Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
27 Haziran 2008 Cuma

   çok yoruldum çokkkk.. bıktım bi mutlu bi mutsuz,bi umutlu bi umutsuz olmaktan.ne zaman sona erer bu dengesizlik?en mutlu olmam gereken zmanlarım zehir oluyor bana.kendi girdabına çektin beni.beni de kendin gibi yaptın.sen varken güzel gibiydi herşey.şimdi beni yalnız bıraktın.ne güzel çıkarıyordum hayatımdan seni,sen yine uzatmalarda kazandın.seni tanıdığım anı,o günü ,hafızamdan bi silebilsem.ne dost olabiliyoruz ne de….

   hayatıma dahil olmayı başardın.alıştırdın sesine.gülüşüne beni.ya şimdi ,arada o kadar mesafe,ve bir o kadar saat.umurundamıyım acaba?beni düşünüyo musun? ya da sen benim umrumda olmalı mısın?buna değer misin ?bilmiyorum ki?bilemiyorum ki?allahım bu nasıl bişey?insan kendine bile bile eziyet eder mi?benim ki böyle bişey galiba.birine kaç değişik duygu besler insan?galiba ben hepsini besliyorum.

  artık nefret ediyorum bu durumdan.hayatımdan çıkaramıyorum.kendime bi yön çizemiyorum.baştan beri  güvenemiyorum ve haklı çıktığım takdirde yine bir umut bekliyorum.artık ne bekliyorsam.4 aydan beri hep uçlarda yaşıyorum.nefret etmek istiyorum ondan da bu durumdan da …o gün ahh o gün ne olurdu derse girmeyi deneseydim.hiç öyle bi konuşma olmasydı.toparlanmak istedikçe  batıyorumm.ne zman sona erer bu dengesizlik.ben ne zaman eski ben olurum.sabırla bekliyorummm



21 Haziran 2008 Cumartesi

  vedaları sevmedim hiç sevemedim….onun için hoşçakal dememem…arkama bakmadan çeker giderim.hiçbişey olmamış gibi .kırgınlığımdan,kızgınlığımdan,ya da tenezzülsüz olmamdan değil.gözlerimin beni ele vermesinden korkarım.

 arkama bakarsam eğer bi adım bile atamam,olduğum yerde kalırım.hoşçakal da diyemem çünkü;hiç hoş olmaz vedalar,ben hiç hoş kalamam.belli etmek de istemem kime ne yani?giden gider nasılsa.ben darmadağın olurum.hiç bi parçam dağılmasın diye yere ben hızlı adımlarla arkama bakmadan kaçarım…

   kim ne anlarsa anlasın,ne derse desin umrumda olmaz.duruşum budur hayatta benim,kimseye göre değişemez.başım dik,çok güçlüymüşüm gibi,içimden çığlıklar atsamda .haykırarak ağlamak istesemde doya doya,ben böyleyim çeker giderimm




18 Haziran 2008 Çarşamba

   gün geceye hiç çekinmeden teslim ederken kendini,tüm izmiti ayaklarına alan balkonumda var gücümle bağırmak istiyorum:yeter artıkkkkkkk…

    kim ne derse desin umrumda değil.tavsiye,öğüt,yorum duymak istemiyorum.ilaç adı,doktor ismi,yaşanan tecrübeler hepsi ama hepsi beyhude…

takma kafana,çok düşünme,sıkma kendini,derslendir;diye yorum yapan tanıdıklar….içeri girmemle erkek arkadasınla aranda sorun mu var diyen doktor amcalar…verdiğim hayır cevabına karşılık,yine sorun aranmaya çalışılan dakikalar…..

ufff ufff bıktım artık bıktımmm…kimseye dert yanmıyorum.akılda istemiyorum.kim kendine bile bile eziyet etmek ister?hangi aptal sorunlardan kaçış yolu olarak 2 sene boyunca gün geçtikçe artan bi ağrıyla yaşamayı seçer?birgün boyunca yaşasanız bu ağrıyı,benim yerimde olsanız,ayakta durmama bile hayret edersiniz.son gittiğim doktor da öle dememişmiydi?:bu ağrı sürekliyse eğer;nasıl ders çalışıyorsun?geziyorsun?uyuyorsun?

