tibbi kelimeler
Ask: istemek
Abrubt: aniden
Avoid: kaçınmak
Accort: vermek
Administration: vermek
Aplication: kullanma
Apparent: aşikar
Arise from: kaynaklanmak
Advance: ilerlemek
As: gibi
Albeit: rağmen(cümlenin başında)
Abvious: aşikar
Although: rağmen(cümlenin başında) oysa, ama, ancak, halbuki(cümle ortasında)
Auther: yazar
Acceptable: kabul etmek (accept)
Apply: kullanmak(yapmak, uygulamak)
Arise: ortaya çıkmak, var olmak, doğmak
Adverse: kötü
Accident: kaza
Article: makale
Approve: kabul etmek, onaylamak
Abortion=iatrogenic: düşük/başarısızlık
Additional: daha, ek olarak
Associated with: ilişkili olmak
Attribute: affetmek, bağlamak
Adjacent: komşu
Ascribe: affetmek, bağlamak
Abuse: küfür, kabalık, dayak, tecavüz, suistimal
Abroad: yurt dışına(çıkmak)
Appraise: değerlendirme
Administer: vermek, sağlamak
Accurate: kesin
Available: mevcut
Affliction: hastalık
A small number of: az sayıda
A few: az sayıda
An account of: sebebiyle, dolayı, yüzünden
Allow: sağlamak
Ailment: hastalık
Aggrevate: kötüleştirmek
A large number of: çok sayıda
A lot of: çok sayıda
As weel as: yanı sıra
Appropriate: uygun
Advise: önermek
Aspect: yön, taraf, yüz
Among: arasında
Approximate: yaklaşık(hakkında)
About: hakkında
Appear: gibi görünmek, ortaya çıkmak
As regard: hakkında
Among: arasında, içinde(çok sayıda şey içinde)
As to: hakkında
Antecedent: geçmiş
Avert: önlemek
All: hepsi
Alteration: değişiklik
According to: -e göre
Appetite: iştah
Appreciate: saptamak, bulmak, tanımlamak
Ameliorate: iyileştirmek
Association: ilişki
Appreciation: uzman
A loos of conciousness: bilinç kaybı
Aim: amaç
Avert: önlemek
Alleviate: yatışma
Achieve: elde etmek, ulaşmak, başarmak
Adequate: yeterli
Ameliorate: yatışma
Accasionally: ara sıra
Aggrevate: kötüleşme
Adjunctive: destek
After math: geçmişteki sonuç
Approach: yaklaşım
Alter: değişiklik
Although: rağmen
Also: -de, -da
Affect: tutmak, etkilemek
About: hakkında
As regards: hakkında
Ascent: yukarı çıkmak, yükselmek
Attention: dikkat
Appraise: değerlendirme, görüşme
Attentive: dikkatli
Assesment: değerlendirme, görüşme
Accurate: kesin
Albeit: rağmen
As to: hakkında
Ability to excrete: salgılayabilmek
Associated with: birlikte, beraber
Any: hiçbir
About: yaklaşık
Administer: yönetmek, idare etmek
Aspect: yön, taraf, yüz
Affort: vermek
Amanner: tarz, biçim
Aim: amaç
Allow: sağlamak
Alter: değişmek
Brings: getirmek
Basic: temel, ana
Biggest: temel, ana
Birth: doğum
By wirtue of: sebebiyle, dolayı, yüzünden
By: yoluyla, aracığıyla
Behavior: davranış
Benefits: fayda
Borely: sadece
Bring about: neden olmak, sebep olmak, yol açmak
Become:olmak, -hale gelmek
Begin: başlamak
Breathlessness: solukluk, nefes darlığı
Because of: sebebiyle, dolayı, yüzünden
Beginning: başlangıç
But: buna rağmen, bununla birlikte
By means of: yoluyla, aracılığıyla
Both: her iki
Brain: beyin
Brain stem: beyin sapı
Breast: meme
By –ing: -erek, -arak
By all means: tüm yollarla, ne yapıp edip
By no means: hiç, katiyyen, hiçbir yolla
Both………and: hem……….hemde
