Gülmece, Güldürmece :)

24 Ocak 2008 Perşembe | Kategori : Mizah Yorum Yok

Erken :)
Bir alkış da otel lobisinde pazarlık ettiği hayat kadınına ”Ya ben zaten erken boşalıyorum. İki dakika sürmez! ” diyen arkadaşa lütfen!
 
 
 
Pratik Don
Ama en büyük alkış engin fantezi dünyasından beni de nasiplendiren kuzenime… Neden mi? Aldığım kadın boxerı için "bizim pipimiz yok ki, ön bölmesi ne işe yarıyor" soruma "donunu çıkarmadan vermeye" cevabını verdiği için.
 
 
 
İç Çamaşırı
Arkadaşımın sevgilisi "neden sütyen takıyorsun ki, nasılsa içini dolduran bir şey yok" deyince arkadaşımdan gelen cevapla dumura uğramış. İşte o alkışlarınıza layık cevap: "Sen külot giyiyorsun ama!" Kendisini tebrik eder sevgilisine magmada mutluluklar dilerim.
 
 
Hacı Şakir
İstediğim sadece şu sıcak havalarda bir meşrubat içmekti be çingene teyzeciğim… Girdiğim bakkala girmek zorunda mıydın be çingene teyzeciğim? Hadi girdin ”abe bakkalcı ordan bir kalıp Hacı Şakir ver de a.cığımı yıkayayım, gül gibi koksun” demek zorunda mıydın? O meşrubatı burnumdan çıkartmak zorunda mıydın abe teyzeciğim?
 
 
 
 
Yanlış yer
Bundan 3 yıl önce sevgilinin evine gidilir. Biraz oynaşmadan sonra sevgili bakire olduğu için anal seks yapılır. Akşam eve döndükten sonra mesaj sesi duyulur. Telefon uzakta olduğundan ve üşengeçlikten "Anne şu mesajıma bir bakıver, kim, ne diyor" diye anneye seslenilir. Ardından annenin sözüyle magmaya gidilir: "Sevgilinden geliyor, kanaması varmış da, yanlış yere mi yerleştirdin diye soruyor."
 
 
 
 
Köpüklü hayalkırıklıkları
Monoton giden evliliğimizi renklendirmek için uzmanları dinledim ve eşime beraber banyo yapmayı teklif ettim. Kulağına eğildim ve banyoda bana neler yapacağını sordum. Aldığım ‘’sokacam” cevabıyla bir anda kendime geldim. Benim ne ile evli olduğumu anladınız sanırım.
 
 
Güvensizlik
Annemden inciler: ‘Donuma bile güvenim yok, .ötüme dokunuyor’
 
 
Soba borusu
Misafir odasında baca deliği olmadığı halde "Anne sobayı bu sene misafir odasına kuralım mı?" diyen abime, "Olur, boruyu da k.çına sokarız, kafanı camdan çıkarırsın, sorun olmaz." diyen anneme alkış istiyorum. Hemencecik çözdü sorunu.
 
 
 
Kaç Tane Yeter?
Çıkacağımız 10 günlük tatil öncesi kocam, eline 2 tane prezervatif alıp "Yeter değil mi?" diye sordu. Ve bu tatil aslında söylemeye utanıyorum ama balayımızdı.
 
 
Güvenlik zarı
Telefondaki müşteriye güvenlik kontrolü sırasında "Annenizin kızlık zarı?" diye soran bendim. Ve fakat alkış istemiyorum. Yeterince utandım çünkü.
 
 
Nereye?
Sabah sabah durakta dolmuş beklediğimi gören ve pek muhabbetimiz olmamasına rağmen beni arabasına alan yan komşumuza bir teşekkür ediyorum. Yolda yanımızdan hızlıca geçen arabaya "Nereye gidiyosun ulan pezevenk?" diye bağırmasını kınıyorum. Ama üstüne alınıp "şehir merkezine abi" diye cevap veren kendime de büyük bir alkış istiyorum… 
  
  

Bilinçli tüketim, bilinçli üretimle olur
18.000 YTL kredi kartı borcum olduğunu öğrenen babamın ilk tepkisi; "Keşke korunsaydım".
 
