Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

Çiçek Su Ve

15 Ekim 2008 Çarşamba | Kategori Şiir 2
Günün birinde bir çiçekle su karsılaşır ve arkadaş olurlar. İlk önceleri arkadaşlık olarak devam eder ilişkileri. Tabii ki her zaman lazımdır arkadaşlık birbirini tanımak için. Gel zaman git zaman, çiçek o kadar mutlu olur ki suyun yanında, içi içine sığmaz olur artik ve anlar ki suya âşık olmuştur. İlk kez âşık olan çiçek etrafa kokular saçmaya baslar "Sırf senin hatırın için ey su," diye. Öyle bir zaman gelir ki artik su da içinde çiçeğe karşı bir şeyler hissetmeye baslar. Fark eder ki "çiçeğe âşık oldum." Ama su da ilk defa âşık oluyordur. Günler ve aylar birbirini kovalar ve çiçek "Acaba su beni sevmiyor mu?" diye düşünmeye baslar. Çünkü su pek ilgilenmemektedir çiçekle… Hâlbuki çiçek alışkın değildir böyle bir sevgiye. Ve dayanamaz bir gün, çiçek suya "Seni seviyorum." der. Su "Ben de seni seviyorum." diye cevaplar. Aradan zaman geçer ve çiçek yine suya "Seni seviyorum." der. Su "Ben de." der. Çiçek sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler… Artik öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz olur artik etrafa. Ve son kez suya "Seni seviyorum." Der. Su da "Sana söyledim ya, ben de seni seviyorum." der. Ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek artik. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin. Yataklardadır artik çiçek, su da başında bekler öylece çiçeğin yardımcı olmak için. Ama bellidir ki artik çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek çiçek, suya der ki: "Seni ben gerçekten seviyorum." Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır. Doktor gelir ve muayene eder çiçeği. Muayeneden sonra söyle der Doktor: "Hastanın durumu ümitsiz, artik elimizden bir şey gelmez." Su merak eder sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora "Hastalığı nedir?" diye, Doktor söyle bir bakar suya ve der ki "çiçeğin bir hastalığı yok dostum, bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için." der. Ve anlar ki su artik, sevgiliye sadece "Seni seviyorum." Yetmemektedir.

Hüzünlü şiirlerim

15 Ekim 2008 Çarşamba | Kategori Şiir 1

yalnız ve hüzünlü

Tut ki bu gece
en hüzünlü şiirleri yazabilirim
sis basmış,yıldızlar mavi
gökyüzü siyah ceketini giymiş sanki
sokaklar biçare kalmış,ıssız karanlığa kanabilirim
evde, camlara vuran rüzgarın korkunç sesi
köpeklerin havlamasından ürküyor olabilirim
caddede çınlayan üç dört ayak sesi
üç dört adım da kahkaha sesi
limanına demirleyen en son balıkçı teknesi de gitti mi
kapkara gecelerde başlar şiirlerim
acılar şiirlere
hüzünler mısralara dökülür…

tut ki bu gece
yalın ayak bir zemherideyim, öfkem son haddinde
mevsimlerden,en soğuk en fırtınalı,üşüdüğüm bir gece
gözlerimden dökülmeyen yaşlarımı salıveriyorum dizelerime
şuursuz düşüncelerimin içinde
dinmek bilmeyen,kayıp giden satırları yazabilirim

tut ki bu gece
şiirlerimin sahile vurduğu gece
vuslat için ant içtiğimiz bu limanı terk edebilirim
lodosunda kürek çektiğim denizimde boğulabilirim
bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
bu gece beni sevmene de hiç ihtiyacım yok diyebilirim

tut ki bu gece
bütün şiirlerimi üst üste zımbalayabilirim
hedef tahtası gibi tam onikiden vurabilirim
ben seni hiç sevmedim
bana ait ne varsa ver diyebilirim

tut ki bu gece
bunlar,hüzünlü şiirlerimin öfkesi
öfkem arttı,yüreğim acıdı
belki de kalemimin acı sesi

tut ki bu gece
bütün şiirlerimi sevebilirim bile
aydınlık bir gece bulabilirim seninle
öfkelerimi hüzünlerime harmanlayıp
içime dolar sesin,ruhumu ısıtır nefesin
hüzünleri bile bölüşebilirim seninle
gecemi hasretinle ısıtır,sevginle varlığımı tamamlarım
gece utanır
tüm renkli elbiselerimi giyer sabahı beklerim
içimde bir adam var derim
hep onu beklerim…
hüzünlerim bile onunla daha güzel diyebilirim

SANA BAKMAK

15 Ekim 2008 Çarşamba | Kategori Şiir 0
Herşey yapılabilir
Bir beyaz kağıtla
Uçak örneğin, uçurtma mesela.
Altına konulabilir
Bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
Sallanan bir masanın.
Veya şiir yazılabilir
Süresi ötekilerden kısa
Bir ömür üzerine..
 