bende sana bi soru soriyim o zaman doktor:ne yapmalıyım sence?senin bi çözümün varsa onu denerdim.ama yok…elimi eteğimi çekiyim mi hayattan?başıma çekip yorganı tüm gün uyumak mı çözüm?sizinkiler o anlama geliyor.hani bi zamanlar onu da denedim ya .ne oldu peki?elimde bir sürü anlamsız zaman biriktirdim.

   eğer 21 yaşında ve yolun başındaysanız;geleceğe dair sizi heycanlakidıran planlarınız varsa,hergün bıkmadan usanmadan hayal kuruyorsanız bu sizin ne kadar umutlu olduğunuz kanıtıdır.herkesin sorunları olur zaman zaman.ama kimse bunları bi iişknce aracı haline getirmeyi istemez,benim yaptığım gbii

beni güçsüz yapan bu ağrı,düşündüklerim değil.herşeyden mutluluk çıkarmaya çalışırken,çocukca sevinçlerim varken başımın şiddetle ağrıması neden?bunlar mı yüz veriyor ağrıma?

  doktor da cevap veremiyor.zaten piskolojik dememiş ki.istersen de söle be doktor.yeter ki bişey söyle artık.her türlü ihtimali geçiriyorum aklımdan artık en kötü sonuca bile razıyım.beyne giden damarlardan biri tıkalı dendiğinde bile ne kadar sevinmiştim bi bilsen.artık bi teşhis konulmuştu banada 2 sene sonunda.anjio olucaktım.damar açılcaktı.kurtulcaktım.bir değil on damar tıkalı olsun razıyım yine yeter ki bi teşhisi konulmuş bi ağrım ve çözümüm olsun.

  gerilim tipi başağrısı,demir eksikliği,damar tıkanılığı,öss germiş seni piskolojik vs vs….arastırma hastanesine konu olcak birsürü tanı…

   şu ağrının günde bikaç saat olsada şiddetinin bile azalması yeter bana.ders çalışırken en azından.geleceğime dair bişeyler yaparken.zihnim artık çok yorgun,bulanık.yeni bişey yerleştiremiyorum aklıma.saaatlerce aynı sayfaya bakıyorum.bişey yapmasamda yorgunum,ne kadar uyusam da uykusuz…

  umrunda değilsin izmit.avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum yeter artık yeterrr çok bunaldımmmm

 

 

 

 



18 Haziran 2008 Çarşamba

tüm yaşattıkların için teşekkür etmek isterim sana peki ya sen bunu olgunlukla karşılayabilir misin?
önceden kurgulanmış bi hayatı yaşamak istemez bazıları.payıma düşen neyse eyvallah diyemeyenlerdenim bende.yoksa;cehennem olur bu dünya.az biraz kafan basıyorsa,hayata dair bi fikrin varsa;ipler senin elinde olmalı.ister masal yarat pelesenk olsun dilllere,ister gerçeğe karış bi roman yarat adını senin koyduğun…
ben masal olmayı istedim.ve tüm gerçeklere gözümü kapadım.onun için bu kadar büyüdün sen ,küstahlaştın.bense farkındaydım tüm olanların.
keramet sende değildi,sen egona yenik düştün anlayamadın.keramet seni gören gözdeydi.benim yazdığım masalda anlık zaman dilimlerinde yaşamaya mahkum biriydin sen.rolünün hakkını versen belki sonsuz bi zamana uzanırdı varlığın.amma velakin sen gerekeni yapamadın.herşey benim yazdığım diyaloglarla sınırlı kalmalıydı.sana dair cümlelelere yer yoktu masalımda.bu masalın yazarı bendim.sense;yerini bilmeliydin.
sonra kabuğunu kırdın kendi çapında.doğru olanı yaptın belki de kimbilir?
şimdi karşıdan bakıyorum sana ,ne kadar değişmissin.bu halin hiç güzel değil senin,sevemedim.sana uzak cümleleler yazmamın nedeni de masalımı yarıda bırakmana duyduğum kızgınlıktan değil.ben tek başıma da getiririm masalın sonunu ya…bu halini gördükçe senin ,artık kalem tutamaz oldu,buz kesildi elim…
şimdiyse payıma düşene eyvallah diorum sadece.sen sakın alınma üstüne.dostça el sallayıp sana ,elveda deme gereğini duymamdandır bu teşekkür.kendine yorma.sende boyun eğ hayattaki rolüne .sessizce çek kapıyı,git ardına bakmadan…ve daha fazla beni yorma…