Behavioral: kayda değer
Begin: başlamak
Based upon: temel alındığında
Began: başlamak
Become=became: ….hale gelmek, olmak
Blunt:künt
Blind: kör
Blindness: körlük
Be made up of: -den oluşmak
Be composed of: -den oluşmak
Be comprised of: -den oluşmak
Be confused with: karıştırılmak
Be mistaken for: karıştırılmak
Be subjected to: yapılmak
Be resposible for: sorumlu olmak
Be least: en az, nadir
Based upon: temel olmak
Benefit: yararlı
Beneficial: yararlı
Behavior: davranış
Be vulnerable to: savunmasız olmak
Bulge: geniş, hacimli, şişkinlik, şiş
Backward: arkaya doğru
By puncturing: delerek
Chills: titremek
Curve: kıvrık(ucu)
Current: güncel
Connected with: ilişkili olmak
Confirm: doğrulamak
Change one’s mind: fikrini değiştirmek
Complicate: yanıltmak, karıştırmak(kafa)
Confound: yanıltmak, karıştırmak(kafa)
Conclude: sonuca varmak
Controversial: çelişkili, problemli
Consider: düşünmek
Count: düşünmek
Contemplate: düşünmek
Controversy: anlaşmalı
Conflict: anlaşmalı
Contradiction: anlaşmalı
Carry out: yapmak
Course: gidişat
Come to conclision: sonuca varmak
Common: yaygın(sık)
Comprehend: ayrıntılı olmak
Comprehensive: ayrıntılı, kapsamlı
Caution: dikkat
Care: dikkat, bakım
Correct: doğru
Convenient: uygun
Compromise: risk, tehdit
Condition: durum
Circumstance: durum
Coughe: öksürük
Current: şimdiki
Consequent: gelecek
Compose: oluşmak, meydana gelmek
Constitue: oluşmak, meydana gelmek
Comprise: oluşmak, meydana gelmek
Consist: içermek, kapsamak
Child: 14-15 yaşa kadar
Connected: bağlanmak
Chief: temel, ana
Central: temel, ana
Comprise: -den oluşmak
Comprehed: -den oluşmak
Convertional: klasik, rutin
Corollary: sonuç
Consequence: sonuç
Condition: durum, hal, vaziyet, hastalık
Certain: muhakkak, kesin, belirli
Cause: neden, sebep
Controversy: problem(tartışma)
Challenge: problem(tartışmalı)
Confront: karşı karşıya gelmek
Choice: seçenek
Confuse: karıştırmak
Completely: tam olarak
Competent: yeterli
Cure: iyileştirmek
Check: kontrol etmek
Considerable: kayda değer
Confirm: doğrulamak
Concerning: hakkında
Conflicting: çelişkili
Challeng: tartışma
Can: olabilir
Could: olabilir
Convertional: klasik, rutin
Counting: sayımında
Care: dikkat
Case: olgu
Conceal: gizlemek, saklamak
Complain: şikayet etmek
Change: değişiklik
Composition: bileşik, içerik
Clarify: netleşmek
Count: düşünmek
Contemplate: düşünmek
Consider: düşünmek
Considering: göz önüne almak
Cure: iyileşme
Childhood: çocukluk çağı
Come out/from/to: ortaya çıkarmak, var olmak, oluşmak
Come to existence: ortaya çıkarmak, var olmak, oluşmak
Carefull: dikkatli
Carefully: dikkatle, özenle
Careless: dikkatsiz
Carelessly: dikkatsizce
Consider: değerlendirme, görüşme
Considerebly: kayda değer, önemli şekilde, düşünmeye değer
Cope with: üstesinden gelmek, başetmek
Clear: aşikar
Consistensy: kıvam bakımından
Cover: örtmek, kaplamak, çevirmek
Choice: seçim, tercih
Coat: katman
Cur: iyileşmek
Commence: başlamak
Can be: -bilmek
Common: yaygın
Certain: belli
Complaint: yakınma, şikayet
Concerning: hakkında
