Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Arşiv Ekim, 2007

nasıllar……….

24 Ekim, 2007 Çarşamba 2 Yorum »

 

Bu Resim Küçültülmüşdür Gerçek Boyunu Görmek İçin Tıklayın.Gerçek Boyut 657×766 ve 133KB.

Bu Resim Küçültülmüşdür Gerçek Boyunu Görmek İçin Tıklayın.Gerçek Boyut 655×760 ve 116KB.

Bu Resim Küçültülmüşdür Gerçek Boyunu Görmek İçin Tıklayın.Gerçek Boyut 850×1084 ve 141KB.

Bu Resim Küçültülmüşdür Gerçek Boyunu Görmek İçin Tıklayın.Gerçek Boyut 659×772 ve 115KB.

 

__________________

Hakliydin Böcek ….

24 Ekim, 2007 Çarşamba Yorum yok »



tanrının oniki parmağı olabilirdi
her parmağında bir mevsim
ben haziranda oynardım genelde çırılçıplak
haklıydın böcek
evet sen haklıydın
tanrı beni parmağında oynatacak kadar hamarattı …

lanete inanırdım
çünkü lanetli bir ölümlüydüm
aynalara kırık dökük paslanmış bir suret bırakan bu organizma
haddinden fazla iyimserdi sunulan huzura
bana kalsa 200 yıl civarı yaşamalıydım
ve menilerimin içinde şiir tanecikleri olmalıydı
aynalara boşaldıkça
bir şeylere yaramanın verdiği hazla
bir katilin iş başındayken kalp atışını
hayalarımda hissetmeliydim

intikama inanırdım
ruhum; orta asya’da göçebe yaşamış hatta
çingeneleşmiş
gregoryan takvimine göre çoktan ölmesi gereken
benim hesabıma göre
hain olmasına ramak kalmış,
şiddetle bir aşk şarkısının ritmine
kalbini koymuş
o da zamanla bozulmuş
ilk nerede bellek kazanmışsa
orada tecrite mahkum olmasından yana tavır koyan
kanla olası dezenfektelere maruz kalmış,
bildiğiniz sülükler yapışmış
yeteri kadar kirli
yeteri kadar mıncıklanmıştır.
benliği kırmızı kalemle işaretlemiştim
ve bu intikam alınacaktı
tek bir darbe tek bir hamle
etimi metale sıyırırken
bozuk bir ritimle böğürecektim
aynaya sıçrayan kanları
ömrüm boyu unutmayacaktım

sana inanırdım
kanatların yoktu ama güzel korselerin vardı
ve belin
bir organizmanın ne denli ihmale gelmiyeceğinin
bana kalırsa iyi bir kanıtıydı
iki veya üç gün, el ele tutuşmuşlardı
tam önümden geçerlerken farketmiştim
sen pazarın bütün ertelerinden daha güzeldin
usturanın üstüne düşerken
şu aklım
lanetli birinin intikamı söz konusuydu

tanrının oniki meleği olabilirdi
bunlardan biri sen olabilirdin
haklıydın böcek
sen haklıydın
aşk; tanrının kalp atışıydı…

__________________

bugün değil yarınsın sen

24 Ekim, 2007 Çarşamba Yorum yok »

Bir dilin bütün sözcüklerini kullansam seni tarif edemeyeceğimi biliyorum. Ulaşımlaz oldun hep; dokunmak, hissetmek ve dolu dolu yaşamak isterken seni, payıma düşen herşeyi erteledim.
Ama erteleyemediğim bir şey vardı, sana benziyordu.
Su olsan dokunduğumda bozulurdun, bozulmayan bir "şey"din…

Gidilecek bir yer olsa sonu olurdu, sonu olmayan bir "şey"din…
Uykuda görülecek bir rüya olsa uyanırdım, beni rüyamdan uyandırmayacak bir "şey"din…
Simsiyah saçların olsun istiyorum, ama bahtın değil…
O gün seni gözlerinden, Anafatma’dan, üç ırmağın birleştiği yerinden öpeyim desem, aklına ırmaklar gelir.
Düşün ki yılan dağından aşağı iniyoruz ve dünyada sadece iki kişilik türkü kalmış, onu söylüyoruz. Öyle bir "şey"sin sen…
Seni düşündükçe yoruluyorum desem dünyanın en büyük yalanı olur.
Yalanım yok…

Bu günden yarına ne kalır bilmem, ama sen kalırsın tıpkı yatağı değişmeyen bir ırmak gibi…
Yaşadıklarımız azdı, zamana sığmadık yaşamak isterken herşeyi. Bugün şarkı söylüyorsam, o gün şarkı değil, şarkı gibi seni yaşamak isterim. Halkıma benziyordun, bir yanın göç, bir yanın toprak kokuyordu hep.
Gezmediğim yerin kalmadı, bazen yasaklandın bana, bazen suç gibi boynumda taşıdım seni.

