Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


PİS ARABALARDAN SANAT HARİKALARI YAPIYORLAR

2 Ekim 2007 Salı 1 Yorum »

Scott Wade next to his amazing car dust art!Happy Holidays and Santa Claus drawn in car dust on a dirty windshield.

 

 

ARABALARI TOZLU HALDE GÖRÜPTE CAMINA BENİ YIKA VS. YAZILARDAN YAZMAYANIMIZ YOKTUR HERHALDE, AMA BU İNSANLAR EĞLENCEYİ SANATA DÖNÜŞTÜRÜP NELER NELER YAPMIŞLAR.

DİĞER RESİMLERE BURADAN BAKABİLİRSİNİZ. http://www.dirtycarart.com

Renklerin insanlara psikolojik etkisi

1 Ekim 2007 Pazartesi 2 Yorum »

Mavi, yalnızlığı, üzüntüyü, depresyonu, bilgeliği, güveni ve sadakati simgeler. İş görüşmelerine mavi giyerek gitmek kararlılığı ve bağlılığı ifade eder.

Mavi, bütün renkler arasında en iştah kapatıcı renktir. Doğada mavi renkli yiyecek çok ender bulunur. Mavi yiyecekler insana itici gelir çünkü ilk çağlarda atalarımız yiyecek ararken zehirli yada bozulmuş yiyeceklerden uzak durmayı öğrendiler. Genelde bu yiyecekler mavi, mor yada siyah olarak görünüyordu. Deneyler sırasında katılımcılara mavi boya katılmış yiyecekler ikram edildiğinde hemen hemen hepsi iştahını kaybetti.

Mavi, sinir sistemini rahatlatır. Kırmızının aksine zihni rahatlatan bir etkisi vardır ve insanların biraz daha düşünceler içine dalmasına yol açabilir. Huzurlu ve sakin bir mavi yatak odası için ideal bir renk olabilir, çünkü vücudun sakinleştirici kimyasallar salgılamasına yol açar. Fakat mavinin daha koyu tonları soğuk ve iç karartıcı gelebilir.

Mavi, ile boyanmış ortamlar, çok koyu renkli olmadığı sürece üretimi arttırır. Araştırmalar gösteriyor ki, öğrenciler mavi odalarda daha yüksek notlar almakta ve halterciler daha ağır yükleri kaldırabilmektedir. Ayrıca insanlar mavi renkle yazılmış yazıları daha fazla akılda tutabilmektedirler.

Mavi, genellikle yıldızları, geceyi, insan sıcaklığını, kalıcı ve derin duyguları, düşünceyi ve dinlenmeyi simgeler. Maviyi sevenler genellikle romantik ve duygusal bir kişiliğe sahiptirler. Yalnız maviyi kesinlikle benimsemeyenlere de dikkat! Bu kişiler de romantiktir, ama duygularını farklı biçimde göstermektedir. Giyside mavi, sosyal bir kişiliğin göstergesidir. Çevreye uyumu hatırlatır. Mavi giyenlerin ´ciddi ve iyi bir insan´ olduğu imajı yaygındır. Yatak odası, banyo ve çalışma odası için ideal renktir. Sinir sistemi bozukluğuna da bire birdir. Bu nedenle sıkıntılı olduğumuz zaman denizi ya da gölü seyrederek yatışmamız, sakinleşmemiz söz konusu olabilir.

Kırmızı, sıcak, ateş, kan, şehvet, aşk, dinamizm, güç, heyecan, azim ve agresiflik gibi kavramları simgeler. Kan basıncını ve solunumu hızlandırabilir. İnsanları çabuk karar almaya ve beklentileri arttırmaya teşvik edici bir etkisi vardır.

Kırmızı, dikkat çekici bir renktir. Kırmızı renkteki kelimeler ve objeler insanların dikkatini hemen çeker. Dekorasyon ve dizayn yaparken kırmızı cisimlerin mükemmel olması önemlidir çünkü insanlar bu objeleri hemen farkedecektir. Arabalar konusunda kırmızı renk ile hırsızlık oranı arasında pozitif bir korelasyon vardır.

Kırmızı, duygusal olarak oldukça yoğun ve aşırı bir renktir. Kırmızı kıyafetler ruhu canlandırıcı olabilir. Bazı durumda kırmızı kıyafet enerji ve güç mesajı gönderiri ama aynı zamanda çatışmalara davet çıkarabilir.Ayrıca erotizmin de vazgeçilmez renkleri arasındadır.

Kırmızı, hakimiyet kuran bir renktir. Zemin olarak değil, vurgu yapmak için kullanılmalıdır.

Kırmızı, odalar insanı huzursuz eder uzun süre seyredildiğinde sinirlerde gerginlik yapar. Özellikle hastane bahçelerinde, toplu halde kırmızı çiçeklere yer vermek uygun olmaz. Tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır fakat kırmızı renklerin dağınık olarak kullanıldığı odalar insanların zamanı unutmasına yol açar. İşte bu yüzden barlarda ve gazinolarda kırmızı renge ağırlık verilir. Ayrıca iştahı açma etkisi nedeniyle restorantlar sık sık kırmızı rengi dekorasyon için kullanırlar, dünyadaki ünlü gıda firmalarının hepsinin logosunun kırmızı olduğunu hayretle fark edeceksiniz; Coca Cola, Pizza Hut, MC Donald’s, Ülker, Burger King vs.