Clarify: kesinleştrmek, netleştirmek, açıklamak
Content: içindeki, içerik
Closely: yakından
Dye: boya
Decide: sonuca varmak
Determine: sonuca varmak
Deem: düşünmek
Deteriorate: kötüleşme
Disagreement: anlaşmazlık
Desirable: iyi
Dramatic: birden, aniden, hızlı
Denude: soymak, dökülmek, çıplak hale getirmek
Draw: çekmek, almak, elde etmek
Derive: çekmek, almak, elde etmek
Detriment: zararlı
Delivery: doğum
Disease: hastalık
Deficiency: yetmezlik
Distinct: başka, aynı olmayan, farlı, ayrı
Diverse: başka, aynı olmayan, farlı, ayrı
Discret: başka, aynı olmayan, farlı, ayrı
Discrepant: başka, aynı olmayan, farlı, ayrı
Delay: yavaş
Definite: kesin
Dominant: temel, ana
Design: plan
Detect: bulmak, saptamak
Device: cihaz(araç)
Discern: saptamak, bulmak, tanımlamak
Determine: saptamak, bulmak, karar verme, kesinleştirme
Documen: saptamak, bulmak, karar verme, kesinleştirme
Determining: saptama
Degree: derece
Displace: yerini değiştirme
Discover: keşfetmek, bulmak
Deteriorate: kötüleştirmek
Deterioration: kötüleşme
Dispense with: ekarte etmek, elemek
Disorder: konu
Detection: tanı
Device: araç
Dimension: boyut
Demonstrate: göstermek
Deduce: yorumlamak
Decide: karar vermek
Due to: bağlantılı, ilişkili (sebebiyle, yüzünden, -den kaynaklanmak)
Dileuma: problem(tereddütlü)
Duration: sürekli, aralıklı, seyrek
Deliberate: kasdi, bile bile, bilinçli
Doserwe: gözlemek
Disposal: dağılım
Deal: alan, uğraş
Disclose: ışık tutmak, açığa çıkarmak
During: süresince
Describ: tanımlamak
Despite: -e rağmen
Deal with: uğraşmak
Distant: uzak
During: esnasında, süresince
Degree: derece
Descent: aşağı inmek, alçalmak
Decline: aşağı inmek, alçalmak
Diminish: aşağı inmek, alçalmak (azalmak)
Decrease: aşağı inmek, alçalmak (azalmak)
Deal: miktar
Down word: aşağı doğru
Dead: ölü
Doubt: şüphe
Despite: rağmen
Define: tanımlamak
Describe: tanımlamak
Debate: tartışma
Disappear: kaybolmak
During: süresince
Detect: bulmak
Dennote: göstermek
Drown: çekmek
Deam: düşünmek
Dispute: anlaşmazlık
Develop: nüks, kötü gelişim
Extirpability: rezeke etmek
Event: olay
Even: bile
Emplay: kullanmak (yapmak, uygulamak, çalıştırmak)
Evoke: neden olmak, sebep olmak, yol açmak
Encountere: karşılaşılan, görülen
Elicit: çekmek, almak, elde etmek
Enroute to: gidiş yolu
Extreme: aşırı
Example: örnek
Exact: kesin
Examination: çalışma(daha spesfik araştırmalar için)
Eventual: gelecek
Eldirly: erişkin
Each: her bir, her
Every: her bir, her
Embrare: -den oluşmak
Either: -de, -da (olumsuz cümlenin sonuna geldiğinde)
Either: her biri, her iki
Evaluate: değerlendirme
Effect: etki
Efficacy: etkinlik
Enlorgement: büyütmek, büyümek, genişlemek
Emphasize: önde gelen
Estimate: tahmin etmek
Extent: derece
Encounter: karşılaşmak
Expose: maruz kalmak
Embed: emdirmek, sokmak
Ease: iyileştirmek
Espect: ummak, beklemek
Evaluation: değerledirme
Evolution: gelişim
Experience: deneyim, tecrübe
Elderly: yaşlı
Exartional: egzersiz
Enigma: problem (idiopatik)
Encounter: karşı karşıya gelmek
Exert: yapmak, uygulamak, çalıştırmak