 
 
İntikamın Böylesi
Sen annene kızıp, o minicik pipinle buharlı ütünün içine işemeyi akıl ettin ya! Anneni buram buram çiş kokularıyla işyerine yolladın ya! Annen ancak arkadaşları ”acayip kokuyorsun” dediğinde işi çözdü ya! Ben de sana geleceğin itirafçısı Oscar ödülünü vermez miyim? Veririm, üstüne bir de ben seni yerim ya..
 
 
 
 
Dalgalar durulunca
Alkolün kanda yeterli (!) miktarda olduğu bir gece MSN açılır ve ”içtim yine dalgalanıyorum ben” yazılır. Ertesi sabah aldığınız maille kendinize gelirsiniz: ”Orada dalgalar durulunca sen beni bir ara. BABAN” 
  
 

Psikolojik Çöl Testi

24 Ocak 2008 Perşembe | Kategori : Eğitim Yorum Yok



 


 

Çöldesiniz ve yanınızda aşağıdaki hayvanlar var:
Aslan, İnek, At, Koyun ve Maymun

Çölden kurtulabilmek için hayvanlardan birini bırakmanız gerekiyor.Hangisini bırakırsınız? (İstediğiniz mantığı kullanabilirsiniz ama hangi hayvanı ne zaman bıraktığınızı bir yere not edin) Geriye 4 hayvan kaldı.

Çöl ateş gibi yakıyor! Kilometrelerce uzanıyor. Her yerde kum var. Bir başka hayvanı daha bırakmanız gerekiyor. Hangisini bırakırsınız?

Geriye 3 hayvan kaldı. Yürüdünüz, yürüdünüz, yürüdünüz. Sıcak, sıcak, sıcak. Felaket! Aradığınız vaha kurumuş! Bir hayvan daha bırakmaktan başka çareniz yok.

Geride 2 hayvan kaldı. Uzun sıcak bir yürüyüşten sonra ilerde çölün bittiğini görebiliyorsunuz. Fakat ne yazık ki çölden sadece bir hayvan ile çıkabilirsiniz. Hangisini bırakıp hangisini yanınıza alacaksınız? 

 

 

 

yorumlar

Bu cevaplar Japon kaynaklarından alınmıştır.

Çöl zorlukları simgeler.
Hayvanlar ise. . .

Aslan = Gurur

Maymun = Çocuklarınız

Koyun = Arkadaşlar

İnek = Temel ihtiyaçlar

At = Hırslarınız.

Kısaca, yaşamda zorluklarla karşılaştıkça bunlardan birini feda ederiz. Son hayvan, diğer her şeyi kaybetme pahasına tutunduğunuz varlığı simgeler.

Bayanlara Kur Yaparken Dikkat!!!! :)

3 Ocak 2008 Perşembe | Kategori : Mizah 4 Yorum

Erkek: Bana isminizi bağışlar mısınız?
Kadın: Neden? Sizin yok mu?


Erkek: Ben bir fotoğrafçıyım ve ne zamandır sizinki gibi bir yüz arıyordum.
Kadın: Ben de estetik cerrahım ve ne zamandır sizinki gibi bir yüz arıyordum.

Erkek: Sanırım sizinle daha önce bir kez çıkmıştık ya da iki kez?
Kadın: Sadece bir kez çıkmış olabiliriz, çünkü aynı hatayı ikinci kez yapmam.

Erkek: Nasıl bu kadar güzel olabiliyorsunuz!
Kadın: Sanırım doğarken sizin payınızı da ben almışım.

Erkek: Bu cumartesi benimle çıkar mısınız?
Kadın: Üzgünüm, bu cumartesi başım ağrıyacak.

Erkek: Birçok erkeğin başını döndürüyor olmalısınız.
Kadın: Siz de birçok kadının midesini bulandırıyor olmalısınız.

Erkek: Sizi çok mutlu edebilirim.
Kadın: Nasıl? Gidiyor musunuz?

Erkek: Size evlenme teklif etsem, ne cevap verirdiniz?
Kadın: Bir sey diyemezdim muhtemelen, çünkü gülerken konuşamam.

