Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Adidas ve Puma’nın hikayesi

                            

Spor malzemeleri üreten firmalar için, Dünya Kupası gibi dev organizasyonlarda ‘kimleri giydirdikleri’ hem bir prestij unsuru hem de tüketiciler karşısında önemli bir reklam fırsatı.

Dünya Kupası’na katılacak futbol takımlarının yarısından fazlası Adidas ve Puma ürünlerini kullanıyor.

Bu iki şirket arasındaki kıyasıya rekabet ise sadece iş hayatına değil, son derece şahsi bağlara da dayanıyor.

Çünkü her ikisinin de kökeni Almanya’nın güneyindeki küçük Herzogenaurach kasabasına uzanıyor.

Herzogenaurach kasabası 60 yıl önceki bir kardeş kavgası nedeniyle tam ortadan ikiye bölünmüş durumda. İki tarafın fırınları, kasapları, barları hatta okulları bile ayrı…

Kasabanın ortasından geçen nehrin iki yakası arasındaki bu ayrılık, annelerinin çamaşır odasında 1920′lerde dünyanın en hafif spor ayakkabılarını üretme hedefiyle işe koyulan Rudolf ve Adolf Dassler kardeşlerin kavgasından kaynaklanıyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde Almanya’da bir kasaba Herzogenerauch’ta iki kardeş ayakkabı yapıp satmak üzere bir atölye açarlar.

Savaş sonrası Adolph, Rudolph’a artık birlikte çalışmak istemediğini, kendine ayrı imalathane açacağını söyler. Rudolph şaşkındır. Ufacık kasabada iki kardeş ayrı imalathanelerde rekabet edeceklerdir. Kardeşine bunun mantıklı olmayacağını, bu ufak kasabada zaten insanların sayılı ayakkabı satın aldıklarını, ikisinin birden iflas edeceğini söylese de Adolph bu uyarıyı dikkate almaz ve kendine yeni bir ayakkabı imalathanesi açar.

Gerçekten de aralarında kıyasıya bir rekabet baslar. Rekabetleri doğdukları kasaba sınırlarını dahi asar. İki kardeş ayrıldıktan sonra birbirlerine küsmüşlerdir ve Adolph 1978 yılında öldüğünde tam 29 yıl dargınlardır. Bugün iki firmanın genel merkezi de bu ufak kasaba Herzogenerauch’tadır. Adolph Dassler’in ayakkabı şirketinin adi ADİDAS, Rudolph’un ki ise PUMA’ dır

Bir işletmede çalışanlar diğerinde çalışanların gittiği dükkanlara mağazalara gitmemeye başladılar. Yani kardeşler arasındaki savaş tüm kasabaya yayıldı.

Annelerinin evinde, elektrik olmadığı için bisikletten elde ettikleri enerjiyle deri keserek ayakkabıya dönüştüren Dassler kardeşler küs öldü.

Kasaba mezarlığında birbirlerinden olabilecek en uzak noktaya gömüldüler. Şimdi kasabada iki kardeşin hikayesini anlatan bir müze var.

Amerikalı atlet Jesse Owens 1936 Olimpiyat Oyunları’nda dört altın madalya kazandığında Dassler ayakkabılarından giyiyordu.

Böyle bir dargınlığın küslüğe ve oradanda kasaba ayrılığına sebeb olması ne kadar hayret verici öyle değil mi? 

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.