Easly: kolayca
Exist: ortaya çıkmak, var olmak, oluşmak
Emerge: ortaya çıkmak, var olmak, oluşmak
Expression: görülmek
Explain: açıklamak
Enlargment: genişleme
Enquiry: araştırma
Evident: aşikar
Evaluate: değerlendirmek
Evaluating: değerlendirme
Entrance: giriş
Extending: uzayan
Expending: genişleyen
Extent: derece
Exclusively: sadece
Elevate: yukarı çıkmak, yükselmek
Enhance: yukarı çıkmak, yükselmek
Examination: muayene, kontrol
Exclude: ekarte etmek, elemek
Eliminate: ekarte etmek, elemek
Exposure to: maruz kalmak
Enoughe: yeterli
Ease: yatışma
Establish: saptamak, bulmak, karar verme, kesinleştirme
Emplay: kullanmak
Exert: kullanmak
Experience: çekmek(hastalık)
Elobrate: netleştirmek, açıklamak, kesinleştirmek
Elucidate: netleştirmek, açıklamak, kesinleştirmek
Event: olgu
Enquiry: araştırma
Eventhoughe: rağmen
Excluding: hariç(arkasından gelen kelime)
Extensive: aşırı
Ease: azalmak
Eligible: ugun
Evidence: bilgi, delil, bulgu
Excessive: aşırı
Environment: çevre, muhit
Environmental: çevresel koruma
Follow: izlemek, takip
Following: gelecek
Fact: olgu
Favour: desteklemek
Fashion: tarz, biçim
Flow: akış
Favourable: iyi
Facilitate: kolaylaştırmak
Feature: özellik
False: yanlış
Feel: düşünmek
Find: saptamak, bulmak, karar verme, kesinleştirme
Finding: bulgu
Full range: tam sınır
Former: geçmiş
Form: oluşmak, meydana gelmek
Find: bulmak
Fail: başarısız olmak
Failure: yetmezlik
Failure to excrete: salgılayamamak
Follow up: takip(hasta)
Furthermor: ayrıca
Field: alan
Frequent: yaygın
Frequency: frekans, sıklık
Fundomental: temel
Forward: öne doğru
Fall: aşağı inmek, alçalmak
Fluid: sıvı
Fit: uymak
Former: ilki
Gain: alma
Good: iyi
Get over: üstesinden gelmek, başetmek
Gradual: yavaş
Genesis: başlangıç
Give: vermek
Give rise to: neden olmak, sebep olmak, yol açmak
Goal: amaç
Gross: aşikar
Grapple with: uğraşmak
Groot: bulgu
Go up: yukarı çıkmak, yükselmek
Go down: aşagı inmek, alçalmak
Given: göz önüne almak
Grass: ot, çimen, çayır
Great: gürültü (büyük, önemli, harika)
Guid: eşliğinde, beraber
Guideline: kılavuz
Handle: uğraşmak
Heal: iyileşmek
Hear: işitmek
Higher than: -den fazla
However: bununla birlikte, yinede, kötü ama
Hallmark: işaret, damga
Hoppen: ortaya çıkarmak, var olmak, oluşmak
Hazord: risk, tehdit
Hoarsenseness: sesin kabalaşması
Hold: düşünmek
Healing: iyileşmek
History: anamnez
Helpful: yardımcı, yararlı
High: yüksek
Healing: iyileşme
However: her ne kadar, her nasıl (buna rağmen, bununla birlikte)
Hence: bu yüzden, böylece, sonuçta
Host: organ(konak)
İmprove: düzeltmek
İndicate: göstermek
İn choosing: seçmede
İn selecting: seçmede
İndicute: olabilir
İnsize: ebat bakımından
İnward: içe doğru
İncline: yukarı çıkmak, yükselmek
İncrease: yukarı çıkmak, yükselmek
İnfrequent: nadir
İnitiate: başlamak
İnstitute: başlamak
İntegration: bütünlük
İnduce: neden olmak, sebep olmak, yol açmak
İmprov: düzelmek
İmprove: iyi gelişim
İdentical: benzer
İnvestigate: araştırmak
İnvestigation: çalışma (daha spesfik araştırmalar için)
