Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

KÜÇÜK ŞEY YOKTUR!!!

23 Ağustos 2008 Cumartesi | Kategori Dünya 1

 "DİKKAT ET HER ŞEY BİR ŞEYİ GÖSTERİR!"

Her şeyin yeri, değeri ayrı.Kurbağayı elbette sabana koşamayız.Ama onun ayağının taşıdığı değere Galvani yönelmiş, bu ise elektrik pili keşfinin başlangıcı olmuştu.

Penisilini icat eden Fleming, bir tabak içindeki küflerin civarındaki mikrop yaşamadığına dikkat ederek meşhur ilacını bulmuştu.Halbuki Fleming’e gelinceye kadar milyonlarca kişi, küfü görmüş fakat önemsememişti.

Alp dağlarında dolaşan Leonarda da Vinci ise rastladığı bir midye fosilini dikkatle inceleyerek Paleontoloji denen ilmin temelini atmıştı.

Ne kadar önemsiz görünürse görünsün, hiç bir şey yoktur ki, dikkatle bakılsa bir sonuç sağlamasın.

Kristof Kolomb’un, Amerika’nın keşfiyle sonuçlanan ünlü yolculuğunun uzaması, tayfaları isyan ettirmek üzereydi.O esnada geminin yanından geçen bir deniz otunu Kolomb’un görmesiyle durum birden değişti.Karaya yaklaşılmıştı artık.

Samuel Brown, Tweed ırmağı üzerine ucuzca nasıl bir köprü kurarım, diye düşünürken, bahçesinde asılı bir örümcek ağı gördü.Dikkatle inceledi ve "Demir ipler ve zincirlerle, tıpkı bunun gibi bir asma köprü kurulabilir" sonucuna vardı.İlk asma köprü inşasının kısa öyküsü budur.

Stothard, renk kombinezonu sanatını, kelebeklerin kanatlarını dikkatle incelemek suretiyle öğrenmişti.

İnsan biraz dikkatle baksa, küçük şeyler ne kadar değerli bilgiler verir.
Newton’un başına düşen elma, işte bunlardan biri…

İNSANA EN İYİ DENEYİMİ ZORLUKLAR KAZANDIRIR.

Edison, elektrik ampulunu icat ederken, ampulün içine konacak 3000′e yakın maddeyi denemiş, başarı gösterememiş, bunun üzerine arkadaşları onu bu işten vazgeçirmeye çalışmıştı.Hatta bu durum Steven Teknoloji Enstitüsü tarafından da protesto edilmişti.
Bun karşı Edison’un cevabı şu olmuş:

-Beyler, evet, 3000 maddeyi denedik, hiçbir netice alamadık.Fakat bu denemelerden, üçbin maddenin hiçbirinin işimize yaramayacağı sonucunu da almadık mı?
Son olarak kömürü deneyen Edison, ışığı bulmuştur.

Frengiye karşı kullanılan bir ilaç vardır ki, ismi 606 dır.İlaca bu ismin verilmesinin sebebi, onu keşfeden adamın 605 deneyimin başarısızlığa uğramasına karşın , karar ve ve fikrinden, azim ve inadından bir şey kaybetmeden deneylerine devam ederek 606 ncı formülde meşhur ilacı bulmuş olmasıdır.

Polaroid’i kuran ve anında sonuç veren fotoğrafçılığın mucidi olan Ed Land, duvarına üzerinde şu sözlerin yer aldığı bir levha asmıştı:

"YANLIŞ, FAYDASINI HENÜZ BİR AVANTAJA DÖNÜŞTÜREMEDİĞİN BİR OLAYDIR"

Sabır, pozitif düşünme kudretidir.Sabretmek, insanın arzu etiği hedefe doğru sürekli direnç göstererk sonuca varmasıdır.

ALLAH KATINDA EN SEVİMLİ İŞ, AZ DA OLSA DEVAMLI OLANDIR.(hadis)

Bizi hayattan şikayete sevkeden şey, karşılaştığımız zorlukların büyüklüğü değil, irademizin zayıflığıdır.(jeremy taylor)

Dağcılar, Everest’in ilk yamaçlarına uzaktan baktıkları zaman, her şey engeldi onlar için.İlerledikçe geçit buldular kendilerine.Bunun içindir ki, her şeyin isteğimize engel olacağına önceden ve uzaktan karar vermek, istemek değildir(alain)

İnce ince yağan yağmur pek bol değildir ama, toprağın derinliklerine kadar işler.Taşı delen, suyun kuvvetinden çok, damlaların sürekliliğidir.Zaferi bu çaba ve devamlılık sağlar.

Çok, azların sabırlı bir toplamıdır…

KEMAL URAL
Küçük Şey Yoktur

ne hale gelmişizde haberimiz yokmuş!!!

4 Ağustos 2008 Pazartesi | Kategori Dünya 1

yahu

biz ne kadar da 

özel(LEŞTİRİL)mişiz

Türk Telekom, Arap’ın.

Telsim İngiliz’in.

Kuşadası Limanı İsrailli’nin.

İzmir Limanı Hong Konglu’nun.. .

Araç muayene işi Alman’ın.

Başak Sigorta Fransız’ın.

Adabank Kuveytli’nin.

İETT Garajı Dubaili’nin.

Avea Lübnanlı‘nın.

Petkim? Ermeni’nin. (Kazak’a sattık, dediler. Kazağı bi çıkardık..

Ermeni…)

Rakı , Amerikalı‘nın.

Finansbank Yunanlı‘nın…

Oyakbank Hollandalı‘nın.

Denizbank Belçikalı‘nın.

Türkiye Finans Kuveytli’nin.

TEB Fransız’ın.

Cbank İsrailli’nin.

MNG Bank Lübnanlı‘nın.

Alternatif Bank Yunanlı‘nın.

Dışbank Hollandalı‘nın.

Şekerbank Kazak’ın.

Yapı Kredi’nin yarısı İtalyan’ın.

Turkcell’in yarısı Finli’nin Rus’un.

Beymen’in yarısı Amerikalı‘nın.

Enerjisa’nın yar ısı Avusturyalı‘nı n.

Garanti’nin yarısı Amerikalı‘nın.

Eczacıbaşı İlaç, Çek’in.

