Marksist Pol Pot, Kamboçyanın 6 Milyon Nüfusunun 2 Milyonunu Öldürtmüştü
8 Mayıs 2008 Perşembe | Kategori Siyaset | Etiketler : siyaset İhbar EtMehmet Şevket Eygi
YAKIN tarihte (belki de bütün dünya tarihinde) en berbat, en kanlı, en rezil, en katil, en canavar, en korkunç diktatörlük Marksist bir rejim olan Pol Pot iktidarı idi. Pol Pot adındaki canavar, silahlı mücadele sonunda Kamboçya’yı ele geçirmiş; kısa zamanda toplam nüfusu 6 milyon olan halkın en az iki milyonunu feci şekilde katl ettirmişti. Yani ahalinin üçte birini öldürtmüştü.
Demokratik, çoğulcu, serbest bir rejimde yaşayan bir kısım Marksistler burnu kanayan bir yoldaşlarının hesabını cesaretle sorarlar, hak ararlar ama Kamboçya’daki Pol Pot soykırımını görmezlikten gelir, üzerinde fazla durmazlar.
Ülkemiz de yakın tarihte böyle tehlikeler atlatmıştır. Deniz Gezmiş’in mahkumiyetini isteyen savcı Baki Tuğ, Aksiyon dergisinde yayınlanan bir röportajda, o tarihte silahlı terör yapan çetelerin, gerekirse 3 milyon halkı öldürmek hususunda niyetli ve kararlı olduklarına dair belgeler ele geçirildiğini söylemişti. Birileri ise böyle teröristleri “ağzı süt kokan masum fidancıklar” olarak göstermeye çalışıyor…
Türkiye toprakları üzerinde Ermeniler hak iddia ediyor… Megali İdeacı Rumların da böyle iddiaları var. Bu iddialar sözlü değil, yazılıdır. İnternette arayıp öğrenebilirsiniz.
BOP’çular da (Büyük Ortadoğu Projesi) küçük bir Türkiye istiyor.
Durup dururken Türkiye’yi parçalayıp toprak kopartamayacaklarına göre ümitleri terörde, iç savaşta, kardeş kavgasındadır.
Çarpışmalarda öldürülen birtakım PKK’lıların sünnetsiz olmalarının hikmeti nedir acaba?
1984’te Ermeni terör örgütü ASALA birdenbire sahneden çekilmiş, yerini sözde Kürt teşkilatı olan PKK almıştı. Bu değişikliğin sırrı nedir acaba?
PKK terör hareketini kimler, hangi güçler başlatmıştır?
Bu konuda akıllara durgunluk verecek iddialar vardır.
Bu terör hareketi çoktan bitirilebilirdi. Niçin bitirilmemiştir?
PKK’yı ABD’nin, İsrail’in, bazı Avrupa ülkelerinin kurdurttuğu söyleniyor. Bu iddialardaki hakikat payı ne kadardır?
PKK fitnesinin gölgesinde, tozu dumanı içinde birileri yüz milyarlarca dolar kazanmıştır? Bu birileri kimlerdir?
Korkunç miktarda uyuşturucu/beyaz ticareti…
Müthiş silah, cephane, araç gereç ticareti ve kaçakçılığı…
Türkiye’de kriptolar vardır. Onların bu dönen dolaplarda rolü var mıdır? Yoksa kuzu kuzucuk, uslu uslu, sakin sakin, masum masum, fidancık fidancık köşelerinde oturup faciayı seyir mi etmektedirler?
Bir ara Devlet Güvenlik Mahkemeleri vardı. Bir Kürt vatandaş fikir ve görüşlerinden ötürü bu mahkemelere düşünce, bazı Avrupa devletlerinin konsoloslukları, kültür ataşeleri CD plakalı araçlarıyla mahkemeye gelir, davayı dinler, bir nevi güç gösterisi yaparlar, akıllarınca göz dağı verirlerdi. Aynı hürriyetsever diplomatlar, konsoloslar, CD’li arabalılar Müslüman bir vatandaş inanç ve fikirlerinden ötürü muhakeme edildiği vakit hiç ortalıkta görünmezlerdi.
