Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

'Kadın' Kategorisi

Harika Bir Evlilik İçin

5 Temmuz, 2008 Cumartesi Yorum yok »

Harika Bir Evlilik İçin Evliliklerde tutkunun ve romantizmin zamanla kaybolmasını nasıl engelleyebilirsiniz? İşte size mutlu bir evlilik için tüyolar.

İşte size mutlu ve uzun süreli evliliklere sahip olmak için yapılması ve dikkat edilmesi gereken şeyler… Birlikteliğinizde heyecan, tutku ve saygıyı kaybetmemenin yolları… Hepimiz uzun yıllar mutlu evlilik yaşayan, iyi günde de kötü günde de birbirlerinden kopmayan ve hala birbirlerine saygıyla bağlı çiftlere gıptayla bakarız. Evliliklerde tutkunun ve romantizmin zamanla kaybolmasını

HERGÜN

- Ona değer verdiğinizi gösteren küçük bir şey yapın.
Hiç beklemediği bir anda onu öpün. Eşinizin bulabileceği bir yere ( yastığın altına, cebine) notlar yazın. Aptalca, komik, ciddi olabilir. Ya da sadece ‘Seni düşünüyorum’ demek için beklemediği bir anda telefon açabilirsiniz.

- En azından bir öğünü birlikte yiyin.
Akşam yemeklerini birlikte yiyemeyecek olsanız bile en azından günde bir öğünü birlikte yemek için program yapın.

- Her gece sohbet edin.
En az 10-15 dakika gününüzü nasıl geçirdiğinizi birbirinize anlatın. Yanınızda kimse olmadığında sohbet etmeye çalışın. Böylelikle daha iyi temas sağlarsınız.

- Ani hareketlerden kaçının.
Konuşmadan önce düşünmeye veya bir anda parlamamaya çalışmalısınız. Çünkü sözler ağızdan bir kez çıktı mı, telafi edilmesi güç olur. ‘Üzgünüm, öyle söylemek istemedim’ deseniz bile, o sözcükler eşinizin kulağında yankılanmaya devam edecektir.

- Dokunun.
Sarılma, el ele tutuşma ve cinsel içerikli olmayan diğer dokunma formları ilişkiyi güçlendirir. Romantizm ve seks herkes yorgun olduğunda işe yaramaz. Ama evli çiftler için erotik duygular sadece yatak odasında başlamaz. Özellikle çocukları yatırdıktan sonra veya bulaşıkları birlikte yıkadığınızda gelişmeye başlar.

HER HAFTA

- Bir yerlere gidin, sadece ikiniz…
Bir kafede kahve için, sinemaya gidin veya uzun yürüyüşlere çıkın. En iyi yol hafta da bir gün belirlemektir. Pazar sabahları veya Cumartesi akşamları. Böylelikle hafta boyunca o zamanı iple çekersiniz. Bu zamanı kutsal bir zamanmış gibi kabul edin ve ölüm kalım meselesi haline getirin. Bu sizin birlikte vakit geçirmek ve birşeyler paylaşmak için en özel gününüzdür.

- Yakınmaktan vazgeçin.
Kızgınlıklara sebep olan yanlış anlamalar, küçümsemeleri ve eleştirileri doğurabilir. Bu yüzden en kısa zamanda bu düşünceleri kafanızdan atmaya çalışın. 24 saat içinde olması en iyisidir.

- Takdir ettiğinizi hissettirin.
Herkes kabul görmeyi sever. Eşinizin nelere değer verdiğine dikkat edin. Takdir ettiğinizi söyleyerek, dokunarak, ona not yazarak, hediye alarak veya birlikte vakit geçirerek bunu gösterebilirsiniz.

- Dışarı çıkın ve haftada en az üç kez egzersiz yapın.
Benim zaten yaşım geçmiş diyerek egzersiz yapmamak için kendinize bahane uydurmayın. Kendinize evlenmeden önce dikkat ettiğiniz gibi dikkat etmeye devam etmelisiniz.

- Birbirinize vakit verin.
Bu zamanları birbirinize önceden haber verin ki eşiniz de kendi programını yapabilsin. Siz arkadaşlarınızla alışverişe giderken o da ilgilendiği bir hobiyle vakit geçirebilir veya arkadaşlarıyla görüşebilir.

HER AY

- Aşıklar gibi davranın.
Bir haftasonu tatili planlayın. Ya da bir bebek bakıcısı ayarlayarak evde yalnız geçirebileceğiniz vakit yaratın.

- Onun sevdiği birşey yapın.
Evlilik, uzlaşma gerektirir. Zaman zaman siz pek hoşlanmasanızda eşinizin sevdiği şeyleri beraber yaparak ona verdiğiniz değeri gösterebilirsiniz.

- Değişiklik yapın.
Monotonluk günlük hayatın stresleriyle birlikte çekilmez bir hal alır. Bunun önüne geçmek için kendinize yeni uğraşlar yaratabilir, eşinize sürpriz hazırlayabilir veya bugüne kadar hiç görmediğiniz yerleri ziyaret edebilirsiniz.

