Aralık, 2007 Arşivi

yeni yılınız kutlu olsun

31 Aralık 2007 Pazartesi | Kategori : Edebiyat 2 Yorum

Bir koca yıl daha geride kalacak bir kaç saat sonra, şöyle bir bakınca  başımızı çeviripte geriye; nelere güldük,nelere isyan ettik ,nelere üzülüp kahrolduk ve nelerden vaz geçtik.Her ne ise  bütün bunlar geçti ve gitti iyisiyle kötüsüyle,hayatımızdan bir tomar sayfayı savurup rüzgara karşı kimi vakit kahkahalarla katıla ,katıla güldürdü,  kimi vakit kan akıttı gözlerimizden yaşadık dolu ,dolu artık  dövünmenin faydası yok ne yapsakta  kaybebedileni yerine koymak gibi bir şansımız yok,ama:ders alabildiysek , hazmedebildiysek ne mutlu insanız her daim ah keşkelerimiz olacaktır ,ne kadar az yara ile  kurtulduysak bu hayat denen savaştan  okadar  çok iyikilerimiz de olacaktır .Dilerim herkes için iyikiler  çoğunlukta olsun .Maziyi  iyi yönleri ile yaad edelim kötü yönlerinden ders alıp  untalım ,geleceğe daima umutla bakalım umudumuz asla tükenmesin sevmekten korkmadan hayata tutunalım , herşey gönlünüzce olsun yeni yıl sağlık,mutluluk  huzur bolluk ve barışla gelsin.Yeniyılınız kutlu olsun sevgiyle kalın… 

Bayramda el öpülür

18 Aralık 2007 Salı | Kategori : Dünya 9 Yorum

Güzel bir reklam var televizyonda,küçük bir çocuk sokakta kendine bir tezgah kurmuş şeker topluyor "bayramda el öpülür "diye bağırıyor. Neler gizli bu küçücük ayrıntı gibi görünsede, genelimizin yaşadığı saf tertemiz duygularla kendi çocukluğumuzu o kısacık film sahnesinde yüzümüze yayılan bir buruk gülümseyişle izliyoruz.Geçmiş adı üstünde her ne kadar ileriye baksakta,kopamayız bir türlü geçmişimizden hep özlemle anarız,bayramlarda bunlardan biridir.Bayramlar çocuklar için, büyükler için telaş ama çocuklar için ayrı bir heyecan alınan küçük hediyeler,yeni giysiler toplanılan şekerler harçlık çocuklar için unutulmaz anı olarak bir ömür kalacak ve gün gelicek  çoğumuzun dediği gibi "nerede o eski bayramlar "diye onlarda serzenişte bulunacak.Kendi adıma çok özlerim o yılları,biz gelenklerimizle varız, yeni nesil bize göre farklı anlayışta  ama çocuk için sevinçler hep aynı dilerim çocuklar hep yaşasınlar bayram neşesini. Elimizin erdiğince garip çocukları bu günlerde hiç değilse bu günlerde sevindirebilsek, onları mutlu etmek hiç zor değil küçücük hediyelerle onların gönüllerini hoş etmek. Gözlerindeki pırıltı bir ömür unutamayacağınız huzur verecektir size.Bayramlar çocuklarımız için yaşlılarımız için ve mezarlıklardaki  yakınlarımız için ve herkes için kutlu olsun…sevgiyle

