Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Arşiv Mayıs, 2008


tibbi kelimeler

Ask: istemek                                                      

Abrubt: aniden                      

Avoid: kaçınmak                                              

Accort: vermek

Administration: vermek                                    

Aplication: kullanma

Apparent: aşikar                                                

Arise from: kaynaklanmak

Advance:  ilerlemek                                          

As: gibi

Albeit: rağmen(cümlenin başında)                   

Abvious: aşikar

Although: rağmen(cümlenin başında)  oysa, ama, ancak, halbuki(cümle ortasında)

Auther: yazar

Acceptable: kabul etmek (accept)

Apply: kullanmak(yapmak, uygulamak)          

Arise: ortaya çıkmak, var olmak, doğmak

Adverse: kötü                                                    

Accident: kaza

Article: makale                                                 

Approve: kabul etmek, onaylamak

Abortion=iatrogenic: düşük/başarısızlık          

Additional: daha, ek olarak

Associated with: ilişkili olmak

Attribute: affetmek, bağlamak                        

Adjacent: komşu

Ascribe: affetmek, bağlamak                           

Abuse: küfür, kabalık, dayak, tecavüz, suistimal

Abroad: yurt dışına(çıkmak)                            

Appraise: değerlendirme

Administer: vermek, sağlamak                        

Accurate: kesin

Available: mevcut                                            

Affliction: hastalık

A small number of: az sayıda

A few: az sayıda

An account of: sebebiyle, dolayı, yüzünden

Allow: sağlamak                                               

Ailment: hastalık

Aggrevate: kötüleştirmek

A large number of: çok sayıda

A lot of: çok sayıda

As weel as: yanı sıra                              

Appropriate: uygun

Advise: önermek                                               

Aspect: yön, taraf, yüz

Among: arasında                                              

Approximate: yaklaşık(hakkında)

About: hakkında                                               

Appear: gibi görünmek, ortaya çıkmak

As regard: hakkında                                          

Among: arasında, içinde(çok sayıda şey içinde)

As to: hakkında                                                

Antecedent: geçmiş

Avert: önlemek                                                 

All: hepsi

Alteration: değişiklik                                        

According to: -e göre

Appetite: iştah                                                   

Appreciate: saptamak, bulmak, tanımlamak                                                                                                                                 

Ameliorate: iyileştirmek                                    

Association: ilişki                                       

Appreciation: uzman                                        

A loos of conciousness: bilinç kaybı

Aim: amaç                                                   

Avert: önlemek                                                  

Alleviate: yatışma

Achieve: elde etmek, ulaşmak, başarmak          

Adequate: yeterli                                   

Ameliorate: yatışma                                           

Accasionally: ara sıra

Aggrevate: kötüleşme                                        

Adjunctive: destek 

After math: geçmişteki sonuç

Approach: yaklaşım                                            

Alter: değişiklik

Although: rağmen                                              

Also: -de, -da

Affect: tutmak, etkilemek

About: hakkında

As regards: hakkında                                               

Ascent: yukarı çıkmak, yükselmek

Attention: dikkat                                               

Appraise: değerlendirme, görüşme

Attentive: dikkatli                                             

Assesment: değerlendirme, görüşme

Accurate: kesin

Albeit: rağmen

As to: hakkında

Ability to excrete: salgılayabilmek

Associated with: birlikte, beraber

Any: hiçbir

About: yaklaşık

Administer: yönetmek, idare etmek

Aspect: yön, taraf, yüz

Affort: vermek

Amanner: tarz, biçim

Aim: amaç

Allow: sağlamak

Alter: değişmek

 