İzocam, Fransız’ın.

TGRT(Fox) Amerikalı‘nın.

Demirdöküm Alman’ın.

Döktaş Fransız’ın.

Süper FM Kanadalı‘nın.

Hepsi TÜRKtü.

Sadece 4.5 yıl önce.

Çok önemli….

ASIL DEGERİ 9 (DOKUZ) TRiLYON DOLAR DiKKAT 9 MiLYAR VEYA

9 MiLYON DEGiL 9 TRiLYON DOLAR…

 

ABD SADECE 40 KIRK MiLYON DOLARA KAPATACAK.

 

YAZIKLAR OLSUN….

 

KAPTIRANA, VERENE SUSUP SEYREDENE….

 

ALTI USTU BIR MAIL GONDERMEKLE

BU İŞ OLMAZ DİYE DÜŞÜNMEYİN LÜTFEN.

 

VATANINI SEVEN
HERKESE GÖNDEREL
İM, HEPİNİZİN BİLDİĞİ GİBİ ETİBANK öZELLESTİRİLECEK..

 

(VE ALICISI AMERIKA :-) VE BOR İŞLETMELERİ ETIBANK

 

BÜNYESİNDE. KONULAN FİYAT

 

40 MİLYON $.

 

LÜTFEN BİR DAHA OKUYUN VE LÜTFEN HERKESE İLETİN… YASADIĞIN
DÜNYAYI SORGULAYAMIYORSAN, BARI ÜLKEN
İ SORGULA…..

Önemli! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ..

Borla çalışan araba üretil di, Türkiye kiskacta. Arabayi bor madeniyle

calistiracak patentli 600 proje oldugu ortaya cikti.Turkiye, dünya

rezervinin yüzde 70`ine sahip ve uluslararasi teroristler Türkiye
uyanmadan

bu kaynagi ele gecirmeyi planliyor.

 

Bu maili çoklu yollayarak en azindan
bir toplum bilinci oluŞmasina yardim edebiliriz…

 

ya da direkt silin..

kurtarıcı meleğime küçük bi teşekkür!!!

17 Temmuz 2008 Perşembe | Kategori Aşk 3

Tam bırakmışken hayatla uğraşmayı,

sorularıyla, infazlarıyla bedenimin tam bi kaosa girmişken,

pembelerim siyahlaşmış uzak çok uzaktan bir mawi görebilio we onla hayatıma tutunuoken

"O"

girdi hayatımaa..

bebekler kadar masum we temizdi.

Bu kötü insanlar ondan bişe alamamışlardı..

güçlüydü..

sabırlıydı..

o sewiyodu yaradandan ötürü yaradılanı we acıtmıodu ona yapılanlar..

mücadeleciydi..

müthiş bi sewgi yumağıydı..

we

hasılı girdi hayatıma

müdahale etti ters giden herşeyime

kolay olmadı işi çok zorlandı..

çok yıprandı..

ama benim gbi yapmadı

WAZGEÇMEDİ

uğraştı hep uğraştı..

yorgun düştü..

bebek gözleri uykusuz kaldı..

zaman zaman umutsuzlua kapıldı ama yinede direndi

hayata

bana

kendine

we tüm insanlıa karşı…

SONUNDA

başardı

PEMBEyi geri werdi bana

sewincimi

gülüşümü

yani hayatımı

geri werdi bana

can suyumu werdi can kırıklarım için ..

can suyum oldu yaramı sarmak için

we şimdi hala görewine dewam edio

we öle çok sewiorum ki onu

öle sewiorum ki

benim pembem o oldu

o pembem oldu

can ım oldu

can suyum oldu

teşk ederim aşkım

iiki warsın

iiki yanımdasın

SENİ ÇOK SEWİORUM!!!!!

can kırıklarıı

17 Temmuz 2008 Perşembe | Kategori Dünya 0

artık can kırıkları istemiorum hayatımda…

yoruldum artık ya

sürekli koşmaktan we beklemekten

sıkıldım

tuttuum her dalın elimde kalmasından..

usandım

birilerine bişeleri ispat etmekten

ben sadece yaşamayı we gülmeyi sewiyorum

gülerek yaşamayı

ağlayacak kadar olsa bile

gülmek de yakışıo saten bana

ama ağlayınca cidden çok çirkin oluorum

yakışmıo hiç

sewmiorum

istemiorum

beni ağlatan kimsei sewmiorum

çıksınlar hayatımdan

uğraşmasınlar benimle

çok mu şey ya

ben sadece pembe rengimi istiorum geri

werdiim gbi

ama olmuo

hep bi tarafı karanlık

hep iki zıt kawram yan yana

tam çizcekken yolumu

"canım" dediklerim

siliooo

acımadan

utanmadan

kızarmadan

nası iş bu yaaaa

nası bi dünya

bunu yargılamak için çokbasitim ama

içmdeki çocuun müthiş bi gücü war

we isyanı

we soruları

we

…..