Can sıkıntısı

16 Aralık 2007 Pazar | Kategori : Edebiyat 4 Yorum

Vaktin birin de,bir ülkede bir prens varmış.Her türlü imkanına rağmen yüzü hiç gülmezmiş,ne olursa olsun hayatı yaşamaya değer bulmaz,can sıkın tısından düşünür dururmuş.Bu duruma çok üzülen babası ülkenin en bilge kişisini çağırır,ve bu duruma bir çözüm bulmasını aksi halde canından olacağını ve bu durumu düzeltmek içinde bir haftası olduğunu emreder.Yaşlı bilge üç,beş gün düşünür  taşınır ama bir çözüm bulamaz.Bu yüzden canını kurtarmak için  ülkeyi terketmeye karar verir.Az gider uz gider bir köyün yakınında koyun, keçi otlatan küçük çobanla biraz ahbablık eder.Çoban yaşlı bilgenin ilgisine güvenerek,"amca ben bu gün yanıma azık almayı unutmuşum,ben köyden azık alıp gelinceye kadar koyunlarıma göz kulak olabilirmisin?"der. Yaşlı bilge elbette zevkle bakarım der, ancak bilgenin kafası hala çok karışıktır, bir çözüm bulamayıp can korkusu ile kaçmak zoruna gidiyordur ,dalgın dalgın düşünürken bir keçi yavrusunun uçurumdan aşağıya düştüğünü son anda fark eder ama keçi yavrusu düşmüştür bir kere ve düştüğü yerden hayvanın kendi başına çıkması imkansızdır.Çobana mahcup olmamak için zar zor iner uçurumdan aşağıya,keçiyi sıkıca bağlar sırtına başlar yukarı tırmanmaya çok zorlanır ama yılmadan epeyce uğrışıdan sonra çıkar yukarı,küçük çobana söz vermiştir hayvanlarına bakmaya. Okadar çok uğrşmıştırki kafasındaki sorunları can korkusunu bile unutmuştur.Birden bir şimşek çakar bilgenin beyninde "evet bir kimse ciddi olarak bir işle meşgul olur bir girişimde bulunup onu başarı ile sonuçlandırmak arzusu benliğini tam olarak kaplarsa o kişinin ne canının sıkılmaya nede üzülmeye vakti kalmaz."Bilge artık kaçmaktan vaz geçer  doğru hükümdarın huzuruna çıkr ve:"Hükümdarım,eğer oğlunuzun can sıkıntısından kurtulup hayata bağlanmasını istiyorsanız ,ona sorumluluk yükleyin,zamanını dolduracak bir meşguliyet verin.Can sıkıntısının yaşamdan hoşnut olmayışın ana sebebi başı boşluktur.Oğlunuza vereceğiniz sorumluluk ne derece ağır olursa kendini o ölçüde can sıkıntısından kurtaracak,yaşama mücadele ve azmi o derece artacaktır…Sorunsuz yaşamak belki kısa bir süre hoş gelebilir ama bence çekilmez sürekli olunca, hayat tek yönlü yaşanmaz azı karar çoğu zarar misali hayatla mücadele gücümüz hep olsun.sevgiyle.

Muhayyer

14 Aralık 2007 Cuma | Kategori : Edebiyat 3 Yorum

Önemli gizli boyutlarıyla yeryüzündeki yaşantımız,

Ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız.

Söylediklerimizle değil söyleyemediklerimizle varız…

negüzel yazmış üstat Atilla İlhan.

Yürüyüp yürüyüpte bir arpa boyu yol alamayışımız,uzun ince bu hayat yolunda, sakladıklarımız dahamı çok açıkta kalandan.Nedir yaşantımızdaki gizlediğimiz  yada esirgediğimiz,sonrasında iç çekişler ah keşkeler  döndüremeyeceğimiz zamana verdiğimiz kurban ettiklerimiz.Oysa hiç de  zor değil hissettiğimizi söylemek beyaz’a siyah diye diretmemizin haklı noktası  nedir?Nedir sıcak bir tebessümü  çok görmemiz kendimize bile, hayatımız birbirine takılı halkalar misali; bir günümüz parçalı bulutlu olsada  ertesi gün güneş o sıcak yüzünü mutlaka gösterecek. Kendimize gülümseyerek başladığımız bir gün her zorluğun üstesinden gelecek gücü bize verecektir.sevdiğimiz  için sevileceğiz,yaydığımız pozitif enerji etrafımızdakileri’de etkileyerek bize geri dönecektir.Hertürlü olumsuzluğa rağmen olabildiğince  yaşayalım hayatı… sevgiyle. 

