Haziran, 2008 Arşivi

anlaşılmak…

23 Haziran 2008 Pazartesi | Kategori : Edebiyat 15 Yorum

Geçmiş…olmuş  bitmiş  bu  kadar  basit,bir  kelime  oysa  içinde  ne  kadar  çok  şey  var  tek  tek  anlatmaya  kalksak  ne  sayfalar yeter  nede  tam  anlamı  ile  anlatacak  kelimeler  bulamayız….ama  bitmiş  dünüşü  yok  kırılmış  dükülmüş  yapıştıramaz  en  güçlü  yapıştırıcılar…ama  bir  tatlı  söz " seni  herşeye  rağmen  seviyorum"  diyebilmek  bir  sevgiliye,  evlada, anaya , ataya  hatta  kuşa  böceğe  hiç  zor  değil,  tek  derdimiz  aynı  şeyleri  konuştuğumuz  halde  farklı  algılamak…  anlatamamak  anlaşılmamak …dinlemeyi  öğrenmemiz  lazım. kuşak  çatışması  diye  bir  terim  dilimize  dolanmış…aslında  sadece  bakış  açısı yarı  yerine  kadar  su  dolu  bir   bardağın  sulu  ve  susuz  yerine  bakmak  hepsi  bu  bir  soldan  biri  yukarıdan  derken  farklı  yerlerden  görmek…tartışmayı  bilmek  kavga  etmeden  hayatı ti ye  almak  alay  etmeden  bu  kadar  zormudur?aslında  hiç  değil…sevginin  açamayacağı  ne  bir  kapı,  ki  ne  kadar sağlamda  olsa ,  nede  bir  yürek  yoktur  sevgi  her  kapının  tek  anahtarı  ve  eminim  biraz  sabır  biraz  hoşgörü   ile  üstesinden  gelemeyeceği  hiç  bir  kuvvet  yoktur…karşılıklı  haklarımıza  saygı  göstererek  sevgi  ile  bütün  zorları  yok  edeceğimizi  biliyorum  haytta  hiç  bir  konu  dört,dörtlük  olmuyor  bunu  bilerek dört  üçlük  yapabiliriz  ne dersiniz:))))sevgisiz  kalmayın,

öyle bir gün…

22 Haziran 2008 Pazar | Kategori : Edebiyat 8 Yorum

Bir  haftayı  daha  bıraktık  geride  ömürden  acı  tatlı  eksilen  yedi  gün…gerçektende  günler  ne  kadar  hızla  geçiyor  ömürler  biterken…beklentiler,  özlemler  olamayan  olabilen  derken  büyükçe  bir  kaos aslında  hayat  çözemediğim  çözmeye  çalıştıkça  dolaşan  ip  çilesi  gibi  ömrümüzün  çileside  bitmiyor  vesselam…iki  gündür  nihayet  yaz sıcağı  ile  biraz  gözüm  gönlüm  ısınırken  bir  şeyler  yüreğimi  üşütüyor  ne  yazık ki…yemyeşil doğa  bakmaya  doyum  olmuyor  ama  hiç  bir  şeyde  yerini  bulmuyor,  hayatlar  hep  kırık  dökük…medeniyet  dediğimiz  gerçekten  canavar!!!  ne  hayatları  yedi  yuttu da  hala  alamadı  bizden  hıncını…bizde  ondan  alamdık  beklediğimizi…kısır  döngüler  bizi  çaresiz  sessiz  çığlıklarda  yavaş , yavaş  yok  ediyor…tavizler,suistimale  dönüşürken  çok  can  dediklerimizden  yediğimiz  darbeler  hayatı  çekilmez  kılıyor…oysa  bu  kadar  uzunmu  ömrümüz  yarınımız  varmı? ikinci  bir  şansımız  olacakmı  hepsi  birer  muamma  iken  nedir  bu  çelişkilerin  nedeni…ya  acaba  hep  çocukmu  kalsaydık  böyle  olabilirmiydi  acıları  tanımasaydık…  acı  sadece  koşarken  düştüğümüz de  kanayan  dizimizde  duyduğumuz  acı  olarak  kalsaydı  keşke…neden  her  acıyı  yaşamak  zorundayız.  sevdiğimizden  gördüğümüz  bir  ters   davranış  neden  kanatır  içimizi…bir  anne  hatırını  saymayan  onu  ihmal  eden yavrusuna  nasıl  kırılır…çocuk  için  bu  çokta  önemli  değildir  takii  yıllar  sonra  aynı  davranış  ile  karşılaşıncaya  kadar…herşeyin  bir  bedeli  var  elbet ,  ama şu  kısacık  hayatı  çekilmez  yapmak  için  küçücük  bir  ateş  parçası  yetiyor…nasılda  hazırız  patlamaya  nasılda  alevleniyoruz  hemen  ,ve  devamı  ah  keşkeler…mantıklı  olmak  ılımlı  olmak  nasıl  siliniyor  bir  anda.küçücük  bir  sözün  söyleniş  tarzı  hayatı  nasıl  alt  üst  ediyor…bu   hayatı  güzel  yaşanır  kılmak  bir  tatlı  tebessüm  ile  mümkün  ve  hiç  bir  sermaye  gerektirmiyor   sevgiyle  bakan  gözler  her şeye  kadir  tatlı  dille  yola  gelmeyecek  ne  varki?  hiç  bir  şeyin  baki  olmayacağını  bildiğimiz  halde  kendimize  dar  ettiğimiz  bu  zavallı  yaşlı  dünyamız  ne  güne  kadar  çekecek  kahırlarımızı  ve  biz  ne  zaman  pes  edeceğiz  kim  bilir?  sevgiyle  … 