Sarı, parlak limon sarısı gözü en çok yoran renktir. Bu parlak renkten yansıyan ışık gözleri aşırı derecede uyarır ve rahatsızlığa yol açar. Aynı zamanda sarı renk metabolizmayı hızlandırır. Odayı parlak sarıya boyarsanız bebeklerin ağlamasına ve büyüklerin sinirlenmelerine yol açarsınız. Ayrıca sarı sayfalı not defteri ve bilgisayar ekranında sarı renkli arka fon pek iyi bir fikir değildir; beyninizi uyararak konsantrasyonu arttırabilir fakat gözleriniz için zarar vericidir.

Sarı, az miktarlarda kullanıldığında parlaklık ve sıcaklık hissi verir. Şakacılığı, aydınlığı, yaratıcılığı, samimiyeti ve hayata karşı rahat bir tutumu simgeler. Tıpkı güneşli bir gün gibi davet çekicidir. Sarı güneş ışığı gibidir: kendinizi iyi hissetmek için orda olmasını istersiniz ama gözünüzün içine girmesini istemezsiniz.

Sarı, rengin pek çok farklı tonu vardır. Saf sarı bütün diğer tonlar arasındaki en neşeli ve güneşli olanıdır. Fakat bir parça koyulaşmış haline bakmak daha keyiflidir. Soluk sarı dikkati, çürümeyi, hastalığı, kıskançlığı ve hilekarlığı simgeler. Sarı söz konusu olduğunda seçilen ton oldukça önemlidir.

Sarı, geçiciliğin ve dikkati çekiciliğin ifadesidir. O yüzden taksiler sarıdır. Dikkat çeksin ve geçici olduğu bilinsin diye. Araba kiralama şirketleri de logolarında sarıyı kullanırlar. Ayrıca bu yüzden dünyada hiçbir banka ambleminde sarıyı kullanmaz. Paranın geçici değil, kalıcı olmasını isterler.

Sarı, pek çok dinde ilahi varlığı simgeleyen bir renktir.

Kahverengi, doğal, rahat ve açık bir atmosfer yaratmayı sağlar gerçekçiliğin, plan ve sistemin rengidir. İnsanlar üzerinde canlılık hareketlilik etkisi bırakır. Yapılan bir deneyde, bir müzede fon kahverengiye döndürüldüğünde ziyaretciler daha çok yeri daha az zamanda gezmişler. Kahverengi toprağın rengidir, insanların hareketlerini hızlandırıyor

Kahverengi, ağırlıklı olan yerlerde uzun süre oturmak güçtür. Hareketliliği arttırdığı için özellikle fast-food restaurantlarda bu renk fazla kullanılır.Dikkat ederseniz dünyadaki fast-food restaurantlarının hepsinin sandalyeleri ve masaları kahverengi, duvar boyaları ise kahverengi-şampanya-pembe karışımıdır. Hiçbir fast-foodcunun duvarını beyaz göremezsiniz. Ayrıca büronuzda kahverengi mobilyalar kullanmayın. Kahverengi aynı zamandı teklifsiz, rahat bir renk olarak kabul edilir. Karşınızdakinin kendini resmiyetten uzak, daha rahat hissetmesini ve açılmasını sağlar. Mesela, gazeteciler. Tüm ünlüleri rahatlıkla konuşturmasıyla tanınan ünlü televizyoncu Larry King’i programında her seferinde kahverengi kravatlar ve ceketlerle görürsünüz.

Kahverengi, toprak rengidir ve diğer insanlar arasında kaybolur gidersiniz. İş görüşmelerinizde, profesyonel toplantılarda sakın kahverengi giymeyin.

Yeşil, ahenk, huzur, uyum ve anlayış ile ilgilendirilir. Güven verir. O yüzden bankaların logolarında en çok tercih ettikleri iki renkten biridir. Yatak odası için de rahatlatıcı bir renktir. Batıda büyük otellerin mutfaklarında duvar renginin, aşçıların yeniliklerini arttırmak için yeşile boyandığı söylenir. Yaratıcılığı körükler, rahatlatıcı özelliği nedeniyle büyük lokanta ve mutfaklarda kullanılır. Hastanelerde logo ve iç dizaynlarında yeşili tercih eder.

Yeşil, gözler için en rahat renktir ve görme gücünü arttırır. Sakinleştiricidir ve sinir sistemi üzerinde doğal bir etki yapar. Televizyona çıkmadan önce insanlar oturup sakinleşmek için yeşil renkli odalara alınırlar. Ye

Yeşil, doğanın ve baharın rengidir, insanlar üzerindeki etkisi tartışılmazdır. Yeşil alanlarda insanların daha az mide rahatsızlığı çektiği saptanmıştır.

Yeşil, pek çok kavramla ilişkili olarak gelir, bunların içinde en güçlüsü ve evrensel olanı doğadır. Buna bağlı olarak ayrıca yaşamı, gençliği, yenilenmeyi, ümitleri ve dinçliği simgeler. Bazı kültürlerde orta yaşlardaki gelinler, doğurganlığı simgelemesi için yeşil giyer.

