Kadın Kategorisindeki bloglar
|
30 Aralık 2007 , Pazar
Kategori (Kadın)
Her zaman çok cesur olmakla övünen erkekleri, evlilik deyince korkudan tir tir titreten ne olabilir?
Erkek için evlilik, bilgiye dayalı bir tahminler dizisidir. Öte yandan, hepsi olmasa da bazı kadınlar için ise hayat sezgiden ibarettir. Durumun erkekler için böylesine korkutucu olmasının nedeni de budur. Kadınlar durgun akan nehirde aheste kürek çekerken erkekler açık denizde bir başlarına kaldıklarını hissederler. Erkeklerin bağlanmaktan bu kadar korkmalarının nedenini bir de kendi ağızlarından duymaya ne dersiniz? İşte erkeklerin evlilik öncesindeki korkulu itirafları:
1- O hayati cümleyi duymak ‘Hastalıkta ve sağlıkta’ (Gardiyan gelir, hapishane kapısı kapanır.)
2- Her milletten meyvelerin tadına bakma hayalinden vazgeçmek (Şahane bir aşk ve şehvet seline kapılıp bir çiçekten öbürüne konmak)
3- ‘Ya!’ kuruntusuna kapılmak (Ya başka bir kadına aşık olursam?)
4- Boşanmak (Yanlış ata oynamak gibi)
5- Anne-babanın başarısız evliliklerini tekrarlamak (ya da anne-babanın mutlu evliliğini tekrarlamak, günün birinde karısına ‘Meleğim’, ‘Balım’ ya da ‘Aşkım’ diye hitap etmek)
6- Eğlence şirketi müdürlüğünden feragat etmek. Sonra da ‘uzlaşma’ denen şirketin yönetim kuruluna hesap vermek zorunda kalarak, her kararın günün birinde insanın neşesini kaçıran bir teftişten geçeceğinin tamamen bilincinde olmak.
7- Evcilleştirilen Kocalar Kardeşlik Derneği’nin aktif üyelerinden biri haline gelmek.
8- Ezbere bir hayat (sıkıntı, fazla yüz göz olma ve sıradanlık)
9- Sükunet, denetim, boş alan, mahremiyet, bütün gece spor kanalı izlemek, ahbaplarla poker, sigaradan alınan bir fırt, leş kokan spor ayakkabılar gibi nimetlerden feragat etmek.
10- Misafir odasında başlayıp kanepede devam eden erotizmden vazgeçerek düzenli ve renklilikten uzak bir seks hayatına adım atmak
|
|
30 Aralık 2007 , Pazar
Kategori (Kadın)
Prof. Dr. Demet Gürüz, son zamanlarda artan internet evliliği konusunda kadın ve erkekleri uyardı: "Evlilik gibi önemli bir kararda gençlerin duygu, düşünce ve paylaşımlarını ekranda değil, yüzlerine ve seslerine yansıtmalarını öneriyorum."
İnternetten tanışıp evlenenlerin sayısı artarken, bu amaçla kurulan sitelerin sayısı da artıyor. İnternet üzerinden evlilik birçok tartışmayı da beraberinde getirirken, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Kişilerarası İletişim Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Demet Gürüz kadın erkek ilişkilerinin sevgi ve saygı temeline dayandırılarak evlilikle noktalandırılmasının çok ciddi ve önemli bir süreç olduğunun altını çizdi.
Prof.Dr. Gürüz, “Bu süreçte tarafların karşılıklı beklentileri, seçenekleri, gereksinimleri ve evlilikten beklentileri önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle, evlilik kararı verilirken tanıma sürecinin doğru zamanda, doğru kişiyle ve doğru yerlerde karşılıklı olarak gerçekleştirilmesinde yarar vardır” dedi.
Evlilikten hem çiftlerin hem de aile ve yakınlarının uzun süreli ve sağlam bir birliktelik beklediğini belirten Prof.Dr. Demet Gürüz, “Evlilik kararının doğru bir şekilde verilmesinde tanıma sürecindeki bazı önemli noktaların dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Teknolojinin yaşamımıza kattığı avantajlar yadsınamaz. Ancak evlilik, teknolojik donanımlı bir aletin satın alınarak kullanılması gibi düşünülemeyeceğinden insan ilişkilerinin sağlıklı işleyişi, evlilik kararının doğru verilmesinde ve sürdürülmesinde kişiler arası iletişim yöntem ve becerilerinin sanal ortamda değil, yüz yüze olan bir ortamda verilmesi daha sağlıklı olacaktır” diye konuştu.
