Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Sağlık Kategorisindeki bloglar

30 Aralık 2007 , Pazar
Kategori (Sağlık)

Ülkemizde her 5 kadından birinde ve her 10 erkekten birinde görülen migren tipi baş ağrısı, aşırı ilaç kullanan kişide ağrıları geçirmek bir yana, daha da şiddetli ağrılara yol açabiliyor.
Baş ağrısı en yaygın karşılaşılan şikayetler arasında yer alıyor.

Migren tipi baş ağrısı ile gerilim (sinirsel) tipi baş ağrısı ise en sık karşılaşılan sorunlar arasında kabul ediliyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Ertaş konuyla ilgili önemli bilgi ler veriyor.

"GÜNLÜK HAYATI ETKİLER"

Migren atakları kişiye günlük hayatta büyük sıkıntılar yaşatıyor. Migrenli kişilerde zaman zaman 1-2 günlük baş ağrısı atakları olurken, ağrı sırasında ışıktan, sesten rahatsız oluyor ve mide bulantısı hissediyor. Migren ağrıları, sinirsel ağrılara göre daha şiddetli olup, kişinin günlük aktivitelerini gerçekleştirmesine de engel olabiliyor.
Ancak, günümüzde pek bilinmemesine karşın, aşırı ilaç kullanan migrenli kişilerde ağrıların her geçen gün müzminleştiğini söyleyen Prof.Dr, Mustafa Ertaş şu bilgileri veriyor ‘Türkiye’de ortalama her 100 kişiden 5′inin her gün başı ağrımaktadır.
Bu kişilerin yüzde 80′inde baş ağrısının nedeni ise fazla ağrı kesici ilaç kullanımından kaynaklanmaktadır.
Hastalar önceleri bu ilaçlar kendilerini iyileştirdikleri için memnundurlar, fakat kaçınılmaz bir şekilde ağrılar sıklaşır ve içinden çıkılmaz bir hale gelinir.
Sonuçta bu ilaçlar her gün çok sayıda alınır hale gelinir ve ardından bu ilaçlara bağlı başka sorunlar çıkar. Hastalar bu duruma ilacın neden olduğunu fark etmediklerinden, çaresizce ilaç tüketmeye devam ederler.

"DOKTORUNUZA DANIŞIN"
 
Prof. Dr. Mustafa Ertaş, migren hastalığının tedavisinde günümüzde oldukça başarılı bir noktaya gelindiğinin altını çizerek, bununla birlikte aşırı ilaç kullanmaya bağlı olarak sıklaşmış migrenin tedavisinde ise büyük güçlük yaşandığını önemle hatırlatıyor.
İlacın dozunun doktor tarafından belirlenmesi gerektiğini ve kişinin kendiliğinden ilacını azaltma gücüne sahip olamayacağını ifade eden Prof. Dr. Ertaş açıklamasına şöyle devam etti: Kişi ilacını almadığında şiddetli krizler kendisini beklemektedir.

Oysa migrenli hastalar günümüzde bu konuda özelleşmiş merkezlerde baş ağrısı uzmanlarınca yönlendirilmektedirler. Bunun yanı sıra, hastanede kısa bir süre yatırılarak doktor gözetiminde tedavi edilen hastaların hemen hemen tümü günlük baş ağrılarından kurtulmaktadırlar.’



30 Aralık 2007 , Pazar
Kategori (Sağlık)

Trabzon Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Plastik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Mustafa Çapar, yüz felci riskine karşı erkekleri, soğuk kış günlerinde tıraş olduktan hemen sonra bulundukları ortamdan çıkmamaları konusunda uyardı.

Yüz felcinin, yüzdeki adaleleri çalıştıran sinirlerin geçici ya da kalıcı olarak hasarlanmasıyla ortaya çıktığını kaydeden Dr. Çapar, bilhassa soğuk kış günlerinde bu konuda daha dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Soğuk ve rüzgarın yüz felcini tetiklediğine dikkat çeken Dr. Çapar, bu tür havalarda dışarı çıkılırken atkı, kaşkol veya şapkayla yüz ve başın korunmasının önemine işaret etti. Seyir halindeyken otomobil camlarının açılmasının da oluşacak rüzgar nedeniyle yüz felcine yol açabileceğini belirten Dr. Çapar, erkekleri de tıraş olduktan hemen sonra soğuk ortamlara çıkmamaları konusunda uyardı. Tıraş olduktan sonra yüzün ılık suyla yıkanmasını ve en az 15 dakika bulunulan ortamdan çıkılmamasını tavsiye eden Dr. Çapar, yüz felcinde erken tedavinin önemini vurgulayarak yüz felci geçiren hastaların erkenden hastaneye başvurmasını istedi



30 Aralık 2007 , Pazar
Kategori (Sağlık)

İskoçya’da yapılan bir araştırmada, dimdik oturmanın kronik sırt ağrısına neden olduğu belirlenirken, doktorlar, omurgaya daha az baskı yapan geriye kaykılarak oturma pozisyonunun önerdiler.