Brings: getirmek

Basic: temel, ana

Biggest: temel, ana

Birth: doğum

By wirtue of: sebebiyle, dolayı, yüzünden

By: yoluyla, aracığıyla

Behavior: davranış

Benefits: fayda

Borely: sadece

Bring about: neden olmak, sebep olmak, yol açmak

Become:olmak, -hale gelmek

Begin: başlamak

Breathlessness: solukluk, nefes darlığı

Because of: sebebiyle, dolayı, yüzünden

Beginning: başlangıç

But: buna rağmen, bununla birlikte

By means of: yoluyla, aracılığıyla

Both: her iki

Brain: beyin

Brain stem: beyin sapı

Breast: meme

By –ing: -erek, -arak

By all means: tüm yollarla, ne yapıp edip

By no means: hiç, katiyyen, hiçbir yolla

Both………and: hem……….hemde

Behavioral: kayda değer

Begin: başlamak

Based upon: temel alındığında

Began: başlamak

Become=became: ….hale gelmek, olmak

Blunt:künt

Blind: kör

Blindness: körlük

Be made up of: -den oluşmak

Be composed of: -den oluşmak

Be comprised of: -den oluşmak

Be confused with: karıştırılmak

Be mistaken for: karıştırılmak

Be subjected to: yapılmak

Be resposible for: sorumlu olmak

Be least: en az, nadir

Based upon: temel olmak

Benefit: yararlı

Beneficial: yararlı

Behavior: davranış

Be vulnerable to: savunmasız olmak

Bulge: geniş, hacimli, şişkinlik, şiş

Backward: arkaya doğru

By puncturing: delerek

 

 

Chills: titremek

Curve: kıvrık(ucu)

Current: güncel

Connected with: ilişkili olmak

Confirm: doğrulamak

Change one’s mind: fikrini değiştirmek

Complicate: yanıltmak, karıştırmak(kafa)

Confound: yanıltmak, karıştırmak(kafa)

Conclude: sonuca varmak

Controversial: çelişkili, problemli

Consider: düşünmek

Count: düşünmek

Contemplate: düşünmek

Controversy: anlaşmalı

Conflict: anlaşmalı

Contradiction: anlaşmalı

Carry out: yapmak

Course: gidişat

Come to conclision: sonuca varmak

Common: yaygın(sık)

Comprehend: ayrıntılı olmak

Comprehensive: ayrıntılı, kapsamlı

Caution: dikkat

Care: dikkat, bakım

Correct: doğru

Convenient: uygun

Compromise: risk, tehdit

Condition: durum

Circumstance: durum

Coughe: öksürük

Current: şimdiki

Consequent: gelecek

Compose: oluşmak, meydana gelmek

Constitue: oluşmak, meydana gelmek

Comprise: oluşmak, meydana gelmek

Consist: içermek, kapsamak

Child: 14-15 yaşa kadar

Connected: bağlanmak

Chief: temel, ana

Central: temel, ana

Comprise: -den oluşmak

Comprehed: -den oluşmak

Convertional: klasik, rutin

Corollary: sonuç

Consequence: sonuç

Condition: durum, hal, vaziyet, hastalık

Certain: muhakkak, kesin, belirli

Cause: neden, sebep

Controversy: problem(tartışma)

Challenge: problem(tartışmalı)

Confront: karşı karşıya gelmek

Choice: seçenek

Confuse: karıştırmak

Completely: tam olarak

Competent: yeterli

Cure: iyileştirmek

Check: kontrol etmek

Considerable: kayda değer

Confirm: doğrulamak

Concerning: hakkında

Conflicting: çelişkili

Challeng: tartışma

Can: olabilir

Could: olabilir

Convertional: klasik, rutin

Counting: sayımında

Care: dikkat

Case: olgu

Conceal: gizlemek, saklamak

Complain: şikayet etmek

Change: değişiklik

Composition: bileşik, içerik

Clarify: netleşmek

Count: düşünmek

Contemplate: düşünmek

Consider: düşünmek

Considering: göz önüne almak

Cure: iyileşme

Childhood: çocukluk çağı

Come out/from/to: ortaya çıkarmak, var olmak, oluşmak

Come to existence: ortaya çıkarmak, var olmak, oluşmak

Carefull: dikkatli

Carefully: dikkatle, özenle

Careless: dikkatsiz

Carelessly: dikkatsizce

Consider: değerlendirme, görüşme

Considerebly: kayda değer, önemli şekilde, düşünmeye değer

Cope with: üstesinden gelmek, başetmek

Clear: aşikar

Consistensy: kıvam bakımından

Cover: örtmek, kaplamak, çevirmek

Choice: seçim, tercih

Coat: katman

Cur: iyileşmek

Commence: başlamak

Can be: -bilmek

Common: yaygın

Certain: belli

Complaint: yakınma, şikayet

Concerning: hakkında

Clarify: kesinleştrmek, netleştirmek, açıklamak

Content: içindeki, içerik

Closely: yakından

 