İnquiry: çalışma (daha spesfik araştırmalar için)
İllness: hastalık
İnterpretation: yorumlamak
İnsufficiency: yetmezlik
İndividual: ayrı, farklı, bireysel
İncorrect: yanlış
İnformation: bilgi, bulgu, delil
İnstance: örnek
İnpatient: klinik, muayenehane
İnvolvement: tutulum
İveterioration: kötüleşme
İntake: almak
İmposible: imkansız
İnvestion: icat
İn doing: yapmak
İn contrast: farklı, tersine
İnjury: hasar
İnclude: içermek, kapsamak
İmplication: gelecekteki sonuç
İncluding: dahil (sonraki kelime)
İnvolve: içermek, kapsamak
İnfant: süt çocuğu
İnfluence: etki
İmpact: etki
İn the course of: esnasında, süresince
İn addition: ayrıca
İn terms of: açısından, bakımından
İn spite of: rağmen
İn the face of: rağmen
İnterfere with: müdahale etmek
İn form: şekil bakımından
İn shape: biçim bakımından
İn apperance : görünüş bakımından
İnstantaneous: acele, çabuk, ani
İdentify: tanınmak, saptanmak (saptamak, bulmak, tanımlamak)
İnitial: ilk
İmplication: sonuç
İnsert: yerleştirmek
İmply: ima etmek
İn accordance with: uyumlu olmak
İn the course of: süresince
İn view of: göz önüne almak
İn the light of: göz önüne almak
İnhert: kalıtımsal
İmmediate: erken, acele, acil, hemen
İnterpret: yorumlamak
İnfer: yorumlamak
İdentical: benzer, aynı
İntervention: girişim, müdahale
İnclude: içermek, kapsamak, dahil etmek
İnfavourable: kötü, istenmeyen
İs to: -tır
Juandice: sarılık
Knowledge: bilgi, bulgu, delil
Key: temel, ana
Know:bilmek, tanımak
Kill: katil (yatışma)
Lie: uzanmak
Life span: yaşam süresi
Limit: derece
Lump: düzensiz kitle
Life threating: hayatı tehdit eden
List: sıralamak, saymak
Labour: doğum
Look on: düşünmek
Lead to: neden olmak, sebep olmak, yol açmak
Legocy: sonuç
Likely to: olabilir
Loos: kayıp
Linking: bağlayan
Latter: 2. 3. (former= ilki)
Loose: gevşek
Loss: kayıp
Leg math: şimdiki sonuç
Linked with: ilişkili olmak
Level: düzey
Limit: derece
Latter: ikinci
Linkage: ilişki (1. ile 2. arasındaki ilişki)
Layer: tabaka
Lower: aşağı inmek, alçalmak
Loud: gürültü
Linked: oranlı, paralel
Linked to: ilişkili olmak
Load to: yol açmak
Likely: olasılıkla (olası, muhtemel)
Late: geç, gecikmiş
Lateness: geç kalma
Look: görünmek
Look at: bakmak
Look for: aramak
Look on: düşünmek
Look into: araştırmak
Look after: bakım vermek
Lip: dudak
Learn: öğrenmek
Like: gibi
Listen: dinlemek
May be: -meli, -malı
Must be: -meli, -malı
Mild: orta
Moderate: orta
Modest: orta
Mode: tarz, biçim, yöntem, yol
Merge: kaybolmak
Muse: düşünmek
Many: çok sayıda
Moreover: ayrıca, dahası, üstüne üstlük
Manifestation: bulgu
Marked: aşikar
Manner: tarz, şekil
Management: yönetim
Magnitude: büyüklük
Meet: karşı karşıya gelmek
Misuse: yanlış
May: olabilir
Might: olabilir
Modality: yöntem
Main: temel, ana
Major: temel, ana (bu manadaki kelimelerin sonuna -ly=esas olarak)
Mislead: yanıltmak, karıştırmak
Misdiagnos: yanlış tanı
Mistake: yanlış anlamak
Monitorization: takip (hasta)
May: olabilir
Might: olabilir
Mistake for: karıştırmak
Means: araç (tanı aracı)
Mean duration: ortalama (sınır)