Chicago’da yapılan Kuzey Amerika Radyoloji Vakfı yıllık toplantılarında sunulan araştırmayı yapan hekimlerden Dr Waseem Amir Bashir, gövdenin kalçalara göre 135 derecelik açıyla duracak şekilde oturmanın, 90 derecelik oturma açısına kıyasla en iyi biyomekanik oturma şekli olduğunu belirtti.

Manyetik rezonans (MRI) tekniğiyle yeni görüntüleme sistemlerini kullanan doktorlar, dik açıyla oturmanın omurgaya ve eklem ve bağlara, normalin üstünde baskı yaptığını ve bunun uzun dönemde kronik ağrı ve deformasyonlara yol açabileceğini gösterdiler.

Şimdiye kadar geleneksel görüntüleme yöntemleriyle sırt ağrısı çeken hastaların sadece yatar pozisyonda görüntüleri alınabiliyordu ve hastanın pozisyonu, bazı hareketlerin veya duruşların neden olduğu acının nedenini maskeleyebiliyordu.

Araştırma, İskoçya’nın Aberdeen kentindeki Woodend hastanesinde sırt ağrısı olmayan 22 gönüllü üzerinde yapıldı…



30 Aralık 2007 , Pazar
Kategori (Sağlık)

Dermatologlar, cilt bakımı için yaptığınız en kötü hataları açıklıyor… İşte yapılmaması gereken 5 hata.

Dermatologlar, cilt bakımı için yaptığınız en kötü hataları açıklıyor ve sıkça yapılan bu 5 güzellik yanlışını düzeltmeniz için çözüm yöntemleri sunuyor.

Kural ihlali yapmamalı
Hangimizin güzellik peşinde koşarken bir kaç küçük kural ihlali olmamıştır? En kusursuz görünen cilde sahip olanlar bile ara ara sivilceler ile uğraştıklarını ya da temizlenmemiş makyajlarıyla yatağa girdiklerini itiraf ederler. Bu küçük hatalar çoğu zaman kısa vadede ciddi bir problem yaratmaz. Ancak uzun süre tekrarlanırlarsa eninde sonunda etkilerini yüzünüzde görmek kaçınılmazdır. New York Columbia Presbiterian Hastanesi’nin klinik dermatoloji doktorlarından David Bank’a göre, cilt epey dirençli ama onun da bir sınırı var. Ona iyi davranmazsanız, zamanla cildinizdeki problemlerle başedemez hale gelebilirsiniz. O halde öncelikle kötü cilt alışkanlıklarınızdan kurtulmalısınız; uzun yıllar boyunca harika bir cilde sahip olmanız neler yapmanız gerektiğini sizin için derledik.

1. Yanlış
Bacaklarınızı tıraş ederken tıraş kremi yerine, sabun ya da vücut şampuanı kullanmak.

Zararı: Tıraş jelleri ya da kremleri, jilete üstünde kayabileceği pürüzsüz bir yüzey sağlayarak cildin kızarmasını ve minik kesikler oluşmasını engeller. Pek çok sabunun etiketinde ‘nemlendiricidir’ yazmasına rağmen, sabunlar cildi tıraş esnasında korumazlar bu yüzden de tıraş sonrasında bacaklarınız pul pul görünebilir.

Yönteminizi değiştirin: Mutlaka kadınlara özel bir tıraş kremi kullanın ama sakın bir erkek tıraş kremi kullanmayın. Kadın traş kremleri cildi dinlendiren ve nemlendirmeye yardımcı olup cildi pullanma ve yara bereye karşı koruyan bitkisel özler içerir. Örneğin bir sonraki traşınızda cildi tıraşa hazırlayan Gilette Satin Care’i tercih edebilirsiniz. Eğer acil bir durumda kalırsanız tıraş kremi yerine saç kremi tercih edin. O bile bacağınızı eski klasik sabununuzdan daha iyi koruyacak ve cildinizin nem dengesini bozmayacaktır.

Sabunla vedalaşın

Tıraş jelleri ve kremleri, traş sonrası cildinizde yanma, kuruma gibi problemler yaşatmadan pürüzsüz bir tıraş sağlar.

2. Yanlış

Çenenizdeki o kocaman sivilceyi fark ettiğiniz an kendinizi tutamıyor ve sıkıyorsunuz.

Zararı: Dermatologlar hep bundan bahseder; sivilceleri patlatmak uzun vadede daha büyük sıkıntılara ve izlere yol açar. Sivilcenizi sıktığınızda, gözeneği tıkayan her ne ise dışarı çıkar ama büyük kısmı içerde, cildin altında kalır. Ama nedense her seferinde yine de sivilcenizi sıkmak, çirkin bir soruna güzel bir çözüm gibi gelir.

