Kenan Paşa Panik ve Suçluluk Duygusu İçinde
29 Haziran 2009 Pazartesi
İhbar Et Etiketler : emin pazarcı dsp genel sekreteri hasan erçelebiDSP Genel Sekreteri Hasan Erçelebi:
“KENAN PAŞA PANİK VE SUÇLULUK DUYGUSU İÇİNDE”
Anayasa’nın geçici 15. Maddesi’nin kaldırılarak darbecilerin yargılanmasına destek veren DSP Genel Sekreteri Hasan Erçelebi, “Kenen Evren, eğer bu ülkeye bir kerecik hizmet etmek istiyorsa, kendisi yargılanmayı kabul etmeli” dedi.
Erçelebi, Kenan Paşa’nın yaptığı açıklamalarla hedef şaşırttığını ifade ederek, hedefte bütün Silahlı Kuvvetler mensuplarının değil, darbe yapan 5 generalin bulunduğunu söyledi.
DSP’nin bir ittifak peşinde olmadığını kaydeden Erçelebi, “Siyasi oluşumlarla bir araya gelmekten çok sağlıklı sonuç çıkmıyor. Halkla ve sivil toplum örgütleriyle ittifak yapmak lazım” diye konuştu.
DSP Genel Sekreteri Hasan Erçelebi, CHP tarafından başlatılan Anayasa’nın Geçici 15. Maddesi’nin kaldırılarak darbeci generallerin yargılanmasının sağlanması girişimini desteklediklerini belirtti. Kenan Evren’in son açıklamalarının “panik ve suçluluk duygusu” içinde olduğunu gösterdiğini belirten Erçelebi, “Kenan Evren hedef saptırıyor. Eğer bu ülkeye bir kerecik hizmet etmek istiyorsa, kendisi yargılanmayı kabul etmeli” dedi.
Hasan Erçelebi, DSP’nin herhangi bir siyasi parti ya da oluşumla ittifak peşinde olmadığını, ittifakı geniş halk kitlelerinde aradıklarını söyledi. Erçelebi, Emin Pazarcı’nın sorularına şu cevapları verdi:
Soru: DSP’nin manevi lideri Bülent Ecevit, 12 Eylül 1980 İhtilali’nin ardından hayli sıkıntı çekti. CHP’nin, Anayasa’nın Geçici 15. Maddesi’nin kaldırılarak darbecilerin yargılanabilmesinin yolunu açan teklifine nasıl bakıyorsunuz?
Erçelebi: Bu yerinde bir teklif. Ancak, bu teklifi tek başına hayata geçirmek biraz ayaküstü “geçerken uğradım” ya da “kısa gün ticareti” gibi görünüyor. Hemen grup başkanvekillerini de İktidar Partisi’nin grup başkan vekillerine göndermek, bu işin ciddi olarak düşünüldüğü izlenimini bize vermiyor. DSP olarak Anayasa’daki Geçici 15. Madde’nin kaldırılmasını istiyoruz. Böyle bir düzenleme Meclis’e geldiği zaman tam destek veririz. Bununla birlikte gerek Anayasa’da, gerek yasalardaki bütün anti demokratik düzenlemeleri kaldırmak için Meclis’te bir uyum komisyonu, bir uzlaşma komisyonu kurulmasını biz teklif ediyoruz. Meclis’te temsil edilen bütün siyasi partilerden eşit sayıda kişiler alınarak uzlaşma komisyonu kurulsun. Bu geçici 15. Madde, yanında kamu sendikalarının grevli toplu sözleşmeli sendika hakkı, belki yine bir 12 Eylül ürünü olan YÖK’ün Anayasa güvencesi altında olması, 130-131. maddelerin kaldırılması şeklindeki bütün anti demokratik uygulamaların ele alınarak, bu uzlaşma komisyonu tarafından Parlamento’ya getirilmesi ve bütün partilerin ittifakıyla, el birliği, gönül birliği ile kardırılması gerektiğini düşünüyoruz.
Soru: Sizce bu düzenleme darbe yapan kişilerin Anayasa tarafından korunması görüntüsü ortadan kaldırılarak, şekli bir mesaj verme amacını mı taşıyacak, yoksa Türkiye’de darbe yapan kişiler gerçekten adalet önüne mi çıkarılacak? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Erçelebi: Bence gerçekten yargı süreci başlatılmalı. Çünkü, bu konularda zaman aşımı olmaz. Niye olmaz? Hukuken şu anda bir anayasa güvencesi altında olunca zaman aşımı kesilmiş olur. Bir örnek vereyim, yine Anayasamızda milletvekillerinin dokunulmazlığı var. Diyelim ki bir milletvekili bir suç işledi, hakkında bir fezleke düzenlendi. Bu kişi 15-20 sene üst üste milletvekili oldu, dokunulmazlık zırhından yararlanarak yargılanamadı. 20. senenin sonunda milletvekili olamazsa, o hemen yargılanır. Dolayısıyla, yasa ve anayasa ile yargılanması önlenmiş ya da engellenmiş olan insanlarda zaman aşımı olmaz.