HER YIL

- Başbaşa tatile çıkın.
Bu tatil çok pahalı olmak zorunda değil. Önemli olan birlikte farklı ortamlara girmektir. Tatilinizi planlamak da eğlenceli olacaktır.

- Eşinize bir mektup yazın.
Onun neden özel olduğunuza dair düşüncelerinizi yazabilirsiniz.

- Birlikte düşünün.
Gelecek on yıl içerisinde nerede olmak istiyorsunuz? Hayallerinizi paylaşın. İş ve parayla ilgili konuşmaları bir süreliğine bir kenara bırakın.

Söylemek İstediğini Yüzünden Anla

5 Temmuz, 2008 Cumartesi Yorum yok »

Söylemek İstediğini Yüzünden Anla Sevgilinizin iç dünyasını anında okuyabilmeniz için, yüz ifadesiyle ilgili 6 ipucunu açıklıyoruz:

Sevgiliniz sizinle çok rahat olsa da, her şeyi konuşabiliyor olsanız da, duygularını paylaşmak onun için hiç kolay olmayabilir.

Ağzından alamadığınız cevapları vücut dilini okumayı başarırsanız, yüzünden kolayca alabilirsiniz. Yüz vücudun en konuşkan parçasıdır, çünkü yüzdeki kaslar direk beyinle bağlantılıdır.

Biraz mesafeye ihtiyacı var

Hassas bir konu açmışsınızdır veya bir şeyden rahtsız olmuştur. Belki de iş günü pekiyi geçmediği için canı sıkkındır. Sebep ne olursa olsun belli ki bir şey var: eğer sevgiliniz başını sağa veya sola çevirip sizinle profilden konuşuyorsa, sohbet modunda değildir. Bu hareketi aranızda bir bariyer inşa etmek için kullanıyor demektir.

Ne yapmalısınız?

Soğuk duruşunun sizinle hiçbir alakası olmayabilir ama mutlaka onu rahatsız eden bir şey olmuştur ve yalnız kalma istiyordur. Üzerine yürümek, yardım teklifinde bulunmak daha yersiz olur ve canını daha çok sıkar. Bu durumlarda yapabileceğiniz tek şey onu yalnız bırakmaktır. Ona düşünmesi için yeterli zamanı vermeniz çok önemli.

Yüzündeki ifadenin değiştiğini gördüğünüzde, geçen gün, ya da az önce ne olmuştu diye sorup sessizliği bozabilirsiniz. Anlatmak istemiyorsa kesinlikle zorlamayın. Can sıkıntısının sizinle ilgili olduğuna dair kesin ipuçları vermediği sürece, üzerine gitmenize gerek yok!

Size söylemek istediği bir şey var

Sevgilinize konuşurken arada sırada onun dudağını büktüğünü ya da birkaç kez açıp kapadığını görüyorsanız, emin olun sizinle bir şey konuşmak istiyordur. Bu durum size bir şeyler söylemek istediğinin ama doğru kelimeleri bulamadığının işaretidir.

Birisi bir şey söylemek istediğinde beyin dudaklara sinyal gönderir. Yani kelimeler gecikse bile, dudakları oynar.

Ne yapmalısınız?

Sizinle konuşmak istediğini fark edip, sizinle konuşması için onu zorlarsanız, geri adım atacaktır. Sabırsızlık her zaman olduğu gibi, bu durumda da işe yaramaz. Ona zaman tanıyın, düşüncelerini toparlayıp nasıl olsa sizinle konuşacaktır.

Yarım saat içinde baklayı ağzından hala çıkarmadıysa, üzerine varmayın, konuyu değiştirin. Onu daha rahat bir durumda bulduğunuzda konuyu tekrar açabilirsiniz. Üstelik sizin bu rahat tavrınız onu rahatlatacak ve daha kolay konuşmasını sağlayacaktır.

Sizden bir şey saklıyor

Sevgiliniz cümlelerin ortasında aniden duruyor ise veya dilini sık sık kapalı dudakları üzerinden geçiriyorsa, emin olun ki kendi kendine sansür uyguluyordur.

Bu refleks kendi kendini durdurmaya çalışan ve söylediklerine aşırı dikkat eden kişilere aittir. Yani sevgiliniz ağzından bir şey kaçırmaktan korkarsa böyle davranır.

Ne yapmalısınız?

Onu ne pahasına olursa olsun konuşturmak için çaba göstermeden önce, şunu hatırlayın; saklamak istediği şey olumlu da olabilir (sürpriz bir parti gibi), Sizden bazı şeyleri saklamak istemesi problem değil. Belki partnerinizin sakladığı olay gerçekten sizi ilgilendirmiyordur. Sizi üzmek ya da endişelendirmek istemiyordur. Bu durumda konuşması için bastırmanızın bir alemi yok! (E-Kolay.net)

Kaçan Kovalanır :(

5 Temmuz, 2008 Cumartesi Yorum yok »

Kaçan Kovalanır Siz onu yakalamaya ne kadar gayret ederseniz, o sizden o kadar kaçar. "Kesinlikle aranızda bir şey olması gerektiğini düşündüğünüzde, onun gönderdiği sinyalleri yanlış algılamanız çok kolay. Çünkü sizin beyniniz belli bir fikre zaten kanalize olmuş durumda ve karşınızdaki insan olumsuz yaklaşsa da, beyniniz cevabını olumlu olarak algılar" diyor Kelly. Fazla ısrarlı olmak sağlıklı değil çünkü belli bir noktadan sonra ısrarlarınız can sıkıcı gelebilir.

