemi  yaptım  aldım  elime  boyaları  fırçaları  balkon  duvarına  içimden  geçen  bir  nehirin  resmini  çizdim  etrafında  ulu  ağaçlar ,küçük  bir  kulube   yolu  oradan  geçen  oturup  dinlensin  diye … ne  başımda  ağrı  kaldı  ne  gök  gürültüsü  şimşek  çaktı  baktı  ama   korkutamadı  beni…böyle  bir  gündü  akşama doğru  açtı  hava  benimde  hüzünlerim  kayboldu…sevgiyle.

Hüzün…

25 Mayıs 2008 Pazar | Kategori : Edebiyat 3 Yorum


ELDE VAR HÜZÜN

söyleşir
evvelce biz bu tenhalarda
ziyade gülüşürdük
pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının
ne meseller söylenirdi mercan koz nargileler
zamanlar değişti
ayrılık girdi araya
hicrana düştük bugün
ah nerde gençliğimiz
sahilde savruluşları başıboş dalgaların
yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller
elde var hüzün
o şehrayin fakat çıkar mı akıldan
çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması
sırılsıklam aşık incesaz
kadehlerin mehtaba kaldırılması
adeta düğün
hayat zamanda iz bırakmaz
bir boşluğa düşersin bir boşluktan
birikip yeniden sıçramak için
elde var hüzün


ATTİLA İLHAN