Make up: oluşmak, meydana gelmek
Merely: sadece
More than: -den fazla
Neither: hiç biri
Nausea: bulantı
Nonetheless: iyi ama, bununla birlikte
Newertheless: iyi ama, bununla birlikte
Newborn: yeni doğmuş
Nonetheless: buna rağmen, bununla birlikte
Nevertheless: buna rağmen, bununla birlikte
Nearly: yaklaşık
Narwing: dar almak
Numerous: çok sayıda
Now: şimdiki
Not with standing: rağmen
New: yeni
Needle: iğne
Not only…….but also: hem……hemde
Near by: komşu, yakın
Nausea: bulantı
Nearly: hemen hemen, yaklaşık
Nature: özellik, yapı
Note: fark etmek, görmek
Novel: yeni
Negatiatiation: görüşme, müzakare
Odult: 10’lu yaşlar
Onset: başlangıç
Outset: başlangıç
Outbreak: başlangıç
Option: seçenek
Observe: gözlemek
Omount: miktar
Opposite: karşıt, zıt
Over: -den fazla
Ossess: değerlendirme
Outward: dışa doğru
On: hakkında
Occur: ortaya çıkarmak, var olmak, oluşmak
Outcome: sonuç
Overcome: üstesinden gelmek, başetmek
Obscure: Gizlemek, saklamak
Onfine: sınırlamak
Os regards: hakkında
Owing to: sebebiyle, yüzünden, dolayı
On the grounds of: sebebiyle, yüzünden, dolayı
On the other hand: öte yandan
Observ: gözlenmek
Offer: vermek
Object: amaç
Objective: amaç
Of: -in, -ın, -nın, -nin/ -den, -dan/ hakkında, ile ilgili
Orjiotes from: kaynaklanmak
Overlaps: çakışmak, üst üste gelmek
Only: sadece
Observation: inceleme, gözlem
Obligation: zorunluluk, mecburiyet
Offer: verme, sağlama
Obtain: almak, elde etmek
Outpatient: poliklinik
Present: şimdiki
Purpose: amaç
Propose: önermek
Provide: verme, sağlama
Property: özellik
Pattern: tarz, biçim
Prolong: uzamış, uzun süreli
Perception: algılama, kavrama
Prescribe: yazmak, vermek
Prescription: reçete
Previous: geçmiş
Possible: olaslıkla, olası
Probably: olasılıkla
Protective: olasılıkla
Proper: uygun
Probe: çalışma (daha spesfik araştırmalar için)
Prodecure: yapmak
Place: yerleştirmek
Prominent: belirgin
Preporing: hazırlama
Pattern: model
Prolong: uzatmak
Pitched: ses kalınlığı
Participate: katılmak
Participant: katılımcılar
Play part in: rol oynamak
Play role in: rol oynamak
Possible to: olabilir
Probable to: olabilir
Pedigrees: birey
Perform: yapmak
Poor: kötü
Pleight: kötü durum
Provent: önlemek
Pale: soluk
Predict: ön bulgu, işaretçi
Pose: yol açmak
Prompt: hızlı
Possible: olası
Perhaps: muhtemelen
Pass: geçirmek
Point: orjin
Punctur: delmek
Provide: sağlamak
Prolonge: uzayan
Paramount: önde gelen
Prodused: neden olmak, sebep olmak, yol açmak
Points out: işaret vermek
Pair: çift
Prevention: korunma
Plain: direk
Prevent: önlemek
Place: yer
Painless: ağrısız
Proper: gerçek, yapay olmayan
Potent: güçlü
Prevalent: yaygın
Provide: sağlamak
Propose: önermek, ortaya atmak
Primary: temel, ana
Possible: olası, muhtemel
Probable: olası, muhtemel
Presente: baş vurmak
Prime: temel, ana
Pool: anket, bilgi formu, araştırma
Predominant: temel, ana
Principal: temel, ana
Prominent: belirgin, bariz
Paramount: önde gelen
Persistent: sık
Pretty: oldukça
Primary care physicians: aile hekimliği
Pose: neden olmak, sebep olmak, yol açmak