Bir beyaz kağıda
Herşey yazılabilir,
Senin dışında..
Güzelliğine benzetme bulmak zor,
Sen iyisimi sana benzemeye çalışan
Herşeyden:
Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor.
Belki tabiattadır çaresi
Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin..
Ve benim
Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim..
Anlarım bitkiden filan
Ama anlatamam
Toprağın güneşle konuşmasını
Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla
 
Sen bana ışık ver yeter
Bende filiz çok..
Köklerim içimde gizlidir
Gelen giden, açan soran, bere budak yok
Bir şiir istersin
"içinde benzetmeler" olan
Kusura bakma sevgilim
Heybemde sana benzeyecek kadar
Güzel birşey yok
 
Uzun bir yoldan gelen
Tedariksiz, katıksız bir yolcuyum
Yaralı yarasız sevdalardan geçtim
Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
Herşeyi anlattım..
Olan olmayan, acıtan sancıtan..
Bilsem ki sana varmak içindi
Bütün mola sancıları
Bütün stabilize arkadaşlıklar
Daha hızlı koşardım
Severadım gelirdim
Gözlerinin mercan maviliğine..
 
Sana bakmak
Suya bakmaktır..
Sana bakmak
Bir mucizeyi anlamaktır..
 
Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
Aşk sorgusunda şahanem
Yalnız kelepçeler sanıktır
Ne yazsam olmuyor
Çünkü bilenler hatırlar..
Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
Bahçıvan değil tüccarlardır
Sen öyle göz,
Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
Sen teninde cennet kayganlığı iken,
Sana şiir yazmak ahmaklıktır..
 
Bir tek söz kalır
Dişlerimin arasından
Ben sana gülüm derim
Gülün ömrü uzamaya başlar
 
Verdiğim bütün sözler
Sende kalsın isterim
Ben sana gülüm derim
Gül sana benzediği için ölümsüz..
Yazdığım bütün şiirler
Sana başlayan bir kitap için önsöz
 
Sana bakmak
Bir beyaz kağıda bakmaktır.
Her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır..
gördüğün suretten utanmak..
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır..
sana bakmak
Allah’a inanmaktır

YAŞANMAMIŞ HATIRALAR

15 Ekim 2008 Çarşamba | Kategori Şiir 0

S

Yaşanmamış hatıralar bilirim

Büyülü sonbahar akşamlarında

Bulutlar üstünde su kenarında

Yalnız hayal edilen hatıralar

İşte; en ürpertici nağmelerle

Bizim şarkımızı söyliyen rüzgar

Sen dudağında gülümsemelerle

Ben gözyaşlarımla, bu alemdeyim

Fakat yine bizbize, başbaşayız

Duymasan düşünmesen de; unutma

Bir daha bu anı yaşayamayız.

 

II

 

Görülmemiş manzaralar bilirim

Karda, kışta, belki de ilkbaharda

Hür denizlerde, kuytu ormanlarda

Sadece hissedilen manzaralar

Bak. Dinle, neler anlatıyor yağmur

Üşüyorum üşüyorum beni sar

Karanlık başladı, gitme ne olur

İnan değişen manzaralar değil

Kilometreler ayıramadı bizi

Fakat bir gün gelir de birleştirir

Beyaz bir güvercin kanadı bizi

 

III

 

Söylenilmemiş mısralar bilirim

Hüzün dolu yağmurlu gecelerde

Alev çalgıların sustuğu yerde

Yalnız, yalnız düşünülen mısralar

Bilinen şeyler huzur içinde

Bilmenin bilinmez bir korkusu var

Bak bütün rüyalarım nur içinde

Çünkü, bugün havasını kokladığın

Denizaşırı bir diyar bilirim

Ve o diyarda seninle beraber

Yaşanmamış hatıralar bilirim

Yokluğunu Getiren Akşamlar

15 Ekim 2008 Çarşamba | Kategori Şiir 0
Ben artık bıraktığın çocuk değilim.
Bombardıman edilmiş şehirler gibi,
Bütün sütunlarım yıkılmıştır;
Boşluktayım.
Bütün ışıklarım sönmüştür gecenin bir vaktinde.
Karanlıklara terketmişim aşkı ve güzelliği,
Yüreğim sıcaklığını kaybetmiştir;
Ağlıyorum..
Yetim bir çocuğun kimsesizliğince,
Kahırla dolu küçücük göğsümü çekerek
Ağlıyorum…
Gözlerim sabahlar gibi dumanlı ve ıslaktır.
Yokluğunu getiren akşamlara karşı,
Ağlamanın ferahlığını ben de öğrendim.

