Çok sıkılmıştım…hiç bir şey yolunda gitmiyordu.Hayatım küçük Emrah filmlerine taş çıkartacak trajedi de devam ediyordu yoluna.Bense artık bu olumsuzlukları taşıyamayacak kadar yorgun hissediyordum kendimi. Kinetix reklamlarındaki kız gibi ,başımı alıp sahile koşacağım vakit çoktan geçmişti.Zamanı olsa bile cesaret edemezdim heralde.Çünkü;bölümüm; matematik,ders; analitikdi…
Mutsuzdum,bir o kadar da umutsuz.Ben o beni hiç sevememiştim.Her ne koşulda olursa olsun ismimin bana yüklediği bir misyon vardı.Ve ben onu yerine getirmeliydim….
O zaman yaratıcı hayal gücüm girdi devreye.Bu dünyada mutlu değilsem eğer başka bir dünya yaratabilirdim kendime.Herşey orda çok güzel olurdu.İstediğim gibi espri de yapardım hem kimse alınmazdı.Canım isterse gülerdim,yeri gelir ağlardım da hiç çekinmeden…
Alice harikalar diyarından benim dünyama kaçmıştı.Daha güzelmiş benim dünyam (onun yalancısıyım).Sora elif şafak’ın içindeki sesler korosu.Bir de don kişot ve dulsinya…bütün bunlardan o sorumlu ya neyseJ))
Efendim günlerden birgün ben de benim yarattığım bişeyler olsun istedim bu dünyada.Bu dünyaya bir masal armağan etmek istedim…Sonra bir kahraman seçtim kendime yel değirmenlerine karşı savaşan şahsiyeti örnek alarak.Birkaç sevdiğim özellik o kahramanın doğasında vardı.Bende geri kalanını üstüne ekledim.Zaten işim ne ki?… hayal kurmak bedava…
Bu kahramana çok alışmıştım.O’na birsürü anlam yükleyip,hayatımı güzelleştiriyordum.Koşulsuz sevebilme kapasitem genişliyordu…
Birgün masal sığmadı kabuğuna,kendini aşmak istedi.Halbuki ;ne kadar güzeldi öyle.Ben yazardım başlangıçta.Kontrol benim elimdeydi.Ama dengeler bir anda değişti.Masal roman olmak istedi belki de .Ama bilmiyordu ki benim bundan korktuğumu.Nasıl akıl etsin o da haklıJ))
Korkuyordum ama mutluydum hem de çok mutluydum ilk birkaç gün.Sonra;korktuğum gibi gitmeye başladı her şey.Ben masal devam etsin istiyordum,masal hiddetle ben roman olucam diyordu ,gerçek olucam ben.Masal bana karşı direndikçe,ben mutsuzlaşıyordum.Gitgide hastalıklı bir bünye olmuştum.
Ben de dedim ki kendi kendime:Kaleyi içten fethet.Git kahramanını ikna et.Eğer o eskisi gibi olursa masal vazgeçer roman olmaktan.Mevlana’yı örnek aldım kendime.Ne diyordu Mevlana sevgi için:”Güzel bir ağaç dalı kötü bir ağaca aşılansa,o güzellik,kötü ağacın tabiatını da değiştirir”.Ama olmadı.Hiçbirşey düşündüğüm gibi olmadı.Kahraman da masalın oyununa geldi.Gerçek olmaya çalıştı.Ve ipler koptu bir anda.Tahmin ettiğim son gelmişti…
Ben…Evet ben çok üzüldüm.Canım hiç bu kadar yanmamıştı.Hiçbirşey beni bu kadar acıtamamıştı.Hırs,öfke,nefret…Bana yakışmayan ne kadar duygu varsa hepsi yer etmişti kalbimin bir köşesine.Hepsi bayraklarını dalgalandırmaktaydı hiç çekinmeden kalbimde….
Terk-i diyar eyledim sora .öfkem,nefretim sığmıyordu bu bedene…Bu şehir beni boğuyordu.Kayıp zamanlarım oldu birsüre.Hayata bir mola verdim.Hayal kurmadım o zamanlar.bir sürü anlamsız sabah biriktirdim ellerimde.derin bir nefes aldım ve bir sabah uyandığımda bana yakışmayan ne kadar duygu varsa hepsi terk etmiş yüreğimi.Tek başıma durabiliyorum ayakta.Galiba büyümüşüm artık….
Ne beni dinlemeyen masalım,ne de alaycı kahramanım …Hepsi geride kalmış.Ben onlara gülümseyebiliyorum… kimseye kızmıyorum .üzülmüyorum.ne güzel…Kendimi çok özlemişim…
Ve son söz:
Herkes gibi olabilseydim eğer bu kadar üzülmezdim.Ama biliyorum ki olamicam.O zaman çok sıkılırım kendimden.Tatsız ,tuzsuz olur bu hayat çekilmez.Ben yine hep hayaller kurucam aklımın bi tarafında;komik,uçarı,çoğu zaman da anlamsız…Amma velakin kurduğum hayal dünyasına insanoğlunu dahil etmicem.Kendi dünyamın kahramanı ben olucam.Bu arada don kişot amcaya da yol verdim.Zaten ne geldiyse başıma hep onun yüzünden.Kötü örnek oluyordu hayta.Benim dünyama iki hayalperest fazlaJ…