Ruh Hastalığı
27 Mart 2008 Perşembe | Kategori Siyaset | Etiketler : siyaset İhbar EtRUH HASTALIĞI
Bir devirde, (İnönü devr-i şekâveti) bir İsviçre gazetesi şöyle yazmıştı: "Türkiye’de ne siyasî, ne idarî, ne iktisadî, ne içtimaî bir buhran vardır; bütün felâketler ruhîdir ve ruhî sebeplere bağlıdır. Türkiye bir (psikoz-ruh hastalığı) içindedir."..
Bu gazeteye göre, Türkiye, delinin her defa kaşığı ağzına götürmek yerine, kulağına uzatması, her defa yemeği yere dökmesi ve neticede açlıktan ölmeye mahkûm bulunması gibi, korkunç bir ruh kamaşmasına (psikasteni) uğramış bulunuyor; ve her sahaya ait tedbirler manzumesindeki zaafı bu sebepten doğuyor. Onun içindir ki, illeti, siyasî, idarî, içtimaî, iktisadî tecelli sahalarında ve bu sahalara mahsus mevzii tedbirler çerçevesinde tedaviye çalışmak boştur.
Davayı esastan ele almak ve ruh hastalığı yönünden bir çareye bağlamak lâzımdır.
İsviçre gazetesi, bu görüşiyle, muazzam ve o nispette mahrem bir hakikate parmak basmıştı. Fakat sadece dallardaki alametlere göre verilmiş olan bu doğru hüküm, köklere kadar nüfuz etmek haysiyetinden mahrum ve neticeyi gayet iyi gördüğü halde sebepten gafil bulunuyordu.
Gerçekten Tanzimattan beri çürütülen ve ana kaynağı ile rabıta ve muvasalası kesilen ruhumuz, bu kesintiyi son haddine çıkarmakta her devirden daha marifetli Cumhuriyet çığırında hele bu çığrın İkinci Dünya Harbi ve "Millî Şef hengâmesinde ve derken 1960 darbesi neticesinde öyle harap edilmiştir ki, dallarda can veren bir sürü kıymet yanında, en büyük zarar, kökte yani ruhta meydana gelmiş ve her facianın üstünde olarak, bizden, eşya ve hadiseleri ayırd etme melekesi kaldırılmıştır.
İmanla beraber aklı, ahlâkı, vicdanı, irfanı, tek kelimeyle insanı kaybetmiş bulunuyoruz.

27 Mart, 2008 Perşembe
Çok güzel tahlil yapılmış, emeğine sağlık.
Bu gerçekler kapitalizmin her döneminde mevcuttur ve bu şekliyle de devam edecektir.
Türkiye’ye de has değildir, tüm kapitalist ülkelerde durum aynıdır.
İnançla da ilgisi yoktur çünkü tüm sıkıntılar maddiyatla ilişkilidir.
27 Mart, 2008 Perşembe
”gerici öğrenci olamaz ki”
Tüm insanların gericisi de ilericisi de vardır.
Ama yine açıklamak istemiyorum..
Saygılarımla
27 Mart, 2008 Perşembe
Beni ne kadar eleştirsen de asla üzülmem, bundan birşeyler kapmaya çalışırım.
Yalnız beni üzen insanlarla diyalogun kesilmesi olabilir ki buna da izin vermemeye özen gösteririm.
İnsanlar farklı düşüncelere sahip olabilirler.Bunun kadar normal bir şey olamaz.Önemli olan insan gibi insan olmaktır.Aksi halde düşünce hiç bir şeyi ifade etmez.
Dostça kalınız…
27 Mart, 2008 Perşembe
ama ne zaman birileri o deliyi himayeye alacak olursa ve bakımını üstlenirse,yemeğini kulaktan değilde ağızdan vermeye çalışırsa.
bu ülkede birileri havlamaya başlar kıyamet kopar.
bence o deli müdahale edilmezse yakın bir zamanda iyileşir.
28 Mart, 2008 Cuma
bu konular valla bana ağır geliyo.ruhumu geriyor o yüzden yorum yapamıycam.
2 Nisan, 2008 Çarşamba
Çok güzel bir yazı olmuş. Bu sizin cümle kuruluşunun kuvvetine bağlı. Zaten bir yazıyı kuvvetli kılan cümle kuruluşudur. Benim kanatim cümle içinde ve takibinde kelime tekrarı yapmamak gerekir. Bunu yazınızda açıkça görebiliyorum. Dileğim edebiyata da el atmanı. Sizin güzel hikayeler de yazabileceğinize inanıyorum.