Perplex: yanıltmak, karıştırmak
Perfenent to: ilişkili olmak
Precise: kesin
Questionnaire: anket, bilgi formu
Quantity: miktar
Quite: oldukça
Range: aralık
Recipient: alıcı
Relevent to: ilişkili olmak
Related to: ilişkili olmak
Require: gerektirmek
Reasonably: oldukça
Rough: kaba, sert
Reliable: güvenilir
Results from: kaynaklanmak
Root from: kaynaklanmak
Rough: yaklaşık
Rovert: gizli
Right: doğru
Retain: tutmak
Recomment: önermek
Recover: iyileşmek
Remedy: iyileşme
Recetly: son zamanlarda
Regord: düşünmek
Reckon: düşünmek
Rate: düşünmek
Remote: uzak
Review: çalışma
Resarch: çalışma
Rise: yukarı çıkmak, yükselmek
Raise: yükselmek, yukarı çıkmak
Readly: kolayca
Rest: istirahat
Root: kök
Rather: oldukça
Resolve: yatıştırmak, sökmek
Recognize: saptamak, bulmak, tanımlamak
Remember: hatırlamak
Replace: değişmek, yerini almak
Remove: çıkarmak (idrar çıkarmak gibi)
Rise: yükselmek, artmak
Raise: yükselmek, artmak
Respectively: sırasıyla
Report: yayınlamak
Reveal: ışık tutmak, açığa açığa çıkmak
Rare: nadir
Repopulate: yeniden çoğaltmak
Regarding: hakkında
Result: sonuç
Rapid: hızlı
Require: gerektirmek, gerekli olmak
Reach a decesion: sonuca varmak
Range: değişmek
Relationship: ilişki (1. ve 2. kelime arasında)
Recude: iyileştirmek
Refer: göndermek
Recent: yeni, devam eden
Responsiveness: cevablılık
Responsivenesless: cevabsızlık
Reduce: azaltmak
Rare: nadir
Render: neden olmak, sebep olmak, yol açmak
Remedy: iyileşmek
Recovery: iyileşmek
Religiou: dini
Recognition: tanınmak, bilmek
Receive: almak (tedavi etmek?)
Recruitment: acemi
Relate to: ilişkili olmak
Regard: düşünmek
Reckon: düşünmek
Resolve: çözmek
Rate: düşünmek(oran, nispet, çeşit)
Rare: nadir
Result in: neden olmak, sebep olmak, yol açmak
Reach: varmak, ulaşmak
Resulting: kaynaklanma
Respond well to treatment: iyileşmek
Receive: almak (hasta)
Remaining: geri kalan
Relive: yatışmak, azalmak
Relief: yatışma
Recommend: önermek
Regimen: uygulama
Rule out: ekarte etmek
Reliably: güvenilmek
Show: göstermek
Start: başlamak
Step: aşama
Sniffing: koklamak
Spreading: yayılım
Sedate: iyileştirmek
Seem: görülmek
Safety: emniyet, güvenlik
Seizure: epilepsi
Somewhat to: oldukça
Surgery: cerrahi
Sufficient: yeterli
Satisfactory: yeterli
Stem: kök
Secondery to: sebebiyle, dolayı, yüzünden
Striking: belirgin, aşikar, çarpıcı
Subside: yatışma
Soothe: Yatışma
Specify: netleştirmek, açıklamak, kesinleştirmek
Spent: harcamak
Seem to: gibi görünmek
Save: tasarruf etmek
Suspicion: şüphe
Spare: ekarte etmek, elemek
So: bu yüzden, böylece, sonuçta
Stims from: kaynaklanmak
Strain: suş
Subside: iyileştirmek
Specialist: uzman
Send: göndermek
Smooth: düz
Successful: başarılı
Solely: sadece
Sustain: devam etmek, sürmek
Surveillance: takip (hasta)
Supervision: takip (hasta)
Supply: sağlamak
Suddan: ani
Similiar: benzer, aynı
Speech: konuşmak
Straightforward: basit yöntem
Survey: anket, bilgi formu, araştırma
Sequelae: sekeller
Suggest: göstermek
Susceptibility: eğitimli olmak, duyarlı olmak, hassasiyet, duyarlılık