anlaşılmak

22 Haziran 2008 Pazar | Kategori : Edebiyat Yorum Yok

Anlaşılmak

22 Haziran 2008 Pazar | Kategori : Edebiyat 1 Yorum

Kırmızı beyaz yer gök

21 Haziran 2008 Cumartesi | Kategori : Spor 3 Yorum

bu  gece  yer  gök  kırmızı  beyaz 

dalgalan  ey  şanlı  bayrağım 

gurbette  ne  güzel  oluyo  böyle   mutlu  olmak…

yaşasın  millilerimiz…

ne  mutlu  türküm  diyene…

ya  ne  güzel  yendik…

bunca çaba ne için?

16 Haziran 2008 Pazartesi | Kategori : Dünya 9 Yorum

Merhaba  hayat  devam  ederken…her gün  biraz  daha yalnızlığa  alışırken,daha  bir  ılımlı  bakarken  etrafta  olanlara,  üstesinden  gelmeye  çalıştığımız  korkular   derken  bir  olaya  şahit  oluyorsun  ve  işte  ne  kadar  uğraşsanda  çabalansanda  hayatın  boşluğu  tokat  gibi  iniyor  suratımıza…  bu  gün  altı  gün  oldu  lauf’tayım  nürnberg’e  onbeş  dakika  uzaklıkta  şirin  yemyeşil  sakin  huzur  dolu  ama  ölü  bir  yer  sanki  bunca  güzelliğe  rağmen. hayat  sabahın  kör  karanlığında  başladığı  için  sokaklar da   sadece  köpeğini  dolaştıran  bir  kaç  insan  hepsi  bu…genelde  evde  olan  yaşlı  insanlar,  kollarında  alışveriş  sepeti  yürüteçleri  ile  haftanın   bir yada  iki  günü  sokağa  çıkan  insanlar.yan  komşumuz  bayan  merkel  94  yaşına  rağmen  bakımlı  pırıl  pırıl   yalnızlığa  adapte  olalı  çok  uzun  yıllar  olmuş  hoş  bir  bayan.kırk  yıldır  aynı  evde  oturuyor  bu  bayan…ablamın  komşusu,ablam da yirmisekiz  yıldır  aynı yerde  oturuyor.yani  bizim  vatanımız da  bu  tür  kiracı  olmak  neredeyse  imkansız  bu  kadar  uzun  yıllar  aynı  evde  oturabilme  imkanı zor.  ben  istanbulda  rum  kökenli  insanların  evlerinin  dışında  pek  duymadım  uzun  boylu  kiracı  olmak. almanlar  genelde  kiracı  olarak  veda  ederler  hayatlarına  ev  almak  pek  cazip  değildir  onlar  için  ama  tanıdığım  on  türkün  yedisi  ev  sahibi  burada…neyse  gelelim  bu  hoş  komşumuza, dün  evde  ufak  tefek  işlerden  sonra  kilere  gidecekleri  ayarlayıp  sepete  koyup  aşağı  indik  aşağıda  bir  telaş  bişeyler  olmuş  bizim  bayan  merkel  posta kutusundan  gazetelerini  almış  tam  kapıyı  açmak  üzere  eğildiğide  