Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

7 Ocak 2008 Pazartesi
Kategori (Aşk) | Etiketler : ...

Bak bir ömür bitti,
Bu son dileğim…
Dön… Taşı ağlattı yaralı yüreğim!..

Onca zaman geçti hiç mi düşünmedin? Hiç mi için acımadı? Ömrümü aldın gittin, beni bitirdin, hiç mi kanına dokunmadı?
Bak işte, bak bir ömür bitti…
Hiç birşey istemedim senden, "kal, ne olur gitme!" bile demedim, gitmeyi kafana koymuştun…
Şimdi bir tek isteğim, bir tek dileğim var… Dön!
Yetmedi mi gittiğin yollar?
Sıkılmadın mı boş hayatlardan? Bak dağlar, taşlar ağladı benimle…
Açtığın yara her yeri yaktı, geçti, talan etti de, bir sen mi hissetmedin? Nasıl bir ruh taşıyorsun söylesene…
Hadi, hadi dönsene!!!

Denizde kaybolmuş bir sandal gibiyim,
Seni sensiz yaşadım, öksüz mü öleyim?

Dalgalara kapılmış, bir o yana, bir bu yana savrulmak nasıl bir şey bilir misin?
Kalabalıkta kayboldun mu hiç?
Gittiğinden beri yolumu kaybettim ben, kendimi bulamıyorum, bulup hayata dönemiyorum.
Ölüm geçiyor avuçlarımdan, sensiz tutamıyorum…
Seninle bile hep tek başımaydım.
Dön hadi sensizlik yalnızlık olmaktan çıksın… Son bir dilek senden, geldiğini göreyim!
Yaşadığım zamanı sensizliğe mahkum ettin, öldüğüm zamanı bari azad et sensizlikten…
Yüzünü görmeden, sesini duymadan, seni hissetmeden kaybolmama izin verme! Hadi, hadi dönsene!!!

Bu senden son arzum,
Son dileğim…
Ne olur aşkım kollarında can vereyim!

Bunlar son çığlıklarım, son haykırışlarım… Tamam sevmiyorsun, anladım… Ama bir kez yen kendini, düşünme hiç bir şeyi…
Bir daha seni istemeyeceğim senden, söz!
Bir kereliğine, kayboluşuma kadar, yalanda olsa sevsene… Hadi, hadi dönsene!!!