ona bunu yapmaya kimsenin hakkı yok

hele

canı gbi sewdiklerinin

BIZIMKISI BIR ASK HIKAYESI

25 Şubat 2008 Pazartesi | Kategori Aşk 9

BIZIMKISI BIR ASK HIKAYESI

Sizin için ne derece önemi var bunu bilmiyorum ama ben bu satırları
yazarken
gözümden damlalar akıyor klavye üzerine. Erkekler ağlamaz lafı bana
göre
değil. Ağlamaktan hiç utanmadım,duygularım,acılarım beni boğduğu zaman
hep
ağladım.Yine ağlıyorum… Sizleri tanımıyorum ama sizlerle paylaşmak
istiyorum.Lütfen;bu satırlara bir seven olarak sahip çıkın ve lütfen
yazılı
satırlar olarak geçmeyin. Okudukça yeryüzünde insanlar neleri yaşarmış
diyeceksiniz buna eminim. Bir memur ailenin en küçük çocuğu olarak
babamın
tayininin çıktığı bir köye taşındık.Huzursuzdum,okulumu bir köy
okulunda
okumaktansa ,şehirde medenice okumak istiyordum.kaydımı yaptırdı babam
okula.İlkokul 4. sınıftan başladım köy okuluna.Beni bir sınıfa
verdiler.Öğretmen köyde yabancı olduğumu biliyordu ve hangi sıraya
oturmak
istiyorsan otur dedi bana.Bir kızın yanı boştu sadece oraya
oturdum.Hayatımı
adadığım,gidişiyle beni bitiren insanla ilk o zaman tanıştım.İsmi
Altınay
idi.Çocuk yaşımda bile onun güzelliği beni çok etkilemişti.Masmavi
gözleri,gamze yanakları ile arada bir bana dönüp gülüşü,yanlış yazdığım
notlarımda kendi silgisiyle defterimdeki hatayı silmesi beni o minik
yaşımda
ona bağladı.O dönemlerde çocukça bir arkadaşlıktı. Zaman ilerledikçe
onsuz
tek saniye geçiremiyordum.ya ben onlara gidip ders çalışıyor, yada o
bize
geliyordu.Mükemmel bir paylaşımcıydı.Yüreğini,sevgisini,dostluğunu daha
o
yaşta vermişti bana.İlkokulu birlikte okuduk ve aynı sırada
bitirdik.Hep
onunla hep ona biraz daha alışarak. Ortaokula geçtiğimizde ailelerimize
rica
ettik ve bizi aynı okula yazdırdılar, hatta aynı sınıfa,hatta aynı
sıraya
oturmamız için babalarımız öğretmenlere adeta yalvardılar.Başarmıştık.
Yine
aynı sıradaydık.Geride kalan ilkokul dönemindeki iki yılda anladım ki
onsuz
hayat bana huzur vermiyordu.Yaşımız olgunlaştıkça o beni,ben onu daha
çok
seviyordum.Çocukça başlayan arkadaşlığımız sevgiye aşka dönüşmüştü
ortaokul
yıllarımız bitmek üzereyken.Şehir merkezinde.Ailelerimiz liseye
geçtiğimiz
sırada ortak bir karar aldılar.Buna göre tek ev kiralayacak ikimiz aynı
evde
kalacaktık.Annem de bizimle kalacaktı.Allah’ım o karar bize
iletildiğinde
dakikalarca sarmaş dolaş kutlamıştık bunu.Ona aşık olmuştum.Aynı
duyguları o
da paylaşıyordu ve bunu fark eden ailelerimiz okul bittiğinde
evlendirelim
diye karar almışlardı bile.Ona tapıyordum artık.Haşa Allah’a şirk koşar
gibi
günah işlercesine seviyordum.İlk elini tuttuğumda sakın bir daha
bırakma
demiştim. Yanakları kızarmıştı,utanmış ve başını önüne !
eğmiş,gülümsemiş ve
elimi sıkı sıkı kavramıştı.Artık her gün elele tutuşup okula gidiyor
okuldan
çıkarken elele dolaşıyor geziyor öyle gidiyorduk evimize.Arada bir
elleri
terler ve her terleyişte elini elimden kurulamak için çekerdi.Bunu her
yaptığında kızar elimi bırakma diye azarlardım,hep tamam tamam diyerek
gülümser ve hızla elini avucuma sokuştururdu. Her şey harikaydı,dünya
cennet
gibiydi gözümüzde.Yıllar akıp gidiyordu mutluluk içinde.Nihayet liseyi
de
bitirmek üzereydik.karne dönemi gelmişti.Karnelerimizi aldık hiç
kırığımız
yoktu.Sevinçle sarıldık birbirimize elimi tuttu.bunu kutlamak için bir
cafeye gidip cola içerek kutlayacaktık.Okulun az ilerisinden geçen bir
çakıl
yol vardı.Her zaman toz duman içinde olurdu.çakıllarla kaplıydı.O yolun
benim ve ölürcesine sevdiğim insanın ayrılmasında bu kadar rol
oynayacağını
bilsem hiç girer miydik o yola.Neler vermezdim o yolu yürümemek için.
Eli
yine elimdeydi,ansızın elini çekti,terlemişti yine eli.Sanırım dört
adım
atmıştım.Dönüp yine azarlayacaktım.Çünkü hem elimi bırakmış,hem de
geride
kalmıştı.Dönüp baktığımda Dünya başıma yıkıldı.Sanki gök kubbenin
altında
kaldım.yerdeydi ve yüzünden kan fışkırıyordu.ne yapacağımı bilemedim
üzerine
kapandım yüzüne yapışmış saçlarını kaldırdığımda hayatımı bitiren o
görüntüyle karşılaştım.Başı kesilmiş bir tavuk gibi
çırpınıyordu.Suratına
bir taş parçası bıçak gibi saplanmıştı ve bakmaya doyamadığım mavi
gözlerinden biri akmıştı.Suratının yarısı yoktu.Hırlıyordu bana bir
şeyler
demek istiyor kanla kaplı diğer gözünü temizleyerek bana bir şeyler
demeye
çalışıyordu.Yoldan geçen bir kamyonun tekerinin altından fırlayan bir
taş
suratına saplanmıştı.Ölürcesine bir aşkı,geleceğimizi kibrit
büyüklüğünde
bir taş parçasının bitireceğini bilemezdim.Donuk donuk hiç konuşamadan
yüzüne bakmaktan başka bir şey yapamıyordum. Ellerini tuttum kaldırdım
başını göğsüme dayadı ve elimi sıkı sıkı tuttu.Akan kan ellerimize
damlıyordu.Yoldan geçen bir araba durmuş bizi seyrediyordu,hastaneye
yetiştirelim dediğimde kanlı olduğu için almadı ve kaçtı gitti.Kimse
arabaya
almıyordu.çevreme bakıp yardım eden demekten,ona dönüp seni
seviyorum,beni
bırakma,dayan demekten başka bir şey yapamıyordum.İki dakikalık bir
çırpınıştan sonra kucağımda öldü.Cennet olan Dünya 5 dakikada cehenneme
döndü.Tam dokuz yıl oldu onu yitireli.
Kendime olan güvenimi yitirdim.Artık kimseyi sevemem,kimsede beni
sevemez
korkusundan kurtaramıyorum kendimi.Bitkisel hayatta gibiyim.Tek elimde
kalan
bu net.bu net aracılığıyla sizinle paylaşmak istedim.Yitiren,ya da ben
yitirenle paylaşmak isteyen herkese elleri terlese bile ellerimi
bırakmamaları şartıyla elimi uzattım.Dost,kardeş,arkadaş ne olursanız
olun
ama elimi bırakmayın.Size sesleniyorum, elimi bırakmayın lütfen…

 

 serdar dan alıntıdırrr….

lütfen sonuna kadar okuyunnnnnn… pişman olmayacaksınızz!!!!!!