Yedi telli sazımla bile tam anlatamadım.
Sen bir uçurum gülüydün, ellerimi her uzattığımda bin kırıkla geri döndüm.
Yasaların bile tanımlayamadığı bir "şey"din sen.
Haritalara sığmazdın, her ülkede bir başka gülüyordun, uzundun, inceydin, dokunduğumda nereli olduğumu seninle hatırlardım.
Bana hep kendimi hatırlatan bir "şey"sin sen…
Uzaksın, yakınsın, özlenensin ama bugün değil, yarın gibi bir "şey"sin sen…

Bugün herşeyi değiştirmek için çabalarken, sen değişmeyen olarak duruyorsun karşımda. Kabul ediyorum. Dünyaya bu kalsın ama sen bilme…
Dünyada kaç iklim, kaç zulüm, kaç ölüm var? Bir seni bunların karşısına koymak nasıldır bilemezsin.
Bilme!..

Bugün her ölümle biraz ölürken, seni düşündükçe hayata dönüyorum yeniden.
Gecenin en karanlık yerindeyim, bir sigara ateşinin aydınlattığı kadar ışık bile olsan yine de istiyorum seni.
Sadece benim seni anladığım, kimsenin unutmamak için defterine not düşmediği ama hayatımda hep bir dipnot olarak kalan kendi yasaklarım gibi unutmuyorum seni…

Dağları delmiyorum, inmek istiyorum oralardan.
Hepiniz gibi aynada saçlarımı taramak, "günaydın" der gibi sokağa fırlamak ve şarkı söylemek istiyorum sana.

Adına AŞK diyorlar, gelecek diyorlar… Bana yetmiyor. Her şarkımda sana bir adım daha yaklaşmak istiyorum.
Bir başka dilden seviyorum, kırmızıdan daha uzundur…
Gelincikler gibi bir mevsim değil, dört iklim, köşe bucak, kim ne derse desin geri dönecek yerim yok, bir kentin ortasında çığlık çığlığa bağırarak tek başıma kalsam da yine seviyorum seni.
Bu bir suç duyurusudur, kendimi ihbar ediyorum…

__________________

soRmaK Lazım hayaTa..