Yüz yüze iletişim önem taşıyor
Yüz yüze iletişimde bile zaman zaman çatışma, küskünlük, reddetme gibi olumsuz durumlarla karşı karşıya kalındığını ifade eden Prof. Dr. Demet Gürüz, “Söyleyiş tarzı, ses tonu, sözcükler, beden dili gibi iletişim becerilerinin tümünün kullanılabileceği pek çok faktör olumsuz etkileşimler yaratırken sanal dünyadan, bir camın arkasından yakalanan yazılı mesajların ilişkinin sağlığındaki olumlu etkisi tartışılabilir. Bu nedenle, internet diye adlandırdığımız, yaşamımızın önemli bir parçası olan iletişim aracı, sağlıklı ve olumlu bir etkileşimin gerçekleşmesinde bazı sorunları ve geleceğe dönük sıkıntıları gündeme getirmektedir” dedi
|
|
30 Aralık 2007 , Pazar
Kategori (Kadın)
Erkeklerin kendilerinden daha az zeki olan kadınları eş olarak tercih ettiklerini biliyor muydunuz?
Zeki kadınların evlenmeleri halinde de evliliklerini sürdürmek için mücadele etmek zorunda kaldıklarına dikkati çeken İngiliz bilim adamları, kariyerlerinde başarılı olan kadınların aynı başarıyı evliliklerinde gösterebilmek için özel çaba harcamaları gerektiğini bildirdi. İngiliz bilim adamlarına göre, erkekler kendilerinden daha az zeki olan kadınları eş olarak tercih ediyor.
900 kadın ve erkeğin 10 yaşında IQ’larını ölçen ve 40’lı yaşlarına kadar yaşamlarının nasıl geliştiğini izleyen bilim adamları, zeki birer öğrenci olan kız çocuklarının evlilik hayatlarında başarılı olamadıklarını ortaya koydu. Erkeklerinse tam tersi bir grafik çizdiklerine dikkati çeken bilim adamları, evlilikte başarıya ulaşan erkeklerin yüzde 88’inin başarılı ve iyi para kazanan erkekler olduğunu gösterdi. Bu arada İngiltere’de yapılan bir başka araştırmanın sonuçları da, İngiliz kadınların sadece beşte birinin kendini çekici bulduğunu, kendini “seksi” diye tarif edenlerin oranınınsa bunun bile altında kaldığını gösterdi.
Çekici kadınlar daha şanslı
London School of Economics ve Harvard Üniversitesi tarafından 3200 kadınla yapılan anketlere dayandırılan araştırmanın sonuçları, kadınların yüzde 50’sinin, çekici kadınların hayattaki başarı şanslarının çok daha yüksek olduğuna inandığını ortaya koydu.
Brezilya kadınların özgüveni
ABD, Kanada, İtalya, Fransa, Hollanda, Portekiz, Brezilya ve Arjantin’de de yapılan araştırmaya göre, dünyada kendisine “harika” tabirini en yüksek oranda yakıştıran da Brezilyalı kadınlar oldu. Brezilyalı kadınların yüzde 6’sı kendisini “kusursuz” olarak tanımladı.
|
|
30 Aralık 2007 , Pazar
Kategori (Kadın)
Aile içi mutluluk çok uzaklarda değil. İşte altın değerinde öneriler…
1) Mutluluk ötelerde değil: Mutlu olanlar bunun için olması imkansız büyük şeyler beklemeyenlerdir. Bir demet çiçek alan eşine, tebessümle bakan kadın, eşinin şefkat ve sevgisiyle pişirdiği bir çorbaya teşekkür edebilen erkek mutlu olur.
2) Adalet”i unutmayın: Yaşanan olaylar karşısında her şeyi iyi tahlil edin. Kendinize haksızlık ediliyormuş gibi bir pozisyona girmeyin. Kendinizi mazlum, eşinizi zalim sandalyesine oturtup Ben bu evde neyim ki?” diye eşinizi itham etmeyin.
3) Alıngan olmayın: Sürekli Niye öyle konuştun? Sen böyle demekle beni kast ediyorsun…” vb sözlerle hesap sormayın. Hiçbir eş, Acaba bu sözümden ve davranışımdan yanlış bir mana çıkarır mı?” diye düşünen bir eşin yanında rahat olmaz.