Tebessüm

13 Aralık 2007 Perşembe | Kategori : Edebiyat 5 Yorum

Küçük bir kız, hüzünlü bir yabancuya gülümsedi.Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu.Bu ruh hali ile yakın bir geçmişte kendine yardımcı olan bir dosta teşekkür etmediğini hatırlayıp, hemen bir not yazdı yolladı.Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyif aldıki, her gün yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı. Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş almıştı.Akşam evine gierken hep aynı köşede oturan fakir adamın şapkasına bir miktar para bıraktı,adam öyle mutlu olduki, iki gündür boğazından lokma geçmemişti.Karnını doyurduktan sonra bir apartmanın bodrumundaki tek odasının  yolunu tuttu,ıslık çalarak.Öyle neşelendiki bir saçak altında titreyen köpek yavrusunu kucağına aldı. köpek gecenin soğuğundan kurtulmuştu sıcak odada oradan oraya koşturup durdu.Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı.Bir yangın başlıyordu,dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladıki önce fakir adam sonra bütün apartman sakinleri uyandı analar babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını ölümden kurtardılar.

Bütün bunlar  hiç bir maliyeti olmayan küçücük bir tebessüm’ün sonucu,hayata gülümseyerek umutla bakalım nerede ne olacak bilinmez…sevgiyle.

Düdük

9 Aralık 2007 Pazar | Kategori : Edebiyat 3 Yorum

Vaktin birinde bir serçe varmış hikaye buya,serçenin ayağına diken batmış canı çok yanıyormuş,çaresiz uçarken ekmek pişiren bir kadının yanına konmuş"neolur beni şu dikenden kurtar diye yalvarmış"ekmek pişiren yaşlı teyze dayanamamış serçenin ayağındaki dikeni çıkarıp  ateşşe atmış.serçeden teşekkür beklerken serçe cıyak,cıyak bağırmaya başlamış "neden benim dikenimi yaktın"diye.kadın çaresiz"ne yapacaksın dikeni"desede susmamış. Serçe "ozaman bana yedi ekmek vereceksin "diye diretince kadın çaresiz verir ekmeği.Serçe bir süre gittikten sonra bir çobana rastlar.Çoban "ne yapıyosun okadar ekmekle  ben açım gel yiyelim birlikte der"birlikte  karınlarını doyururlar,serçe çobanada aynı şeyi yapar "ya ekmeğimi ver yada yedi tane koç vereceksin diye diretir"çoban ne dese başedemez çaresiz oda verir yedi koçu.Serçe düşer yola  bir köye varır köyde düğün var,"serçe hadi düğün dernek koç kesilmeden yemeksiz olurmu" der.koçlar kesilir yemekler pişer yenir serçe tutturur " ya gelini vereceksiniz yada koçlarımı isterim "diye.köylü ne yapsa ikna olmaz  çaresiz verirler gelini, serçe gelinle düşer yola.Yolda bir çerçi (seyyar satıcı)  görür  çerci "hey serçe sen bir kuşsun ne yapıyorsun bu gelinle"der serçe sana vereyim bu gelini istermisin , ama sende bana şu düdüğü vereceksin" der . çerci " hay,hay  tabiki " der gelini alır  düdüğü serçeye verir. düdüğü alan serçe  yüksekçe bir kayanın üzerine konar  olanca nefesi ile üfler düdüğü ,düüüüüüüüüüüt,düüüüüüt diye uçar gider…

Bizde  bu masal serçesi gibi hiç bir şeyimiz yokken ,atıldığımız bu hayatta ne kadar adil davranıyoruz  ve ne kadar zalim olsakta son nefesimizi bir düdük gibi çalarak terk  etmiyormuyuz tüm kazançlarımızı…Sevgiyle.