24 Ekim, 2007 Çarşamba 1 Yorum »
Sormak lazım hayata sana karşı mı yoksa bana karşı mı daha acımasız
davrandı?Sen mi yoksa ben mi daha çok üzüldüm?Sorsana bir korkmadan bütün
cesaretinle hayat seni mi yoksa beni mi ağlattı?cevap verirmisin?Susuyorsun
gene….en güzel yaptığın şey buya gene onu yapıyorsun!susuyorsun çünkü
biliyorsun bu hayatın bana karşı daha acımasız olduğunu!zaten bu yüzden
çekip girmedin mi;kaçar gibi;seni çok seven uğruna ölmeyi göze almış
yüreğimi ellerime bırakıp;ardına bile bakmadan çekip gitmedin mi?beni
sevdiğini söyleyip,beni asla yalnız bırakmayacağını söyleyip.benimle bana
acımasız oyunlar oynayan hayata karşı birlikte savaşacağını söyleyip çekip
gitmedin mi?şimdi yoksun!!bana küçük melekler kadar uzak ölen babam kadar
ulaşılmazsın şimdilerde…
Söylesene sana ben mi git dedim?seni her zaman sevdim!yüreğimin en saf en
sorunsuz yerini sana verdim!bunu yapmakla kötü mü yaptım?seni sevmenin
bedeli bu muydu!bak gene susuyorsun…gene cevap veremiyorsun…En iyi
yaptığın işi yapıyorsun!!! Şimdilerde ben kendi hayat çizgimi yeniden
çiziyorum.yıkılan kalbimin temellerini yeniden atıyorum.ama sen
olmadan.biliyor musun her kırık parçada sana ait bişeyler
gördüm.aslındakalbimi yeniden temellendirirken anladım ki o yıkılan
yürek tamamıyla sana
aitmiş…SENİNMİŞ…Sen gittin gideli artık şarkı dinlemiyorum;sahilde
yürüyüp balıklara ekmek atamıyorum;sultan ahmette güvercinlerin arasından
geçemiyorum.çünkü oralarda sen varsın.adımlarımı attıkça sen geliyorsun
aklıma.ne kadar yepyeni bir yürekle dolaştığımı düşünsemde içim
acıyor.eskiden geçirdiğimiz güzel ama şimdilerde bana ızdırap veren günleri
hatırladıkça…İÇİM ACIYOR…Bilirsin ağlamayı sevmem harbi kızımdır
ya;ağlamak bana göre değildir.herkesin içinde gülüyorum.çünkü yapmam gereken
bu bunu biliyorum ama gece karanlığı çökünce İstanbul’a gözlerimdeki yağmur
bulutları eriyor…Bilirsin işte ortalığı sel götürüyor…o gözyaşı diyip
küçümsenmicek yaşlar senin için aktı biliyor musun.hani sen bana ağlamayı
yakıştırmazdn yaaa ama bu sefer sen beni ağlattın…!!!Sanma ki bu satırları
bana geri dönmen için yazıyorum sanma ki sensiz yapamıyorum sanma ki seni
hala seviyorum…ben aslında güzel geçen ama hüzünlü biten bir aşk romanının
son sayfasını yazıyorum…olayın esas kızıyım yaa içimi döküyorum…iki
kişilik başlayan bu aşk romanını isterdim ki ölüm bizi ayırdığında
bitirelim…AMA OLMADI…ben bu romanı tek kişi olarak tamamlıyorum
sensiz…!!! Sana kızıp bağıramıyorum,gözlerinin içine bakıp senden nefret
ettiğimi söyleyemiyorum…!!!!her ne kadar kaçıp gitsen de bana destek
olduğun günlerde oldu.bunları hatırlayarak vazgeçiyorum…Bugün bir kere
daha uzan çamlıcadaki o eski çınarın dallarının altına BENSİZ!bir kere daha
bak yıldızlara BEN OLMADAN!!! son bir söz ver bana bir daha karşıma
çıkmayacağına dair…ama bu bana verdiğin sözler gibi olmasın erkek sözü ver
ve TUT…! Yolun açık olsun.umarım mutlu olursun…aradığın insanı
bulursun…hani senin hep bir sözün vardı ya ne zamana üzülsem kulağıma
fısıldardın işte o sözü bu sefer aynanın karşısına geç ve kendine söyle…

__________________

mutLu oLmayı beceRebiLsem..

24 Ekim, 2007 Çarşamba Yorum yok »
Duygularım, içimdeki çalkantılar; bazen diniyor.
Ama bir melodiyle bir sözle, öyle bir zaman öyle bir başkaldırıyorlar ki uzun süre sarsılıyorum. Bazen insanları seyrediyorum uzun uzun…
Konuşmak istemiyorum çoğu zaman. Öyle bir an geliyor ki hareketsizce oturmak ve hiç hareket etmemek istiyorum.
Neden böyleyim? Ne zaman kadar sürecek bu durum böyle.
Dayanamıyorum.
Hiç bilmiyorum, bilmiyorum, bilmiyorum…
Karar veremiyorum. Neyim ben.
Kalbim her kalıba girebiliyor. Çılgınlık, yalnızlık, sıkıntı, neşe, çocku, kilitlenme…
Zıtlıkları birlikte yaşıyorum.
Varlıkla yokluğu, mutlulukla mutsuzluğu, sessizlikle çığlığı. Benle seni…
Bir insan arıyorum, hiç tanımadığım. Omuzuma dayanıp sığınmak istiyorum sıcaklığına.
Onunla hiç konuşmak istemiyorum. Ruhumdaki fırtına dinince hiçbirşey söylemeden ayrılmak istiyorum. Ama kim?
Bazen diyorum ki önceden birileri mi vardı, yaslanıp ağlayabildiğin? Yoktu. Duvarlar vardı, aynalar ve sen vardın. Kimsecikler yoktu başka… Niye yapamıyorsun eskisi gibi?…
Kendini mi yitirdin artık?
Belki o da tükendi.
Ah ne olurdu, ne olurdu sanki.
İçimdekileri bir çözebilsem.
Mutlu olmayı becerebilsem…