Erkek: Sizi sinemaya davet edebilir miyim?
Kad
ın: Ben o filmi gördüm.

Erkek: Hayatım boyunca neredeydiniz?
Kadın: Sizden saklanıyordum.

Erkek: Hayatım boyunca neredeydiniz?
Kadın: Hayatınızın geri kalanında da olacagım yerde,rüyalarınızda.

Erkek: Sizi daha önce bir yerde görmüş gibiyim…
Kadın: Evet, o yüzden artık oraya gitmiyorum.

Erkek: Bu koltuk bos mu?
Kadın: Evet, ama oturursanız bu bosalacak.

Erkek: Ne isle mesgulsünüz?
Kadın: Kadın taklidi yapıyorum.

Matematik

29 Aralık 2007 Cumartesi | Kategori : Mizah 2 Yorum

MATEMATİK

 

 

 

 

Matematikten sürekli zayıf notlar alan çocuğu, ailesi bir faydası olur düşüncesiyle Katolik okuluna gönderir.

 

Bakarlar ki çocuk hep tam not almaya baslar…
Sebebini merak edip sene sonunda çocuğa sorarlar:

 

"Ne değişti?"
Çocuk cevap verir:

 

"Okulun ilk gününde artı işaretine çivilenmiş adamı görünce durumun ciddiyetini anladım."

 


 

Evcilik :)

13 Aralık 2007 Perşembe | Kategori : Mizah 8 Yorum

Soğuk ve karlı bir gecede tipiden yolunu kaybeden bir işadamı ve
sekreteri arabalarını terk etmek zorunda kalırlar ve uzun bir
yürüyüşten sonra üşümüş ve ıslanmış durumdayken bir kulübe bulurlar.
Kulübede bir yatak, bir uyku tulumu ve bir sürü battaniye
bulunmaktadır…
Geceyi geçirmeye hazırlanırlar ve işadamı bir centilmen
olarak, yatağı sekreterine verir…
”Ben yerde uyku tulumunda uyurum" der. Sekreter yatağa
yatar, adam uyku tulumunun içine girerek fermuarı çeker. Bir süre
sonra, tam da uyumak üzereyken sekreterinin sesini duyar; ”Efendim,
ben çok üşüyorum."
Adam fermuarı açar, uyku tulumundan çıkar, bir battaniye
alıp kadının üzerine örter, tekrar uyku tulumuna girer, yine tam
uyumak üzereyken sekreterinin sesini duyar;

”Efendim, ben hala çok üşüyorum."
Adam yine fermuarı indirir, tulumdan çıkar, bir battaniye
daha alıp kadının üstüne örter, uyku tulumuna girerek fermuarı çeker.
Tam uykuya dalacağı sırada yine duyar; ”Ben yine çoooook
üşüyorum".
Adam yattığı yerden; ”Bir fikrim var." der, ”Burası issiz
bir yer. Neler olduğunu kimse göremez , istersen evliymişiz gibi
davranabiliriz."

Genç kadın kıkırdar; ”Tamaaam, bana göre hava hoş."

Adam yattığı yerden avazı çıktığı kadar bağırır;

 

””ÖYLEYSE KALK VE KAHROLASI BATTANIYEYI KENDIN AL!!!!!""

 

Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek

12 Aralık 2007 Çarşamba | Kategori : Kitap 3 Yorum

 


Leo Buscaglia ’nın salondaki kişileri kucaklamasını izlerken, yüzünde tam bir mutluluk ifadesi olduğunu gördüm. Herkes onun varlığından etkilenmiş, nedereyse yücelmiş gibiydi. 

- St.Louis Post-Dispatch Güney Kaliforniya Üniversitesi Profesörünü gören herkes… dinleyicilerini sevgiyi denemeye, kullanmaya ve sevgiye güvenmeye zorlarken, onlara öğüt verirken, yalvarırken coşku veren veve tüm engellere karşı koyan konuşmacının kişiliiği ve yaklaşımıın etkisiyle sandalyelerine çivilenmiş gibiydi.