Yeşil, rengin farklı tonları farklı mesajlar iletir:

* Koyu Yeşil — soğukluk, erkeksilik, tutuculuk ve zenginlik kavramlarını ifade eder.
* Zümrüt Yeşili — Ölümsüzlük.
* Zeytin Yeşili — Barış.
* Sarımsı Yeşil — Tüketicilerin en son tercih ettiği renk.

Yeşil, aynı zamanda Amerikan kültüründe parayı simgeler.

Siyah, tartışmalı bir renktir. Bir taraftan karanlık güçler, suç ve kötülük ile düşünülürken diğer taraftan sadakat, sebat, dayanıklılık, ihtiyat, bilgelik ve güvenilirlik ile ilişkilendirilir. Bir tarafta yönetim ve güç anlamına gelirken diğer tarafta acı, keder ve yas anlamına gelir.Batı’da yası, matemi anlatır, oysa Japonya’da siyah mutluluktur. Siyah fonda kullanıldığında karamsarlığı çağrıştırsa bile vazgeçemediğimiz romantik, gece rengidir.

Siyah, pek çok insan için kıyafet rengidir. Bazıları siyahı güçlü ve ciddi görünmek için kullanır. Bazıları ise daha zayıf gösterdiği için tercih eder. Ayrıca siyah şık ve zarif olarak kabul edilir.

Siyah, Konsantrasyonu en çok getiren renktir. Einstein’in konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan bir odaya girip ve bu şekilde düşündüğü söylenir.

Beyaz, saflığı, temizliği ve masumiyeti simgeler. Pek çok kültürde gelinler beyaz giyer. Ayrıca temizliği simgeler. Doktorlar, hemşireler ve labaratuvar teknisyenleri steril olmak için beyaz giyerler.

Beyaz, ışığı yansıtır ve ortamı serin tutar. Dolayısıyla yaz ayının kıyafet rengidir. Genel olarak serin ve canlandıran bir his verir.

Beyaz: Bütün toplumların kutsal rengidir. bazılarında ´ölümü´ simgeleyen beyaz, aynı zamanda ´öteki hayatın´ başlangıcı sayılıyor. Bu rengi sevenler, çatışmadan uzak, farklı ve özgür bir dünyanın arayışı içinde olan insanlardır.

Turuncu, sıcaklık, memnuniyet, verimlilik ve sıhhat ile iliskilendirilir. Güçlü ve cömert bir görünümü vardır.

Turuncu, en çok istah ile ilgili olan renktir.

Turuncu, renginin gizliligi olmayan, genis kapsamlı bir cazibesi vardır. Örnegin bir ürünün herkese uygun oldugunu ifade etmek için kullanılabilir yada pahalı bir uygun fiyatlı gibi algılanması saglanabilir.

Pembe, en romantik ve narin renktir. Aynı zamanda sakinleştirici bir etkisi vardır. Araştırmalar gösteriyor ki, pembe insanları yatıştırıyor ve kalplerini yumuşatıyor.

Pembe, için Dr. Alexander Schauss, hapishane demirleri pembeye boyandığında mahkumların arasında agresif davranışın azaldığını ifade etmiştir. Dr. Schauss’a göre “İnsan sinirlenmek istese bile pembe rengin yakınında başarılı olamaz. Kalp kasları yeterince hızlı hareket etmez. Pembe enerjiyi çeken bir sakinleştirici gibidir. Hatta renk körleri bile pembe ile sakinleşmişlerdir”. Fakat sonradan yapılan araştırmalar gösteriyor ki bu tür bir etki maalesef kısa sürelidir. Görünüşe göre vücut normal seviyesine geri döndüğünde bu sefer daha agresif bir ruh haline girebiliyorlar.

Mor renginin ruhsal esenlik ve sonsuzluk ile ilgili olduğu düşünülür. Eskiden beri ihtişam ve lüksün son basamağı olarak düşünülür. Tarih, yüksek sınıfların, saray mensuplarının daima morla bezendiklerini kaydeder. Nevrotik duyguları açığa çıkardığından, bilinçaltı insanları korkuttuğu saptanmıştır.

Gri Diplomatik ve ağır bir renktir. Hareketsizliği, yavaşlığı ve ciddiyeti temsil eder.

wodoo

Otomobil markalarının logolarının anlamları ve tarihçeleri

1 Ekim 2007 Pazartesi 2 Yorum »

 

 

Alfa Romeo
Açılımı gerçekten çok uzun (Anonima Lombardo Fabbrica Automobili) olduğundan birçok ülkede Alfa Romeo, sadece Alfa olarak anılıyor. Afta markası, Romeo soyadını kuruluşun-dan dokuz yıl sonra (1919′da) aldı. Tarihi romanlardan çıkma bir italyan yakışıklısının ismi olan Romeo, markanın adına etkileyici bir yan anlam da kattı. Aslında Romeo, sadece Nicola adlı bir Alfa mühendisinin soyadıydı. Firma 1910 yılında Milano’da kurulduğunda yönetim logo olarak, şehrin iki sembolünü kullanma kararı aldı. Bunlardan ilki, şehrin logosunda yer alan kızıl bir haçlı. İkincisi, Visconti Ailesi’nin flamasından alınan bir yılandı ve bu engerek, bir çocuğu yutuyordu. Bu ilginç logo, ilk Haçlı Seferi’nde Araplar’a karşı kazanılan zaferi simgeliyor. Alfa’nın amblemine, 1925 yılında kazandığı ilk dünya şampiyonluğunun ardından bir de defne yaprağından taç ilave oldu.