25 Şubat 2008 Pazartesi | Kategori Dünya 6

Namaz Kılıyor musun?

Namaz kılıyor musun?

Lütfen burada yazdıklarımı sonuna kadar okuyun ve biraz düşünün…

Neden namaz kılmıyorsun???

namaz kılmamak için bir sebebin mi var yoksa?

ne olabilir ki namazdan önemli olan sebep???

dur ben tahmin edeyim:

namaz kılacak vaktin yok değil mi?

ama onların da yoktu…

ya bedir savaşına ne demeli:

savaşhiç durulmuyordu aksine gittikçe kızgınlaşıyordu, bu arada ikindi vaktiçıkmak üzereydi, ama kılacak zamanda yoktu karşında en az on katındüşma vardı.
kenara çekilipte namaza duramazdın, yada namazı kılmıyacaksın di mi ben ce en kolayı bu…
yaonlar ne yaptı Peygamberimiz 300 kişilik ordusun ikiye ayırdı yarısıgeriye çekildi diğer yarısıdaha ileri atıldı ve daha bir kuvvetlesavaştı,
ve geriye çekilenler Peygamberimizin imamlığında namazıkıldılar, bitince de digerleri ile yerdeğiştirip onlar savaşmayabaşladı diğerleri geri çekilip yine Peygamberimizin imamlığında namazıeda ettiler…

sence onların zamanı varmıydı? ya da bunların…

ama o zaman bu yoktu değil mi?

yada bu

( resimdeki yazılar için tıklayın: http://img70.imageshack.us/img70/6154/huuml6li7.jpg  )
eee tek sebebin bu mu yani? başkaları da yok mu?

hem vakit bulsan bile nerde kılacaksın ki namazı yer yok ki evde değilsin zaten başka yerde yok değil mi?

sence onların yeri var mı?

buda tutmadı başka yokmu bahanen?

yada yolculuk yapıyosundur değil mi, kılacak yer yok ki olsa kılardın…

peki onların var mı?

buda olmadı galiba?

yada çok yoğunsundur, çok işin vardır hiç ayıracak vaktin yoktur değil mi?

onların da işi çok ama bi on dakika ayırabiliyorlar

ama senin bir dakikan bile yok değil mi?

bir düşün bakalım bu kadar vakti ne için harcıyosun, dünyalık için değil mi?
iyi para kazanıyım, rahat yaşıyım, param pulum olsun hepsi bunun için mi?
birdaha düşün sen önce kim götürmüş bir bez parçasından başka bir şey,orada rahat etmek için kim biriktirebilmiş veya götürebilmişkazandıklarını?
oraya gittiğinde ilk sorulacak soru ne biliyor musun?

yaa o zaman ne cevap vereceksin, vaktim yok diyemezsin, yer bulamadım diyemezsin, işim vardı diyemezsin değil mi?

belkişunu dersin: ‘bu kadar çabuk beklemiyordum ölümü yoksa kılacaktımileride namazımı kaza namazıda kılacaktım’…ama senin yaşın genç dahayaşlanınca kılarsın değil mi hem o zaman bol bol vaktinde olacak,
ya yaşlanmazsan…

ya sen namaz kılmadan, senin namazını kılarlarsa…

bunlar kadar gençmisin sen,ama bak onlar kılıyor neden?

namazayetişmek için koşan bir çocuğa Hz.Ömer ’sen daha çocuksun bu kadartelaş etmene gerek yok sen daha küçüksün namaz sana farz değil’demişti,
veçocuk demişti ki:’Amca, amca! Bu işin büyüğü küçüğü olur mu? Daha dünmahallemizde bir çocuk öldü. Üstelik benden de küçüktü. Ölüm denengerçeğin büyük küçük ayırdığı yok. En iyisi her yaşta buna hazırolmalı. Hem bu yaşta Namaza alışmazsam, büyüyünce kılmak zorgelebilir.’

sen hala gencim de…?

aaa olmadı hastasın değil mi onun için kılamıyorsun, özür dilerim…

amaiyileşmen için namaz kılman gerektiğini biliyor musun? öyle dememiş miPeygamberimiz’namazda şifa var’ kalk bir kıl bakalım namazın hastalığınkalıyor mu o zaman???

bak oda hasta üstelik kaç yaşına gelmiş…(HİÇ UNUTMAM DEDEM ÖLÜM DÖŞEGİNDE DAHİ KILIYORDU)

ama ayakta duramıyosun değil mi?
oturarak kıl, oturamıyosunda(yatalaksın)
kafanlakıl o zaman, yoksa tamamen felç mi geçirdin (şimdi yıttın galiba)zannetme ki yırttın o zaman da gözlerin kıl bak bu kadar kolaylık var,eminim başka bahanelerinde vardır…değil mi?

yaaa boş ver hem sen niye namaz kılacaksın önemli olan kalp değil mi? senin kalbin temiz kılsan ne olacak ki?

O Güzeller Güzelinin kalbi kapkara mıydı, pislik içinde miydi de, ayakalarının altı şişinceye kadar namaz kılardı?

eee gördün mü kalbin Efrendimizin kalbinden de mi temiz acaba???

değil, değil mi?

bu da olmadı var mı başka bahanen kalmadı mı yoksa uyduracak bir şeyler?

tamam hepsini kılamıyorsun bari bir iki vakiti kıl olmaz mı?

oda mı yok?

bahanelerini dinleme(me)k isterim veya dur bunlarıda ben tahmin ediyim…

sabah namazına uyanamıyorsun, sabahın köründe kim kalkacak ki uykunu mahvedeceksin değil mi?

ya böyle bir ilan görsen ne yapardın acaba?

amagitmezdin değil mi değmez onun için felan uykunu bozmana, sen migitmeyeceksin yalan bari söyleme ilk sen olmak için geceyi ordageçirirdin…

olmadı, gelelim öğleye, off öğle vakti o kadartelaşede namaza vakit mi ayırcaksınbir sürü işin gücün varyetişemiyorsun zaten, bir de namaz hiç olmaz bu kadar işin arasındanamaz mı olur?