Albuquerque Journaln

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git…

12 Aralık 2007 Çarşamba | Kategori : Kitap 10 Yorum

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git…

Genç İtalyan yazar Susanna Tamaro’nun 1994′te yayımlandığı zaman İtalya’da büyük yankı uyandıran ve yılın olayı olan bu kitabı, çok satan kitaplar listesinin başındaki yerini uzun süre bir başka kitaba bırakmamıştır. Eco’nun ‘Gülün Adı’ adlı romanından sonra en başarılı İtalyan romanı olarak karşılanan ‘Yüreğinin Götürdüğü Yere Git’,80 yaşındaki bir kadının uzaklara giden genç torununa yazdığı ve hem bir iç döküş, hem de vasiyet sayılabilecek mektuplarından oluşuyor. Yalın, güncel bir dille, sevgiyle ve içtenlikle kaleme alınmış, ama asla gönderilmemiş olan bu mektuplarda, yaşlı kadın, kendisinin ve kızının dokunaklı yaşamlarının gizli kalmış yönlerini açığa vururken, bir yandan da hem kendini, hem de kızını irdeliyor; kendine karşı bir iç hesaplaşma yürütüyor. Değişen gelenekler, altüst olan değerler karşısında hissettiklerini torununa sevgiyle, bilgelikle aktarmak isteyen bu yaşlı kadın, kendi gençliğinde yapmayı göze alamadığı şeyleri yapmasını torununa öğütlerken, ‘Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yapacağımız yolculuktur’, diyor; ‘o özgün çağrıya kulak vermeli ve yüreğimizin götürdüğü yere gitmeliyiz.’

M.S.2150

12 Aralık 2007 Çarşamba | Kategori : Kitap 2 Yorum

‘Bir Bestseller olan bu Makro Felsefe Klasiği, M.S.2150 yılının muhteşem dünyasını, dünyamızın geçirdiği inanılmaz değişimi, insanlığın ulaştığı olağanüstü düzeyi ve hepsinin ötesinde de son derece yüksek bir anlayışı, MAKRO FELSEFE’yi anlatıyor.

 

Gelin siz de, bir gece uyku halindeyken geleceğin güçlerinin yardımıyla günümüzün mikro dünyasından,2150′nin Makro dünyasına götürülen Amerikalı Vietnem gazisi, psikolog Jon Lake’in bu mucizevi, bilgi dolu yolculuğuna, bu vaat ve tehlike dolu serüvenine katılın.2150′nin bugünkü dünyamızdan çok farklı olan hayranlık verici güzellikteki dünyasını keşfedin. Bu Makro dünyanın düşünce ve eylem biçimini inceleyin. Sonunda içinizin umut ve çoşku dolduğunu, bilincinizin genişlediğini, hayata bakışınızın tümüyle değiştiğini görebilirsiniz. Evet, bu okuyup bir kenara koyabileceğiniz bir roman değil, yaşamınıza uygulayabileceğiniz bir Makro felsefedir!

GELECEĞİN DÜNYASINA YAPACAĞINIZ BU YOLCULUK BUGÜNKÜ DÜNYANIZI DEĞİŞTİREBİLİR!

 

Sen Bana Mevsimlerden Söz Et

12 Aralık 2007 Çarşamba | Kategori : Kitap 2 Yorum

Gilbert Sinoué

 

Arjantin’de, Buenos Aires’te başlıyor bu öykü. Yıllardan 1930. Kahramanımız zengin bir çiftlik sahibi: Ricardo Vacarezza. Evlenmek üzere olan bir genç adam. Ama nişanlısı düşlerindeki kadın değil. Düşlerinde onu yaşadığı hayattan başka bir yere doğru sürükleyecek bir kadına rastlıyor hep. Kâbuslar sarıyor gecelerini. Kâbusların arasından da bir kadın sıyrılıyor. Ardından da bir arayış başlıyor.
Arjantin’den Yunanistan’a, adalara doğru bir yolculuk… Yolculuk yalnızca ülkeler arasında değil, zamanın ötesinde de… 3 000 yıl öncesine doğru bir yolculuk bu.
Gilbert Sinoué’nin tadı damağınızda kalacak olan romanı "Sen Bana Mevsimlerden Söz Et", "sonsuz hayat"ın varlığını sorguluyor. "Yeniden dünyaya gelmek mümkün mü acaba?" diye soruyor. Bu arada psikanalizin otuzlu yıllardaki sarsak adımlarını da sessizce takip ediyor. Peki bu dünyada mevsimleri, yılları, yüzyılları aşan aşklar var mı? Kitap, işte böyle büyük, böyle kalıcı, böyle güçlü bir aşktan, bir tutkudan söz ediyor. Kısaca, romanı okuyacak olanları bilgece bir macera ve sonsuz bir aşk bekliyor.