7 Ocak 2008 Pazartesi
Kategori (Aşk) | Etiketler : ...



7 Ocak 2008 Pazartesi
Kategori (Aşk) | Etiketler : ...

Uzaklara daliyor gozlerim. Bulutlar gri.. Bir ruzgar esiyor ve usumeye basliyorum. Saclarim yuzumu kapatiyor, elimle acmaya calisiyorum. . Ama duruyorum sonra.. Belki de ruzgarin elleriyle dokunuyorsun saclarima… Kapatip aslimi tum gerceklere, suretime aciyorum ruhumu.. Sessizligi dinliyorum, icinden sesini duyacakmisim gibi. Sanki birseyler fisildayacaksin bana, daha once hic duymadigim, hic bilmedigim bir sey.. Ellerimle topragi avucluyorum, onunla karisiyorum hayata, sen oluyorum, sendeki ben oluyorum biraz da.. Tum dunyayi susturup, konusmak istiyorum seninle, fikrimde bile olsa yeter bana.. Artik seninle ilgili en kucuk bir dus, en kucuk bir ani, en kucuk bir ses, ufacik bir dusunce bile avutabiliyor beni. Tanimlayamadim. . Varliginda icimdeki heyecan, yoklugunda yuregimdeki korku muydu ask? Yarim kalmislari tamamlayamamanin verdigi huzursuzluk muydu yoksa? Belki de sendin ask bende, ben bunu hic farketmedim. Ogrendim.. Yokluguna alismayi, sensizlikte bir basima savasmayi.. Bunlari hic bilemem, bilsem de ogrenemem, ogrensem de yasayamam diyordum oysa.. Neleri ogretiyormus bu hayat insana.. Unutmadim.. Seni unutmak aklimdan bile gecmedi, dusunmedim bunu hic. Oyle coktun ki, hic bir yere sigdiramadim seni. Ne aklima ne de yuregime.. Sozler bitti.. Boyle bitmemeliydi oysa, cok cumlesi vardi kurulacak bu hikayenin, senli, benli "biz" li oznelerle.. Daha o kadar soylenmemis, ertelenmis, yasanmamis varken, yazmamaliydi hayat sonunu boyle.. Sustum.. Aglamiyorum artik..Saymadigim kac zamandir gozlerimden bir damla bile gozyasi akmiyor. Ne sana dair ne de hayata, icimde bir yerlerde gizliyorum onlari da, seni gizledigim gibi. Sizliyorum.. Zaman sariyor elbet kanayan yaralari, gittikce acisi azaliyor, ama gecmiyor bir turlu. Ince ince sizliyor sakli bir yerlerde, dokunuldugunda tekrar basliyor acimaya. Bir perde aciliyor onumde, gecmis zamanlara dair.. Gozlerimi kapatiyorum. . Sendeki ben oluyorum.. Ilk bakisin canlaniyor gozlerimin onunde, gulumseyisin. . Sonra gidiyorsun, ardindan bakiyorum oylece durup ben de.. Durdurmak icin bu gidisi, sarilmak istiyorum ellerine, yapamiyorum. . Kapaniyor perde… Suretimi kapatip aslima donuyorum yine.. Simdilik; Hoscakal.. Asklarin en guzeli, Kavusur elim sana gunun birinde, Sariliverir beline, Dokunur tenim sana yeniden.. Hangi gun tasinir donerim, Bilinmez.. Bos kalacak yuregim, Soz verdim sana, Olene kadar… Ben seni sana emanet ettim sonsuz sevdam.. Yuregimin senli olan yanini alip, ayak izlerimi birakip ardimda, yuruyorum sonu sana cikan yollarimda.. .



7 Ocak 2008 Pazartesi
Kategori (Aşk) | Etiketler : ...

Sana nasıl anlatsam bilmiyorum. Ama bildiğim tek ama tek şey seni delicesine çok sevdiğim. Seninle öyle bütünleştim ki ayrılmak değil kopamıyorum senden. Ne seni bırakabiliyorum; ne de kendimi hiçe sayıyorum. Bunların ikisini de yapamıyorum. Çünkü artık düşünemiyorum. Kafama, benliğime o kadar yerleşmişsin ki; seni oradan çıkartmak olanaksız. Belki kendimi küçük düşürüyorum ama sevgide küçük düşme söz konusu olsa bile seve seve senin için her adımı atarım. Seni o kadar çok sevdim ki artık aşkım senden bile öte. Seni sevdiğimi dağlara, taşlara kısacası her yere; bütün kainata haykırmak istiyorum Seni Seviyorum!!

Bu kelime topluluklarını defalarca senin için ama yalnız senin için tekrarlayabilirim. Biliyor musun; seni sevdiğimden beri artık çevremdeki her şey gözüme daha güzel daha hoş ve de daha ümit verici gelmeye başladı çünkü onlar bana seni hatırlatıyor…

Dağlar gibi sende içimde çok büyük tutunulması zor bir yerdesin. Tepeler gibi sende içimde ulaşılması zorsun. Zirveye sadece bir kişi çıkar senin yaşamında; işte o da ben olmak istiyorum zirvede tek ben; BEN VE SEN…

Su gibi berraksın ama içimdekileri de alıp götürüyorsun,yol gibi senin de sonun yok; yani seni sevmenin sonu yok… Bu böyle nereye kadar sürer bilemem tabi. Bunu ben belirleyemem; ama şunu bil ki seninle ölüme bile varım..!

Sensiz geçen bir gün değil bir salise bile düşünemez oldum. Sen benim; benliğim, varlığım, hayatım, geleceğim, çılgınlığım, sevincim, mükemmelim, sevdiceğim kısacası her şeyim her şeyimsin…

Sensiz bir hayatın oksijensiz yaşamdan farkı yoktur. Aldığım nefes içtiğim su yürüdüğüm yol her şeyde sen ve senden izler var.