4) Aranıza duvarlar örmeyin: Duvarlar örüp onu o duvarların arkasında yalnızlığa terk etmeyin. Ya da siz kendinizi öyle bir duvarın içine hapsedip yalnız başınıza yaşamayın. Beni anlamayan bir eşim var, ne yapabilirim?” diye diyalog kapılarını kapamayın.
5) Eşinize kambur olmayın: Kendinize düşen sorumlulukları mutlaka yerine getirin. Ben yapmasam nasıl olsa eşim yapar” düşüncesiyle onun fedakarlığını istismar edip eşinize yük ve kambur olmayın. Nihayetinde o da bir insan, gün gelip o kamburdan kurtulmak isteyebilir.
6) Kendinizi peri, eşinizi cadı ilan etmeyin: Her şeyden bir haklılık payı çıkarıp, kendinizi tek akıllı olarak göstermeye çalışmayın. Kendinizi iyilik perisi eşinizi cadı ilan etmeyin. Unutmayın ki, eşler birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısıdır.
7) Eşinize akıl hocalığı yapmayın: Sürekli eşinize ‘şunu şöyle yap, bunu böyle yap’ diyerek akıl hocalığı yapmayın. Sanki onun aklı yokmuş da siz veriyormuşsunuz gibi davranmayın. Başaramadığı işler karşısında fırsatçılık yapmayın.
8 ) Tartışmak için bahane aramayın: Tartışmak için fırsat kollamayın. En küçük bir şey için sayıp dökmeyin. Mutlu olmak dururken ufak tefek şeylerle hayatı zindana çevirmeyin… Her tartışma mutluluk sarayından bir tuğla koparır.
9) Kameralarınızı güzelliklere çevirin: Aile hayatı içinde her şey olabilir. Bunlar kaderin cilvesidir. Bu sebeple alıcılarınızı eşinizin kötülüklerine değil iyiliklerine çevirin. Bahar günlerinde bile sağanakların olduğunu unutmayın.
|
|
30 Aralık 2007 , Pazar
Kategori (Kadın)
Bir insan aldatmaya neden gereksinim duyar acaba? Sebep sadece bir heyecan yaşamak mıdır? Ya da farklılıkları keşfetmek için bitmez tükenmez bir tatminsizlik midir aldatma? Bir insan neden böyle bir şey yapar, hiç düşündünüz mü?
Sadece ikili ilişkiler için düşünmeyin “aldatmak” kavramını. Onu hayatın ortasına yerleştirin ve öyle bakın bu kelimenin arkasında yatan gizemli ve akıl almaz dürtünün gücüne…
İnsan neden aldatır…Çünkü aldatan insan bozulmuştur, deforme olmuştur. Duyguları paslanmıştır, çürümüştür…
Biraz ağır mı oldu söylediklerim? Bence hafif bile kaldı, asıl söylenmesi gereken sözlerin yanında… Çünkü “aldatma” değerleri yok olmuş bir insanın, kendini tamir etmek için bitmeyen, tükenmeyen ümitsiz arayışlarının bir sonucudur… Aldatan insan, kendi yokluğunda kaybolmuştur. Uçurumun dibinden hayata son kez bakan bir enkazdan bir farkı yoktur onun. O kaybolmuş ve unutulmuştur. Onun tutunduğu son bir umut dalıdır “aldatma”…
Karanlığın içinde kalan siyah bir toz bulutu gibidir o. Gördüğü ilk parlak yıldızdır onun yol gösterici pusulası…
Peki nasıl olmuştur da, kaybolmuştur insan kendi yürüdüğü yolda? Uzak kaldığı için elbette kendisinden… Mutluluğu kendisi dışında bir başka yerde bulmak istediği için… Sadece bir adı olsun istediği için yaşadığı her şeyin. Ve bir şeyleri sadece yapmak için yaptığı için…
Aldatan insan, acınası bir enkazdır aslında. Onun yardıma ihtiyacı vardır. Çünkü eski hayatından kopacak kadar gücü, yepyeni bir hayat kurmaya yetecek kadar da cesareti yoktur. O aslında ne vardır, ne de yoktur. Günlük mutluluklarla teselli eder kendisini. Hep kaçarak yaşar… Hep yakalanma korkusuyla adım atar. Bunun adına da “yaşamak” der…
Korkak bir insan ne kadar mutlu olursa, ya da kaçarak bir insan ne kadar huzurlu olabilirse, aldatan insan da o kadar mutlu ve o kadar huzurludur işte.