 

Dye: boya

Decide: sonuca varmak

Determine: sonuca varmak

Deem: düşünmek

Deteriorate: kötüleşme

Disagreement: anlaşmazlık

Desirable: iyi

Dramatic: birden, aniden, hızlı

Denude: soymak, dökülmek, çıplak hale getirmek

Draw: çekmek, almak, elde etmek

Derive: çekmek, almak, elde etmek

Detriment: zararlı

Delivery: doğum

Disease: hastalık

Deficiency: yetmezlik

Distinct: başka, aynı olmayan, farlı, ayrı

Diverse: başka, aynı olmayan, farlı, ayrı

Discret: başka, aynı olmayan, farlı, ayrı

Discrepant: başka, aynı olmayan, farlı, ayrı

Delay: yavaş

Definite: kesin

Dominant: temel, ana

Design: plan

Detect: bulmak, saptamak

Device: cihaz(araç)

Discern: saptamak, bulmak, tanımlamak

Determine: saptamak, bulmak, karar verme, kesinleştirme

Documen: saptamak, bulmak, karar verme, kesinleştirme

Determining: saptama

Degree: derece

Displace: yerini değiştirme

Discover: keşfetmek, bulmak

Deteriorate: kötüleştirmek

Deterioration: kötüleşme

Dispense with: ekarte etmek, elemek

Disorder: konu

Detection: tanı

Device: araç

Dimension: boyut

Demonstrate: göstermek

Deduce: yorumlamak

Decide: karar vermek

Due to: bağlantılı, ilişkili (sebebiyle, yüzünden, -den kaynaklanmak)

Dileuma: problem(tereddütlü)

Duration: sürekli, aralıklı, seyrek

Deliberate: kasdi, bile bile, bilinçli

Doserwe: gözlemek

Disposal: dağılım

Deal: alan, uğraş

Disclose: ışık tutmak, açığa çıkarmak

During: süresince

Describ: tanımlamak

Despite: -e rağmen

Deal with: uğraşmak

Distant: uzak

During: esnasında, süresince

Degree: derece

Descent: aşağı inmek, alçalmak

Decline: aşağı inmek, alçalmak

Diminish: aşağı inmek, alçalmak (azalmak)

Decrease: aşağı inmek, alçalmak (azalmak)

Deal: miktar

Down word: aşağı doğru

Dead: ölü

Doubt: şüphe

Despite: rağmen

Define: tanımlamak

Describe: tanımlamak

Debate: tartışma

Disappear: kaybolmak

During: süresince

Detect: bulmak

Dennote: göstermek

Drown: çekmek

Deam: düşünmek

Dispute: anlaşmazlık

Develop: nüks, kötü gelişim

 

 

Extirpability: rezeke etmek

Event: olay

Even: bile

Emplay: kullanmak (yapmak, uygulamak, çalıştırmak)

Evoke: neden olmak, sebep olmak, yol açmak

Encountere: karşılaşılan, görülen

Elicit: çekmek, almak, elde etmek

Enroute to: gidiş yolu

Extreme: aşırı

Example: örnek

Exact: kesin

Examination: çalışma(daha spesfik araştırmalar için)

Eventual: gelecek

Eldirly: erişkin

Each: her bir, her

Every: her bir, her

Embrare: -den oluşmak

Either: -de, -da (olumsuz cümlenin sonuna geldiğinde)

Either: her biri, her iki

Evaluate: değerlendirme

Effect: etki

Efficacy: etkinlik

Enlorgement: büyütmek, büyümek, genişlemek

Emphasize: önde gelen

Estimate: tahmin etmek

Extent: derece

Encounter: karşılaşmak

Expose: maruz kalmak

Embed: emdirmek, sokmak

Ease: iyileştirmek

Espect: ummak, beklemek

Evaluation: değerledirme

Evolution: gelişim

Experience: deneyim, tecrübe

Elderly: yaşlı

Exartional: egzersiz

Enigma: problem (idiopatik)