18 Haziran 2008 Çarşamba

 kkkKöşeye sıkıştığınızı hissettiğinizde ne yaparsınız?ya da kendinizi çaresiz hisetteğinizde.süratle uzaklaşmak mı en iyisi yoksa üstüne gitmek mi sorunların?peki üstüne gitttiğimizde bırakırlar mı yakamızı her zaman?
Diyelim ki sabrettik.savaştık,bir mücadele verdik.nerden biliyoruz bizi terkedip gideceklerini?sonunu bildiğimiz bi hikayenin başındaysak eğer ve o sonda mutsuzsa, kaçıp gitmek en zararsız eylemdir kimiı zamanlar…
belki o zaman tüm sorunlar bıraktığımız yerde bizi beklemekten yorulur,kendi kabuklarına çekilir,unuturlar bizi.kimine göre acizliktir,hayalperestliktir bu. kimine göre kolayı seçmek,mücadeleden vazgeçmek.kim ne derse desin bir süre hiçbişey yapmadan yaşamak en iyi ilaçtır bazı vakitler.hersey için mücadele vermek zorunda değiliz.yaşadımız hayatı bi futbol maçı gibi görmemek yanlış değil.yanlış olan ;kelimelere sözlükteki tanımlamalarının dışında farklı anlamlar yükleyememek.cesur olmak da korkmak da ,farklı anlamlar taşıyabilir bildiklerimizden…
ve şu an yaşadıklarınız için mücadele vermeniz gerektiğini düşünmüyorsanız,gücünüz kalmadıysa artık olabildiğince uzağa kaçın.herkesin hayatında kayıp zamanlar olabilir.katlanılmaz oluyorsa şimdiki zamanlar bırakın bilinmez olsunlar.kısa bi mola verin herşeye.hem o moladan sonra hayata sıkı sıkıya sarılacağınızı biliyorsanız ne zararı var biraz uzaklaşmanın=)



18 Haziran 2008 Çarşamba

   