İki, üç kez "yanlışlıkla" yoluna çıkmak başka, bunu alışkanlık haline getirip onu sürekli takip etmek başka. Tesadüflerle onu fazla zorlarsanız, sizi ya kolay bir kadın olarak ya da yakasına yapışmak isteyen bir baş belası olarak görür. "Erkeklerin inanılmaz bir yetenekleri var: Yakalarına yapışmak isteyenleri bir kilometre uzaktan bile anlarlar. Beğendiğiniz erkeğin yolunu kesmeye devam ederseniz, büyük ihtimalle zaafınızdan yararlanmayı deneyecektir"

Bunları Kendinize Sorun?

5 Temmuz, 2008 Cumartesi Yorum yok »

Bunları Kendinize Sorun Hayatımızın evlilik, boşanma, bebek sahibi olmak gibi dönüm noktaları vardır. İşte bu kritik zamanlarda karar vermenizde size çok yardımcı olacak anahtar sorular! Bu sorulardan birine bile vereceğiniz olumsuz yanıt karanızın belki de doğru olmadığını ve tekrar üzerinde düşünmeniz gerektiğinin sinyalini veriyor.

Hayatta bazı zamanlar vardır, bir ayrım noktasına gelir ve karar almak zorunda kalırız. Önümüzde iki yol uzanmaktadır; ikisinden birisini seçmek gerekir. Böyle zamanlarda, bir yerlerden bir işaret gelmesini ve bize doğru yolu göstermesini isteriz. İşte, uzmanlara göre o işaret aslında bizim içimizde, bilinçaltımızda bir yerlerde duruyor… Mesele bunu açığa çıkarmak. Peki, ama nasıl? Kendi kendinize sorup, yanıtlayacağınız bazı kilit sorularla… Evlenme, beraber yaşama ya da bebek yapma kararı almadan önce kendinize bu kilit soruları sormalı ve içinizden gelen seslere kulak vererek en doğru şekilde yanıtlamalısınız. Bu soruların yanıtlarına bakarak, o kararı almanın sizin için ne derece doğru ya da yanlış olduğunu açıkça görecekseniz.

Aşık olmadan önce…
l Onunla birlikteyken kendim olabiliyor muyum?
l Onu mu seviyorum yoksa onun gibi biriyle birlikte olma fikrini mi seviyorum?
l Benim için yeterince iyi mi?
l Arkadaşlarım ve ailem de ondan hoşlanıyor mu?
l Paylaştığımız ortak değerler ve ortak amaçlarımız var mı?
l Hayatımın bu noktasında bir ilişki benim için ne kadar önemli?
l O, bir ilişkiye ve sorumluluklarına hazır mı?
l Ben sonuna kadar gitmeye hazır mıyım?

Bir erkekle tanıştınız, beraberliğiniz gerçekten iyi gidiyor ve ümit verici bir ilişki olduğunu hissediyorsunuz. Kritik soru ise, kendinizi bu ilişkiye teslim edip etmeyeceğiniz… Psikologlar, ilişkinin başında etekleriniz zil çalarken ve müthiş bir heyecan fırtınasının içindeyken objektif olmanın pek de kolay olmadığını söylüyor. Ancak bu aşamada kendinize zor sorular sormak, ilerideki mutluluğunuz için büyük önem taşıyor. "Onunla beraberken kendimi ona uydurmak için değiştiriyor muyum?", "Ne hissettiğini sadece sözleriyle değil, davranışlarıyla da gösteriyor mu?" ve en önemlisi, "Benim kendimi iyi hissetmemi sağlıyor mu?"… Eğer bu uzun vadeli bir ilişki olacaksa, paylaşılan değerler de çok önemli. Farklı zevkleriniz olabilir ancak eğer sizi siz yapan değerleri paylaşmıyorsanız, ilişkinin fazla ileri gidemeyeceğini söylemek için kahin olmak gerekmiyor.

Beraber yaşamaya başlamadan önce…
l Biraz acele mi ediyorum?
l İstediğim için mi yapıyorum, yoksa buna ihtiyacım olduğu için mi?
l O da ben de birbirimizi olduğumuz gibi seviyor ve kabul ediyor muyuz?
l Yaşam alanımda onu sürekli çevremde görmeye hazır mıyım?
l Ekonomik durumu ne?
l Kusurlarımı yeterince gösterip rahatladım mı?
l Nerede yaşayacağız?
l Ayrı yaşam tarzlarımızı ve zevklerimizi aynı çatı altında nasıl birleştireceğiz?

Onunla birlikte bir eve taşınma kararı almadan önce kendinize zaman tanıyın. Dürüst olun, bunu gerçekten istiyor musunuz, yoksa eve geldiğinizde birini evde bulmak hoşunuza mı gidiyor?

