Mayıs, 2008 Arşivi

Ali amca

16 Mayıs 2008 Cuma | Kategori : Şiir 8 Yorum

Ali Amca

Geçiyor ömür
Hüzünlü bir beste gibi
Akyp gidiyor yillar
Camdaki su damlalari misali
Bir bakiyorsun
Çocugun oluyor
Kucaginda amber kokusu
Bir bakiyorsun evleniyor
Aslan gibi delikanli
Telli duvakli gelin
Sonra aynaya takiliyor gözlerin
Her çizgi geçmise bir selam
Aklina geliyor deli çaglarin
Gülüyorsun bir zaman inandiklarina
Boyun egiyorsun alay ettiklerine
Arkanda yükün artip
Önünde zaman azaldikça
Içinde bir seyler çekiliyor
Daha çok düsünüp
Daha çok aglar oluyorsun
Martilarla kavga ederken avaz, avaz
Yakamozlara sarilip
Derin mavileri seyrediyorsun saatlerce
Bölük pörçük uykularin
Korkularina bölünüyor gecenin karanliginda
Bazen de bir tebessüm yayiliyor yüzüne
Ilk sevdan siyriliyor sislerin arasindan
Elin yanagina gidiyor istemsiz
Ilk busenin sicakligini duyumsuyorsun
Ama en çok anan geliyor aklina
Farkinda misin?
Onun kucaginda gibi kivriliyorsun yatakta
Ne zaman çaresiz hissetsen
Yanina ilisip basini oksayacak saniyorsun
Ne annen geliyor
Ne de ardinda biraktiklarin geriye
Iste o zaman yapamadiklarina hayiflaniyorsun
Içinde bir seyler çirpiniyor umutsuzca

Neyse..

Simdi bos ver bunlari Ali amca
Ilacini almayi unutma
Aysel ablada çorba yapmis
Aksama getirecekmis sana
Üzülme Ali amca
Bir gün bizde yaslanacagiz
Bir gün bizde oturacagiz
yagmurlu bir pencerenin kenarina

Hem ben her gün dua ediyorum senin için
Ama sen çok yasa diyemiyorum

Biliyorum…

Aklin musalla tasinda

Can Eylül

_uacct = “UA-200495-3″;
urchinTracker();

 

sevgi bu…

14 Mayıs 2008 Çarşamba | Kategori : Edebiyat 6 Yorum

sevmek için geç ölmek için erken…

13 Mayıs 2008 Salı | Kategori : Şiir 5 Yorum

 
akşamın acı su karanlığı içinden
soğuk kadife teması yalnızlığın
şuh bir kahkaha balkonun birinden
gizli işareti midir bir başlangıcın

sevmek için geç ölmek için erken

başbaşa çay elele yürümek derken
boğaz vapurları mı iskele sancak
telefonda kaybolmak sesini beklerken
insan insanı yeniler doğrudur ancak

sevmek için geç ölmek için erken

içimdeki gökkuşağı besbelli neden
bulutların içinden kuşlar yağıyor
bir şiire başlarsın birini bitirmeden
hiç kimse gözlerine inanamıyor

sevmek için geç ölmek için erken

sevmek sevildiğini bile farketmeden
yaklaştıkça ölüm soğuk bir yağmur gibi
sevmek zehir zemberek ve yürekten
gecikerek de olsa vuruşur gibi

sevmek için geç ölmek için erken

 ATTİLA İLHAN

er mektubu

12 Mayıs 2008 Pazartesi | Kategori : Edebiyat 10 Yorum

 

Er Mektubu…

O elinde tuttuğun zarf
bir ihanet anında örülmüştür
Ve zarfın içindeki kağıt
er mektubudur görülmüştür
Doğum günüm bu gün 3 Aralık
Ve şafak karanlık
Bu mektubu sana yazıyorum anne
Dün sevdiğimle ayrıldık
Son mektubuymuş bana yazdığı
Bir daha yazmayacakmış
Demek sevda ayrılığa bir ay dayanırmış
Ve asker ocağında terkedilmek de varmış