Soru: Kenan Paşa da diyor ki, “O zaman kendi ipimi kendim çekerim, intihar ederim.”
Erçelebi: Kenan Paşa’nın bu davranışı, aslında bir paniğin, bir suçluluk duygusunun ifadesi. Ama biz bunu onun yaşlılığına da verebiliriz. Yani “Ben o günleri anlatmam” diyor. Oysa, aslında Kenan Paşa Türk hukukuna, Türk yargısına güvenmeli, o günleri anlatmalı ki, bundan sonra demokrasi kesintiye uğramasın, eğer darbeye özenenler varsa özenmesin. Onun için Kenan Paşa eğer bu ülkeye bir kerecik hizmet yapmak istiyorsa, darbenin dışında, bence kendisi yargılanmayı kabul etmeli. Böyle bir Anayasa değişikliğine bile mahal vermeden, yaşı bir hayli ilerlemiş, hafızasındaki o günler silinmeden niçin darbe yaptığını ya da yaptıklarını anlatması lazım. Tarihe bir ışık tutması lazım.
Soru: Yalnız Kenan Evren kendisi ile birlikte binlerce kişinin de yargı önüne çıkması gerektiğini söylüyor. Eğer bir suç varsa, o dönemin bütün TSK mensuplarının yargılanması gerektiğini savunuyor.
Erçelebi: Yok, o günleri hepimiz biliyoruz. Hepimiz o günlerin gençleriyiz. Sonuçta 5 generaldir, darbe yapan. Bugün de “yargılansın” denilen odur. Şimdi Kenan Paşa hedef şaşırtıyor. Diyor ki, Anayasa yüzde 92 ile kabul edildi. Şimdi burada tartışılan ve bizim istediğimiz 1982 Anayasası yargılansın değil. O ayrı bir şey zaten. Biz, darbeciler yargılansın, diyoruz. Dolayısıyla, Kenan Paşa ve arkadaşları darbe yapmadan önce referandum mu yaptılar? Yani “Biz darbe yapalım mı?” diye halka sormadılar. Yargılanırken niye böyle bir tavır içine giriyor? Tabi Kenan Paşa, acaba sansasyon yaratabilir miyim, diye düşünüyor. Böyle bir referandum olmaz tabi. Halka, darbe mi yoksa demokrasi mi istiyorsunuz, diye sorulmaz. Dünyada bunun örneği yok. Bir de bu insan haklarına aykırıdır. Türk toplumunun tarihsel gelişim sürecine aykırıdır. İstiklal Marşı’nda Akif ne güzel söylüyor: “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım/Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım.” diyor. Şimdi böyle bir toplumda “Darbe mi istiyorsunuz, demokrasi mi istiyorsunuz?” diye bir referandum olmaz. Buna Kenan Paşa’nın fantezisi diyelim. Bence o yargı süreci açılmalı, o dönemin yargılanması, aslında siyasi tarihimize ışık tutacaktır. O açıdan çok önemli. Yoksa birilerinin şu kadar ceza alması falan değil. Zaten bu yaştan sonra ceza alsalar ne olacak? O ayrı bir konu. Ama dönemin aydınlanması için yargı sürecinin açılması lazım. Başka türlü aydınlanmaz o dönem.
Soru: Bir de Askeri Savcılığın takipsizlik kararı ve Genelkurmay Başkanı’nın açıklamalarının ardından, Ak Parti’ye karşı eylem planı ile ilgili tartışmaların seyri değişti. Böyle bir belge yoksa, kim hazırladı? Neden hazırlandı? Genelkurmay Başkanı, konunun devletin bekasını da ilgilendirdiğini söylüyor. Bundan sonra ne yapılmalı?
Erçelebi: Genelkurmay Başkanı dedi ki, biz kendi içimizde yargı sürecini tamamladık ve biz net bir bilgiye ulaşamadığımız için bu konuda takipsizlik kararı verdik. Elimizdeki bilgileri sivil savcılara devrettik. Arkasından ekledi, dedi ki, bundan sonra iş sivil yargının ve bir de araştırma servislerinin. Bu çok önemli. Belli ki, askeri yargı bu sözü edilen belgenin aslına ulaşamadı. Şimdi böyle bir belgenin olduğu iddia ediliyor. O zaman aslında gerçekten böyle bir belge var mıdır, yok mudur tartışması 15 günümüzü aldı. Daha ikinci, üçüncü 15 günümüzü almadan biran önce yargı ve hakikaten istihbarat örgütleri, bu arada o belgenin olduğunu iddia eden ve yayınlayan basın kuruluşu da yardımcı olmalı. Bu konu daha fazla gündemi meşgul etmemeli ve aydınlatılmalı.