Bir de bazı maddi meseleler var üzerinde düşünmeniz gereken: Sonuçta aynı evde yaşamak demek ekonomik olarak da birçok kalemde birlikte hareket etmenizi gerektiriyor. Ancak yine de ekonomik bağımsızlığınızı sürdürmek akıllıca. Eğer evlilik yüzüğünüz ve ortak çocuklarınız yoksa bu ilişkiden doğan haklarınız da yok demektir. Birlikte bir mülk aldığınızda ayrılık durumunda haklarınızı garanti altına alacak bir kontrat yapmak en iyisi. Çünkü bir gün ilişkiniz biterse başınız ciddi olarak ağrıyabilir.

Erkekler genelde annelerinin verdiği konforun aynısını partnerlerinden de bekler. Ev bir fabrika gibidir ve onlarca kalem iş sizi bekler. Ev işlerini paylaşım konusunda da partnerinizle önceden konuşmanız ve anlaşmanız en iyisi.

Örneğin; Zuhal (28) erkek arkadaşı Uğur (35) birlikte yaşamaya başladı. "Her ikimiz de çalışmamıza rağmen, akşamları eve geldiğimizde yemeği ben hazırlıyordum, bulaşık faslında onu televizyonun karşısında zap yaparken buluyordum. Evin temizliği konusunda da bir yardımda bulunmuyor her şeyi benden bekliyordu. Ben de protesto edip hiçbir şeye dokunmamaya başladım. Evimizin çöp eve dönüşmekte olduğunu anlaması bile 3 haftayı aldı! Oturup konuştuk, ona annesi olmadığımı, sorumluluklarımızın eşit olduğunu anlattım. Ev işlerini paylaşma konusunda bir anlaşma yaptık, artık yemeği ben hazırlıyorsam masayı o topluyor. Temizlikle de bir hafta o, bir hafta ben ilgileniyorum. Şimdi çok daha huzurluyuz" diye anlatıyor.

Evlenmeden önce…
l Birlikte mi büyüdük yoksa ayrı mı?
l Ona aşık olduğum kadar onu seviyor muyum?
l Birbirimizi mutlu ediyor muyuz?
l Birbirimizin aileleri ile iyi geçiniyor muyuz?
l Hayatımın sonuna kadar onunla birlikte uyanmak fikri beni mutlu ediyor mu?
l Birikimlerimizi birleştirecek miyiz, yoksa ayrı mı tutacağız?

Evlilik motivasyonunuzun ne olduğu genelde evliliğinizin ömrünün ne olacağıyla ilgili de bir fikir verir. Eğer bu insanla gerçekten aşkı bulduğunuz için değil de çevrenizden gelen eleştirilerden, ya da "evde kaldı" baskısından yıldığınız için evleniyorsanız, kararlarınızı bir kez daha gözden geçirmenizde fayda var. Evlilik kararı almadan önce kendinize soracağınız en önemli soru belki de "Yaşamımın bundan sonraki kısmında onunla birlikte olmaktan mutlu muyum?" olmalı. Evlilik öncesinde kulağa pek de romantik gelmeyen bazı detaylar üzerinde de düşünmeniz ve karar vermeniz gerekiyor. Örneğin, evlendiğinizde birikimlerinizi nasıl değerlendireceğiniz, ortak hesapta mı tutacağınız, yoksa ayrı ayrı banka hesaplarına mı sahip olacağınız soruları önemli. Bir gün kendinizi 39 yaşındaki Leyla gibi beş parasız ve işsiz bulmamak için bu konular üzerinde düşünmekte fayda var. Bakın Leyla yaşadıklarını nasıl anlatıyor: "Evlendiğimizde çok aşıktık, çok gençtik. O okulu bitirmeye uğraşıyordu, bu arada ben çalıştım. Okulunu bitirip çok iyi bir pozisyonda işe başlayınca ben işten çıktım. Çünkü, çocuk yapma kararı aldık. Çocuklarımızı büyütmek için kariyerimi gönüllü olarak bıraktım. Aradan 10 yıl geçti, benim de onun da duyguları değişti. Boşanmayı esasen ben istedim, ama bu beş parasız kalmayı da göze almam demekti. Şimdi her şeye yeniden başlıyorum."

Bebek sahibi olmadan önce…
l İlişkimiz sırasında bir takım sıkıntılar yaşayıp, bunları atlatma becerisi gösterdik mi?
l Bebek sahibi olma konusunda gerçekçi miyim, yoksa idealist mi davranıyorum?
l Bir bebek mi istiyorum, yoksa "ondan" bir bebek sahibi olmak mı istiyorum?
l Hayatımı sonsuza kadar değiştirmeye hazır mıyım?
l Bebekle birlikte evde kim kalacak?
l Bebeğin getireceği ekonomik yükün üstesinden gelebilecek miyiz?
l Vücudumda oluşacak değişiklikler için hazır mıyım?
l Bebeğin bakımında o nasıl bir sorumluluk alacak?
l Nasıl bir ebeveyn olacağımız konusunda düşüncelerimiz uyuşuyor mu?
l Doğumdan sonra dünyanın merkezinde bebeğim olacak, o değil. Buna hazır mı?