Encounter: karşı karşıya gelmek

Exert: yapmak, uygulamak, çalıştırmak

Easly: kolayca

Exist: ortaya çıkmak, var olmak, oluşmak

Emerge: ortaya çıkmak, var olmak, oluşmak

Expression: görülmek

Explain: açıklamak

Enlargment: genişleme

Enquiry: araştırma

Evident: aşikar

Evaluate: değerlendirmek

Evaluating: değerlendirme

Entrance: giriş

Extending: uzayan

Expending: genişleyen

Extent: derece

Exclusively: sadece

Elevate: yukarı çıkmak, yükselmek

Enhance: yukarı çıkmak, yükselmek

Examination: muayene, kontrol

Exclude: ekarte etmek, elemek

Eliminate: ekarte etmek, elemek

Exposure to: maruz kalmak

Enoughe: yeterli

Ease: yatışma

Establish: saptamak, bulmak, karar verme, kesinleştirme

Emplay: kullanmak

Exert: kullanmak

Experience: çekmek(hastalık)

Elobrate: netleştirmek, açıklamak, kesinleştirmek

Elucidate: netleştirmek, açıklamak, kesinleştirmek

Event: olgu

Enquiry: araştırma

Eventhoughe: rağmen

Excluding: hariç(arkasından gelen kelime)

Extensive: aşırı

Ease: azalmak

Eligible: ugun

Evidence: bilgi, delil, bulgu

Excessive: aşırı

Environment: çevre, muhit

Environmental: çevresel koruma

Follow: izlemek, takip

Following: gelecek

Fact: olgu

Favour: desteklemek

Fashion: tarz, biçim

Flow: akış

Favourable: iyi

Facilitate: kolaylaştırmak

Feature: özellik

False: yanlış

Feel: düşünmek

Find: saptamak, bulmak, karar  verme, kesinleştirme

Finding: bulgu

Full range: tam sınır

Former: geçmiş

Form: oluşmak, meydana gelmek

Find: bulmak

Fail: başarısız olmak

Failure: yetmezlik

Failure to excrete: salgılayamamak

Follow up: takip(hasta)

Furthermor: ayrıca

Field: alan

Frequent: yaygın

Frequency: frekans, sıklık

Fundomental: temel

Forward: öne doğru

Fall: aşağı inmek, alçalmak

Fluid: sıvı

Fit: uymak

Former: ilki

Gain: alma

Good: iyi

Get over: üstesinden gelmek, başetmek

Gradual: yavaş

Genesis: başlangıç

Give: vermek

Give rise to: neden olmak, sebep olmak, yol açmak

Goal: amaç

Gross: aşikar

Grapple with: uğraşmak

Groot: bulgu

Go up: yukarı çıkmak, yükselmek

Go down: aşagı inmek, alçalmak

Given: göz önüne almak

Grass: ot, çimen, çayır

Great: gürültü (büyük, önemli, harika)

Guid: eşliğinde, beraber

Guideline: kılavuz

Handle: uğraşmak

Heal: iyileşmek

Hear: işitmek

Higher than: -den fazla

However: bununla birlikte, yinede, kötü ama

Hallmark: işaret, damga

Hoppen: ortaya çıkarmak, var olmak, oluşmak

Hazord: risk, tehdit

Hoarsenseness: sesin kabalaşması

Hold: düşünmek

Healing: iyileşmek

History: anamnez

Helpful: yardımcı, yararlı

High: yüksek

Healing: iyileşme

However: her ne kadar, her nasıl (buna rağmen, bununla birlikte)

Hence: bu yüzden, böylece, sonuçta

Host: organ(konak)

İmprove: düzeltmek

İndicate: göstermek

İn choosing: seçmede

İn selecting: seçmede

İndicute: olabilir

İnsize: ebat bakımından

İnward: içe doğru

İncline: yukarı çıkmak, yükselmek

İncrease: yukarı çıkmak, yükselmek

İnfrequent: nadir

İnitiate: başlamak

İnstitute: başlamak

İntegration: bütünlük

İnduce: neden olmak, sebep olmak, yol açmak

İmprov: düzelmek

İmprove: iyi gelişim

İdentical: benzer

İnvestigate: araştırmak

İnvestigation: çalışma (daha spesfik araştırmalar için)