evden içeri girmemle ufaklık boynuma sarıldı sevinçle, ablam gelmiş diyerek…bense şaşırıp kaldım öylece.adını bile hatırlamıyordum.annesi çağırınca anımsadım.en son dokuz ay önce gördüğüm ebrar baya büyümüştü.ama geçen 9 ayda beni unutmamıştı.
çocuklar ne ilginç varlıklar!karşılıksız sevebilme kapasiteleri ne kadar fazla.yerinde olsam yüzüme bile bakmazdım benim dicekken içimden.hemen atıldı konuşmaya.biz senle oyun oynamıştık,sen bana dondurma almıştın diye.ne oynadıysam artık!benim gibi çocukların dünyasına ilgi duymayan ,onları dinlemeye bile tenezzül etmeyen biri ne kadar oyun oynayabilir ki bi çocukla?aklımda binbir tane düşünce-çoğu da lüzumsuz ya neyse-,okul,arkadaşlar,gelecek kaygısı vs..
biraz kafamı beni tereddütsüzce beni seven çocuğa yorsam.onun dünyasıma baksam birde.içine girmeye çalışssam.misafir olsam bir sabah hayal. dünyasına.renkli bardaklarında sütlerimizi yudumlasak.hiç bitmek tükenmek bilmeyen neşesini paylaşsam onunla.
sahiden yapabilir miyim ben bu dediklerimi?bu kadar sabredebilir miyim?beni de birilerinin dinlemesini ne kadar isterdim çocukken.abim hep arkadslarıylaydı.bende hep onun peşinde.onlar maç yapardı okuln önünde.bende araya girip o halimle,akşam alnım kanlar içinde gelirdim eve .hiç bişey olmasa düşerdim. araya girerken dizim kanardı mutlaka.ben hep ona özenirdim o da bana sinir olurdu haklı olarak.aramızda 6 yaş vardı.ben daha çocuktum ozamanlar ,onun başında kavak yelleri ılık ılık esmekteydi.savage garden,r.e.m,no doubt dinlerdim daha on yaşında.yaşıtlarım da hasta olurlardı sedayla mahsuna.ama onu taklit etme çabası içersindeyken baya şey örenmişim aslında=).tüm futbolcuların adları,avrupa müzik listleleri,öğrenci geyiklerii
beni dinlesin diye yapmadığım kalmazdı.espri yapardım gülmezdi,soru sorardım cevap vermezdi.burnu havalarda,popüler bir abiydi işte.. gıcık ederdi beni gıcık ,ama benim dışımda kimse ona laf edemezdi.sinir de olsa ,gıcık da olsa, bir kere bile abi demesem de ,o benim abimdi işte=)
şimdi daha ii anlıyorum onu da.ben nasıl o ufaklığın dünyasına girmeye sabredemiyorsam her ne kadar kardeşte olsak o da benim dünyama,hayallerime katlanamıyordu.haklıydı da.onun dünyası bana çokk uzaktı…
aynı yerde birbirimize uzak yaşadığmız onca zamandan sonra çok ii arkadas olabildik biz ama.ben büyümüştüm, o da olgunlaşmıştı aradan geçen zamanda.artık yaptığım espirilerde gülüyor hem.beraber tiyatro yapıyoruz istanbula her gidişimde.beyoğlunda geziyoruz,nevizade’ye çıkıyoruz,eminönünde balık ekmek yiyoruz.off be üstad diye başlayarak konuşmaya sanata verilmeyen değerden yakınıyoruz=))
ne kadar ona söyleyemesem de o benim kardesi olmaktan gurur duyduğum abim.sakinliğini,efendiliğini,kimseye karşı kötü konuşmamasını örnek aldığım;koca istanbulda yaşarken bir başına,yaptığı o zor mesleğe rağmen,önüne çıkan onca fırsat varken,elindekilerle yetinmeyi yeğleyen,bundan da hiç pişmanlık duymayan abim benim.
o çocuk abimle,beni hatırlattı o gün bana.abimi içten içe suçladığım zamanları….bende onun gibiymişim meğer geç olsada anladım.herksein bencil olduğu dönemler olabiliyormuş hayatında.abimle yaşayamadığım çocukluğum geride kaldı artık.şimdi ebrar ablasıyla o dönemi yaşamalı.bana ait olumsuz bi anı olmamalı aklında…..


18 Haziran 2008 Çarşamba

bunca sınav arasında ben yine ders çalışmamak için oturdum yazdımda yazdım.arkadaşlar da destek verdi sağolsun.haddimi aşarak artık bu blog alemine bende damgamı vurmaya karar verdim=))))



12 Haziran 2008 Perşembe

Çok sıkılmıştım…hiç bir şey yolunda gitmiyordu.Hayatım küçük Emrah filmlerine taş çıkartacak trajedi de devam ediyordu yoluna.Bense artık bu olumsuzlukları taşıyamayacak kadar yorgun hissediyordum kendimi. Kinetix reklamlarındaki kız gibi ,başımı alıp sahile koşacağım vakit çoktan geçmişti.Zamanı olsa bile cesaret edemezdim heralde.Çünkü;bölümüm; matematik,ders; analitikdi…

 

   Mutsuzdum,bir o kadar da umutsuz.Ben o beni hiç sevememiştim.Her ne koşulda olursa olsun ismimin bana yüklediği bir misyon vardı.Ve ben onu yerine getirmeliydim….

    O zaman yaratıcı hayal gücüm girdi devreye.Bu dünyada mutlu değilsem eğer başka bir dünya yaratabilirdim kendime.Herşey orda çok güzel olurdu.İstediğim gibi espri de yapardım hem kimse alınmazdı.Canım isterse gülerdim,yeri gelir ağlardım da hiç çekinmeden…

     Alice harikalar diyarından benim dünyama kaçmıştı.Daha güzelmiş benim dünyam (onun yalancısıyım).Sora elif şafak’ın içindeki sesler korosu.Bir de don kişot ve dulsinya…bütün bunlardan o sorumlu ya neyseJ))