Bebek sahibi olma kararı vermeden önce kendimize sorduğumuz o kadar çok soru var ki, bazen bu sorular altında eziliriz. Bazıları ise bu soruları hiç sormaz ve kendilerini tamamen hazırlıksız yakalanmış bulur. Tıpkı, Asuman’ın (25) hikayesinde olduğu gibi: "Hamile olduğumu öğrendiğimde büyük bir mutluluk yaşadık. Bebek doğduğunda aslında hayatımın tamamen değişeceğinin pek de bilincinde olmadığımı anladım. Aktif bir sosyal yaşamım vardı, bebekten sonra aylar boyunca ev hapsi yaşadım. Bana yardım edecek kimse de yoktu. Bebeğimin beni mutsuz ettiğini söylemiyorum, ama koşullar daha uygun olsa ve planlarımızı daha iyi yapsak ben bu kadar yıpranmayacaktım. Ayrıca eşimin bu konudaki kayıtsızlığı ve benim içinde bulunduğum durumu anlamaması durumu daha da zorlaştırdı."

Ayrılmadan önce…
l Gerçekten bu ilişki kurtarılamayacak bir noktaya mı geldi?
l İlişkimizden çok fazla şey mi bekliyorum?
l Bu ilişkideki sorunlar kendini mi tekrarlıyor?
l Eğer bu ilişkiyi kurtarmak istesem, buna enerji harcayacak gücüm var mı, ya da harcamak istiyor muyum?
l Ortak arkadaşlarımıza ne olacak, ayrıldıktan sonra da onları görmeye devam edecek miyim?
l Arkadaş kalacak mıyız yoksa bağlarımızı koparacak mıyız?
l Onun bir başka kadınla olmasına katlanabilecek miyim?
l Başka biriyle yeni bir ilişki istiyor muyum, yoksa bir süre yalnız mı kalmak istiyorum?

Yolun sonuna geldiğinizi hissediyorsunuz… Bir düşünün, gerçekten ilişkinizin tutulur bir yanı kalmadı mı? Çoğu zaman, aslında kurtarılabilecek bir ilişkiyken vazgeçmeye, işin ucunu bırakmaya hazırızdır. Oysa, kriz ne kadar büyük olursa olsun eğer bir ilişkide hâlâ güven ve saygı varsa kurtarılacak çok şey var demektir. Peki, ya gerçekten yolun sonuna geldiyseniz?

Aylin (29), erkek arkadaşıyla olan, 2 yıllık ilişkisinin sonuna geldiğini düşünüyordu. "Her dakika kavga eder olmuştuk ve artık ilişkimizin hiçbir eğlenceli yanı kalmamıştı" diyor ve devam ediyor: "O artık aşık olduğum adam değildi. Beraberliğimize son bir şans vermeye karar verdim, eğer bu son deneme de başarısız olursa ayrılmaya kararlıydım.

Bu arada o iş değiştirdi ve ilişkimiz süratle düzelmeye başladı. Anladım ki, eski işinde olan mutsuzluğu ilişkimize yansıyordu. Tekrar o neşeli, eğlenceli, nazik adam oldu. İlişkimize ikinci bir şans verdiğim için çok memnunum."

Kısa boylular ve şişmanlar için doğru giyinme rehberi

24 Ekim, 2007 Çarşamba Yorum yok »

 Pantolon: Eğer vücudunuzun üst kısmını uzun göstermek istiyorsanız düşük belli pantolonlar tercih etmelisiniz. Bacaklarınızı olduğundan uzun göstermek için ise yüksek belli ve düz inen pantolonlar seçin. Kontrast renklerden ve iri desenlerden kaçının. Canlı renkleri üstünüzle aynı tonlarda olmak kaydıyla rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Ceket ve gömlek: Fazla uzun veya belde biten kısa ceketlerden kaçının. Bele oturan ve kalça hizasında kalan modeller seçin. Düşük belli bir pantolon giymek istiyorsanız üzerine saçaklı, püsküllü veya payetli bir gömlek kullanabilirsiniz. Altla üst arasında renk kontrastları yapmayın, illa bir kontrast yapmak istiyorsanız, kumaş türü kontrastları uygulayın: ipek bir elbise üzerine jean ceket gibi.

 

Elbise: Tek renk ve düz kesim elbiseler silueti daha uzun gösterir. Ayrıca kadınsı ve seksi kesimleri de rahatlıkla kullanabilirsiniz. Etek boyu baldırların ortasına hatta topukların hemen üstüne kadar inebilir.
Kiloluysanız…

Pantolon: Pantolonlarınızı mümkün olduğunca krep gibi dökümlü kumaşlardan seçin.

Üst: Özellikle pantolon üzerine, bacaklarınızın üst kısmına dek inen uzun tunikler giyin. Göz alıcı, dikkat çekici büyük desenler yerine tek renk ve koyu tonları tercih edin. Dekolte kullanmaktan kaçınmayın ama kalın ve belinizi saran kemerlerden kaçının!

Ceket: Dökümlü kumaşlardan olanları tercih edin; mümkünse önünü iliklemeden giyin. Ceketlerinizde büyük vatkalar yerine daha küçük, omuzlarınızı hafifçe yükseltecek vatkalar kullanın.