Soru: Türkiye, 15 gündür bu konu ile sarsıldı. Genelkurmay Başkanı da diyor ki, konu askeri yıpratmaya yönelik bir psikolojik harekat. Eğer söyledikleri doğru ise, Türkiye ile oynamaya çalışan bir organizasyonla karşı karşıyayız. Genelkurmay Başkanı, ayrıca bazı yerlerden şüphelendiğini de söyledi. Bunları açıklaması gerekir mi sizce?
Erçelebi: Devlet yönetiminde bunlar belki belirli bir süre delillerin kirletilmemesi için, faillerin kaçmaması için gizli tutulabilir. Ama bunun bir süresi vardır. İla nihaye, sözgelimi Dolmabahçe görüşmesinde olduğu gibi “Bunlar benimle beraber mezara gidecek” gibi bir anlayış olmaz. Devletin, devletle ilgili olan her şeyinin açıklıkla ortaya çıkarılması lazım. Önümüzdeki günlerde tahminim bu konu aydınlanacaktır. Çünkü, önümüzde bir MGK toplantısı var. Sayın Başbakan ile Sayın Genelkurmay Başkanı sık sık görüşüyorlar. Sayın Cumhurbaşkanı ile Sayın Genelkurmay başkanı görüşüyor. Tahmin ediyoruz ve istiyoruz, kısa zamanda devleti yöneten ve sorumluluk taşıyan o makam sahipleri bunu aydınlatacaktır.
Soru: Peki sizce bu işin arkasında ne olabilir? Sizin tahminleriniz neler?
Erçelebi: Burada bir kaos yaratılmak isteniyor. Yani şu: Bu kaosta devletin kurumları bir kere yıpratılıyor. Bu kesin. Sonuç nasıl olursa olsun, devletin kurumları tartışılır hale geliyor. İşte bakın 15 gündür Silahlı Kuvvetler tartışılıyor. Bazen yargı tartışılıyor, bazen yasama tartışılıyor. Bu tartışmalar hep yıpratmaya yönelik. Bu doğru bir şey değil. O nedenle biran önce aydınlığa kavuşmalı. Eğer bu kampanya ise kampanya bitmeli. Eğer kampanya değil münferit bir hadise ise, o sona erdirilmeli. Çünkü, bu kurumlar hakikaten devleti ayakta tutan kurumlardır. Yargı da öyledir, Genelkurmay da öyledir, yasama da öyledir, hatta yürütme de öyledir. Her önüne gelen yürütmeyi yıpratacağım diye uluorta şeyler söylememeli. Sonuçta bu yürütme hem ülkemizde bizi yönetirken, hem de dışarıda bizi temsil ediyor. Yıpranmış bir yürütme özellikle dış politikada ne kadar başarılı olabilir? O nedenle kurumlarımızı yıpratmamak lazım. Ama, zan altında, şüphe altında, acaba bırakmayacak şekilde olayların aydınlatılması lazım, diye düşünüyorum.
Soru: Şimdi de DSP’ye dönersek, DSP’deki yeni yönetimin hedefleri neler?
Erçelebi: DSP’deki yeni yönetimin hedefleri tabi ki iktidar. Biz muhalefetten sıkıldık. Muhalefet bize göre değil. İktidar olmak için de biz önce partimizin aksayan yönlerini ortaya çıkarıp, onları gidermek, tabiri caizse evimizi bir onarıp, ondan sonra dışarıya açılarak Türk halkına “Ey halkım, biz iktidara hazırız, sizin desteğinize, güveninize ihtiyacımız var” demek için şimdi içeride çalışıyoruz. Kısa bir süre sonra dışarıya, yani evimizin dışına, alanlara çıkıp, yeni geliştirdiğimiz politikalar –ki bu bazen farklı algılanabiliyor- programımız, tüzüğümüz çerçevesinde, kurucumuz ve kuramcımız Bülent Ecevit’in bize verdiği ruh çerçevesinde adımlar atacağız. Nedir bu ruh? Çalışanların, emeği ile geçinenlerin haklarının savunulması. Türkiye bir üretim ülkesi. Üretimden düştü son zamanlarda, çalışanlar haklarını kaybettiler. Şu anda Türkiye’de çalışanlar, işçiler, memurlar ne kadar hak elde etmişlerse bunun altında rahmetli Başbakanımız Bülent Ecevit’in imzası, Demokratik Sol’un da mührü vardır. Şimdi bunları hep kaybediyor çalışanlar. Bakın, iş güvencesini çıkardık, yontuldu. Kamu Sendikaları Yasası’nı çıkardık, bir eksiği var. Grevli toplu sözleşmeli halini inşallah ilk iktidarımızda biz gerçekleştireceğiz. Onun hazırlığını yaptık. Onun yanında İşsizlik Sigortası’nı çıkardık. Hükümet paylaşamıyor burada birikenleri, iyi ki var. Biraz önce araştırdım, 6,5 milyon insan şu anda işsizlik sigortasından para alıyor. Çok önemli. Bu aşağı yukarı 6,5 milyon aileye ekmek demektir. İyi ki zamanında bunu kurmuşuz. Bugün en azından o 6,5 milyon insan aç kalmaktan kurtuluyor. Biz de DSP olarak bütün halk kesimlerine, baştan beri Ecevit’in söylediği bir şey vardır, “Sağ partiler içinde sıkışmış kalmış, farkında olmadan sağa gitmiş, ama gerçekte solda olması gereken insanlar vardır” ulaşmaya çalışıyoruz. 1977 seçimlerinde Bülent Ecevit farkında olmadan sağa giden, ama gerçekte solcu olan insanlarla bütünleşerek yüzde 44-45’lere vardı. Bizim de hedefimiz, Bülent Ecevit’in 1977’de gerçekleştirdiği başarının daha da üzerine çıkarak, iktidar yolunu açmaktır.