amayemeğini yemeden öğleyi geçirmiyorsun belkide zevkini çıkara çıkara 1saatte yiyosun yemeği değil mi, yemek daha önemli değil mi???

ya ikindin ne olacak??

durşimdi zaten yoruldun bütün gün işler hala bitmedi bu yorgunluklanamazını felan kılamazsın, ama dedim ya az önce bir daha diyeyim nedemiş Peygamberimiz’hasta mısın, yorgun musun, çaresiz misin,… ozaman namaz kılda geçsin bunların hepsi…

ya akşam namazı???

oooo sende yaaa daha eve gidilecek, yemek yenilecek, zaten akşam vaktide kısa yetişemiyorsun değil mi?

evine 10 dakika sonra girsen ne olacak kaçmıyor ya ev, ama vakit gidiyor bir daha bulabilecekmisin o vakti???

yatsı namazını hiç sormuyum değil mi?

o saatte namaz mı kılınır insanın uykusu geliyor uykulu uykulu namaz kılınmaz ki…

ama nedense başka zamanlar uykun gelmiyor, mesela bunlara bakarken hiç uykun gelmiyor değil mi?

eeebunlarda olmadı vakitlerin birinden bile sıyıramadın yakayı,var mıbaşka bahanen benim aklıma bu kadarı geliyor, seninde aklına gelmiyordeğil mi? kalmadı çünkü başka bahane… aslında var ben sana söyleyimmi üstelik bu sefer kesin kurtulursun namaz kılmaktan(zatenkılmıyosunda) üstelik bir tane değil, ne mi dur söyleyim:

1 : ÖLÜ İSEN

2: DELİ İSEN

3: ÇOCUK İSEN

4: HAYVAN İSEN

5: KAFİR İSEN

ne dersin sıyırdın bu sefer ha?

amayok, nasıl olur sen ölü veya deli değilsin, üstelik kocaman adamsın veinsansın, Allah  korusun kafirde değilsin eee demek ki neymiş namazdankurtulamazsın…………….

sana sesleniyorumey insan boşver sen nefsini o zaten hiç namaz kılmak istemez ki sendinleme onu bak yukarda birden sıraladı bahaneleri sonuç ne peki?koskoca bir hiç. yani gel namazını kıl uyma sen ona yoksa sende miuyduracaksın bahane ama kalmadı ki bahane, niye mi namaz kılacaksın?dur onuda söyleyim:

sen müslümansın degil mi?(elhamdülillah)eee kanıtın ne nasıl ispatlarsın bana müslüman oldugunu, tabi ki namazkılarak islam demek namaz demektir namaz dinin direğidir onun için…

bir de gözünü çevirde bak etrafına

bugüzellikleri Yaratan övülmez mi, ona sana verdiği binlerce nimet içinşükredilmez mi, tabi ki şükredilir bu da en güzel şekli olan namazlaolur, hem sen namaz kılmakla Allah ‘ı yüceltemezsin O zaten YücelerYücesi , sen ancak Rabbimin katında kendini yüceltirsin…

tamam sen boşver hepsini sen bunlara da mı acımıyorsun

Yüce Allah  buyurmuyor mu:

‘namazdan sonra edilen dua reddolunmaz’ diye, haydi onlar için başka bir yapmıyorsun(yapamıyorsun) madem en azından dua et…

hem bak doğada herşey ona secde ediyor sen daha ne duruyorsun

şimdi gel ne dersin artık başlayalım mı namaza?
haydi mevlanaca namaz kılmaya var mısın??

onun gibi secde ede ede seccadeyi lime lime etmeye var mısın?

veysel karani gibi geceleri gündüzleri namazla geçirmeye var mısın?
öylegüzel bir namaz kılarmış ki mübarek bir geceyi sadece kıyamda, bir gecesadece ruküda, bir gece sadece secdede geçirirmiş…
Hz. Ali gibi,savaşta yediği okun acısından çıkaramıyorlar, ancak Hz. Ali namazadurunca çıkarıyorlar hem de kılı bile kıpırdamıyor, soranlara da ‘biznamaz kılarken can kuşumuzu salıveririz’ demiş, var mısın böyle namazkılmaya?,

Hz.Rabia gibi, gözlerinde yaş kalmayıncaya kadar namaz da ağlamaya var mısın?

ve O GÜZELLER GÜZELİ, namazı en güzel kılan O kimse onun gibi Kılamazdı, varmısın onun ümmeti olarak namaz kılmaya?

biliyorumsen onlar gibi namaz kılamazsın, onlar gibi olsan zaten bahaneuydurmaz, namaz kılmak için kendine yollar arardın bu zamanda…nasıl mı namaz kılacaksın?

öylebir namaz kılacaksın ki ezanı okuyan Bilal-i Habeşi olacak, namazkıldığın yer Mescid-i Haram(KABE) olacak ve imamın Hz. Muhammet Mustafaolacak ve Hz. ebubekir, Hz. Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali ve sahabeylebirlikte namaza duracaksın….

öyle bir namaz kılacaksınki, sırat köprüsünün üzerinde olacaksın aşağısı cehennem ve karşındaYÜCELER YüCESİ Allah  TEALA ve meleklerle saf tutarak…

öyle bir namaz kılacaksın ki mevlana’ca:

Namazatekbirle girmek,’İlahi,biz Senin huzurunda kurban olduk !’ demektir.Tekbir getirerek kurban kesildi ğibi, tekbirle namaza başlamak da,’Allah ‘ım canımız Sana feda olsun!’ anlamındadır.

Namazdakıyama durmak, Allah ‘ın huzurunda kıyametteki muhasebeyi hatırlatır.Kul, biraz sonraki hakkıyla yerine getiremediği kullundan ve işledğigünahlardan dolayı, utancından ayakta durmaya dermanı kalmaz, rükuyaeğilir.

Başı rükuda iken’Hakk’ın suallerine cevap ver’ diyeİlahi ferman gelir. Kul, rükudan başını mahcup olarak kaldırır. Ayaktaduramaz, yüzüstü secdeye kapanır.