Elbise-etek: Asla vücudunuzu sarmamalı. Streç kumaşlara veda edin. Vücuda yapışmayan, uçuşan kumaşlar idealdir. Renk olarak daha çok tek renk ve koyu tonlar kullanın. Emprime seviyorsanız minik desenlileri tercih edin. Etek boyu baldırlarınızın hemen altına dek inmeli; daha uzun boylar da rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Bütün kadınlara: Yanınızda bulundurun

Ne olur ne olmaz diyerek el çantanızda bulundurmanız gerekenler: Yedek bir çift çorap, küçük bir ayakkabı cila süngeri, iplik ve dikiş iğnesi, diş fırçası ve macunu, saç fırçası, törpü, kağıt mendil ve elbette makyajınızdaki parlamaları rötuşlayacak hafif bir pudra, dudak boyanızı gün içinde tazelemek üzere rujunuz ve parfümünüz

kadın her yaşta güseldir…

24 Ekim, 2007 Çarşamba 1 Yorum »

 

Kadın her yaşta güzeldir. Tabii kendine gereken özeni gösterirse. İşte daima taptaze bir cildin sırrı.

Gelişen teknoloji, güzelliğe de hizmet ediyor. Varoluşundan bu yana gençlik ve güzellik sırrını araştıran insanoğlu, günümüzde bu ihtiyacına çözümler buluyor. Vichy, tüm kadınlara daha genç ve daha güzel bir görünüm kazanmaları için en ileri teknolojilerle kırışıklıklar üzerinde anında etkili LiftactivPro Serum’u geliştirdi. 10 yıllık araştırma sonucu ortaya çıkan bu ürün, ciltteki lif stoğunu yeniden yapılandıran ilk kompleks etken madde FibrocyclamideTM sayesinde, içerden basınç uyguluyor. Böylece cilt dokusu, cildin yüzeyine doğru itilerek kırışıklıkların görünümü azalıyor. Vichy uzmanları, yaşam boyu pürüzsüz ve diri bir cilt için kadınların 20′li yaşlarda bakıma başlaması gerektiğine dikkat çekiyor.

240 KADIN ÜZERİNDE DENENDİ
Sonuçları dört Avrupa hastanesinde 240 kadın üzerinde, doktorlar gözetiminde kanıtlanan bu ürün, anında yüzde 22 sıkılık kazandırıyor. Bir ay sonunda kırışıklıklarda yüzde 23 azalma görülüyor. Derin kırışıklıklar bile cildin alt katmanlarınca itiliyor.

Doğal yöntemle gelen güzellik

24 Ekim, 2007 Çarşamba Yorum yok »

 

Lokal anestezi altında üst veya alt dudağın iç yüzüne yapılan özel kesiler ile dışa doğru itilerek forma sokulabileceğini belirten Çamlıca Medicana Hastanesi Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bahadır İmer, günümüzde dudak dolgunluğunu artırmak için en çok uygulanan yöntemin dudağa hastanın kendi yağını doldurmak (lipofilling) olduğunu söyledi. Op. Or. İmer bu yöntemi şöyle açıkladı: Bu yöntem 2-3 ayda bir 2-3 kere tekrarlanarak kalıcı sonuç alınır. Lokal anestezi ile vücudun başka yerinden alınan yağın 2-3 cm3′ü dudaklara enjekte edilir. Yağın bir kısmı derin dondurucuda muhafaza edilip daha sonra tekrar kullanılabilir. Bu yöntemle en iyi sonuç alınır.

 

Dudak ile birlikte dudak çevresindeki kırışıklıkları ve yüzün diğer bölgelerine de yağ enjekte edilebilir. Elmacık kemikleri üzerine verilerek bu bölgede sağlanan dolgunluk yüze canlılık ve çekicilik verir. .

DOLGU MADDELERI
Günümüzde dudaklara ve yüzdeki kırışıklıkları doldurmak için sentetik doku genişleticiler geliştirilmiştir. En çok uygulananı hiyaluronik asitten elde edilen maddelerdir. Bu maddeler 1-2 dakika içinde dudaklara ve yüzdeki kırışıklıklara enjekte edilerek sonuç alınır. Etkisi 6 ay ile 1 sene sürer.

Kızlar Erkekleri Neden Sever?

