Dünya Kategorisindeki bloglar

unutmuşum…

Unutmuşum duygularımı düşüncelerimin var ettiğini, unutmuşum duygularımın hayatımı yönlendirdiğini, unutmuşum karakterimin kaderim olduğunu.  

 Etrafıma bakıyorum her yerde mutsuz huzursuz bi çare insanlar dolanıp duruyor. Ve soruyorum kendime haliyle ne istiyor bu insanlar. Herkes sırf bulunduğu koşullar değişmesin yeni diye yeni adımlar atmaya korkuyorlar ve bütün hayatlar neredeyse pamuk ipliğine bağlı. İlişkiler vıcık vıcık insanlar birbirine güvensiz. Herkes arkasını kollamaya çalışmaktan önündeki ovayı göremez olmuş. Kötü kokular sarmış her yeri kötü niyetin kötü kokuları. Gerçi bütün bu olup bitenler çok daha büyük bir senaryonun parçaları biliyorum. Ah bir insandan çıkabilsem. Ah bir gerçekte olan biteni anlayabilsem. Aslında dramatize edilmiş sözler yazmak var şimdi şiir gibi. Aslında yürek burkan şeyleri daha da yürek burkucu hale getirmek var. Peki bunun kime ne faydası var.

Hani bazen olur ya insana kelimeler kifayetsiz kalır düşünülenleri anlatmaya. Anlamsızlığı anlatmaya kelimelerin anlamı yetmez. Hani olur ya insanın karnının ortasında bir boşluk oluşurda ne ile dolduracağını bilemez olur. Hani dönüp dolaşıp aynı filmi izlemek gibi bir şey aslında hayat. Senaryonun bir sonraki adımını hiç merak etmeyiz. Acı da olsa olmak istediğimiz yerde olmaya devam etmek isteriz. Köklerimizi oraya salmak isteriz ve hatta salabildiğimiz kadar derinlere. Öyle ki bağlı/bağımlı yaşamaya öyle alışmışızdır ki her ne kadar bunun aksini söylesek de bizi köklerimizde tutacak olan insanları çekeriz kendimize. Yani bizden daha korkak olanlarını. Ola ki fikrimizi değiştirip bağsız olmaya karar verirsek bizi oraya sıkıca bağlasın gidişimize izin vermesin diye. Ve arkasından bir nida yükselir. BEN GİTMEK İSTİYORUM AMA BENİ BIRAKMIYOR Kİ.

Düşünüyorum da bu zamana kadar cesaretimi toplayıp da yapmak istediğim bir şeyi yapmama engel olabilen bir güç olamamıştı. Peki şimdi bu anlamsız ilişkinin içinde beni tutan ne. Düşünüyorum tam olan hiç bir şeyimi bulamıyorum. Peki ya neden bu kadar salmak istiyorum köklerimi bu sağlıksız çorak topraklara. Peki ya neden kuruyacağımı bile bile bu çölde yaşamımı sürdürmeye çalışıyorum. Peki ya ben bilinmeyenden neden bu kadar çok korkuyorum. Son zamanlarda düşünüyorum da şikayetçi olmadığım açlık hissetmediğim neredeyse hiçbir şey yok. Karnımın ortasındaki boşluğun bir uyarı olduğunu bir şeylerin yanlış gittiğini biliyorum. Her gün kanserli hücrelerimi çoğaltmak için harcadığım enerjiyi düşününce halime ne diyeceğimi bilemiyorum. Uçmak var uçsuz bucaksız göklerde MARTI olmak var. O halde bu bildik şeylere sarılmak çabası da neyin nesi. Bu insanın bana verecek mesajları bitmedi mi hala. Yoksa bitti de ben gene de korkularımdan sebep bu kaosu sürdürmeye mi çalışıyorum.

Bi insan bu kadar karşıtlığın arasında yaşamayı nasıl başarır aklım almıyor. Bir taraftan ölesiye özgür olmak isterken diğer taraftan beni köleleştiren ve insan olma vasıflarıma zarar veren bu düzeysiz bu çirkef ilişkinin ortasında ne işim var diyorum. Bu kadar soruların arasında insan hangi sorunun cevabını bulabilir ki. Beynimin ortasında infilak etmeye hazır bir soru bombası var. Aklıma gelen her şeyi sorgulama dürtüme engel olamıyorum. Cevapları bir türlü bulamıyorum ve diyorum ki doğru sorular sormuyorsun galiba. Cevapları daha net sorular sormalısın. Daha basit daha az dolambaçlı. Ya da şöyle diyelim belki de kendime karşı dürüst davranmıyorumdur. Aslında cevaplar geliyordur da ben onları görmezden geliyorumdur. Belki de hoşuma gitmeyen cevapları kabul etmek istemiyorumdur. Hep böyle olmaz mı zaten. Biri bir şey söyler. Karşıdaki ne demek istediğini gayet iyi anlar. Anladığı şeyi aktarır. Ve o bir şeyi söyleyen der ki sen ne kadar fesat birisin ya. Aslında bu geri bildirim sırasında demişsindir ki ona. Saklasan da ne demek istediğini anlıyorum. Yaralamaya çalışıyorsun ama ne söylediğinin farkındayım. O bir şeyi söyleyen de inkar ederek hatta daha da ileri giderek karşınındaki suçlayarak kendini rahatlatmaya kendini iyi bir insan olarak görmeye devam etmek ister. İşte bu da aynı şey. İçimde yakaladığım kötü düşünceler beynimdeki iyi insan oluşumuna uymadığından çoğunlukla red ediliyordur belki de. Belki de , belki de, belki de…Bu belkiler hiç bitmez mi ?….

Halime bakıyorum da hayatımda netlik aradığımı söylerken Kendi içimde hiçbir şeyi netleştirememişim. Unutmuşum duygularımı düşüncelerimin var ettiğini, unutmuşum duygularımın hayatımı yönlendirdiğini, unutmuşum karakterimin kaderim olduğunu. Ve unutmuşum her şeyin bir illüzyondan ibaret oluşunu. 

Yorum yok

 

       Yaşamak kadar gerçek ölüm,kabullenilmesi zor bir durum.ölüm,sadece traik veya benzer kazalarla gelmiyor.küçük gibi görünen bir çok olay da can kaybına neden olabiliyor.kişinin karşısına nerede ve ne zaman çıkacağı belli olmayan ölüm,bazen ilginç vesilelerle geliyor…

     İşte en ilginç ölümlerden bazıları;

 ***Buenos Aries’te karısına kızıp onu öldürmeye karar veren bir adam,otelin 23. katındaki odalardan karısını aşağıya atar.kadın elektrik tellerine takılır.işini sağlama almak isteyen adam,karısının arkasından atlar.tellere tutunamaz,yere çakılır.

 ***Mısırlı çiftçi Nil Nehrine düşen tavuğunu kurtarmak için suya atlar.ancak girdaba yakalanır.kıyıya dönemeyince bağırarak yardım ister.bu kez oğlu atlar suya.oda girdaba kapılır.beraberce yardım isterler.derken,adamın kızı da karısı da aynı kaderi paylaşır.sonunda tavuk kurtulur ama ardında 6 ölü bırakır.

 ***Iraklı terörist Ryah Rahnajet,içinde bomba olan paketi postayla suikast adresine göndermeye kalkar.ancak yeterli sayıda pul yapıştırmadığı için,paket ev adresine geri gönderilir.içinde bomba olduğunu unutan acemi terörist paketi açar ve sonrası malum…

Yorum yok