Aston Martin
Çay saati ve James Bond gibi, bir şekilde "çok ingiliz" geliyor insanın kulağına. Lionel Martin adlı girişimci, firmasına isim ararken birçok insanın ilk aklına gelen şeyi yaptı ve soyadını kullandı. Aston ismiyse, kurucunun 1913 yılındaki Aston-Clinton Tırmanma Yarışı’ndaki zaferine gönderme yapıyordu.

Audi
Ortaklarıyla yaşadığı ciddi bir anlaşmazlığın ardından August Horch, ortaklıktan ayrılarak kendi firmasını kurdu. Ancak firma, yasal engeller yüzünden kendi adım taşıyamıyordu. Bu nedenle Horch, soyadını Latince’ye çevirdi ve böylece Audi doğmuş oldu. 1920′li yıllarda yaşanan ekonomik krizin sonunda Audi, DKW’nin yönetimine geçti. Auto Union ise, 1932 yılında gerçekleştirilen Wanderer-Horch ortaklığıyla ortaya çıktı. Amblemdeki halkalar, dört kurucu firmayı temsil ediyor.

Bentley
Günümüzde Bentley, otomobildeki asaletin resmi timsali durumunda. Gerçekten de en ucuz Arnage’ın fiyatı, Avrupa’da bile 230 bin Euro’nun üzerinde. Walter Owen Bentley’in 1921′de ürettiği ilk dört silindirli spor otomobillerinde kullanılan amblem, ortasında B harfi bulunan bir avcı kuşun kanatlarından oluşuyordu. Kim bilir, belki de Bay Bentley, daha o zamanlarda: "sadece uçmak daha güzeldir" demek istiyordu insanlığa.

BMW
Ödüllü soru: "BMW ambleminde ne görüyorsunuz?" Çoğunluğun cevabı: "ikisi mavi, ikisi de kırmızı dört adet alan" olur herhalde. Bu cevaba katılan biriyseniz, fantezinizin biraz zayıf kaldığını kabul etmeniz gerekiyor. Çünkü amblemdeki bu dört alan, dönen bir pervaneyi simgeliyor. Adının açılımı "Bayerischen Motoren Werke" olan firma, Birinci Dünya Savaşı’nda uçak motorları üretiyordu. 1923 yılında üretilmeye başlanan R 32, markanın ilk motos**leti oldu. BMW markasına sahip ilk otomobil olan Dixi ise 1929 yılında üretilmişti. Mavi-beyaz renkli sembol 1917 yılından bu yana korunduğundan, bugüne kadar logonun sadece ayrıntılarında küçük değişimler gerçekleştirildi.

Chrysler
Bugün Chrysler, aslında ilk günlerine dönüş yaşıyor. Çünkü 1998 yılında üst yönetim, 1924′te Walter Chrysler tarafından hazırlanan orijinal logoya dönüş yapma kararı aldı. Bu markaya sahip ilk otomobilin taşıdığı logoda kullanılan altın mühür, kaliteyi temsil ediyordu. Çevresindeki çemberler tekerlekler, Chrysler yazısının alt ve üstündeki şimşek figürleriyse hız anlamına geliyordu. 1967 yılında logo, 5 köşeli bir yıldıza (Pentastar) dönüştürüldü. Yıldızın merkezinden yayılan 5 ışın, gruba bağlı markaları (Jeep, Plymouth, Dodge ve Eagle) simgeliyordu.

Citroen
Fransız markanın köşeli logosu, iç içe geçmiş iki açı sembolünden oluşuyor. Bu sıradışı geometrinin yaratıcısı, aynı zamanda firmanın da kurucusu olan Andre Citroen’di. Markanın ilk zamanlarında yaratılan bu köşeli dişli yapısı, çok sessiz çalışmasıyla bir devrim yaratmıştı. Andre Citroen, bunların ikisini alıp marka logosu haline getirirdi. ilk otomobilini 1919 yılında üreten firma, art arda kilometre taşı niteliğinde birçok model yarattı: Traction Avant (ganster otomobili), "Tanrıça" olarak da tanınan DS, 2CV

Daewoo
Koreli markayı yaygın olarak Barış Manço’lu reklamlarılyla tanımıştık. Ancak fıskiyeyi andıran logonun anlamını çok az insan biliyor. 1974 yılında yaratılan bu logo, Kore dilinde "Daewoo" kelimesiyle anlatılan evrenin sonsuzluğunu simgeliyor.