HAYATLA RÖPORTAJ

3 Aralık 2007 Pazartesi | Kategori : Edebiyat 5 Yorum

Hayatla röportaj yaptığımı gördüm rüyamda.

"Benimle röportaj mı yapmak istiyorsun?" diye sordu Hayat.

"Zamanın var mı?" diye sordum.

Gülümsedi.

"Benim zamanım Sonsuzluk" dedi Hayat. "Ne sorular var yüreğinde?"

"İnsanlarla ilgili en çok neye şaşıyorsun?" diye sordum.

Hayat yanıt verdi.

"Çocukluktan sıkılıp büyümek için acele ediyorlar, sonra yine çocuk olmanın özlemini duyuyorlar. Para kazanmak için sağlıklarını kaybediyorlar, sonra sağlıklarını kazanmak için paralarını kaybediyorlar. Gelecekle ilgili endişelenmekten şimdiyi unutuyorlar. Sonra da ne şimdiyi ne geleceği yaşayabiliyorlar. Deneyim iyi bir öğretmendir diyorlar ama deneyimin faturasını ödemek istemiyorlar. Hayatlarını kazanmak için eğitim alıyorlar ama yaşam ustası olmayı bilmiyorlar. Bu nedenle de, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlar, hiç yaşamamış gibi ölüyorlar."

Hayat elimi tuttu. Bir süre sessiz kaldık.Derin bir nefes aldım. Ona, insanların neleri öğrenmelerini istediğini sordum.

Hayat yanıtladı.

"Hiç kimseyi seni sevmeye zorlayamayacağını, yapabileceğin tek şeyin seni sevmelerine izin vermelerini isterdim. Affetmenin affederek öğrenilebileceğini öğrenmelerini isterdim. Başkalarıyla kendilerini kıyaslamamayı öğrenmelerini isterdim. İki insanın aynı şeye bakıp farklı şeyleri görebileceğini öğrenmelerini isterdim."

"Zengin insanın en çok şeye sahip olan değil, en az şeye ihtiyaç duyan insan olduğunu öğrenmelerini isterdim. Bir sevecen yüreği derinden yaralamanın bir anda olduğunu; ama iyileştirmenin çok uzun sürdüğünü öğrenmelerini isterdim. Seni seven insanların duygularınmı nasıl ifade edebileceklerini bilmedikleri için seni sevmediklerini sanmak yerine onların sevgisini hissetmeyi öğrenmelerini isterdim."

Hayat derin bir nefes verdi. Hayatın nefesi kelimelere dönüştü.

"Söylediklerimi yüreğine kaydet" dedi. Söylediği cümleyi yüreğime kaydettim.

"Başkalarını affetmek yeterli değil, kendini de affetmeyi öğren".

Yüreğim kuş gibi hafiflemişti.

"Son bir soru daha, Hayat" dedim. "Benden ne istiyorsun?"

Bütün odayı beyaz bir ışık kapladı… ve Hayat yanıtladı.

"Senin kendin olmanı istiyorum, yoksa başkası olurdun. Sana bugün ihtiyacım olduğunu bil, yoksa bugün benimle olmazdın. Kendi eşsizliğini ve biricikliğini bil; çünkü ben kendimi tekrar etmeyecek kadar yaratıcı ve zenginim. ve gerçekten TEK değerli olanım. Değerimi bil."

Hayat’ın içimde dışımda her yerde aktığını hissettim. Kendimizi sevdiğimiz kadar Hayat ‘ı sevebilirdik ancak. Ne daha az ne daha fazla.
-alıntı-