Seni seviyorum ,Seni seviyorum,Seni seviyorum,Seni seviyorum,Seni seviyorum…



7 Ocak 2008 Pazartesi
Kategori (Aşk) | Etiketler : ...

Neden bilmiyorum…gözlerim gözlerine yalan söyleyemiyor…

Benim için çok önemlisin…

Tahmin ettiğinden de çok…

Öyle çok ki korkuyorum…

Bir daha yaşam amacım olmayacağına…

Bir köşeye atılıp, fırlatılacağıma…

Karşılık bile değil…saygı bulamayacağıma…

Herşey birkaç kelimede gizli…

Ve onlar senin…

Sadece…

Senin…

Benim olansa …

Senle geçirdiğim zamanlar..

Seni dinlediğim …anlar…

Hayata inanışımın…insan olduğumuzu….

Anladığım anlar…

Sen çok şey kanıtladın bana….

Mesela yaşadığımı…

Saçların, gözlerin, ellerin aslında…

Ne kadarda güzel olduklarını…

Doğru insandayken…

Çok şey öğrettin bana…

Mesela yaşamayı…

Amaçları gösterdin…

Zordu ama sendin…onlar…

Sadece…

Sendin…

Bana korku nedir…öğrettin…

Kaybetmenin acısının ne büyük olacağını…

Çaresizliği…

Hiçbir şey yapamamayı…

Ağlamayı…çaresizce…

Bağlı olmayı…bağlanmayı…

Yitirince güvensiz kalmayı…

Her insanın sevgiye layık olmadığını…

Acıya karşı en korunmasız olduğum zamanın…

Sevdiğim zaman olduğunu…

En çaresiz olduğum zamanın ise…

Seni yitirdiğim zamanın olacağını…



7 Ocak 2008 Pazartesi
Kategori (Aşk) | Etiketler : ...

Bedenimi teslim alan hüzün , ruhumu cepcevre saran kırık düsler ve icimde senden bana arda kalan cam kırıkları var…Hic kimse dindiremez ayrılıgın sessiz ama yürekten gelen isyanlarını.Bir gece yarısı odanın perdelerini arala ve de kösebasında avarecesine bekleyen bir adamı göreceksin.O kisi benim.Seni unutmak o kadar zor ki , sen gitsen de kendi kalbine cekilsen de ruhunun karanlık köselerine benim kalbimde senin bana yasattıgın mutlulukların ayak izleri var ..

Sen karanlık geceleri mi teslim alan yalnızlıga inat bütün geceyi sevdiginin düsleriyle gecirebilirmisin? Gelmeyecegini bile bile sanki her an hüzün denizinden kalbimin sevgi sahillerine ugrayacakmıs gibi gözlerini uykuya haram edip sabahklara kadar onu beklermisin ? Gözlerindeki mutlulukları sadece iki dakika icin hissedebilmek icin ölmeyi göze alır mıydın? İste ey sevgili seni bu kadar içten seviyorum…

Karanlık gecelerin puslu sabahlara merhaba dedigi, sahte gülüşlerin ilkbaharda hasret cicekleri actıgı , ayrılıkların cirit attıgı zamanlarda buldum seni.Ugrunda her seyi kaybetmeye degecek kadar degerli birisin sen..

Gözleirnde kilitliyim ben sen ise ; yüregime mühürlenmis ask siirlerinin en mutlu satılarısın.En yalnız zamanlarımda sana acıyorum gönlümün senden önce gizli kalmıs kapılarını ve ayısıgını senin gözlerinde görüyorum ve de hep gözlerinle parlıyor gözbebeklerim..