İnquiry: çalışma (daha spesfik araştırmalar için)

İllness: hastalık

İnterpretation: yorumlamak

İnsufficiency: yetmezlik

İndividual: ayrı, farklı, bireysel

İncorrect: yanlış

İnformation: bilgi, bulgu, delil

İnstance: örnek

İnpatient: klinik, muayenehane

İnvolvement: tutulum

İveterioration: kötüleşme

İntake: almak

İmposible: imkansız

İnvestion: icat

İn doing: yapmak

İn contrast: farklı, tersine

İnjury: hasar

İnclude: içermek, kapsamak

İmplication: gelecekteki sonuç

İncluding: dahil (sonraki kelime)

İnvolve: içermek, kapsamak

İnfant: süt çocuğu

İnfluence: etki

İmpact: etki

İn the course of: esnasında, süresince

İn addition: ayrıca

İn terms of: açısından, bakımından

İn spite of: rağmen

İn the face of: rağmen

İnterfere with: müdahale etmek

İn form: şekil bakımından

İn shape: biçim bakımından

İn apperance : görünüş bakımından

İnstantaneous: acele, çabuk, ani

İdentify: tanınmak, saptanmak (saptamak, bulmak, tanımlamak)

İnitial: ilk

İmplication: sonuç

İnsert: yerleştirmek

İmply: ima etmek

İn accordance with: uyumlu olmak

İn the course of: süresince

İn view of: göz önüne almak

İn the light of: göz önüne almak

İnhert: kalıtımsal

İmmediate: erken, acele, acil, hemen

İnterpret: yorumlamak

İnfer: yorumlamak

İdentical: benzer, aynı

İntervention: girişim, müdahale

İnclude: içermek, kapsamak, dahil etmek

İnfavourable: kötü, istenmeyen

İs to: -tır

Juandice: sarılık

Knowledge: bilgi, bulgu, delil

Key: temel, ana

Know:bilmek, tanımak

Kill: katil (yatışma)

Lie: uzanmak

Life span: yaşam süresi

Limit: derece

Lump: düzensiz kitle    

Life threating: hayatı tehdit eden

List: sıralamak, saymak

Labour: doğum 

Look on: düşünmek

Lead to: neden olmak, sebep olmak, yol açmak

Legocy: sonuç

Likely to: olabilir

Loos: kayıp

Linking: bağlayan

Latter: 2. 3.  (former= ilki)

Loose: gevşek

Loss: kayıp

Leg math: şimdiki sonuç

Linked with: ilişkili olmak

Level: düzey

Limit: derece

Latter: ikinci

Linkage: ilişki (1. ile 2. arasındaki ilişki)

Layer: tabaka

Lower: aşağı inmek, alçalmak

Loud: gürültü

Linked: oranlı, paralel

Linked to: ilişkili olmak

Load to: yol açmak

Likely: olasılıkla (olası, muhtemel)

Late: geç, gecikmiş

Lateness: geç kalma

Look: görünmek

Look at: bakmak

Look for: aramak

Look on: düşünmek

Look into: araştırmak

Look after: bakım vermek

Lip: dudak

Learn: öğrenmek

Like: gibi

Listen: dinlemek

May be: -meli, -malı

Must be: -meli, -malı

Mild: orta

Moderate: orta

Modest: orta

Mode: tarz, biçim, yöntem, yol

Merge: kaybolmak

Muse: düşünmek

Many: çok sayıda

Moreover: ayrıca, dahası, üstüne üstlük

Manifestation: bulgu

Marked: aşikar

Manner: tarz, şekil

Management: yönetim

Magnitude: büyüklük

Meet: karşı karşıya gelmek

Misuse: yanlış

May: olabilir

Might: olabilir

Modality: yöntem

Main: temel, ana

Major: temel, ana (bu manadaki kelimelerin sonuna -ly=esas olarak)

Mislead: yanıltmak, karıştırmak

Misdiagnos: yanlış tanı

Mistake: yanlış anlamak

Monitorization: takip (hasta)

May: olabilir

Might: olabilir

Mistake for: karıştırmak

Means: araç (tanı aracı)