Yönteminizi değiştirin: Bunu yine de yapacaksanız, en azından doğru yöntemle yapın. Öncelikle sivilce ve siyah noktalar için özel tasarlanan metal çubuklardan birini alın. Aleti ve sivilceyi alkol ile silin. Ardından çıkıntıyı yumuşatmak için ılık bir kompres uygulayın (ıslak bir bez gibi). En sonunda çıkarıcı aletin deliği ile sivilceyi aynı hizaya getirin ve tam aşağıya doğru ittirin. Bu yöntemi sadece ucu görünen sivilceler ve siyah noktalarda kullanın. Derin kistlerde kullanmanız onları daha kötü hale getirecektir. Ama her zaman için en iyisi, bir dermatoloğa gidin ve o büyük sivilceyi uzmanın ellerine bırakın; bu sayede bir kaç saat içinde kaybolabilirler. Bir başka sivilceyle savaş yöntemi de yeni bir cihaz. Zeno adındaki bu cihaz pille çalışıyor ve ısı terapisi yöntemi ile sivilcedeki bakteri faaliyetini bitirip, beyaz uçlu sivilceye dönüşmesini engelliyor.

3. YanlışSiz sigara içmiyorsunuz ama içen arkadaşlarınızla vakit geçiriyorsunuz.

Zararı: Bir başkasının sigarasından çıkmasına rağmen, sigara dumanı cildinizi mahveder. Sigara dumanındaki kimyasallar (karbon monoksit, katran, nikotin v.b.) direkt gözeneklerinize işler. Bu toksinler vücudunuzun hücreleriyle temas ettiğinde ise, cildinizin yumuşak ve dirençli yapan elastinini bozup, cildinizde erken yaşlanmayı tetikleyen ve cildin kendi kendini yenileme özelliğini etkileyen zararlı yapılar oluşturur.

Yönteminizi değiştirin: Sigarasız ortamlarda kalmaya çalışın ama kendinizi bir duman bulutunun ortasında bulursanız da içenlerden uzak durun ve iyi havalandırılan yerlere yönelin (teraslı ya da dışarda oturulabilen bar ya da restoranlar). Eve dönünce de duşa girip saçınızla cildinize bulaşmış artıkları çıkarın. Hemen ardından da, C ve E vitaminlerini içeren antioksidan özellik taşıyan bir nemlendirici kullanın.

4. Yanlış

Cildinize her gün, hatta bazen günde iki kez peeling işlemi yapıyorsunuz.

Zararı: Evet, ölü hücrelerin atılması manasında cildiniz için yaralı olabilir. Ancak fazlası kesinlikle yarar sağlamak yerine zarar verir. Pek çok kadın baştan aşağa keselenir, gün içinde kimyasal bir dökücü olan alfa hidroksi asitlerini (AHA) içeren losyon kullanır ve gece de retinoid gibi dökücüleri içeren krem sürer. Tüm bunlar, tek bir günde üç ayrı soyma işlemi demektir. Bu işlemler cildin doğal koruyucu lipid yağ bariyerini ortadan kaldırır ve cildin doğal yapısını bozar.

Yönteminizi değiştirin: Kendinize günde en fazla iki metodu kullanacak şekilde sınır koyun. Aynı günde hem peeling etkisi gösteren bir krem hem kese hem de retinoidleri kullanmayın ve kullandıklarınızın da içeriklerini mutlaka inceleyin. Yüzünüz için aşırı ovalama gerektirmeden ölü hücrelerin atılmasını sağlayan ve AHA içeren bir temizleyici edinin. Ardından ölü hücreleri dökücü içeriğe sahip bir gece veya gündüz nemlendiricisi (ama her ikisini değil) edinin. Haftada bir olarak da, rahatlatıcı jojoba özleri içeren bir temizleyiciyle cildinize yardımda bulunun.

5. Yanlış

Makyaj fırçalarınızı nadiren temizlemek. Bir tek siz kullanıyorsanız neden uğraşacaksınız ki?

Zararı: Fırçalar, zamanla tam bir bakteri yuvası olabilir. Ve fırçayı temizlemezseniz, bakteri birikimi direkt teninize geri döner. Bütün o bakteriler hastalıklara yol açabilecek şekilde gözeneklere yerleşebilir. Bunun yanı sıra kirli fırçalar makyaj malzemesini kolaylıkla alamaz ve bunlarla iyi makyaj yapmak pek mümkün olmaz. Çünkü kılları birbirlerinin üstüne yığılmıştır. Bu da teninizde ve makyajınızda lekelere yol açar.

Yönteminizi değiştirin: Kiri ve bakteriyi atmak için, fırçaları temizleyici bir şampuanla haftada bir kez yıkayın. Ama bırakın makyaj fırçalarını yıkamayı, ikinci bir kat maskara atmaya bile zamanı olmayanlar için çabuk çözümler de mevcut. Örneğin Clinique’inki gibi anti mikrobik teknoloji kullanılarak probleme kökten çözüm getirmek için tasarlanan fırçalar.