insanız…

8 Aralık 2007 Cumartesi | Kategori : Kadın 1 Yorum

İnsanız,hatamızla sevabımızla;Hayatlar yaşarız iç çekişlerde yada dolu dizgin koştururken.Gözümüz hep aç nedense?  yetinmeyi bilmiyoruz elimizdeki ile  doğamız  gereği;  kıskançlık ılımlısı gıpta,hırs yumuşatılmışı azim buna benze biçok şey yaptırır bize tatminsiz egomuz.Oysa şöyle kafamızı gömdüğümüz kumdan  çıkarıp  etrafımıza bir göz atsak,tarafsız bir gözle " aman tanrım ben aslında  çok mutluyum sana şükürler olsun" diyeceğimizden eminim.Hayatta hiç bir olgu sonsuz değildir isteklerimizde bitmez bu doğrultuda, bananeci olur çıkarız.kendimizden başlayarak  biraz daha  az tüketerek  her anlamda  az tüketerek zira çok ve çabuk tüketen bir toplum olduk.  Beslenirken,giyinirken,kısaca yaşarken  hayat teknoloji ile kolaylaşırken manen bildiğimiz değerleri  kaybederek kayboluyoruz. Koca koca binalarda selamsız, tanışıksız bir şeylerin arkasına saklanıp  yaşadığımızı zannediyoruz ama, öteye  hiç bir şet almıyorlar  çıplak geldik çıplak gideceğiz, gitmeden bu dünyadan birilerinin ellirinden tutabilsek  gücümüzün yettiğince olabildiğince herkesin kendince  yapabileceği bir şeyler vardır,paylaşmayı bilmek aslolan.Kısacası kendimize ışık yakarken  bir başkasını karanlıkta bırakmayalım…sevgiyle.

kadın olmak

7 Aralık 2007 Cuma | Kategori : Kadın 2 Yorum

 

Kadın olmak ;dünyanın neresinde olursa olsun ,eğitimli,eğitimsiz ,güzel ,çirkin akıllı ,varlıklı,  yoksul  kısaca  ne olursa olsun yaşadıkları üç aşağı, beş yukarı aynı.Hiç  varlıklı ile yoksulu aynı olurmu demeyin ,biri pırlantalarla avunurken diğerinin  pazarda harcayacağı üç kuruşa  duyduğu  haz aynıdır   biri keyfinden  biri zaruretten,Herkes kendi çapında sevinir.Hiç okumamışı  da yer dayağı  yüksek okullusuda. Köylüsü tarlada tapanda , şehirlisi otobüste tranvayda ekmeğinin peşinde. Hepsi güzel görünmek  takdir edilmek sevilmek ister , kimi bulurda beklediğini dört dörtlük olmasada  kiminin  gözü yüseklerde  ulaşamayacağını bile bile.Oysa doğduğu günden biçilir  elbisesi,  bunun içine gir  dışına çıkma diye ,belirli  yükler yüklenir o küçücük bedenlere, o ayıp bu günah bir çok yasakla büyür,  gün olur kadın olur; "Kadının  adı  yok" demişya  yazar  yalan değil hani .Çeker çevirir  evini eşini, çoluk çocuk ,hayata direnişi , tutunuşu kale gibi.  Panter kesilir yeri gelince, yeri gelir nazlı cilveli nasıl becerir,   öyle öğrenmiştir  anneside öyledir,mutluluğuda mutsuzluğuda hazmetmeyi bilmiştir,harmanlamıştır hayatı.Kadın güçlüdür  yalnızda kalsa  diktir başı eğmez kolay, kolay  kendine sahip çıkmayı öğrenmiştir sessiz ve derinden,isyan etsede  gizli gizli, bırakıp gidenine  acısını hissettirmez kimselere,  etrafında  düne kadar  saygıyla , ama bu gün  alıcı  gözle bakan gözler çoğalsada…Ne çare bu toplum böyle…  kadın her nerede olursa olsun ne şartlarda yaşarsa yaşasın  katlandığıda  isyanıda aynı.İnsan  olarak  bakmayı deneyelim hiç kimse bir başkasının istemediği bir şeyi  diretme hakına sahip değildir  insanlar  insan olarak insanca yaşama  hakına sahiptir.sevgiyle.