Mean duration: ortalama (sınır)

Make up: oluşmak, meydana gelmek

Merely: sadece

More than: -den fazla

Neither: hiç biri

Nausea: bulantı

Nonetheless: iyi ama, bununla birlikte

Newertheless: iyi ama, bununla birlikte

Newborn: yeni doğmuş

Nonetheless: buna rağmen, bununla birlikte

Nevertheless: buna rağmen, bununla birlikte

Nearly: yaklaşık

Narwing: dar almak

Numerous: çok sayıda

Now: şimdiki

Not with standing: rağmen

New: yeni

Needle: iğne

Not only…….but also: hem……hemde

Near by: komşu, yakın

Nausea: bulantı

Nearly: hemen hemen, yaklaşık

Nature: özellik, yapı

Note: fark etmek, görmek

Novel: yeni

Negatiatiation: görüşme, müzakare

Odult: 10’lu yaşlar

Onset: başlangıç

Outset: başlangıç

Outbreak: başlangıç

Option: seçenek

Observe: gözlemek

Omount: miktar

Opposite: karşıt, zıt

Over: -den fazla

Ossess: değerlendirme

Outward: dışa doğru

On: hakkında

Occur: ortaya çıkarmak, var olmak, oluşmak

Outcome: sonuç

Overcome: üstesinden gelmek, başetmek

Obscure: Gizlemek, saklamak

Onfine: sınırlamak

Os regards: hakkında

Owing to: sebebiyle, yüzünden, dolayı

On the grounds of: sebebiyle, yüzünden, dolayı

On the other hand: öte yandan

Observ: gözlenmek

Offer: vermek

Object: amaç

Objective: amaç

Of: -in, -ın, -nın, -nin/ -den, -dan/ hakkında, ile ilgili

Orjiotes from: kaynaklanmak

Overlaps: çakışmak, üst üste gelmek

Only: sadece

Observation: inceleme, gözlem

Obligation: zorunluluk, mecburiyet

Offer: verme, sağlama

Obtain: almak, elde etmek

Outpatient: poliklinik

Present: şimdiki

Purpose: amaç

Propose: önermek

Provide: verme, sağlama

Property: özellik

Pattern: tarz, biçim

Prolong: uzamış, uzun süreli

Perception: algılama, kavrama

Prescribe: yazmak, vermek

Prescription: reçete

Previous: geçmiş

Possible: olaslıkla, olası

Probably: olasılıkla

Protective: olasılıkla

Proper: uygun

Probe: çalışma (daha spesfik araştırmalar için)