Sevgimi ve de hasretimi senden bana kalan bu öksüz kentin yalnız sokaklarına bırakıyorum.Ayrılık ceken yüregimi corak topraga veriyorum.Ve sana olan özlemlerimi umutsuz yarınlarıma sevda tohumu olsun diye ekiyorum .Belki bir gün kalbime dönersin diye…

bos siseyle bardakta titremekte mum alevi, oda soguk ve de karanlık.Dısarıda kır ciceklerinin üzerlerine hasret yagmurların hüzünlü damlacıkları düsmekte..Yine sabahlar olacak yorgun gecelerden sonra ama sen yine gelmeyeceksin

sonbaharda esen rüzgarla bir saga bir sola savrulan kuru yaprak tanesi , o hala düsecegini bilse belki de ilkbaharda amansızca esen rüzgara meydan okumazdı.ben sonbaharın gelmesini bilsemde azraili ve de ölümü karsıma alsam da seni sevmekten vazgecmeyecegim



7 Ocak 2008 Pazartesi
Kategori (Edebiyat) | Etiketler : ...

Neden konuşmuyorsun? ”

Kız adamın yüzüne baktı. Cevap vermedi soruya, onun yerine çantasından mavi sigara paketini çıkardı ve beyaz çakmağını. Sinirli bir tavırla bir sigara yaktı, bir nefes aldı.

“ Neden konuşmuyorsun? ”

Hızla bir nefes daha aldı sigaradan, pastanenin beyaz plastik küllüğüne koydu sonra sigarayı. Direk bakmadı suratına adamın bu kez, kah uzaklara kah masanın üstüne, ellerine bakarak ve gözlerini kesinlikle ondan kaçırarak konuşmaya başladı:

“ Ne konuşmamı bekliyorsun ki? ” Sesi gergindi, gözlerinde her an düşmeye hazır gözyaşları… “ Her şey ortada. Ben…” Yine durakladı. Derin bir nefes aldı. “ Ben birini seviyorum, olan bu. Sen de gördün onu, sevilmeyecek biri mi? Yo, hayır. Sevilmeyecek biri olduğunu söyleyemezsin. O çok hoş, çok neşeli… Hem sen neden böyle yapıyorsun, anlamıyorum. Kaç yıl oldu biz tanışalı? Üç? Beş? Neden bu tavır? Hem neden buradayız biz? “

Yeniden sustu. Bu arada gözlerini adama dikmişti. Hüzünlü bakışları vardı adamın. “ Tuhaf, ” dedi kendi kendine “ Hiç böyle görmemiştim onu. ” Sesi her zamanki gibi etkileyiciydi adamın. Tane tane, tok sesiyle konuşmaya başladı:

“ Senin için bir önemi yok muydu? Konuştuk, dertleştik… Hem ben senin beni sevdiğini sanıyordum. Sense koluna bir adamı takmış,,,” Sinirlenmiş, bağıra bağıra konuşmaya başlamıştı. Kızdan tepki gelmeyince biraz sustu, sonra sakin bir sesle devam etti: “ Konuşulduk bir şey yok, evet. Ama öyle sanıyordum. Hayır, sanmıyordum. Emindim bunun böyle olduğuna. Bakamıyorsun bile suratıma. Utanmak değil de ne bu? İhanetin getirdiği mahcupluk… Sen de farkındasın bunun. O gün de gözümün içine baktın bir şey yapmamam için. Şimdi bana her şeyi yeni duyuyormuş, yeni anlıyormuş gibi davranma.”

Konuşurken yine bağırmaya başladığından boğazı kurumuştu. Cam sürahiden musluk suyu olduğunu bildiği halde bir bardağa su boşalttı. İki yudum aldı. Kız hala sessiz. O günü düşünüyor, belli. O gün bir arabadan inmişti kız, kırmızı bir araba yeni alınmış belli. Hoş görünüyordu her zamanki gibi. O da ne? Bir de adam inmişti arabadan, arkadaş, akraba? Adam elini tutmuştu kızın, el ele, gülüşerek gelmişlerdi masaya. Adam uzun boylu, iri yarı,,, Kız küçük, küçücük onun yanında, çocuk. Şakağında aklar var adamın, gözleri çapkın mavi. Nefret etti ondan önce, kızı kandırdığını düşündü, elini tutmasından, konuşmasından, pek beyaz dişlerini göstere göstere gülümsemesinden… Kız da bi hoş bakınca adamdan ona yöneldi nefreti. Beyaz büyük bir zarfta pek süslü olduğunu tahmin ettiği davetiyeleri dağıtmaya başlayınca şaşkınlaştı. Yavaşça masadakilere zarfları dağıtışını izledi kızın, küçük beyaz elleriyle bir zarfı da ona uzattığını gördü. Elini uzatmadı, kız gözlerinin içine baktı bir müddet, masaya koydu zarfı yavaşça. Sonra kız ağlamaya başladı, yavaşça, biraz gözyaşı döktü, kara gözleri kocaman oldu. Herkes “ mutluluktan ” dedi. Adam gülümsedi, adam herkese yemek ısmarladı, adam kızın elini sıkı sıkı tuttu, adam kızı alıp kırmızı arabayla gitti…