Kimseye anlatamadım…

24 Ekim, 2007 Çarşamba Yorum yok »

 



Sev beni, sar beni
Bir tek kötü sözün sarsar beni

Bilinmez denizlerin
Kuytu koylarında bul beni

Bil beni, al beni
Bu saçmasapanlıktan kurtar beni
Uykusuz gecelerin
Gizli örtüsünden çıkar beni

Ben bunları kimseye anlatmadım
Kendimle bile konuşmadım

Ben bunları kimseye anlatmadım
Bir tek sen duy diye,
Sen bil diye,
Sen anla diye…

Sor beni, bul beni
Sessiz şarkılarda çal beni
Bulutlar ülkesinden
Kuru topraklara indir beni

Sez beni, yaz beni
Karmakarışıklığımdan çöz beni

Birikmiş tortuların
Gizli sularından süz beni

Ben bunları kimseye anlatmadım
Kendimle bile konuşmadım
Bir tek sen duy diye,
Sen bil diye,
Sen anla diye…

çilem:) çilem:) çilem:)

24 Ekim, 2007 Çarşamba 1 Yorum »



Senli Kelimelerim Hiçbir Zaman Ölmeyecek…

24 Ekim, 2007 Çarşamba Yorum yok »
Bir durgun suyun sessiz çığlıklarıdır sana yazdıklarım ya da bir evladın sırtını annesine dayamışcasına güven duyduğu bir sevdadır yüreğine fısıldadıklarım. Nerdesin, kiminlesin bilmiyorum. Bilmekte istemiyorum. Sadece yüreğinin " yüreğimde " olduğunu biliyorum..Kelime dağarcığı kıt olan yüreğimin en fakir cümleleriyle seni " sana " yazdım. Yazmalıydım; satırlara işlemeliydim sevgimi ve içimdekileri çünkü senli kelimelerim hiçbir zaman ölmeyecek. Her Beniâdem gibi yüreğim sonsuzluğa gömülecek. Oysa ben seni " satırlarda " ölümsüzleştirdim.

Yazmayı seviyorum. Bir nefes alış verişi gibi. Acıyla yıllarca kanamış yüreğimi sevdasıyla güldüren seni " sana yazıyorum. Bir durgun suyun sessiz çığlıklarıdır sana yazdıklarım ya da bir evladın sırtını annesine dayamışcasına güven duyduğu bir sevdadır yüreğine fısıldadıklarım. Nerdesin, kiminlesin bilmiyorum. Bilmekte istemiyorum. Sadece yüreğinin " yüreğimde " olduğunu biliyorum..Kelime dağarcığı kıt olan yüreğimin en fakir cümleleriyle seni " sana " yazdım. Yazmalıydım; satırlara işlemeliydim sevgimi ve içimdekileri çünkü senli kelimelerim hiçbir zaman ölmeyecek. Her Beniâdem gibi yüreğim sonsuzluğa gömülecek. Oysa ben seni " satırlarda " ölümsüzleştirdim.

Senin yüreğin tarafından sevilmek,
Gözlerinden sunulan bir yudum sevdayla yetinmek,
Bana sunulmuş en büyük hediyelerdendir.

Yüreğinin yarattığı sevdada ben senin gülüşlerinde nefes alıyorum…Seninle gülüşleriyle hayata tutunuyorum..

Ne mutlu sana ki, satırlarımda ölümsüzleşeceksin.
Ne mutlu bana ki ; fakir kelimelerim seninle sevgisiyle zenginleşecek..