     Efendim günlerden birgün ben de benim yarattığım bişeyler olsun istedim bu dünyada.Bu dünyaya bir masal armağan etmek istedim…Sonra bir kahraman seçtim kendime yel değirmenlerine karşı savaşan şahsiyeti örnek alarak.Birkaç sevdiğim özellik o kahramanın doğasında vardı.Bende geri kalanını üstüne ekledim.Zaten işim ne ki?… hayal kurmak bedava…

    Bu kahramana çok alışmıştım.O’na birsürü anlam yükleyip,hayatımı güzelleştiriyordum.Koşulsuz sevebilme kapasitem genişliyordu…

    Birgün masal sığmadı kabuğuna,kendini aşmak istedi.Halbuki ;ne kadar güzeldi öyle.Ben yazardım başlangıçta.Kontrol benim elimdeydi.Ama dengeler bir anda değişti.Masal roman olmak istedi belki de .Ama bilmiyordu ki benim bundan korktuğumu.Nasıl akıl etsin o da haklıJ))

    Korkuyordum ama mutluydum hem de çok mutluydum ilk birkaç gün.Sonra;korktuğum gibi gitmeye başladı her şey.Ben masal devam etsin istiyordum,masal hiddetle ben roman olucam diyordu ,gerçek olucam ben.Masal bana karşı direndikçe,ben mutsuzlaşıyordum.Gitgide hastalıklı bir bünye olmuştum.

     Ben de dedim ki kendi kendime:Kaleyi içten fethet.Git kahramanını ikna et.Eğer o eskisi gibi olursa masal vazgeçer roman olmaktan.Mevlana’yı örnek aldım kendime.Ne diyordu Mevlana sevgi için:”Güzel bir ağaç dalı kötü bir ağaca aşılansa,o güzellik,kötü ağacın  tabiatını da değiştirir”.Ama olmadı.Hiçbirşey düşündüğüm gibi olmadı.Kahraman da masalın oyununa geldi.Gerçek olmaya çalıştı.Ve ipler koptu bir anda.Tahmin ettiğim son gelmişti…

     Ben…Evet ben çok üzüldüm.Canım hiç bu kadar yanmamıştı.Hiçbirşey beni bu kadar acıtamamıştı.Hırs,öfke,nefret…Bana yakışmayan ne kadar duygu varsa hepsi yer etmişti kalbimin bir köşesine.Hepsi bayraklarını dalgalandırmaktaydı hiç çekinmeden kalbimde….

Terk-i diyar eyledim sora .öfkem,nefretim sığmıyordu bu bedene…Bu şehir beni boğuyordu.Kayıp zamanlarım oldu birsüre.Hayata bir mola verdim.Hayal  kurmadım o zamanlar.bir sürü anlamsız sabah biriktirdim ellerimde.derin bir nefes aldım ve bir sabah uyandığımda bana yakışmayan ne kadar duygu varsa hepsi terk etmiş yüreğimi.Tek başıma durabiliyorum ayakta.Galiba büyümüşüm artık….

  Ne beni dinlemeyen masalım,ne de alaycı kahramanım …Hepsi geride kalmış.Ben onlara gülümseyebiliyorum… kimseye kızmıyorum .üzülmüyorum.ne güzel…Kendimi çok özlemişim…

   

    Ve son söz:

      Herkes gibi olabilseydim eğer bu kadar üzülmezdim.Ama biliyorum ki olamicam.O zaman çok sıkılırım kendimden.Tatsız ,tuzsuz olur bu hayat çekilmez.Ben yine hep hayaller kurucam aklımın bi tarafında;komik,uçarı,çoğu zaman da anlamsız…Amma velakin kurduğum hayal dünyasına insanoğlunu dahil etmicem.Kendi dünyamın kahramanı ben olucam.Bu arada don kişot amcaya da yol verdim.Zaten ne geldiyse başıma hep onun yüzünden.Kötü örnek oluyordu hayta.Benim dünyama iki hayalperest fazlaJ

   



18 Mayıs 2008 Pazar

o kadar karışık ki içim yazmaya kadar verdim bende sonunda.ancak;yazarak anlatabilirim içimdekileri.Belki de gittikçe daha da iyi yazarım özendiğim o insanlar gibi olurum bende günün birinde kimbilir?…

kurduğum hayaller masal olur yayınlanır bloğumda:((içimdeki ben’ler hergün yeni bişeyler anlatır size,belki siz anlarsınız diye…