Daihatsu
Logoda kullanılan uçan figür, kimilerine göre bir uzay gemisine, kimilerine göreyse mermiye benziyor. Ancak bu figür, aslında dinamik D harfinden başka bir şey değil. Marka adıysa, merkezinin bulunduğu yer olan Osaka-Dai ve Japonca’da otomobil fabrikası anlamına gelen "Hatsudoki" kelimesiyle ilintili. Japon firma, 1958 yılından bu yana Osaka’da otomobil üretimi yapıyor.

Ferrari
Kaputun üzerinde tek bir beygir olmasına rağmen, kaputun altında genellikle dev bir sürü yer alıyor. Saha kalkan at figürünü Kontes Paolina Baracca, bizzat kendi aile flamasından esinlenerek hazırlamış ve firmanın kurucusu Enzo Ferrari’ye hediye etmiş. Logonun zeminindeki sarı renk, firmanın merkezinin bulunduğu Modena şehrini temsil ediyor.

Fiat
Fabbrica Italiana Automobili Torino… İnsanın bu ismi hiç takılmadan söyleyebilmesi için en azından birkaç deneme yapması gerekebiliyor. Ancak kısaltmasını, yani Fiat’ı kullanmak çok daha kolay, italyan firma, logosunu günün modasına uygun olacak şekilde sürekli değiştirmeyi adet edinmiş durumda, ilk zamanların logosu, gençliğin beğenisine göre farklı şekiller aldı ve harflerin arasındaki noktalardan tamamen vazgeçildi. 1999 yılında Fiat, 1930′lu yıllardaki yarış başarılarını temsil eden yapraklı çelenge dönüş yaptı.

Ford
Henry Ford’un otomobillerinin burunlarında mavi zeminli bir logo bulunuyor. Dar bir oval formlu logoya sahip firma bu yıl, 100. doğum gününü kutluyor. Detroit merkezli firmanın logosu, Childe Harold Wills tarafından yaratıldı. Eğitimli bir reklam grafikeri olan Wills, Ford’daki görevinden önce, geçimini kartvizit tasarlay***k sağlıyordu.

Honda
Honda’nın H harfi, birçok insana, özellikle de bayanlara çok insani geliyor olmalı. Çünkü kimi zaman iyice kalınlaşan bu logo, kimi zamanlarda da ciddi bir şekilde inceliyor. Küçük bir ticari olan T 360, H harfli Honda logosunu kullanan ilk araç (1963) oldu. Avrupa pazarları için üretilen Honda’larda 1996 yılından bu yana Japonya’dakinden daha büyük ve farklı bir H harfi kullanılıyor. Firmanın isim babasıysa, aynı zamanda kurucusu olan Soichiro Honda.

Hyundai
Chung Ju Yung, Seul’de kurduğu firmanın adım Hyundai olarak belirledi. Hyundai kelimesi Kore dilinde ilerleme anlamına gelse de firma, 1947′de kurulduğunda orta boy bir tamirhaneden daha büyük değildi, ilk yıllarda logoda markanın adinin tamamı yazıyordu. Daha sonra firma, yatık bir elipsin içinde uzanan eğik bir H harfi kullanmaya karar verdi.

Jaguar
Jaguar’ın adım aldığı ileri atılan vahşi kedi formlu logosu, en trajik logolardan biri herhalde. Çünkü motor kaputunun üzerinde her an atılmaya hazırmış gibi duran minik Jaguar heykelciği, yayalarla çarpışmada yaralanma riskini artırması nedeniyle 1970′li yıllarda kaldırıldı ve yerini bir Jaguar kafasına sahip logoya bıraktı. Markanın adı da logosu da bir reklam ajansı tarafından tasarlandı. Ajansın birçok hayvan kullanarak farklı logolar hazırladığı, ancak Başkan William Lyons’un Jaguar’ı tercih ettiği rivayet ediliyor.

Saab
Saab’ın logosunda, bir kartal başı yer alıyor. Bu kartal, Saab’ın köklerinin de bulunduğu Güney İsveç’teki Skane kentinin eski flamasından alınmış. Saab adıysa, Svenska Aeroplan Aktie Bolaget kelimelerinin ilk harflerinden oluşturulmuş. İlk olarak uçak üretmek için kurulan firma, daha sonra Scania ile birlikte kamyon branşına da adım attı. Otomobil üretimiyse 1946′dan bugüne devam ediyor.

Seat
Seat, işimizi kolaylaştırıyor, Sociedad Espanola de Automobiles de Tourismo kelimelerinin ilk harflerinden oluşturulan marka ismi, neredeyse İspanyolca kursu gibi. Muchas gracias! Mavi bir zemin içindeki S harfinden oluşan logo, 1990′ların başında Amerikalı bir reklam ajansı tarafından tasarlandı. Çak az değişen ve günümüzde gümüş rengin hakim olduğu logodaki S harfinin çizimi, dinamizmi temsil ediyor.

Skoda
Doğu’daki Vahşi Batı… Skoda’nın logosundaki kanatlı ok figürü ile ilgili birçok efsane bulunuyor. Bunlardan birinde firmanın satış direktörü, Hindistan gezisinden yanında bir Hintli ile birlikte dönmüş. Hintli’nin başındaki süs ise, daha sonra Skoda’nın logosu haline gelmiş. Resmi açıklamaysa daha farklı: Siyah daire dünyayı, kanatlar ilerlemeyi ve ok da üretim hızını temsil ediyor. Kanadın üzerindeki delikse, bir göz olarak yorumlanıyor ve vizyon ile hassaslık anlamına geliyor.