Ben artık bıraktığın çocuk değilim.

Nurettin ÖZDEMİR 

……Yüreğimle Vedalaşıp Sonra Gitsen…..

15 Ekim 2008 Çarşamba | Kategori Şiir 0

Gidişinle Yitirilen Bunca Değerdi Geçmişe Sığdırılan…şimdi Hepsi Birer Boşlukta
Senin Gittiğin Yolda Kırıntıların Arasında…
Ne Kadar çaba Harcasamda Yokluğunla Dolu Manasını Kaybeden Kelimelerim
çelişkilerle Dolu Yüreğim…
Gitti Gelmez Diyen Beynim…
Ağlama Aşktı Yaşadığın Diyen Kalbim…
Her şeyimle Senden Kaçan Cesaretsizliğim…
Işte Böylesine Yaşanılan Bir Fırtına Içimdeki…!!!!

ayağıma pırangalar vurmuş

15 Ekim 2008 Çarşamba | Kategori Şiir 0
ayağıma pırangalar vurmuş odaların..çıkamıyorum eşiklerinden..bir adım ötene atamıyorum adım..hapsoldum karanlığında,kaçamıyorum..
tutsaklık demişler bunun adına..hayır bu tutsaklık değil!

tutsaklık değil benim senden gidemeyişim..!
başka birşey..
daha yüce.
daha akılalmaz.
daha sınırsız.
uçsuz bucaksız,dursuz duraksız..
daha da nefessiz bırakır insanı..daha da yapışır canına..etini koparırcasına hem de..kapıları kilitleyip anahtarları denize bırakır benim sana esaretim…

çaresizlik demişler bunun adına..hayır bu çaresizlik değil!
başka birşey..
daha yüce.
daha akılalmaz.
daha sınırsız.
uçsuz bucaksız,dursuz duraksız..

daha bir bağlar insanın elini kolunu..kanadını kırar..ateşlere salar tenini..tenine kor basar..gözüne mil çeker..içine ayaz emanet eder…baharlarını haraç keser senden..

aşk demişler bunun adına..hayır bu aşk değil!

aşk değil benim senden gidemeyişim..!
başka birşey..
daha yüce.
daha akılalmaz.
daha sınırsız.
uçsuz bucaksız,dursuz duraksız..Alıntı
 

her an yağsa hüzün

15 Ekim 2008 Çarşamba | Kategori Şiir 0
Her an yağsa hüzün düşse yapraklar
Hayat ağacımda dalsın arkadaş
Coşup akan selle doysa topraklar
İmdadıma gelen salsın arkadaş

Umuda kapanmış olsa da yollar
Ummadığın anda boş kalsa kollar
Şu garip ruhumu incitse kullar
Ufkuma aydınlık yolsun arkadaş

Dersin başka kimse çekmez nazımı
Bilirsin aslında ince sızımı
Ortak olup paylaş alın yazımı
Niye suskun dilin? lâlsın arkadaş

Döktüm hep derdimi oldun yanımda
Dostluk deryasısın dünya hanımda
Damarsın bedende her an kanımda
Sırlar kovanında balsın arkadaş

Ses versen yüceden duysam çağrını
Kendinle kalıpta deşme bağrını
Gel dost dergahında dindir ağrını
Yükleme elemi kalsın arkadaş

Gerçek dostlukların geçmez dönemi
Sıcak bir sohbetin çoktur önemi
Gülüşünle bahar sardı sînemi
Melekler bahtına gülsün arkadaş

Hülya Ekmekçi 

aşk bitti

14 Ekim 2008 Salı | Kategori Aşk 0

gidiyorum artık arkama bakmadan
kalbimi dinlemeden sessiz çığlıklarımla
veda ediyorum sana bu son satırlarımda
kendine dikkat et ve çok iyi bak ELVEDA… 

YAĞMUR GÖZLÜM

14 Ekim 2008 Salı | Kategori Şiir 0

Seninleyim sana geldim,
Aç kapını yağmur gözlüm,
Seni sevdim seni bildim,
İnan bana yağmur gözlüm.

Zaman bizi ayırmadan,
Dost düşmanı kayırmadan,
Kalan günler sayılmadan,
Kavuşalım yağmur gözlüm.

Karlar yağar kapımıza,
Bakmayalım ardımıza,
Engel koyma yolumuza,
Yürüyelim yağmur gözlüm.

Güneş bizim ay bizim,
Gece bizim gün bizim,
Şiir bizim söz bizim,
Söyleyelim yağmur gözlüm.

Ömür kısa bir heves,
Sensiz dünya bir kafes,
Bir bedende bir nefes,
Yaşayalım yağmur gözlüm.

Erhan SAKA

dsadas