Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

gerçekten etkileyici..!!

yaa buda güsel bi hikaye..

 

 

ÇİÇEKLE SUYUN HİKAYESİ

Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar.

İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder
birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.

Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan
içi içine sı
ğmaz artık ve anlar ki, su’ya aşık olmuştur.

İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar,
"Sırf senin hatırın için ey su" diye…

Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı
bir
şeyler hissetmeye başlamış
tır. Zanneder ki,
çiçe
ğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.

Günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba
"Su beni seviyor mu?" diye dü
şünmeye başlar.

Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle… Halbuki çiçek,
alı
şkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.

Çiçek, suya "Seni seviyorum der. Su, "Ben de seni
seviyorum" der. Aradan zaman geçer ve çiçek
yine "Seni seviyorum" der. Su, yine "Ben de" der.
Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler…

Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz
etrafa ve son kez suya "Seni seviyorum." der.

Su da ona "Söyledim ya ben de seni seviyorum." der
ve gün gelir çiçek yataklara dü
şer. Hastalanmış
tır çiçek
artık. Rengi solmu
ş, çehresi sararmıştır çiçeğ
in.
Yataklardadır artık çiçek. Su da ba
ş
ında bekler
çiçe
ğin, yardımcı olmak için sevdiğine…

Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla
ba
ş
ını döndürerek çiçek, suya der ki; "Seni ben,
gerçekten seviyorum." Çok hüzünlenir su bu durum
kar
şısında ve son çare olarak bir doktor çağ
ırır
nedir sorun diye…Doktor gelir ve muayene eder
çiçe
ği. Sonra ş
öyle der doktor: "Hastanın durumu
ümitsiz artık elimizden bir
şey gelmez."

Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık
nedir diye ve sorar doktora. Doktor,
ş
öyle bir
bakar suya ve der ki: "Çiçe
ğin bir hastalığ
ı yok dostum…
Bu çiçek sadece susuz kalmı
ş, ölümü onun için" der.

Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece
"Seni seviyorum" demek yetmemektedir…

 

 

 

 

 

DAG  RÜZGARI


Kaderde senden ayrı düsmek te varmıs

Dog
rusu bunu hiç düsünmemistim..
Seni tanımadan
Hele seni böyle deli divane sevmeden
Yalnızlık güzeldir diyordum
Al basını, kaç bu s
ehirden
Ufukta bir çizgi gibi gördügün dag
lara
Rüzgarın iyot kokularını tasıdıg
ı denizlere git
Git gidebildig
in yere git diyordum
Oysa ki, senden kaçılmazmıs

Yokluguna bir gün bile dayanılmazmıs,

Bilmiyordum. ..

Yine de dayanmaya çalısıyorum işte
Bir kır çiçeg
i koparıyorum gözlerine benzeyen
Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
Rüzgar güzel bir koku getirmis
se
Saçlarını oksayıp gelmis
tir diyerek avunuyorum
Yasamak seninle bir bas
ka zamanı
Bir baska zamanda seni yas
amak
Her s
eyden önce sen
Elbette sen
Mutlaka sen
Ister uzaklarda ol
Ister yanı bas
ımda dur
Sen ol yeter ki bu zaman içinde
Ben olmasam da olur
Seni bir yumag
a sarıyorum yıllardır..
Bitmiyorsun
Çaresizligim gün gibi aş
ikar
Su olup çesmelerden akan güzellig
in
İnceligin ıs
ık yüzüme vuran
Sen günes
kadar sıcak
Tabiat kadar gerçek
Sen bahçelerde çiçekler açtıran
Sudan, havadan, günes
ten yüce varlık
Sen, o tek sevgi içimde
Sen görebildig
im tek aydınlık ..

Bir nefeste benim için al
Havasızlıktan öldürme beni
Bulutlara, yıldızlara benim için de bak
Susadım diyorsam
Bir yudum su içmelisin
Ben yorulduysam sen uyumalısın
Ellerim sevilmek istiyor
Saçlarım oks
anmak istiyor
Dudaklarım öpülmek istiyor
Anlamalısın…

Agaçların yesili kalmadı
Gökyüzünün mavisi yok
Bu daglar o daglar deg
il
Rüzgarında kekik kokusu yok
Kim bu çaresiz adam
Bu kan çanag
ı gözler kimin
Kaç gecedir uykusu yok
Gündüzü yok
Gecesi yok
Yok
Yok
Anladım
Sensiz yas
anmaz bu dünyada
İmkanı yok..!! 

İmkansızın İmkansızısın..!!

 

 Seeennnnn…….:

Sevilipte sevmeyen yar

Dağ başında erişilmeyen kar

İstenipte gidilmeyen diyar

Çıkmaz sokakta aşılmayan duvar

Bir yudum suda boğulan arzular

Seeennnnn………:

İmkansızın imkansızısın.

 

Seeennnnn…….:

Sevildiğini anlamayan

Sevmeyi yaşamayan

Sevenini aramayan

Küsüp konuşmayan

Seeennnnn…….:

Dünyada kavuşulmayan yar.

 

Bilirsin ki !

Damla damla damlayan su

Zamanla taşı kayayı oyar

Bilmezmisin  kiii!

Her renk her can çiçek gibi

Her güzellikde sararıp solar

Dost dostunu hep arar sorar

Ayrılıklar gönül yakar,kalp yorar…

inş etkilenen olur..

 

 BEBEK  


Genç kadın, bebeğin güzelliği karşısında
büyülenmiş gibiydi. Kıvırcık sarı saçları, iri mavi gözleri,
kalkık bir burun ve küçük kırmızı dudaklarıyla
bir kartpostalı andıran bebek, kadının şimdiye kadar
gördüğü en cana yakın kız çocuğuydu.
Onun ipek yanaklarını doya doya öpmek ve
cennet kokusunu içine çekmek için eğildiğinde :
"Dokunma bana …" diye bir ses duydu.
"Beni okşamaya hakkın yok senin…"
Kadın korkuyla irkilip etrafına bakındı.
Bebekle kendisinden başka içerde kimse yoktu.
Aynı sesi tekrar duyduğunda bebeğe döndü.
Aman Allahım!.. Yeni doğmuş gibi görünmesine rağmen
konuşan oydu. "Bana yaklaşmanı istemiyorum"
diye devam etti. "Hemen uzaklaş benden…"
Kadın, biraz olsun kendini toplayarak :
"Çocuklarımız hep erkek oluyor" dedi.
"Onlar da güzel ama kız çocukları başka.
Bu yüzden seni öpmek istedim."
"Beni öpemezsin" diye ağlamaya başladı bebek.
"Benim de seni öpemeyeceğim gibi…"
"Neden ?" diye sordu kadın."Neden öpemezsin ki ?"
Bebek, hıçkırıklara boğulurken :
"Bunun sebebini bilmen gerekir" dedi.
"Düşünürsen mutlaka bulacaksın…" Kadın, neler olup
bittiğini hatırlamak üzereyken kendine geldi.
Özel bir hastanenin en lüks odasında yatıyor
ve narkozun tesirinden midesi bulanıyordu.
Aile dostları olan tanınmış doktor,
odayı dolduran çiçeklerden bir tanesini
vazodan çıkartıp kadına uzatırken :
"Geçmiş olsun hanımefendi" dedi.
"Başarılı bir kürtajdı doğrusu.
Ha..! Sahi, "kız"mış aldırdığınız bebek."