Subaru
Mercedes tek bir yıldızla yetinirken, Subaru yıldız takımına ihtiyaç duyuyor. Bu takım yıldızsa, Türkçe’de Ülker ya da Süreyya olarak bilinen bir sistem. Yunan mitolojisinde Pleone’nin kızları ve Atlas anlatılır. Hikayede Orion, güzellikleriyle ünlü bu kızlara musallat olur. Zeus da bunun üzerine kızları gökyüzünde parıldayan bir takımyıldıza (Ülker/Süreyya) dönüştürür, ilk yıllarında Subaru, avcı uçakları için motor üretiyordu, ikinci Dünya Savaşı sonrasında Japonya yenilince galip devletler, Subaru’yu 12 parçaya ayırdı ve bunlardan altısı, 1953 yılında "birleşme" anlamına gelen Subaru adı altında yeniden birleşti.

Suzuki
Michio Suzuki de firmasına isim olarak soyadını seçen yatırımcılardan biri. Japonya’da Suzuki, bizdeki Öztürk ya da Kaya gibi çok sık rastlanan bir soyadı. Adının yaygınlığının verdiği alçak gönüllülük, logonun sadeliğinde de fark ediliyor. Sert köşelere sahip bir S harfinden oluşan logo, 300 sanat okulu öğrencisinin çalışmaları arasından seçilmiş. Hasır koltuklar üretmek amacıyla kurulan firmanın hikayesi, 1909 yılında başlıyor. 1952 yılındaki motos**let üretimini, 1955 yılında otomobil üretimi izledi.

Toyota
Japon üreticinin logo tasarımcıları, T harfinin oval olabileceğini göstererek, "tasarımda sınır yoktur" sözünü bir kez kanıtladı. Logodaki küçük elipsler, müşterinin ve otomobilin kalbini temsil ediyor. Müşteri memnuniyeti, takım ruhu ve ilerleme isteği, logoyu oluşturan üç elipsin diğer anlamları.

TVR
TVR da gerçek bir arma yaratmayı başaran markalardan biri. Logonun tasarımı bile, ingiliz firmanın aklını HP ve performansla bozduğunu göstermek için yeterli. TVR harfleriyse, kurucusu firma Trevor Wilkinson’ın adındaki harflerden oluşturulmuş.

Volvo
Latince konuşabilen bu İsveç markası: "ben yuvarlanıyorum" diyor. Volvo’nun Eski Roma dilinde bir sözcük olması, Volvo adlı bir kurucusunun olmadığını da işaret ediyor. Gerçekten de kurucuların adları Gabrielsson ve Larson’du. Firmanın amblemiyse bir Volvo yazısı ve arka plandaki oklu bir daireden oluşuyor. Mitolojide bu oklu daire, demir silahlarıyla savaş meydanlarında terör estiren savaş tanrısı Mars’ı sembolize ediyor.

VW
VW’nin ambleminin nasıl oluştuğu hakkında kesin bir bilgi yok. Bir rivayette, V ve W harflerinden oluşturulan bu logonun tasarımcı Xaver Reimspiess tarafından 1937′de çizildiği söyleniyor. Porsche tasarımcısı olan Reimspiess’in her fırsatta kalem ve kağıda sarıldığı bilinen bir gerçek, ilk logoda kullanılan dişlilerin çevresindeki desenler, Nazi’lerin kullandığı Gamalı Haç’ı andınyordu. Bunun dışında Kaplumbağa’da, çark içerisinde bir KdF logosu da kullanıldı. VW markasıysa, 1948 yılında tescil edildi.

Coca cola’nın tarihçesi

1 Ekim 2007 Pazartesi 2 Yorum »

                                                                         

8 Mayıs 1886’da Eczacı Dr. John S.Pemberton, Georgia Atlanta’da üç ayaklı pirinç bir çaydanlıkta lezzetli ve serinletici bir şurup yaptı. Karbonatlı su ile karıştırdığı şurubu dostlarına ikram etti. Bu yeni şurup öylesine beğenildi ki Dr. John S.Pemberton Jacob’s eczanesinin bahçesinde bardağı 5 cent’ten satışa sundu. Günlük satışı ortalama 5 bardaktı. Bu yeni içecek adeta kapışılıyordu.

Dr. Pemberton’un ortağı Frank Robinson iki C harfinin mükemmel bir estetik yaratacağını düşündü ve kendi el yazısıyla Coca-Cola’nın bugüne kadar değişmeden gelen logosunu yarattı.

29 Mayıs 1886 tarihinde ilk Coca-Cola reklamı The Atlanta Journal’da yayınlandı. İlanda kullanılan slogan anlamını günümüze kadar koruyan “Nefis ve Serinletici” idi. 1886’da “Nefis ve Serinletici” sloganı ile yola çıkan Coca-Cola reklamlarda her zaman yaşamın birlikte geçirilen eğlenceli yanlarını ortaya çıkarıyordu. İlk nakliyatı, parlak kırmızı fıçılarla yapıldığı için, günümüzün en sevilen içeceğinin simgesi de kırmızı oldu.