Prodecure: yapmak

Place: yerleştirmek

Prominent: belirgin

Preporing: hazırlama

Pattern: model

Prolong: uzatmak

Pitched: ses kalınlığı

Participate: katılmak

Participant: katılımcılar

Play part in: rol oynamak

Play role in: rol oynamak

Possible to: olabilir

Probable to: olabilir

Pedigrees: birey

Perform: yapmak

Poor: kötü

Pleight: kötü durum

Provent: önlemek

Pale: soluk

Predict: ön bulgu, işaretçi

Pose: yol açmak

Prompt: hızlı

Possible: olası

Perhaps: muhtemelen

Pass: geçirmek

Point: orjin

Punctur: delmek

Provide: sağlamak

Prolonge: uzayan

Paramount: önde gelen

Prodused: neden olmak, sebep olmak, yol açmak

Points out: işaret vermek

Pair: çift

Prevention: korunma

Plain: direk

Prevent: önlemek

Place: yer

Painless: ağrısız

Proper: gerçek, yapay olmayan

Potent: güçlü

Prevalent: yaygın

Provide:  sağlamak

Propose: önermek, ortaya atmak

Primary: temel, ana

Possible: olası, muhtemel

Probable: olası, muhtemel

Presente: baş vurmak

Prime: temel, ana

Pool: anket, bilgi formu, araştırma

Predominant: temel, ana

Principal: temel, ana

Prominent: belirgin, bariz

Paramount: önde gelen

Persistent: sık

Pretty: oldukça

Primary care physicians: aile hekimliği

Pose: neden olmak, sebep olmak, yol açmak

Perplex: yanıltmak, karıştırmak

Perfenent to: ilişkili olmak

Precise: kesin

Questionnaire: anket, bilgi formu

Quantity: miktar

Quite: oldukça

Range: aralık

Recipient: alıcı

Relevent to: ilişkili olmak

Related to: ilişkili olmak

Require: gerektirmek

Reasonably: oldukça

Rough: kaba, sert

Reliable: güvenilir

Results from: kaynaklanmak

Root from: kaynaklanmak

Rough: yaklaşık

Rovert: gizli

Right: doğru

Retain: tutmak

Recomment: önermek

Recover: iyileşmek

Remedy: iyileşme

Recetly: son zamanlarda

Regord: düşünmek

Reckon: düşünmek

Rate: düşünmek

Remote: uzak

Review: çalışma

Resarch: çalışma

Rise: yukarı çıkmak, yükselmek

Raise: yükselmek, yukarı çıkmak

Readly: kolayca

Rest: istirahat

Root: kök

Rather: oldukça

Resolve: yatıştırmak, sökmek

Recognize: saptamak, bulmak, tanımlamak

Remember: hatırlamak

Replace: değişmek, yerini almak

Remove: çıkarmak (idrar çıkarmak gibi)

Rise: yükselmek, artmak

Raise: yükselmek, artmak

Respectively: sırasıyla

Report: yayınlamak

Reveal: ışık tutmak, açığa açığa çıkmak

Rare: nadir

Repopulate: yeniden çoğaltmak

Regarding: hakkında

Result: sonuç

Rapid: hızlı

Require: gerektirmek, gerekli olmak

Reach a decesion: sonuca varmak

Range: değişmek

Relationship: ilişki (1. ve 2. kelime arasında)

Recude: iyileştirmek

Refer: göndermek

Recent: yeni, devam eden

Responsiveness: cevablılık

Responsivenesless: cevabsızlık

Reduce: azaltmak

Rare: nadir

Render: neden olmak, sebep olmak, yol açmak

Remedy: iyileşmek

Recovery: iyileşmek

Religiou: dini

Recognition: tanınmak, bilmek

Receive: almak (tedavi etmek?)

Recruitment: acemi

Relate to: ilişkili olmak

Regard: düşünmek

Reckon: düşünmek

Resolve: çözmek

Rate: düşünmek(oran, nispet, çeşit)

Rare: nadir

Result in: neden olmak, sebep olmak, yol açmak

Reach: varmak, ulaşmak

Resulting: kaynaklanma

Respond well to treatment: iyileşmek

Receive: almak (hasta)

Remaining: geri kalan

Relive: yatışmak, azalmak

Relief: yatışma

Recommend: önermek

Regimen: uygulama

Rule out: ekarte etmek

Reliably: güvenilmek

Show: göstermek

Start: başlamak

Step: aşama

Sniffing: koklamak

Spreading: yayılım

Sedate: iyileştirmek

Seem: görülmek

Safety: emniyet, güvenlik

Seizure: epilepsi

Somewhat to: oldukça

Surgery: cerrahi

Sufficient: yeterli

Satisfactory: yeterli

Stem: kök

Secondery to: sebebiyle, dolayı, yüzünden

Striking: belirgin, aşikar, çarpıcı

Subside: yatışma

Soothe: Yatışma

Specify: netleştirmek, açıklamak, kesinleştirmek

Spent: harcamak

Seem to: gibi görünmek

Save: tasarruf etmek

Suspicion: şüphe

Spare: ekarte etmek, elemek

So: bu yüzden, böylece, sonuçta

Stims from: kaynaklanmak

Strain: suş

Subside: iyileştirmek

Specialist: uzman

Send: göndermek

Smooth: düz

Successful: başarılı

Solely: sadece

Sustain: devam etmek, sürmek

Surveillance: takip (hasta)

Supervision: takip (hasta)

Supply: sağlamak

Suddan: ani

Similiar: benzer, aynı

Speech: konuşmak

Straightforward: basit yöntem

Survey: anket, bilgi formu, araştırma

Sequelae: sekeller

Suggest: göstermek

Susceptibility: eğitimli olmak, duyarlı olmak, hassasiyet, duyarlılık

Should be: -meli, -malı

Sound: ses

Swelling: şişlik

Support: destek

Such: böylesi

Side: taraf, bölge, yön

Suitable: uygun

Somewhat: yaklaşık (aşağı yukarı, şöyle böyle)