PKK terörü devam ediyor… Fitne ve fesat yangını söndürülemedi. Çünkü 30 yılı aşan bir müddetten beri bu yangının üzerine birileri habire neft döküyor.
Birileri 30 küsur yıldan beri tavşana kaç, tazıya tut siyaseti ile Türkiye’yi parçalamaya, zayıf düşürmeye çalışıyor.
PKK terörünün içyüzünü bilenler var ama onlar konuşmuyor ve yazmıyor. Niçin niçin?..
Ermeniler… Megali İdeacı Rumlar… A grubu Kriptolar… B grubu Kriptolar… Beyaz/Uyuşturucu kaçakçılığı yapanlar… Silah ve cephane kaçakçılığı yapanlar… Terör ticareti yaparak yüz milyarlarca dolar kazananlar… Tavşana kaç, tazıya tut diyenler… ABD… İsrail… AB üyesi bazı devletler…
Cehennemî devr-i daim…
Çok Eşlilik, Metres Tutmak vs…
İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya o kadar büyük asker ve sivil kayıp vermişti ki, 1945’te kayıtsız şartsız perişan şekilde teslim olduğunda bir erkeğe yedi kadın düşüyordu. Batı medeniyeti, Pavlos Katolikliğinin görüşüne uygun olarak tek eşliliği kabul eder; zaruret olsa bile bir erkeğin birden fazla kadın almasına izin vermez. Alman kadınları o tarihte büyük acılar çektiler. Acımasız işgal kuvvetleri (Amerikalılar, İngilizler, Ruslar vs) zavallı sahipsiz kadın ve kızları ezdi, iki milyon nesebi bilinmeyen (piç) peydahlandı…
Bugün Türkiye’de erkek nüfus ile kadın nüfus hemen hemen eşittir. Çok az miktarda kadın fazlalığı vardır. Binaenaleyh her erkek istese bile birden fazla kadın alamaz. Çünkü yeterli sayıda kadın yoktur. Zaten erkeklerin çoğunluğu bir kadınla yetinmektedir.
Ülkemizde, bütün dünyada olduğu gibi az miktarda çok eşlilik görülmektedir. Bu sosyal bir realitedir. İnkâr edilemez.
Devlet, evlilik dışı doğmuş çocukları babanın nüfusuna kaydediyor ve böylece yavruları koruma altına almış oluyor.
Peki, ikinci eşleri niçin korumuyor? Onlar da kadın olarak, insan olarak, vatandaş olarak korunmaya muhtaç değil midir? Onların da bu konuda hakları yok mudur?
Türkiye’deki sistem bir erkek ile bir kadının evlenmeden, nikah yapmadan birlikte yaşamasına, çocuk yapmasına karışmıyor. Lakin bir erkek, dinî/şer’î nikahla bir veya birden fazla kadın alırsa bunu yasal kabul etmiyor.
Geçenlerde Müslüman bir iş adamı üç hanımla evli olduğunu, büyük bir dairede birlikte yaşadıklarını açıkça söylediği zaman bizim ilerici medyada kızılca kıyamet koptu. Bu, onlara çok aykırı geldi.
Şer’î nikaha hayır, metres tutmaya evet…
Birbirlerini seven bir çift… Kadının çocuğu olmuyor. Onun izin ve rızası ile erkek, çocuk sahibi olabilmek için ikinci bir hanım ile evlense olmaz mı? İlle boşaması mı gerekir?
Bunlar sancılı konular, doğru dürüst, sükunetle, mantık ve iz’an ile tartışmak ve müzakere etmek zor.
Herkes, kendi doğrusunun yegane doğru olduğuna inanmış, ötekinin düşünce, inanç, görüşlerinin doğru olabileceğini kabul etmiyor.
Yine de biraz ilerleme var. Üç hanımlı iş adamı, 1950’lerde, 60’larda konuşmuş olsaydı, hemen tutuklanırdı…
Bu iş adamının bu şekilde konuşması doğru mudur? Bence değildir. İki, üç, dört eş almış… Kimseye söylemesin, iftiharla ilan etmesin, otursun oturduğu yerde.