Tekrar ona,’Secdeden başınıkaldır! Yapmış olduklarından haber ver’ diye ferman gelir. O, yinemahcup bir halde başını kaldırsa da, tekrar yüz üstü kapanır.

Aslındasen namazı Kabe de kılıyorsun biliyor musun? evet sen o safın içindesinaslında, ilk saf Kabe’nin etrafını çeviren ilk halkadır ve sendegittikçe büyüyen bu halkanın içindesin bu safın içindesin sen namazıorda kılıyorsun sadece biraz arka saflardasın o kadar, inşAllah  önsaflarda da kılmak nasip olur…

var mısın böyle namaz kılmaya?

hadiey kalbim durma artık tövbe et ve Yaradanına en güzel hamdını sun,temizle kalbini pislikten, dünyalıktan ve kula yakışır bir şeklideMEVLA’ya yaklaş…

hadi be ruhum hadi be kalbim uymayın sizo nefsime o hep konuşur ve sizi kötüye götürür, siz ondan güçlüsünüz,siz ona hükmedersiniz hadi kırın onun gücünü

biliyorum yapacaksın sen bunu hadi o zaman bak Bilal-i Habeşi ezanı okumaya başladı

haydi şimdi namaz zamanı, haydi şimdi kurtuluş zamanı…

KURTAR KENDİNİ…

tutsak-sevda dan alıntıdır

HAYAT….!!!!!

21 Ocak 2008 Pazartesi | Kategori Dünya 5

 

HERKESIN OLDUGU GİBİ BENİDE HAYATA BAGLAYAN BİRSEYLER VARDI… VEYA YALNIZ KENDİM VARDIM KENDİME…..

BAZEN KENDİ KENDİME ÇOĞALDIM YALNIZLIĞIMDA…… HEP ‘BİR BENİ’ ARADIM BAZEN

ÇOĞUNLUK İÇİNDE YAPAYALNIZ KALDIM KİMİ ZAMAN.. YALNIZLIĞIMI KİMSELERLE PAYLAŞAMADIM

SICAK BİR ELDİ ARADIĞIM…. BANA GÜVEN VEREN… İHTİYACIM OLDUĞU ZAMAN HİÇ UMMADIĞIM ANDA BANA UZANAN BİR ELDİ BAZEN BEKLEDİĞİM

HAYATA BİR SIFIR YENİK BASLADIĞIM ZAMANLARDA OLDU.. AMA HİÇ PES ETMEDİM.. ENGELLER BEYİNDE VAR OLURMUŞ SADECE… YÜREĞİMİ UCSUZ UMUDLARA YOLCU ETTİĞİMDE ANLADIM…..

GERÇEK SEVGİYİ SEVDİĞİMİ KUCAKLADIĞIMDA HİSSETTİM.. BİR ÇATI OLMASI GEREKMİYORDU YASAMAK İÇİN… YASAM İSTEĞİMİ KOLLARIMDA BULDUGUMDA ANLADIM

YÜREĞİM ACIDI ZAMAN ZAMAN.. ACININ BÖYLESİNE NASIL DAYANIRIM DEDİM.. NASIL YASARIM BUNUNLA… NASIL KATLANIRIM

TAKİ GERÇEK YÜREK ACISININ FERYADIĞINI İŞİTTİMDE ANLADIM.. GİDEN SEVGİLİNİN BIRAKTIĞI ACININ ACISIZLIĞINI…. SADECE KENDİME VERDİĞİM BİR CEZA OLDUĞUNU

ÇARESİZLİK İÇİNDE GÖZLERDEN DÖKÜLEN YASLARI GÖRÜNCE ANLADIM

MUTLULUĞU ÇOGU ZAMAN PARADA SANDIM… PARA İÇİNDE YÜZEN MUTSUZ YÜZLERİ GÖRDÜM.. BİR TAS YEMEĞE SERVET MİSALİ BAKAN MUTLU GÖZLERİ DE… MUTLULUK YETİNMEYİ BİLMEKTİ.

BAZEN DELİCE HAYELLERİM OLDU… MUTLU OLDUM.. BİR UMUT YETİŞTİRDİM İÇİMDE HAYELLERİMLE BİRLİKTE…. GERÇEK OLMASI GEREKMİYORDU… BENİM OLMASI YETİYORDU BANA

BAZEN KARARDI DÜŞLERİM… BİR SIGARA DUMANINDAN İBARETTİ HİSSETTİĞİM… ODA BİTECEKTİ BİLİYORDUM EN SONUNDA…..

HAYATTA GEÇİP GİDİYORDU NİHAYETİNDE… ZAMANA KARSIYDI SAVASIM… HAYATTA GEÇ KALMAMAYAYDI… İNSAN İSTEDİĞİNİ İSTEDİĞİ ZAMAN YAPMALIYDI…

NEDEN HERŞEYE EN BASTAN BAŞLAMAYALIM Kİ.????????

 

bilgisayarn cinsiyeti…:)

21 Ocak 2008 Pazartesi | Kategori Dünya 1

Amerika’da kadınlar ve erkekler bilgisayarın dişi mi yoksa erkek mi olduğunu tartışıyorlarmış… Kadınlar bu aletin erkek olduğunu savunmuşlar: "Cünkü" demişler, "bilgisayarlar aslında sorunları çözmek için yaratılmış olmalarına rağmen ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler… Daha da önemlisi, bunlardan bir tane aldığınız an, biraz daha sabretmiş olsaydınız çok daha gelişmiş bir modeline sahip olabileceğinizi görüp pişman olursunuz…." Erkekler tabii tam ters görüşte… "Bilgisayar dişidir" diyorlar, "çünkü onun mantığını yaratıcısından başka hiç kimsenin anlaması mümkün değildir, bu bir. Yaptığınız en küçük hatayı bile derhal hafızasına kaydedip tekrar tekrar önünüze koyar bu ikiii… Ve bir bilgisayar aldıktan kısa bir süre sonra fark edersiniz ki, bir o kadar daha parayı ona gereken aksesuarlar için harcamaktasınız, bu da üüüççç…"

mucizeeee

19 Ocak 2008 Cumartesi | Kategori Dünya 1

 

 

 

Sally, küçük kardeşi George hakkında anne ve babasının konuşmalarını duyduğu zaman yalnızca sekiz yaşındaydı. Kardeşi çok hastaydı ve onu kurtarabilmek için ellerinden gelen herşeyi yapmışlardı. Georgi’nin yalnızca çok pahalıya malolacak bir ameliyatla kurtulma şansı vardı fakat bunun için yeterli paraları yoktu.