20 Ağustos, 2007 Pazartesi Yorum yok »


1. Omuzları ergonomiktir.
2. Ne kadar gereksiz detaylar içerirse içersin, anlattığımız her şeyi dinlerler.
3.İltifat edip güzel ve akıllı hissetmemizi sağlarlar.
4.Peşimizden koşturup özgüvenimizi arttırırlar.
5.Traş olduklarında yanakları yumuşacık olur.
6.Hesabı ödemek için istekli olurlar.
7.Büyüyünce bize bakma hayalleri kurarlar.
8.Çiçek alırlar.
9.Her zaman için teknolojiden bizden daha iyi anlarlar.
10.Bir araya geldiklerinde ilgimizi çekmeyen konulardan konuşup bizi sıksalar bile, teknik servis olarak işimize yararlar.
11.Eve geç kalma dertleri olmadığından, bizi uğurlamadan eve gitmezler.
12.Ailemizden gece izni alabilmemiz için dua ederler.
13.Ağladığimızda bizden fazla üzülürler.
14.Ağlayarak onlara her istediğinizi yaptırabilirsiniz. (üstelik bu gerçeği bilirler de)
15.Pek ağlamazlar ama ağladıklarında da çok şirin olurlar.
16.Sık sık en iyi arkadaşımız olurlar
17.Bizim için ulaşamadığmız raflardaki eşyaları alırlar.
18.Riskli işlere onlar girerler.
19.Bi durum olduğunda müdahale ederler.
20.Namus kurtarmacalık oynarlar, kendilerini Cüneyt Arkın zannederler.
21.Olmadık şeylere kıskanıp bizi kendilerine güldürürler.
22.Kapıları açar, hatta bazen sandalyelerimizi tutarlar.
23.Takım elbise ile acaip janti olurlar.
24.Opücüklerden sıkılmazlar.
25.Sadece yumuşak olmamız bile onlar için müthiştir.
26.Çocuk doğurma yeteneğine sahip olmamızı büyük bir hayret ve saygı ile karşılarlar. Onlar takdir edilmekten büyük zevk alan, güçlü görünüşlü küçük çoçuklardır. Yaptıklarını onaylıyor gibi görünüp istediğimizi yaptırır,sonra da acırız.Pek tatlı şeylerdir doğrusu.Bu güzellikleri hergün yaşamak yada bir daha asla yaşamamak için

KADINLAR IÇIN KURSLAR”

20 Ağustos, 2007 Pazartesi Yorum yok »

kadınlar icin kurslar konulu seminerlerin duyurulari
çok yakinda baslayacaktir.
Seminerlerin konu
basliklari kisaca söyledir:
KONU 1. Yakinmadan
anlatim teknikleri.

KONU 2. Alisveris yapmadan stres
atma yöntemleri.

KONU 3. Hamam böcegi bir insani yutabilir
mi?

KONU 4. Karar verme teknikleri. Ne giyecegine karar
verebilme üzerine uygulama.

KONU 5.
Direksiyonu hiç çevirmeden ileri gidip tekrar geri gelindiginde araba usanip da düzgün park eder mi?

KONU 6. Annesinin yaptigi böregi yemesi ile karisina
ihanet etmesi arasindaki kavramsal farklar?

KONU 7. Çamasir makinesine atmadan önce
neden cepleri bosaltmak gereklidir?

KONU 8. Evde esyalar kullanildiktan sonra neden tekrar yerine konmalidir?

KONU 9. Hanima siklikla hediye almanin,
çiçek getirmenin ve disariya yemege götürmenin ekonomiye etkileri.

KONU 10. Erkekler (esler) neden sadece yere bakarak
yürüyemezler?

KONU 11. Telefonda kisa konusma
teknikleri.

KONU 12. Ocakta birakilip gidilen tencerenin dibi neden bir süre sonra
yanar?

KONU 13. 12 çiftten daha az ayakkabi ile
hayatta kalma teknikleri.

KONU 14. Paket
paket diyet bisküi yiyerek neden kilo
verilemez.
KONU 15. Ihmal hesaplari. Duble
hamburgerin yaninda içilen kolanin diyet olup olmamasi neden önemli
degildir.
KONU 16. Bellek gelistirme teknikleri. Cep
telefonu pin kodu akilda nasil
tutulabilir.
KONU 17. Karmasik teknoloji ürünlerini
kullanabilme. Cep telefonunda numara kaydetme üzerine uygulama. Televizyon
kumandasinda kanal kaydetme üzerine
alistirma.
KONU 18. Gazete okuyan erkege
katlanabilme.
KONU 19. Final maçinin oynandigi saatte
besinci tekrar oynayan diziyi seyretmemek birsey kaybettirir
mi?
KONU 20. Neden erkekler hafta sonu dinlenmek
isterler.
KONU 22. Yoldan gecen herkes sizin
gideceginiz yeri bilir mi? Bilenler de her zaman dogru tarif eder mi?
Bilmeyenler her zaman "bilmiyorum" der
mi?
KONU 23. Kredi kartiyla satin alma ile bedava alma
arasindaki farklar. Kredi karti borcunu kim
öder?

KONU 24. Hiçbir zaman giyilmeyecek bir
pantolonu indirimde yari fiyatina almakla kim kar eder?

KONU 25. Serit degistirirken özellikle de sol seride
geçerken her zaman frene basmanin anlamsizligi.