Sickness: hastalık

Survival: sağ kalım

Structure: yapı

Slow: yavaş

Seen: görünmek, görülmek

Should: -meli, -malı

Smooth: düz, düzgün

Similiar: benzer, aynı

Successful: başarılı

Specimen: örnek

Strees: önde gelen

Study: çalışma

Slight: hafif

Severe: şiddetli

Setle: yerleşmek, konmak, karara bağlamak

Similiar: benzer

Similarity: benzerlik

Soluse: kaynak

Source: kaynak

Serious: ciddi

Such as: gibi

Situation: durum

State: durum(katı-sıvı-gaz)

Safety: güvenlik, emniyet

Same: aynı

Subsequent: gelecek

Shed light on: ışık tutmak, açığa çıkmak

Seldom: nadir

Steal: çalma

Supply: sağlamak, vermek

Suggest: önermek

Several: bir kaç

Seem: görülmek

Space: boşluk

Subside: azalmak

Staining: boyanma

Suspect: şüphelenmek

Screning: tarama

Subtle: gizli

Size: ebat

Simultaneously: eş anlamlı

Though: rağmen (cümlenin başında)  oysa, ancak, ama, halbuki (cümlenin ortasında)

Taken in to account: göze almak

Taken in to consideation: göze almak

Tool: araç

Tackle: uğraşmak

Trait: özellik

Tough: sert

To confuse 1. with 2. : 1. ile 2. karıştırmak

To mistake 1. for 2. : 1. ile 2. karıştırmak

To take role in: katılmak

To take part in: katılmak

To allow conclusion: sonuç vermek, sonuç sağlamak

To put forword: önermek

Trial: çalışma

Treatment: tedavi

Take part in: rol oynamak

Type: çeşit, tip

Through: yoluyla, aracılığıyla

Toddler: oyun çocuğu

True: doğru

Twin: ikiz

Throw light on: ışık tutmak, açığa çıkmak

Too: -de, -da (olumlu cümlenin sonunda)

Think: düşünmek

Tool: araç (tanı aracı)

Timely: zamanında

Therefore: bu yüzden, böylece, sonuçta

Thus: bu yüzden, böylece, sonuçta

That is why: bu yüzden, böylece, sonuçta

This is why: bu yüzden, böylece, sonuçta

Traditionally: genellikle

Teach: öğretmek

Touch: dokunmak

Target: amaç

Though: rağmen

Through: arasında

Throught: yoluyla, aracılığıyla

Tortuos: kıvrım kıvrım

Tradition: klasik, rutin

Throughout: süresince

There for: bu yüzden, onun için

Unnecessary: gereksizlik

Upward: yukarı doğru

Use: kullanmak

Utilize: kullanmak

Uptake: tutulum

Unresolve: çözümsüz

Unfavourable: kötü

Undesirable: kötü

Unnoticed: fark edilmemiş, gözden kaçmış

Usual: yaygın (normal (alışılmış, mutad))

Unborn: doğmamış

Underlying: altında yatan

Unusual: nadir

Undergone: geçirmek

Useful: yararlı

Unlike: farklı olarak

Uncover: ışık tutmak, açığa çıkmak

Uncommon: nadir

View: düşünmek

Vehicle: araç (tanı aracı)

Via: yoluyla, aracılığıyla

Vomiting: kusma

Vomit: kusmak

Visual acuity: görme keskinliği

Variety: çeşitli

Varie: değişken (anlaşmazlık)

Variance: değişiklik, uyumsuzluk,ihtilaf

Vehide: araç

Valve: yarar, değer

Visible: aşikar

Visual: görünen

Variety of factors: çok çeşitli faktörler

War: savaş

Wrong: yanlış

Wrap: sarmalamak

Who ever: her kim

While you: rağmen

Waste: boşa harcamak

When ever: her ne zaman

Where ever: her nereye

Which ever: her hangi

Worsen: kötüleştirmek

Well: iyi


Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.