Babasının, umutsuz bir biçimde annesine şöyle fısıldadığını duymuştu Sally:

“Yalnızca bir mucize onu kurtarabilir.”

Bu sözleri duyar duymaz, usulca kendi odasına yürüdü Sally. Domuz biçimindeki kumbarasını gizlediği yerden çıkartarak içindeki paraları yavaşça yere dökerek saymaya başladı.

Yanılgıya düşmemek için tam üç kez saydı kumbaradan çıkardığı bozuk paraları. Sonra hepsini cebine koyarak aceleyle evden çıkıp, köşedeki eczaneye gitti.

Eczacının dikkatini çekebilmek için büyük bir sabırla bekledi. Eczacı çok yoğundu ve bir adama ilaçlarını nasıl kullanacağını anlatıyordu. Bu yoğun çalışmanın arasında sekiz yaşındaki bir çocukla ilgilenmeye hiç niyeti yoktu ama Sally’nin beklediğini görünce

“Evet, ne istiyorsun söyle bakalım” dedi. “Biraz acele et, gördüğün gibi beyefendiyle ilgileniyorum” diyerek yanındaki şık giyimli adamı gösterdi.

Sally “Kardeşim” dedi. Sessizce yutkunduktan sonra devam etti:

“Kardeşim çok hasta, bir mucize almak istiyorum.”

Eczacı Sally’e bakarak “Anlayamadım” dedi.

“Şeyy, babam ‘Onu ancak bir mucize kurtarabilir’ dedi, bir mucize kaç paradır, bayım?”

Eczacı Sally’e sevgi ve acımayla baktı bu kez:

“Üzgünüm küçük kız, biz burada mucize satmıyoruz, sana yardımcı olamayacağım” dedi.

Sally o kadar kolay vazgeçmek istemedi. Eczacının gözlerinin içine bakarak “Karşılığını ödemek için param var benim, bana yalnızca fiyatını söylemeniz yeterli” dedi. Bu arada Sally ve eczacının yanında bekleyen iyi giyimli bey Sally’e dönerek “Ne tür bir mucize gerekiyor kardetin için küçük hanım? diye sordu.

“Bilmiyorum” dedi Sally. Sonra gözlerinden aşağı süzülen yaşlara aldırmaksızın devam etti: “Tek bildiğim, o çok hasta ve annem ameliyat olmazsa kurtulamayacağını söyledi ve ailemin de ameliyat için ödeyebilecekleri paraları yok.

Ama babam ‘Onu ancak bir mucize kurtarabilir’ deyince ben de paramı alıp buraya geldim.”

“Ne kadar paran var?” diye sordu iyi giyimli adam. “Bir dolar ve onbir sent” dedi Sally. “Ve dünyadaki tüm param bu!” “Bu iyi bir şans, küçük kardeşini kurtarmak için gerekli olan mucize için yeterli bu para” dedi, iyi giyimli adam.

Adam bir eline parayı aldı, öteki eliyle de Sally’nin elini tutarak “Beni yaşadığın yere götürür müsün lütfen?” diye sordu. “Küçük kardeşini ve aileni tanımak istiyorum” dedi.

İyi giyimli adam Dr. Carlton Armstrong’du ve George için gerekli olan ameliyatı yapabilecek tanınmış bir cerrahtı.

Ameliyat başarıyla sonuçlanmış ve aile hiçbir ödeme yapmamıştı. Hep birlikte mutluluk içinde evlerine döndükleri zaman hâlâ yaşadıkları olayların etkisinden kurtulamamışlardı.

Anne “Hâlâ inanamıyorum. Bu ameliyat bir mucize! Doğrusu maliyeti ne kadardır merak ediyorum” dedi.

Sally kendi kendine gülümsedi. O bir mucizenin kaça malolduğunu çok iyi biliyordu. Tam tamına bir dolar ve onbir sent!

 

 

 

 

dikkate değer bence….

2 Ocak 2008 Çarşamba | Kategori Aşk 4

 //img.blogcu.com/uploads/klasiksevgi_ask.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

 

Sabah uyandiginda midesinde bir yanma hissetti. Yanmanin nedeni aksam yedikleri degil,uyanir uyanmaz bugün yapacaklarinin aklina gelmesiydi. Bugün 2 yildir götürmeye çalistigi bir birlikteligi bitirecekti.

Aslinda bunu yapmakta geç bile kalmisti.
‘Bitmeli dedi içinden, her gün bu tatsiz uyanis bitmeli.’
Genç adam bunlari düsünürken surati sekilden sekile giriyordu. Süratle giyinerek disari çikti. Bugüne kadar hiç bekletmemisti onu, simdi de bekletmemeliydi. Istanbul, soguk ve yagmurlu bir Nisan ayi yasiyordu. Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi;
‘Bulutlar bizim yasayacaklarimizi biliyor. onlar bile agliyor halimize…’

BULUSMA VAKTI…
Artik Kadiköy iskelesindeydi. Birkaç dakikalik beklemeden sonra karsidan kiz arkadasinin geldigini gördü. Simdi midesindeki agri daha da artmisti.

Besiktas’a geçtiler. Yolculuk sirasinda hiç konusmadilar. Genç kiz, sevgilisinin bu durgunluguna anlam verememisti. Nereden bilecekti bugün ayrilik çanlarinin çalacagini…

Besiktas’a geldiklerinde bir cafede oturdular. Genç kiz anlamisti sevgilisinin kendisine bir sey söylemek istedigini.
‘Bana birsey mi söylemek istiyorsun’ diye sordu. Genç adam, gözlerini kaçirarak
‘Evet’
dedi. Genç kiz heyecanlanmisti, biraz da sinirlenerek
‘Söylesene, ne diye bekliyorsun’ dedi.
Genç adam içini çektikten sonra
‘Sence biz nereye kadar gidecegiz?’ diye sordu. Genç kiz,
‘Bunu sorma geregini niye duydun?’ diye yanit verdi. Genç adam söze basladi…
”Birkaç ay önce aksam 23:00 civarinda sana telefon açip senin için yazdigim siiri okumak istemistim. Sen bana
‘Sirasi mi simdi canim yaa, isin gücün yok mu?’
demistin. Biliyormusun o an nakavt olan bir boksör gibi hissettim kendimi. Özür dileyip telefonu kapatmistim. Daha sonra da bu siiri benden hiç istememistin. Geçenlerde hasta olup yataklara düstügümde arkadaslarimla birlikte sen de gelmis, Meralin
‘Sen sanslisin, sevgilin sana bakar’ sözüne Isim yok da sana mi bakacagim, annen baksin’ demistin. Hatirladin mi?”