Bu mektubu sana yazıyorum anne
Bu gün doğum günüm 3 Aralık
Ve şafak karanlık

3-5 nöbetindeydim dün gece
Bir şarjörün boşluğunda içtim son sigaramı
Ve yorgan gibi üstümü örttü kar siperde
Sabaha karşı biraz içim geçmiş
Hayalin gözümün önüne geldi anne
Kızkardeşimi de verdiğinden beri sevdiğine
Bir ben bir de sen kaldın geriye

Üzülme anne üşümüyorum
Bekliyorum elim tetikte
Bekliyorum memleketi ve seni
Ve artık beklemiyorum beni beklemeyen sevdiğimi
Beklemiyorum yüreğimi ve aşkımı
Soğuk siperde yalnız bırakan sevgiyi
Ve bekliyorum anne elim tetikte
Eğer girerse menzile vurup öldüreceğim
Hem aşkı hem sevgiyi

Geçen gece karakolu bastılar
Kurşunlar yağmur gibi yağdı üzerimize
Garip gelecek belki sana ama
Ortalık bayram yeri gibi oldu anne
Biliyormusun o an hiç korkmuyorsun
Herkes kendini bir sipere atıyor
Ve gecenin karanlığında kurşun yerine
Işıl ışıl yıldızlar yağıyor sanki üzerimize
Ve ölüm bile aklımıza gelmiyor anne
Canlar canlar gidiyor
Gidiyor canlar
Ve kimbilir ne zaman bahar

(alıntı)

Ana olmak.

10 Mayıs 2008 Cumartesi | Kategori : Edebiyat 8 Yorum

Sultan  Süleyman  zamanında ,iki  kadın  doğum  yaparlar.bebeklerden   biri  ölü  doğar,  ölen  bebeğin  annesi  kabullenemez,  dokuz  ay  karnında  taşıyıp  kucağına  alamadan  tporağa  vermeyi … bu  hal  ile  diğer  kadının  bebeğini  kaçırır. günler  süren  aramalardan  sonra   bulurlar  bebeği  çalan  kadını…  iki  kadın  birbirine  düşer… o  der  benim  bebeğim  öteki  der  benim… ne  yapsalar da  ikna  edemezler,   bebeği  çalan  benim  diye  diretir…en  sonunda  Sultan   Süleyman  getirin  kadınları    der…huzura  çıkar  kadınlar ,her  ikiside  anlatır  kendi  penceresinden.sultan  emrindekilere,

_getirin  bebeği   tam  ortadan  ikiye  ayırın  yarısı  birine  yarısı  birine  der…

bebeği  doğuran  can hıraş  atar  kendini  ortaya …

_tamam  Sultanım   ben  yalan  söyledim  bebeğin  öz  annesi  o  kadın  der.

Sultan Süleyman  bebeğin  gerçek  annesi  bu  kadın  bebeği  ona  verin  der…  diğer  kadın  sürgün  edilir…

Sultanın  emrindekiler " nereden  anladınız  ya   o  kadın  yalan  söylediyse " diye  sorduklarında   "gerçek  analar  çocuğuna  bir  zarar  gelmesin  diye  her  şeyi  göze  alandır   her  kadın  ana  olamaz,  öz  anası  olduğu  halde  bebeği  yaşasın  diye   onun  bebeği  diyebildi  bu  kadın…"der.