Dr. Pemberton’un ölümünden sonra Coca-Cola’nın haklarını 2 bin 300 dolara satın alan Asa Candler, 1892’de 100 bin dolar sermaye ile kurulan şirketinin dünyanın 200 ülkesinde satılacak bir ürünü pazarlayacağını tahmin bile edememişti. Sadece bir “ürün” mü… Elbette hayır. Çağa damgasını vuracak bir kültürdü yaratılan. Damaklarda keyif ve eğlencenin adı olacak bu içeceğin ambalajı da özel olmalıydı.

Coca-Cola’nın şişelenmesine 1894 yılında küçük bir şekerci dükkanında tek makine ile başlandı. Geniş çaplı şişeleme yöntemine ise 5 yıl sonra geçildi. Ancak taklitlerinden ayırt edebilmek için farklı bir ambalaja ihtiyaç vardı. “Kırıldığında veya karanlıkta bile Coca-Cola şişesi olduğu anlaşılsın” arzusundan yola çıkılarak Root Glass Şirketi’nden yeni bir tasarım çalışması istendi. Dönemin ünlü tasarımcıları Alexander Samuelson ve Earl Dean hemen çalışmalara başladı.

Coca-Cola 1920’ye gelindiğinde artık bütün ABD’de pazarlanıyordu. Ardından uluslararası bir ürün olma yolunda ilk adım atıldı. Coca-Cola 20 yıl içinde Küba ve Porto Rico’da üretilmeye başlandı. Ardından Panama, Filipinler ve Guam, 1920’de de Fransa’ya ihraç edilmeye başlandı.

1950 yılında Coca-Cola ünlü Time dergisine kapak olan ilk ürün oluyordu. Time,Coca-Cola’yı “Dünya ve Dostu” manşetiyle tanımlıyordu. 1965 yılında da Türkiye’ye geldi. Aya ilk kez ayak basan Neil Amstrong, ay yolculuğu dönüşü New York Times Square’de “Coca-Cola’nın Evine, Dünyaya Hoşgeldiniz” pankartıyla karşılanıyordu.

Coca-Cola, Olimpiyat Oyunlarından Sir Edmund Hillary’nin Güney Kutbu fetih yolculuğuna kadar birçok organizasyonun sponsoru olarak karşımıza çıkıyor.

Bugün dünyada 200 ülkede satılan, her yaştan, her cins ve ırktan insanın tanıdığı Coca-Cola’yı üreten Dr. Pemberton acaba evinin bahçesinde yaptığı şurubu karıştırırken bu şurubun bunca yıl sonra tüm dünyanın bir numaralı içeceği olacağını aklından geçirmiş midir?

wikipedia

Amazon.com’un Sahibinden ‘Uzay-Limanı’

1 Ekim 2007 Pazartesi Yorum yok »

                         

Amazon’un kurucusu Jeff Bezos, Texas’taki çiftliğinde kurulacak uzay havalimanının inşası için federal ve yerel hükümetlere lisans başvurusu yaptı.

İnternetin en büyük alışveriş sitesi Amazon’un kurucusu Jeff Bezos’un uzay havacılık şirketi Blue Origin’in yürüttüğü projeye göre, uzay uçağı NASA’nın mekikleri gibi dikey havalanacak. Uzay uçağı 100 km yüksekliğe çıkacak ve bu intifada dikey olarak yeryüzünde havalimanındaki piste inecek. Bezos’un sahibi olduğu BlueOrgin firması, ABD’de havacılığı denetleyen Federal Havacılık İdaresi’ne faaliyet lisansı için bir başvuru yaptı.

Bezos’un çiftliğinin bulunduğu bölgeye en yakın kasaba olan Van Horn’un kent meclisinde de yapılacak bir toplantıyla uzay-havalimanının inşası için onay verilmesi bekleniyor. Bezos’un havalimanı bitirildiğinde yaklaşık 1 kilometre kare’ye yayılan dev bir merkez olacak. Uzay-havalimanında fırlatma rampaları, depolar, onarım hangarları ve bir de otel bulunacak.

Uzay uçağı bir ateşleme modülü ve bir de mürettebatın bulunduğu yolculuk kapsülündan oluşacak. Konik şekilde birbiri üstüne yerleştirilecek iki modülle birlikte uzay uçağı, 15 metre yüksekliğinde ve 6 metre çapında olacak.

HAFTADA BİR UÇUŞ YAPILACAK BlueOrgin şirketi, bu yıl içinde her biri 600 metre yüksekliğe çıkmayı hedefleyen 10 test uçuşu yapacak. Gelecek 3 yıl zarfında ise yılda 25 deneme uçuşu yapılacak. Deneme uçuşlarında nihai hedef 100 km’ye yükselmek ve gökyüzünde en az 10 dakika kalmak.

BlueOrgin şirketi 2010 yılından itibaren ticari uzay uçuşları yapmayı planlıyor. Şirket uzay turizmi planları dahilinde yılda 52 kez uçmayı amaçlıyor.