Kız bir sigara daha yaktı, iki nefes aldı bu sefer. Yeniden beyaz küllüğe koydu sigarayı, diğeri kül olmuştu çoktan. Sol eliyle adamın sağ elini kavradı, adamın hüzünlü gözleri parladı o vakit ama kız çekti elini. Sigaradan bir nefes daha çekti.

“ Bir işaretin için ne kadar bekledim, biliyor musun? Hep konuşmalarında, bakışlarında bir şey aradım. Beni sevdiğine dair küçük bir işaret, beni istediğine dair… Telefonun başında durup beni aramanı bekledim, şimdi arayacak beni sevdiğini söyleyecek, diyordum kendi kendime… Umutsuz bir durum, değil mi? Sen hep imalı şeyler söyledin, bazen… Bazen öyle şeyler söyledin ki sanki beni kırdığının farkında değildin. O kadar umursamaz duruyordun ki…Kız arkadaşlarını anlattın bana, iyi olduğum zamanlar kıskandırmak için yaptığını düşündüm. Öyle ya beni seviyorsun ya… ”

Sesi titriyordu, boğazına bir şeyler düğümlenmiş, ha ağladı ha ağlayacak… Bir nefes daha aldı sigaradan, adama döndü.

“ Sen ne yaptın peki? Hiçbir şey… Hiçbir şey belli etmedin. Arkadaş toplantılarında soğuk davrandın, sanki benimle hiç konuşmuyormuşsun gibi hatta beni ilk kez orada görüyormuşsun gibi… Şimdi kalkmış “ seni seviyorum “ diyorsun. Yanımda bir adam gördün, davetiyeler… aklın başına şimdi mi geldi? ” İyice sinirlenmiş, bağırarak konuşmaya başlamıştı: “ Konuşulduk bir şey yok , diyorsun. Hayır,konuşulduk çok şey var. Bir sürü söz, bir sürü anı… Benim garanti olduğumu sandın, olay bu. Hep öyle duracağımı, bir köşede seni bekleyeceğimi, her aradığında hoş sohbetler edeceğimi, hep sana güler yüz göstereceğimi… Hem sana mahcup falan değilim ben. Utanmıyorum da. O gün konuşsaydın belki değişirdi bir şeyler… Sen yine susmayı tercih ettin, benim anlamamı… Neden herkesin ortasında “ Seni seviyorum” demedin. Yine bir köşeye çektin beni, hep olduğu gibi. Yine saklanıyorsun, yine her şeyin gizli. Ne bekliyorsun, anlamıyorum. Ne yapayım? Onu bırakıp sana mı koşayım, yıllar sonra iki laf ettin diye… Sen yine imalı laflar et, ben bekleyeyim; öyle mi? Ya da keyfince yaz, gez, konuş… O beni sevdiğini söylüyor herkese, beni koruyor, beni kırmıyor. “

Sustu kız, gözyaşlarıyla ıslanmıştı yüzü, kızarmış. Adam kafasını önüne eğmişti, hiçbir şey söylemedi. Kız çantasını aldı eline, ayağa kalktı. Sakin bir sesle “ Düğüne gel, olur mu? “ dedi ve arkasına bakmadan onlara şaşkın şaşkın bakan kırmızı ceketli garsonun yanından geçerek merdivenlerden indi…