Ana  olmak  ne  zordur  ,ne  kutsaldır , Allahım  cenneti  sermiş  ayakları  altına…biz  evlatlar  hoş  tutalım  onları  onca  emeğin  karşılığı  sadece  sıcacık  annem  diyerek  kocaman  kucaklayıp  sevgiyle  öpmek  o  mübarek  ellerini  onları  mutlu  etmek  hiç  zor  değil.  yaşayanlara  sağlık  huzur  dolu  günler , bu  diyardan  göçenlere  selam , rahmet  olsun… sevgiyle 

 

Annem…

8 Mayıs 2008 Perşembe | Kategori : Edebiyat 6 Yorum

mahur beste

8 Mayıs 2008 Perşembe | Kategori : Şiir 2 Yorum

mahur beste

Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız

O mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırız

Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız

Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız

O mahur beste çalar Müjgan ‘la ben ağlaşırız.

Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı

Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı

Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı

Gittiler akşam olmadan ortalık karardı.

Bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra

Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara

Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara

Geceler uzar hazırlık sonbahara.

ATİLLA  İLHAN

tahammülsüz olmayalım

6 Mayıs 2008 Salı | Kategori : Edebiyat 8 Yorum

bu  gün  6 mayıs Deniz  gezmiş i  astıkları  gün  buraya  onun  anısına  resmini  koymuştum  resme   bile  tahammül  edemeyen  zihniyetleri  kınıyorum…………………………………………………………..

HIZIR İLE İLYAS

6 Mayıs 2008 Salı | Kategori : Edebiyat 4 Yorum
Hızır-İlyas Efsanesi

Hızır ve İlyas, Büyük İskender’in ordusundaki iki askerdir. Büyük İskender bir gün ordusuyla birlikte ölümsüzlük suyunu aramaya çıkar. Yolculukta, Hızır ve İlyas diğer askerlerden ayrılırlar. Bir subaşında durup, yemek için kurutulmuş balık çıkarırlar. Tam bu esnada deniz suyu balığa sıçrar, balık canlanır ve suya atlar. Böylece Hızır ve İlyas ölümsüzlük suyunu bulmuş olurlar. Bu sırada bir melek gelir. Hızır ve İlyas’ın kıyamete kadar yaşayacaklarını, fakat Hızır’ın karada, İlyas’ın denizde ihtiyacı olanlara yardım edeceklerini bildirir. Hıdrellez günü yani 6 Mayıs’ta Hızır ve İlyas’ın buluştuklarına, onların buluşmalarıyla ölü tabiatın canlandığına inanılır. Halk inanışına göre 6 Mayıs’ın yağmurlu geçmesi, Hızır ve İlyas’ın buluştuklarında sevinçlerinden ağlamalarının ve bulutların da onlara katılmalarının bir ispatıdır.

Hıdırellez

5 Mayıs 2008 Pazartesi | Kategori : Edebiyat 4 Yorum

İnanışa göre Hıdrellez, Hızır ve İlyas Peygamberlerinin her bahar başlangıcında buluştuklarına inanılan 6 Mayıs’a rastlayan günde ölümsüzlüğe erişmiş olan iki Peygamber, İlyas ve Hızır, Hıdrellez günü buluşup görüşürler. Yerleşmiş geleneğe göre Hıdrellez gününde, bu buluşmayı ve baharın gelişini kutlamak için eğlenceler düzenlenir.
Mevsimlik bayramlardan biri olan Hıdrellez, Türkiye’nin hemen her köşesinde kutlanır.
Hıdrellez gecesi Hızır’ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla, sadaka verme, oruç tutma ve kurban kesme gibi adetler de uygulanır. Hıdrellez kutlamaları daima yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, bir türbe ya da yatırın yanında yapılır.
Hıdrellez gecesi bereket vereceği inancıyla yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağızları açık bırakılır. Ev, bağ-bahçe, araba isteyen kimseler, Hıdrellez gecesi herhangi bir yere istediklerinin küçük bir modelini yaparlarsa Hızır’ın kendilerine yardım edeceğine inanırlar.
Hıdrellezde baht açma törenleri de oldukça yaygın olarak uygulanan geleneklerden.
(dilerim  herkesin  dileği  gerçek  olsun.)sevgiyle…