DUYGUSALLIGI SEVMEM…
Genç kiz,
‘Biliyorsun ben duygusalligi sevmiyorum. Hem hasta bakici gibi göründügümü de kimse söyleyemez’ diye yanitladi. Genç adam güldü,
‘Evet canim haklisin. Zaten olmak istesen de bu kalbi tasidigin sürece hasta bakici, hemsire falan olamazsin.’
Genç adam devam etti…
‘Bana simdiye kadar kaç kere sabahin erken saatlerinde güzel sözcüklerden olusan bir mesaj çektin? Hiç… Hatta günün hiçbir saatinde çekmedin. Duygusalligi sevmeyebilirsin. Ama sen seni seven insanlari da mutlu etmeyi sevmiyorsun. Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanlari mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanidigimdan beri her sabah, her aksam, her gece yani seni andigim her saat tatli bir mesajim vardi senin için biliyormusun? Seninle ben AKLA KARA gibiyiz.’
Genç kiz anlamisti,
‘Yani ne istiyorsun benden sair olmami mi?’ Genç adam tekrar gülümsedi içinden. Dün gece verdigi ayrilik kararinin ne kadar dogru oldugunu düsündü.
‘Hayir’ dedi,
‘Sair olmani istemiyorum. Olamazsin da…

BIZ AYRILMALIYIZ.
Ayrilirsak ikimiz için de en
hayirlisi olacak.’ Genç kiz sasirmisti,
‘Neden ama? Ben seni seviyorum. Senin de beni sevdigini saniyordum.’ Genç adam iç çekerek
‘Hayir canim, sen beni sevdigini saniyorsun. Eger beni sevseydin simdi baska seyler konusuyor olurduk’ dedi. Genç kizin gözleri yasarmisti. Genç adam cebinden çikarttigi mendili uzatti, genç kiz gözyaslarini silerek
‘Sen bilirsin, umarim beni bir baskasi için birakmiyorsundur…’ dedi. Genç adam
‘Nasil böyle bir sey düsünürsün, senden baska kimse olmadi ve uzun zaman da olacagini sanmiyorum’ yanitini verdi. Genç adam ve genç kiz iki sevgili olarak oturduklari masada artik iki yabanciydilar. Birkaç dakika sessizce oturduktan sonra Genç kiz,
‘Kalkalim istersen’ dedi. Genç adam
‘Ben biraz daha burada kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin’ diye yanitladi. Genç kiz
‘Tamam o zaman sana mutluluklar dilerim’ diyerek elini uzatti. Genç kizin sesi ve eli titriyordu. Genç adam,
‘Istersen arkadas kalabiliriz’ dedi ve birbirlerine son kez sarildilar.

"BEN DOGRU YAPTIM…"
Genç adam dogru yaptigina inaniyordu. Eve döndügünde yürümekten bitap bir haldeydi. Odasina girdi. Gece bitmek bilmiyordu. Sabah erken kalkip ise gidecekti, uyumaliydi. Birkaç saat sonra uykuya dalmayi basardi. Sabah 7′de saatin ziliyle uyandi. Evden çikacagi zaman cep telefonuna bakti, mesaj ve 10 cevapsiz arama vardi. Yorgun oldugu için duymamisti telefonun sesini. Aramalar ve mesaj sevgilisindendi. Heyecanla mesaji açti, sunlar yaziyordu:

SADECE ONLARI SEVMEYI SEVDIM,
HEPSINI ONLARSIZ YASADIM DA,
BIR SENI SENSIZ YASAYAMIYORUM,
BU ASKI TEK KALPTE TASIYAMIYORUM,
SANA YEMIN GÜZEL GÖZLÜM, BIR TEK SENI SEVDIM,
VE SENI SEVEREK ÖLECEGIM, ELVEDA BIRTANEM…

Genç adam sasirmisti. Onu tanidigi günden beri ilk defa siir aliyordu ve üstelik sabahin besinde yazmisti. Heyecanla onu aradi, telefonu yabanci bir ses açti. Genç adam
”Nalan’la görüsebilir miyim?” dedi. Ama karsisindaki agliyordu, hiçkira hiçkira hemde…
‘Ben onun annesiyim yavrum, kizim bu sabah intihar etti. Gece sabaha kadar birilerini arayip durdu. Sabah odasinin isigini sönmemis görünce girdim. Yavrum kendini asmisti….’

YIGILIP KALDI…
Genç adam beyninden vurulmusa döndü. Bir gün önceki mide agrisinin iki katini çekiyordu simdi. Oldugu yerde yigilip kaldi…
Birkaç ay sonra iki doktor konusuyordu hastanede. Doktarlardan biri digerine karsidaki hastanin durumunu soruyordu. Doktor yanit verdi…
‘Haaa o mu? Üç ay önce getirdiler. Kendisi yüzünden bir kiz intihar etmis. O günden sonra cep telefonunu elinden hiç birakmamis. Devamli bir seyler yazip birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim. O uyurken gönderdigi numarayi aradim. Numara 3 ay önce iptal edilmis. Gelen mesajlarda bir siir var. Bu adam duygusal mi bilmem ama benim anladigim kadariyla siiri yazan çok duygusal biriymis…
"ÇEVRENIZDEKI INSANLARIN NE HISSETTIGI YA DA NE DÜSÜNDÜGÜNDEN O KADAR EMIN OLMAYIN,
BAZEN BIR KALBIN, IÇINDE NELER SAKLADIGINI ÖGRENDIGINIZDE HERSEY IÇIN ÇOK GEÇ OLABILIR…"

dsadas