7 Ocak 2008 Pazartesi
Kategori (Aşk) | Etiketler : ...

Seni tanımadan önce ben değildim ben..seni tanıdıktan sonra..Bendeki bensizliğin aslında sensizlik olduğunu anladım ..Şimdi ise bensizlik ve sensizlik ikilemimin iç çekişlerinde devleşiyorsun. Meçhul bir başlangıcın işaretiydi sana olan kaçamak yazılar. Gözümde büyüyen onca şeye rağmen varlığınla ilk defa küçük gelmişti yüreğime saldığım o korkunç tufan.Ben senin gelişinle yüreğimi de küçültmüştüm oysa; başka dostçuklar yer etmesin diye.İmtihanım dediğim sende gizliydi geride kalan yılların özlemi.Şayet yaşanacak bir ömür varsa senle olmalıydı ve sensiz kalmamalıydı varlığınla olgunlaşan ruhum.Gece gündüz demeden dost bellediğimi vurmalıydı tüm saatler, dost doğru dostu hatırlatmalıydı akrep ve yelkovanın her hareketi.Düşümde yıllardır boş duran baş köşeye dost oturmalıydı sonsuza dek.

Bir itiraf değildin içimde, olamazdın da. Gözlerimdeydi en büyük itirafım, gözlerine olan dost sevdam. Söylemiş miydim, gözlerim gözlerinde kalmıştı dostum ve varlığınla papatya tarlası gibi rengarenk oldu dünyam ıstırap geçidi dediğim o kapıdan her içeri girdiğimde de acılarım vardı geçmişe dair lakin varlığından sonra kapı da cennet oldu gözümde, sırf sana yol verdi diye. Bir de seni benden uzaklaştıran, beni sana yaklaştıran yollar vardı aramızda. Oysa bir kahredici lanetti yolların hakkı.Tarifi ateşten yakıcı, kavuşulamayan mola sancıları…..

Hüzünler kulübesi mi demeliydim bilmem ki, gecemi kuşatan o yalnızlık duvarımın içine veya seninde söylediğin gibi özlemlerime dair sessiz çığlıklarımıydı Yaşamımın sessiz senfonisi.. Yalnızlığa gebe olduğum her dakikada.Vurgun yemiş yüreğimde ne yalnızlıklar doğdu,ne yalnızlıklar büyüdü, ne yalnızlıklarla boğuştu yüreğimin göz bebekleri. Bazen sırdaşım oldu penceremden içeri giren karanlığa faydasız bir demet aydınlık. Söndü sokak lambaları,onlarda anlamadılar halimden.

Biliyorum..Gün gelecek, bir gün elveda diyeceksin, uğruna kelime tükettiğim dost, kelimelerimle kanayacaksın içime ne de kolay söyleyeceksin üç heceyi bir solukta. Ben ise Sadece el diyebileceğim, içimi kuşatan ellerini bir an olsun tutabilme özlemiyle.Veda yakışıksız kaçacak halimize.Hangi kavuşmanın vedasıdır? diyerek garip siyeceğim sözlerini. Ben sana hiç kavuşamamıştım oysa ey dost! Yakışıksız elveda ile gömeceksin güzelliğini yüreğime, Ölümlere alışkın olan yürek sancılarımı tetikleyeceksin ve ben limon kolonyası kokacağım ölü evi gibi. Gözlerimde demlenecek ıstırabım öksüzlüğüm, garipliğim.Gözlerime gömeceğim bedenimi gidişinde.

Elveda umudum, elveda varlık sebebim, elveda ; dostum bellediğim diyerek söyleneceğim arkandan veda halimize yakışıksız kaçsa da sessiz çığlıklar atacağım ve ben, bendeki bensizliğin aslında sensizlik olduğunun bir kez daha farkına varıp, sonsuza dek bensiz ,sensiz,sessiz kalacağım…………..



7 Ocak 2008 Pazartesi
Kategori (Aşk) | Etiketler : ...

Hani bir hayal ya bu… Sen olsaydın hala hayatımda mesela, ben gecenin sessizliğini içimi acıtan şarkılarla bozarken, bir mesaj gelseydi telefonuma. Gülümseyerek mesajı okusaydım.
- Uyudun mu bebeğim?
- Uyumadım, sen niye ayaktasın bu saatte?
- Su içmeye kalktım.
- Uyu gülüm, erken kalkacaksın.
- Seni seviyorum, sende uyu artık. İyi geceler.
- Tamam yatıyorum. Bende seni seviyorum, iyi geceler.
-
Ve huzurla dalsaydım uykuya.