Esasen Teksaslı olan Amazon’un kurucusu Jeff Bezos, birçok kereler uzak gelecekte uzayda insanlı koloniler kurmayı düşlediğini ifade etmişti. Jeff Bezos ve Amazom.com sayesinde interneti bir alışveriş merkezine dönüştürerek, kısa zamanda bilişim zenginlerinden biri olmayı başarmıştı.

gencbilim

Google

1 Ekim 2007 Pazartesi 1 Yorum »

 

 

 

7 yıl önce iki doktora öğrencisinin garajda kurdukları internet arama motoru Google’ın değeri 80.82 milyar dolara ulaşarak Time Warner’i geçti.

İnternet arama motoru Google’ın piyasa değeri 80.82 milyar dolara ulaşarak Time Warner’ı geçti. Yedi yıl önce Stanford Üniversitesi’nde doktora eğitimi alan iki öğrenci tarafından sıfır sermaye ile bir garajda kurulan Google’ın başarısının arkasında kullandığı teknoloji bulunuyor.

INTERNET arama motoru Google’ın piyasa değerinin, dünyanın en büyük medya kuruluşu olan Time Warner’ı geçtiği bildirildi. Capital IQ isimli kuruluş tarafından sağlanan mali istatistiklere göre, bünyesinde CNN, Time Dergisi, American Online, HBO, Warner Bros Entertainment, New Line Cinema, Turner Broadcasting System ve diğer bir çok şirketi barındıran Time Warner’ın piyasa değeri, şu an 79,75 milyar doları buluyor. Henüz yedi yaşındaki Internet arama motoru Google’ın piyasa değeri ise Time Warner’ı geçerek 80,82 milyar dolara ulaşıyor.

GARAJDA KURULDU:

Stanford’da doktora yapan Larry Page ve Sergey Brin adlı iki öğrenci, tarafından 1998 yılında garajda kurulan şirket, Haziran 1999’da aldığı risk sermayesi ile 25 milyon dolar yasal sermayeye sahip olmuştu. Şirketin sermaye ortakları, Kleiner Perkins Caufield & Byers ve Sequoia Capital’i kapsıyor. Google, servislerini kendi sitesinden veriyor, şirket ayrıca, içerik sağlayıcı firmalara özel web arama çözümleri de sunuyor.

REKLAM ANLAYIŞI FARKLI:

Düyanın en etkin arama motorlarından birisi olan Google gelirini reklamlardan sağlıyor. Google reklam aldığı kuruluşların tanıtımlarını ilgili internet sitelerine ve linklere koyarak yapıyor. Böylece, reklamverenler doğrudan kendi konuları ile yakından ilgilenen kesime ulaşıyor. Reklamların hangi internet sitelerine yönlendirileceği Google programı tarafından otomatik olarak yapılan ölçümleme ile sağlanıyor. Google’da etkin bir şekilde işleyen bu sisteme AdWord ve ADSense adı veriliyor. Google şirket reklamlarını yönelendirdiği internet sitelerine de ödeme yapıyor.

ÇOK HIZLI BÜYÜYOR:

Son 5 yılda en hızlı büyüyen şirketler arasında yer alan Google’un geliri 1 milyar doları, kárı ise 100 milyon doları aşıyor. Yaklaşık 2 bin kişinin çalıştığı Google halk açık bir şirket. New York Borsa’sın da kayıtlı olan Google Nasdaq endeksinin en gözde şirketlerinden birisi. Geçtiğimiz yıl Nisan ayında 2.7 milyar dolarlık bir halka arz gerçekleştiren şirket aynı zamanda dünyanın en hızlı değer kazanan şirketleri arasında bulunuyor.

REKLAM VEREN TAKİPTE:

Google’da sayfaların önemi oylama ile belirleniyor. Google arama motorunu ziyaret edenlerin kurduğu sayfa bağlantıları bir oy olarak kabul ediliyor. Google bir sayfanın önemini aldığı oylarla belirliyor. Google’ın kullandığı arama metodları, insan müdahalesine kapalı olduğu için, ortaya çıkan ticari sonuçlar güvenilir oluyor. Google’a reklam verenler arama motorunun kullandığı teknoloji sayesinde reklamlarının ne kadar izlendiğini her saniye izleyebiliyor.

75 milyon kullanıcısı var

GOOGLE’ın sürekli kullanıcı sayısının 75 milyonun üzerinde olduğu belirtiliyor. Her yıl sürekli kullanıcı sayısını yüzde 25 oranında arttıran Google’ı kullananların toplam sayısının 100 milyonun üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Google’da arama motoru hizmeti dışında Blog (Günlük) ve Gmail adlı internet servis sağlama hizmetleri bulunuyor. Google hizmetlerini Linux işletim sistemine sahip 10 bin sunucu üzerinden veriyor. Uzmanlar 4 milyon sayfayı bulan Google kütüphanesinin 10 bin değil 100 bin sunucu ile hizmet verebileceğini iddia ediyor. Grid teknolojisini kullanan Google’ın dünyanın en büyük Grid ağ yapısına sahip kuruluşu olduğu belirtiliyor. Google altyapısı sadece bilgisayarlar aracılığıyla değil, cep telefonları ve diğer dijital araçlarla da arama yapılmasına olanak veriyor.



Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.