İslâm fıkhında nikah ilan edilir ama bu şekilde, aradan yıllar geçtikten sonra değil…
Mehmet Şevket Eygi
çileweb

9 Mayıs, 2008 Cuma
Marksizmin ruhunda şiddet var,cinayet var .Biliyor musunuz o Katil adam ilk önce kimleri öldürmekten başlamış ideolojisini hayata geçirmeye:
Öğretmenlerden…
Herşeyi bilimle,bilgiyle akılla elde edeceklerini söyleyen bu garip düşüncenin,ilk işi bilmi,bilgiyi ortadan kaldırma girişimi olmuş.
Ne Kadar garip,ne kadar acı.
Smanyolunda bir ara belgesel olarak gördüm,kanım dondu sanki…
10 yaşında ellerine öldürücü silah verilen çocuklar,,toplu mezarlar…
9 Mayıs, 2008 Cuma
Herkes için eşitlik,hürriyet,adalet kavramlarını savunan izm sapkınları,elllerinde silahlar,güya hak arayışındalar. Ölüm kusuyorlar,ölüm saçıyorlar.İzmlerin ,ideolojilerin liderlerine baktığımız zaman ,görüyoruz ki,kendilerine bile hayırları yoktur,cemiyete nasıl olsun…
9 Mayıs, 2008 Cuma
2. yazı ile ilgili. (Dilek kardeşim, şu birbiri ile alakasız yazıları, ayırıp yayınlasan daha düzgün olur bence.)
"Türkiye
9 Mayıs, 2008 Cuma
Bir türlü yazamadım. Sanıyorum problem var. Dilek kardeş, bunları sil lütfen.
9 Mayıs, 2008 Cuma
Evet,birbirinden ayrı iki yazı var…Ama Mehmet Şevki Eygi’ye saygısızlık olmasın diye aynı şekilde aktardım buraya…
9 Mayıs, 2008 Cuma
Bence emperyalist ve kapitalistlerin abartı ve kandırmacasıdır.
11 Mayıs, 2008 Pazar
Vay canına demek Marksistler 10 yaşındaki çocuklara silah vermişler.
Ve bu istikbalislamınolacak’ın kanını dondurmuş. Benimde kanımı donduruyor. Yine aynı fikirdeyiz.
Ama yine sen küçücük çocukları canlı bomba yapanları görmüyorsun !
11 Mayıs, 2008 Pazar
Bu ülkede bilgiye ulaşmadan fikir sahibi olan nekadar insan var.Pol pot marksistmiş .Hitler de sosyalizmin emekçiler üstündeki etkisini görerek kendini milliyetçi sosyalist ilan etmişti.Ama esas hedefi sosyalizmi yıkmaktı.Marx’ın kitaplarından bir sayfa okumamış olanların kendine her marksist diyenin yaptıklarını marksistler böyledir diyerek bu sömürü düzeninin devamı için örnek göstermesinin şaşılacak bir yanı yok.İftira etki bu sömürü düzeni sürsün.Artı-değer,karın kaynağı nedir,sermaye değer üretebilir mi ?Öff bunlar zor sorular.Okumak zor iş Dilek hanım.
11 Mayıs, 2008 Pazar
Marksizmin en büyük düşmanı ABD’nin marksist partiler kurdurduğunu söyleyecek kadar bir kafa karışıklığı bu kadar olur.Acaba Denizler 6. filoyu protesto ederken tosuncuklar kime saldırıyordu?Komünizmle mücadele Dernekleri kimden finanslanıyordu?Hep kafamda bir soru:Yavuz selim yüzbinlerce müslümanı öldüre öldüre neden arap yarım adasını aldı.O araplar sünnetli değilmiydi?Sonra araplar ingilizlerle fransızlarla işbrliği yapıp türkleri anadoluya sürdüler onlarda türkler de müslümandı.Peki AKP Irak hakının bombalanması için neden hava sahasını ABD’ye açtı?