Soru: Siyasette, yeni bir takım siyasi oluşumların zaman içinde sizlerle bir araya gelerek bir ittifak halinde seçime gitmesinden de söz ediliyor..
Erçelebi: Türkiye’de son yıllarda bu tür senaryolar çok. Bir araya gelinse AKP’ni karşısında güçlü bir ittifak olacak gibi… Bu tür senaryoları düşünmek mümkün. Ancak, biz DSP olarak böyle düşünmüyoruz. Çünkü, bu tür birlikteliklerden aslında büyük bir güç doğmuyor. Yani, siyasette 2 artı 2 dört etmiyor. 2 artı 2, çoğu zaman 3 ediyor. Biz, toplumdaki bütün aktif kesimlerle bütünleşerek, bunlar sivil toplum örgütleri, geçmişte işçi sendikaları nasıl Bülent Ecevit’in etrafında toplanmışsa, bugün de aynı şekilde işçi sendikaları, memur sendikaları, işçiler, çiftçiler, yani toplumun dinamik ve alın teriyle geçinen kesimleriyle yola devam etmek istiyoruz. Yoksa, siyasi oluşumlarla bir araya gelmekten çok sağlıklı bir sonuç çıkmıyor. Sonuçta kimin borusu ötecek, kim başkan olacak noktasına geliyor. Bir araya gelmeden dağılıyor. Oysa, tabanda kurulan, sivil toplum örgütleri ve hakla kurulan birliktelikler daha sağlıklı oluyor. Biz onun çabası içindeyiz.
Soru: Yani, hakla ittifak arıyorsunuz…
Erçelebi: Evet aynen öyle. Halkla ve sivil toplum örgütleriyle, sendikalarla, derneklerle her an toplumsal sorunların çözümünde bir araya gelip, ortak akıl oluşturabiliriz.
emin.pazarci1@mynet.com

kamo27 İhbar Et
kamo27 İhbar Et
kamo27 İhbar Et
megolaidea66 İhbar Et
cefir67 İhbar Et
rasthold İhbar Et
rasthold İhbar Et
13621962 İhbar Et
rasthold İhbar Et
fedakaryildirim İhbar Et
fedakaryildirim İhbar Et
rasthold İhbar Et
tarik_eski İhbar Et
rasthold İhbar Et
rasthold İhbar Et
irfankokoglu İhbar Et
serkan583 İhbar Et
rasthold İhbar Et
rasthold İhbar Et
rasthold İhbar Et
rasthold İhbar Et
rasthold İhbar Et
rasthold İhbar Et
rasthold İhbar Et
rasthold İhbar Et
rasthold İhbar Et
vndkvk İhbar Et
demokratic İhbar Et
demokratic İhbar Et
cefir67 İhbar Et
demokratic İhbar Et
rasthold İhbar Et
rasthold İhbar Et
rasthold İhbar Et
cefir67 İhbar Et
cefir67 İhbar Et
rasthold İhbar Et
rasthold İhbar Et
rasthold İhbar Et
senotomotiv1 İhbar Et
cefir67 İhbar Et
cefir67 İhbar Et
cefir67 İhbar Et
cefir67 İhbar Et
rasthold İhbar Et
rasthold İhbar Et
rasthold İhbar Et
rasthold İhbar Et
vndkvk İhbar Et
cefir67 İhbar Et
rasthold İhbar Et
kral_4161 İhbar Et
cefir67 İhbar Et
atsiz1975 İhbar Et
vndkvk İhbar Et
zeynep_ayben İhbar Et
zebey İhbar Et