KONU 26. Arabayla köse dönerken direksiyonu sonuna
kadar çevirip gaza öyle basmanin gerekip gerekmedigi konusunda görüşler

—————————————————-

kadınlar erkekleri neden sewiyormuş…

20 Ağustos, 2007 Pazartesi 1 Yorum »

 Çünkü güçlü kollarında kendimizi güvende hissediyoruz.
2. Çünkü bizden farklılar.
3. Çünkü hepimiz birer mazoşistiz bize acı çektiren şeyler hoşumuza gidiyor.
4. Çünkü banyodan ıslak ve bellerine sarılı bir havluyla çıktıklarında çok seksiler.
5. Çünkü boxser’ları onlara çok yakışıyor.
6. Çünkü yapılı vücutlarına, adelelerine asla karşı koyamıyoruz.
7. Çünkü akşam yemeği için yaptıkları sadece omlet olsada bu büyük bir ustalıkmış gibi gurur duyuyorlar.
8. Çünkü öpüşürken gözlerimizi açıp baktığımızda o "aşk sarhoşu bakışını" paylaştığımızı görüyoruz.
9. Çünkü annesiyle konuşurken birden nasıl olup da anne kuzusuna dönüştüğüne inanamıyoruz.
10. Çünkü arabamız,televizyonumuz veya müzik setimiz bozulduğunda "ben hallederim" edasıyla tamir etmeye çalışıyorlar.
11. Çünkü saçımızla oynadıklarında nasıl bu kadar yumuşak olduğuna inanamadıklarını söylüyorlar.
12. Çünkü bize,ilk defa bizi önemsediklerini açıklerken utanıp sıkılıyorlar.
13. Çünkü seks yapmadan hemen önce bizi incitmemesi için saatlerini çıkartıyorlar.
14. Çünkü bir şeye konsantre olduklarında alınlarında minik bir çukur oluşuyor.
15. Çünkü yaramazlık yapmış küçük bir çoçuk gibi gözümüzün içine endişeyle bakıp biz gülene kadar öyle kalıyorlar.
16. Çünkü alışverişten nefret etseler bile bizimle gelip çantalarımızı taşıyorlar.
17. Çünkü göğüslerimize büyülenmiş ve hipnotize olmuş gibi bakıyorlar.
18. Çünkü tişörtlerini veya kazaklarını bizden farklı olarak, boğaz kısmından tutarak çıkarıyorlar ve bu onları daha seksi yapıyor.
19. Çünkü restoranda yemeğimizi beğenmezsek bizimle tabaklarını değiştiriyorlar.
20. Çünkü maç yaparken sürekli düşüp sakatlandıkları halde, basit bir düşmeden ödleri kopuyor.
21. Çünkü e-mail’imize eğlenceli ve erotik mesajlar yolluyorlar.
22. Çünkü dans ederken o güçlü kolları birer yastığa dönüyor.
23. Çünkü sinemada elele, kolkola hatta yanak yanağa film seyretmek çok zevkli.
24. Çünkü boynumuzun arkasından öpülmek muhteşem bir duygu.
25. Çünkü bizi dizlerine oturttukları zaman "ağır mıyım?" diye sorduğumuzda "HAYIRRRR" diyorlar
26. Çünkü yeni traş olmuş,yumuşak ve mis kokan yüzlerine dokunmak müthiş bir duygu.
27. Çünkü kalabalık bir ortamda,bizi korumak veya yol göstermek için,ellerini nazikçe sırtımıza koyuyorlar.
28. Çünkü onların büyük,sıcak ellerinin içinde bizim elimiz küçücük ve narin kalıyor.
29. Çünkü traş köpüğü içindeki yüzleri çok tatlı.
30. Çünkü egzersiz yaparken çok seksi oluyorlar.
31. Çünkü arkamızdan gelip bize sıkıca sarılıyor ve öpüyorlar.
32. Çünkü kirli sakal onlara çok yakışıyor.
33. Çünkü hava buz gibi olduğunda üşüdüğümüzü söylediğimiz zaman,üstlerindeki montu vermekten çekinmiyorlar.
34. Çünkü gitmek istediğimizde yaramaz çocuklar gibi bacaklarımıza yapışıp,gitmemize izin vermiyorlar.
35. Çünkü suçlu olduklarını yüzlerine vurduğumuzda bunu kabul edip pis bir gülümseme takınıyorlar.
36. Çünkü en önemli olay için bile hazırlanmaları sadece 3 dakika sürüyor.
37. Çünkü söylediğimiz bir sözü anlayamadıklarında en tatlı ses tonlarıyla "Efendim canım?" diyorlar.
38. Çünkü erkek arkadaşlarıyla çene yarıştırdıkları halde,bizi yemeğe çağırırken dilleri tutuluyor!!!
39. Çünkü bizi eve bıraktıklarında gözlerinde o "Seni gecenin ilerleyen saatlerinde arayacağım" diyen seksi ve muzip bakış var.
40. Çünkü gün içinde ne kadar sert olsalarda uyurken bir bebeğe dönüyorlar.
41. Çünkü kız arkadaşlarımızla olan sorunlarımızı çözmeye çalışıyor ama işin içinden çıkamıyorlar.
42. Çünkü özel günlerde,hatta canları istediği her zaman bize çiçek gönderiyorlar.
43. Çünkü yaptığımız yemek kötü bile olsa,dünyanın en güzel yemeğiymiş gibi davranıp iştahla yiyorlar.
44. Çünkü sabah uyandıklarında kısık sesli, saçları dağılmış ve gözleri şiş oluyor.
45. Çünkü hiç sebepsiz yere elimizi sımsıkı tutup öpüyorlar.
46. Çünkü onlarda bizi SEVİYOR!!!!!!!…

—————-

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.