11 Mayıs, 2008 Pazar
Ne yani sünnetli terörist iyide sünnetsiz olan kötü.Böyle bir mantık işte Pol Pot mantığıdır.Şaşırmadım Pol Pot’un elindeki yetkiler bu toplumda birilerinin elinde olsa ne yaparlardı?Dilek hanım tecavüz suçu için şeriata göre 4 şahit gerekiyormuş doğru mu?Doğru bilgiye ulaşmak için kendnize çok soru sorun.Önünüze koyulanı da konulmayanı da araştırın.Diyalektik ve idealist mantık nedir,materyalizm ve metafizik nedir.Kaynak Anti-Dühring yazarı Fredrich Engels.İyi araştırmalar.
12 Mayıs, 2008 Pazartesi
Chensin, Marksizmi iyi tahlil ettiğin çok net anlaşılıyor.
Yalnız sayfan boş.Engin düşünce ve fikirlerinden yararlanmayı çok isterdim.
Neden yazmıyorsun acaba?
Size de iyi günler Dilek hanım…Sağlıcakla kalınız…
14 Mayıs, 2008 Çarşamba
Ben yeryüzünde zulüm,cinayet adına ne varsa Siyonizm kaynaklı olduğuna inanıyorum.Bu meslede de öyle.
Baksanıza Siyonist İsrail bağlantılılar hemen İslama saldırmaya başladı.
14 Mayıs, 2008 Çarşamba
Okumak lazım,
Zahmetli iş,
Ama doğru kaynaktan,
Doğru kaynağı.
Bir taraftan yanlış bilgilendirme var eleştirisi,
Diğer taraftan eleştirilen şeyin yüz katı daha veballi bir yaklaşım.
Okuyun,okuyun,
Hayatı okuyun,
İnsanı okuyun,
Gerçekleri okuyun,
Afyonlanmış zihinlerin,
Sallanan hakikatlerini okuıyun
Ama Erenlerin bağlaması eşliğinde değil,
Gerçeğin ta ortasından
Değil mi canlarım!
14 Mayıs, 2008 Çarşamba
Ben gayet iyi görüyorum,iyi biliyorum sayın aydınrozental!,
Beline bombayı sarıp hayata gülümseyerek veda edenleri,
Ölümü yakasında gül diye taşıyanları,
Şehadetin bir tutku,bir özlem olduğunu.
Ölümün bir son değil,diriliş olduğunu haykıranları.
Altmış senedir Ortadoğuyu kana bulayanlar,
Kundaktaki bebeğinden,80 indeki ihtiyarına,kadının aldırmadan katledenler,kanla beslenenler,
İstişhaddan başka çare mi bıraktılar ki,
Şimdi kalkmış kendini özgürlüğüne kurban edenleri hor görüyorsun!
14 Mayıs, 2008 Çarşamba
Bu arkadaşımız gerçekten kulaktan dolmalarla şekillenmiş görünüyor.
Siyonizm zulmünü kim çok daha dile getirmiş ve karşı çıkmış bunu araştırmalı.Bak bu konuda benim blogumda da bir kaç yazı var.Baksın isterse.
Zulmü isteyenler mevcut dünya düzeninin destekçileridir.
14 Mayıs, 2008 Çarşamba
Çok üzüldüm,
sosyalist namlımız beğenmemiş.
Yoksa,
Aferin
Yoldaş,
Çağdaş,
İlerici,
Bravo nakaratı mı düzmek gerekiyor orjinal düşüncelerine.
Gerçekleri örtbas edemezsin,
Materyalizmin kaynaklık ettiği tüm ideolojiler,adı ne olursa olsun,
Zulmün ya sahibi,ya da ortakçısıdır….
Rusyada milyonlar öldürülüyor,yalan,
Kamboçyada öldürülüyor,yalan,
Afganistanda öldürülüyor,yalan,
Çeçenyada öldürülüyor,yalan!
Bir tek sizin söyledikleriniz doğru öyle mi?
Ve bu zalim dünya düzeninin bir ucunda kapitalizm,diğer ucunda senin savunduğun ideoloji var.
Biri ağır basınca diğeri havalanıyor.