Rüyama hiç gelmezdin. Zaten istemezdim gelmeni.
Kızma hayatgülüm !
İstemediğimden değil, korktuğumdan aslında.

“Rüyada sevgili görmek, ayrılığa delalettir.” Cümlesinin içime saldığı korkudan dolayı istemezdim seni rüyamda görmeyi.

Ve sabah olur.
Gözümü açar açmaz telefonu alırım elime.
“1 mesaj alındı” uyarısının beni en mutlu ettiği zamanlardır onlar.
- Günaydın aşkım
- Günaydın bebeğim

Ya da hayal bu ya… Şöyle de olabilir mesela;

Ve sabah olur.
Çok uyumuşumdur, artık öğlen olmuştur.
Telefon çalar.

“Kölem ol gel desen, gelmem mi yar ?
Uğrumda öl desen, ölmem mi yar ? …”

Melodisi eşliğinde açarım telefonu.

- Efendim
- Günaydın aşkım
- Günaydın hayatgülüm
- Hadi kalk artık, çok uyudun
- Tamam kalktım.

Devam eder tabi ki konuşma.
Ve “SENİ SEVİYORUM”’ la kapanır telefonlar.
Huzurla uyanırım.

İşe gitmek için hazırlanır, seni ararım.

- Çıkacağım evden şimdi, işe gideceğim
- Hava çok soğuk bebeğim sıkı giyin. Atkını al, bereni tak, hatta iki tane çorap giy.
- Saçmalama !
- Lütfen, çok soğuk. Üşür hasta olursun. Söz ver bana şimdi, dediğim gibi giyineceksin.
- Peki, tamam. Söz hayatgülüm.

Ve “SENİ SEVİYORUM”’la kapanır telefonlar.

İşe giderim.
Başlamadan önce yine seni ararım.

- İşe başlıyorum şimdi
- Tamam, ne zaman bitecek?
- Bilmem, sekizde biter sanırım.
- Tamam. Çıkınca mesaj at, merak ederim.
- Tamam hayatgülüm.
- İyi çalışmalar bebeğim.
- Teşekkürler.

Ve “SENİ SEVİYORUM”’ la kapanır telefonlar.

İş biraz uzar. Mesaj gelir ardı ardına.

- Hadi bitmedi mi işlerin, çıkmadın mı daha?

İş biter…

- Çıktım şimdi, eve gidiyorum.
- Eve gidince haber ver bana.

Eve gelirim, yine konuşuruz.

Ve “SENİ SEVİYORUM”’la kapanır telefonlar.

Uyumadan önce 1 mesaj alınır telefonlarımıza. Artık o an içimizden ne geldiyse yazılmıştır. Çalıntı değildir sözler, gerçektir, bizimdir. Yüreğim (iz) dir..!
Sonunda “SENİ SEVİYORUM” yazar.

Hayal ya !
Değildi,
Hayal değildin.
Gerçektin, benimdin. Hayatımın en güzel günleriydi o günler. Biteceğini hiç düşünmemiştim.
Bittin !
Gittin !

En güzel günlerimi, en acı hatıralara çevirdin giderken.
Hiç olmadığım kadar mutluyken, hiç üzülmediğim kadar üzüldüm.
Gitmezsin, benimsin sanarken, bir anda sensiz kaldım.
En gerçek hayalimi yıktın.
Uzatmaya gerek yok.
Giderken beni de bitirdin. Ama öldürmedin.
Keşke öldürseydin.

Şimdi hayal ya, acaba yine gelir misin?

Sensiz yokum ben, nefessizim, bir hiçim !
Hiç mi özlemedin?
Hiç merak etmiyor musun artık?