film  kopmuş  ağaçların  arasına  yuvarlanmış  garip  on  dakika  kalmış  ıslak  toprak  üzerinde  elleri  yara  içinde  ablamla  birlikte  komşular  kadını  kaldırp  evine  çıkarttık  bir  saat  yanında  kaldık ufak  tefek  çiziklerin  dışında  bir  şey  yok  allahtan, ama  kafasını  çarpabilir  ölebilirdi  ki  artık  kendiside  istiyor  öte  aleme  gitmeyi  bu  insanın  çocukları  var  haber  verelim  diye  diretiyoruz " hayır  istemiyorum  onlar  beni  yaşlılar  evine  gönderirler"  diye  bize  yalvarıyor.  çaresiz  susuyoruz  telefonunu  eline  verip  ayrıldık  yanından  çok  yakın  olmasına  rağmen  çocukları  bu  kadına  ilgisizler. bizde  yokmu  anasını  babasını  sokağa  atan  neler  var  ve  ben  yine  kaydım  gittim…  yalnızlık  varlıklıda  olsan  yoksulda  olsan  aynı  adı  üstünde  yalnızlık…yani  hayat  boyu  uğraş  didin  sonu  bu…dilerim  hiç  birimizin  akıbeti  dostsuz , kimsesiz ,biçare  olmasın elimizden  tutacak  birileri hep  olsun  ki  bizde  birilerinin  elini  tutabilelim…ah  vatanım  onca  yokluğa  yinede  sıcaklığın  bir  başka…sevgiyle  huzurla  kalın… 

 

saat sabaha çeyrek var…

6 Haziran 2008 Cuma | Kategori : Edebiyat 15 Yorum

kör  karanlık  geceler…  saat  sabaha  çeyrek  var…

kirpik  diken  olmuş  kapanmıyor  gözler…   uykuya  hasret…

ne  çok  boşluk  varmış  dolmayan…ne  hasabım  bitiyor,

nede  iki kere iki dört  ediyor…

gecenin  kıyısında    anılar , benimle  saklambaç oynuyor…

yok  sayılmıyor  onca  yaşanmışlık…geçmişten  nereye  nasıl  kaçılır?

öyle  derinki  çizgiler  o çizgiler ki   birer  nehir  yatağı,

içinden  ömür  akıyor…

kör  karanlık  geceler , saat  sabaha  çeyrek  var…

6,06,08

Nazım Hikmet…

5 Haziran 2008 Perşembe | Kategori : Şiir 6 Yorum
HOS GELDIN
Hosgeldin!
Kesilmis bir kol gibi
omuz basimizdaydi boslugun…
Hos geldin!
Ayrilik uzun sürdü.
Özledik.
Gözledik…
Hos geldin!
Biz
biraktigin gibiyiz.
Ustalastik biraz daha
tasi kirmakta,
dostu düsmandan ayirmakta…
Hos geldin.
Yerin hazir.
Hos geldin.
Dinleyip diyecek çok.
Fakat uzun söze vaktimiz yok.
YÜRÜYELIM…..

:)))))

2 Haziran 2008 Pazartesi | Kategori : Hayvanlar Yorum Yok

bende anlamadım bu nasıl  iş ama …