Ona yardım etmek gerekir. Onun yardıma ihtiyacı vardır çünkü.
O cesur deseniz cesur değildir, güçlü deseniz güçlü değildir. Onu tehdit edebileceğiniz o kadar çok şey vardır ki… Onun duyguları herkesin izinsizce girip çıkabildiği kontrolsüz bir oda gibidir.
Peki, bütün bunlara rağmen neden aldatır insan?
Çünkü, kendisi de aldatıldığı için yapar bunu… Kendi duyguları onu aldatmıştır. Hayatının karmakarışık zincirleme reaksiyonları, kendi benliğinden uzaklaştırıp, acımasızca aldatmıştır. Muhtemelen de intikam almak ister aldatırken.
Peki, kimden intikam alır aldatan insan…
Tabii ki, kendisinden…
|
|
17 Aralık 2007 , Pazartesi
Kategori (Kadın)
1-Türk kizi; kimseye baglanmaz, cok gerekiyorsa baglar
2- Türk kizi:asla normal kola icmez. Diet kolanin yaninda, en kalorilisinden pasta yer. (Vicdan azabi duymaz )
3-Türk kizi; zekasini kanitlamaya calismaz. Dünya alemin bildigi birseyin kaniti olmaz tabii ki.
4-Türk kizi;kumruyu bir cins kus sananlara, her kusun etinin yenmeyecegini cok güzel ögretir.
5-Türk kizi;; bastan cikmaz, cikarir.
6- Turk kizi cok nazlidir, ama yakisirda
7-Türk kizi; toplum icinde aglamaz olsa olsa gözüne kirpik kacmistir.
8-Türk kizi;kendisi hakkinda yapilan olumsuz elestirileri dinler. Bu arada hep 12. maddenin ne kadar dogru oldugunu düsünür durur.
9-Türk kizi;kizdigi zaman, ortalikta olmamaniz tavsiye edilir.
10-Türk kizi; uyusturucu kullanmaz. Uyarici olarak kendi üstün ve özgün yeteneklerini kullanir.
11-Türk kizi; vazgecmez!
12-Türk kizi;annesine tapar. Kardesleri icin ölür. Babasina toz kondurmaz.
13-Türk kizi; kuaförünün söyledigi herseye inanip, sacini abuk sabuk kestirip boyatmaz. Paralari Leyla’ya basmaz.
14-En son ve en gerçegi,en güzel kizlar TÜRK KIZLARIDIR…
|
|
17 Aralık 2007 , Pazartesi
Kategori (Kadın)
İnsanlığın ilk var olduğu dönemde adamın biri şeytanı yakalamaya karar vermiş
fakat bunun için 40 yıl boyunca Tanrı’ya ibadet etmesi gerekiyormuş.
Karısıyla,dostlarıyla ve bütün dünya ile ilişkisini kesmiş ve 40 yıl boyunca Tanrıya ibadet etmiş.
40 yıl sonunda Tanrı ibadetinin karşılığı olarak ona şeytanı ağzı kapalı bir şişenin içinde sunmuş.
Adam da karısına o şişeye sahip çıkmasını dünyada neler olup bittiğini artık öğrenmek istediğini söyleyerek dışarı çıkmış.
Kadıncağız şeytanı merak ediyormuş.
Merakına bir türlü engel olamayıp şişenin ağzını açıvermiş.
Açmasıyla şeytan dışarı çıkmış ve gülmeye başlamış.
Merakına engel olamadın ve kocanın 40 yıllık emeğini boşa çıkardın.
Kadın da şeytan a ;
Sen o şişenin içinde hiç değildin ki
Şeytan ;
Nasıl olur? şişeden çıktım sende gördün
Kadın;
O şişenin içinde hiç değildin.Nasıl o şişenin içine girebilirsin ki
Şeytan;
Gireyim de gör (der ve şişenin içine giriverir)
YANI ; ADAMIN ŞEYTANI HAPSETMESİ 40 YILINI,KADININ İSE 5 DAKİKASINI ALMIŞ. )) ŞİMDİ BU NE DEMEK OLUYOR..YORUM SİZİN
|
|
|