Bebeğin uyuyamıyor sensiz.
Günüm aydınlanmıyor sensiz. “AŞKIM GÜNAYDIN” demeni bekliyorum.
Bebeğin üşüyor, çok üşüyor. Sıkı giyinmiyor mesela sen gittiğinden beri.
Kimse merak etmiyor işlerimin ne zaman biteceğini ve ne zaman eve gideceğimi.
Bir başımayım… !

Hayaldin, gerçek oldun.
Belki de bir rüyaydın.
Sevilen sendin ya hani, sevgiliydin ya… Rüyaydın ve bittin işte. Ben uyanır uyanmaz ayrılık geldi.
Korktuğu başına gelirmiş insanın.
Bittin, bütün güzelliğinle…
Yine hayal oldun.
Aslında şimdi acı bir hatıra oldun.
Özlenen, sevilen
Ve hala inadına beklenen sevgili….!

__________________


7 Ocak 2008 Pazartesi
Kategori (Şiir) | Etiketler : ...

ihanetin adı göçmen bir kuşa verilmiş,
sadakatin adı ise bir serçeye.
Göçmen kuş bütün bahar ve yaz boyunca
Küçük koyun üstünde uçmuş serçeyle beraber
Küçük sinekleri, kurtları yemişler
Kış yağmurlarıyla şaha kalkmış derelerden su içmişler
Masmavi gökyüzünde dans etmişler
Çiçek açan ağaçlara konup,
papatya tarlalarında gezmişler.
Birbirlerine söz vermiş kuşlar;
Ayrılmayacağız diye.

Ama kış gelmiş,
Göçmen kuş adına yakışanı yapmaya kararlıymış,
Serçe ise her zamanki gibi sadık
Ama sevgi de yabana atılmaz bir gerçek
Ayrılık acı, ihanet kötüymüş serçe için
Yaşamaksa önemli imiş göçmen için
O baharların tatlı eğlencesiymiş sadece

Gel demiş serçeye
senle beraber başka bir bahara uçalım
Serçe ise burda bekleyelim demiş yeni baharı
Ama kış acımasızdır demiş göçmen,
Yaşayamayız burda, aç kalır üşürüz
Serçe hayır demiş
korunuruz kötülüklerinden kışın beraber
Göçmen inanmamış serçeye hayır demiş gidelim.

Serçe için gitmek nasıl bir ihanetse yaşadığı yere
Kalmakta aynı şekilde ihanetmiş sevgiliye
Ve karar vermiş sevgiyi seçmiş
Uçacakmış yeni bir bahara.

Göçmen ve serçe çıkmışlar yola,
Ama serçe zayıfmış,
onun kanatları uzun uçuslar için değil.
Dayanamayacakmış bu yola
Oysa göçmenin kanatları güçlüymüş
Çünkü o hep kaçarmış kışlardan
Hep gidermiş zorluklarından kışın yeni baharlara

Bir fırtına yaklaşıyormuş.
Göçmen hızlı gidiyormuş fırtınadan,
yakalanmayacakmış
Ama serçe iyice zayıf kalmış,
yavaşlamaya başlamış
Göçmene duralım demiş artık.
Biraz dinlenelim
Göçmen itiraz etmiş, fırtına demiş, ölürüz.
Serçe çok fırtına görmüş, kurtuluruz demiş.
Ama göçmen yürü demiş serçeye
birazdan okyanuslara varacağız
Serçe sevgisine uymuş ve
peşinden son bir gayretle gitmiş göçmenin

Birazdan varmışlar okyanusa
Kurtuluşuymuş bu büyük deniz göçmen için
çok iyi bilirmiş buraları
Ama serçe ilk kez görüyormuş ve
sanki gökyüzünden daha büyükmüş bu yeni mavi
Serçe artık dayanamıyormuş,
son bir sevgi sesiyle seslenmiş göçmene
Artık gidemiyorum.
Göçmen serçeye bakmış,
Bakmış ve yoluna devam etmiş….

Okyanus çok büyükmüş, serçe ise çok küçük
Serçenin sevgisi de çok büyükmüş ama
göçmen çok küçük.
Mavi sularında okyanusun bir minik sadakat
Yeni bir baharın koynunda koca bir ihanet…



Sayfalar : [1] 2 3 4 5 6 ...