Should be: -meli, -malı
Sound: ses
Swelling: şişlik
Support: destek
Such: böylesi
Side: taraf, bölge, yön
Suitable: uygun
Somewhat: yaklaşık (aşağı yukarı, şöyle böyle)
Sickness: hastalık
Survival: sağ kalım
Structure: yapı
Slow: yavaş
Seen: görünmek, görülmek
Should: -meli, -malı
Smooth: düz, düzgün
Similiar: benzer, aynı
Successful: başarılı
Specimen: örnek
Strees: önde gelen
Study: çalışma
Slight: hafif
Severe: şiddetli
Setle: yerleşmek, konmak, karara bağlamak
Similiar: benzer
Similarity: benzerlik
Soluse: kaynak
Source: kaynak
Serious: ciddi
Such as: gibi
Situation: durum
State: durum(katı-sıvı-gaz)
Safety: güvenlik, emniyet
Same: aynı
Subsequent: gelecek
Shed light on: ışık tutmak, açığa çıkmak
Seldom: nadir
Steal: çalma
Supply: sağlamak, vermek
Suggest: önermek
Several: bir kaç
Seem: görülmek
Space: boşluk
Subside: azalmak
Staining: boyanma
Suspect: şüphelenmek
Screning: tarama
Subtle: gizli
Size: ebat
Simultaneously: eş anlamlı
Though: rağmen (cümlenin başında) oysa, ancak, ama, halbuki (cümlenin ortasında)
Taken in to account: göze almak
Taken in to consideation: göze almak
Tool: araç
Tackle: uğraşmak
Trait: özellik
Tough: sert
To confuse 1. with 2. : 1. ile 2. karıştırmak
To mistake 1. for 2. : 1. ile 2. karıştırmak
To take role in: katılmak
To take part in: katılmak
To allow conclusion: sonuç vermek, sonuç sağlamak
To put forword: önermek
Trial: çalışma
Treatment: tedavi
Take part in: rol oynamak
Type: çeşit, tip
Through: yoluyla, aracılığıyla
Toddler: oyun çocuğu
True: doğru
Twin: ikiz
Throw light on: ışık tutmak, açığa çıkmak
Too: -de, -da (olumlu cümlenin sonunda)
Think: düşünmek
Tool: araç (tanı aracı)
Timely: zamanında
Therefore: bu yüzden, böylece, sonuçta
Thus: bu yüzden, böylece, sonuçta
That is why: bu yüzden, böylece, sonuçta
This is why: bu yüzden, böylece, sonuçta
Traditionally: genellikle
Teach: öğretmek
Touch: dokunmak
Target: amaç
Though: rağmen
Through: arasında
Throught: yoluyla, aracılığıyla
Tortuos: kıvrım kıvrım
Tradition: klasik, rutin
Throughout: süresince
There for: bu yüzden, onun için
Unnecessary: gereksizlik
Upward: yukarı doğru
Use: kullanmak
Utilize: kullanmak
Uptake: tutulum
Unresolve: çözümsüz
Unfavourable: kötü
Undesirable: kötü
Unnoticed: fark edilmemiş, gözden kaçmış
Usual: yaygın (normal (alışılmış, mutad))
Unborn: doğmamış
Underlying: altında yatan
Unusual: nadir
Undergone: geçirmek
Useful: yararlı
Unlike: farklı olarak
Uncover: ışık tutmak, açığa çıkmak
Uncommon: nadir
View: düşünmek
Vehicle: araç (tanı aracı)
Via: yoluyla, aracılığıyla
Vomiting: kusma
Vomit: kusmak
Visual acuity: görme keskinliği
Variety: çeşitli
Varie: değişken (anlaşmazlık)
Variance: değişiklik, uyumsuzluk,ihtilaf
Vehide: araç
Valve: yarar, değer
Visible: aşikar
Visual: görünen
Variety of factors: çok çeşitli faktörler
War: savaş
Wrong: yanlış
Wrap: sarmalamak
Who ever: her kim
While you: rağmen
Waste: boşa harcamak
When ever: her ne zaman
Where ever: her nereye
Which ever: her hangi
Worsen: kötüleştirmek
Well: iyi