Ne mutlu bizleri " biz " yapan sevdamıza..
Ne mutlu ayrı bedenleri tek yürekte soluk aldıran aşkımıza…

Ölen bedendir, ruh değildir.
Sönen külllerdir, ateş değildir.
Gülümseyen gözlerdir, gamzeler değildir..
Sevilen yürektir, bedeni değildir….

l İsmail Sarıgene l

Yazmayı seviyorum. Bir nefes alış verişi gibi. Acıyla yıllarca kanamış yüreğimi sevdasıyla güldüren seni " sana yazıyorum. Bir durgun suyun sessiz çığlıklarıdır sana yazdıklarım ya da bir evladın sırtını annesine dayamışcasına güven duyduğu bir sevdadır yüreğine fısıldadıklarım. Nerdesin, kiminlesin bilmiyorum. Bilmekte istemiyorum. Sadece yüreğinin " yüreğimde " olduğunu biliyorum..Kelime dağarcığı kıt olan yüreğimin en fakir cümleleriyle seni " sana " yazdım. Yazmalıydım; satırlara işlemeliydim sevgimi ve içimdekileri çünkü senli kelimelerim hiçbir zaman ölmeyecek. Her Beniâdem gibi yüreğim sonsuzluğa gömülecek. Oysa ben seni " satırlarda " ölümsüzleştirdim.

Senin yüreğin tarafından sevilmek,
Gözlerinden sunulan bir yudum sevdayla yetinmek,
Bana sunulmuş en büyük hediyelerdendir.

Yüreğinin yarattığı sevdada ben senin gülüşlerinde nefes alıyorum…Seninle gülüşleriyle hayata tutunuyorum..

Ne mutlu sana ki, satırlarımda ölümsüzleşeceksin.
Ne mutlu bana ki ; fakir kelimelerim seninle sevgisiyle zenginleşecek..

Ne mutlu bizleri " biz " yapan sevdamıza..
Ne mutlu ayrı bedenleri tek yürekte soluk aldıran aşkımıza…

Ölen bedendir, ruh değildir.
Sönen külllerdir, ateş değildir.
Gülümseyen gözlerdir, gamzeler değildir..
Sevilen yürektir, bedeni değildir….

saNa suS deRkeN şiMdi bN hayKıRıyoRum..

24 Ekim, 2007 Çarşamba Yorum yok »
Dün gece rüyamda,yanına geldim sevgili,sarıldım sana…gözyaşlarımla suladım toprağını akıttım toprağına gözyaşlarımı

dokundum, hissettim toprağında ki sıcaklığı ,yüreğinin sıcaklığı toprağı ısıtmış sevgili……toprağı ısıtmış,sarıldım toprağına

Topraaaakk…..ben sarmadan sen sardın sevdiğimi,alll benide alll sevdiğimin yanına,sarayım onu doyasıya……

Topraaaaakkk…..incitme, üşütme sevdiğimi onun yüreği sıcacık o ısıtır seni çünkü o aşkların en güzeli….sevgili,bak geldim senin

yanına,mezar taşına yazdıracağım ismini…Adı,aşktı,sevdaydı,umuttu,yürekti diye…..

Sevgili,ben geldim yanına,sanma ki acılarımı anlatmaya geldim ,hayır…hayır üzermiyim seni ,hiç kıyabilirmiyim sana.Toprağına

sarılmaya geldim,sana sarılır gibi,toprağını öpmeye geldim,seni öper gibi,toprağını koklamaya geldim,seni koklar gibi..

Haykırmaya geldim,özlemimi çok özledim seni Hatırlıyor musun? sevgili,sen sevgini haykırmak isterdinde ben hep susss

derdim ya! dostlar birgün sordular sana….hayırdır,sendeki bu değişikliğin sebebi nedir? dedin ki onlara, çok seviyoruuuuummmm,

çok seviyoruuuuuuummmm aşık oldum,hemde bir meleğe,o benim meleğim ama kavuşmamız imkansız ooffffffffff oooffffffff

demiştin ya,o anda sus dedim sana susss…."ben sevdamı haykırmak isterken sen sus diyorsun" demiştin ya!sen beni düşündüğün

için susmuştun oysa.Sana sus derken şimdi benn haykırıyorum,duy sevgili duy beni petek seni seviyor,petek seni çok seviyoooorr

petek seni canından çok seviyooooorrrrrr bak nasıl haykırdım sevgimi, senin yapmak istediğinde buydu degil mi?

Sana susss demiştimya hani çok üzgünüm şimdi içim sızlıyor sevgili….içim sızlıyor Dostlar ne dedi biliyor musun?

"TANRI onun için en hayırlısını seçti zaten o, bu imkansız aşkın ızdırabından yaşarken ölecekti" düşündümde son günlerini

"Kendimden korkar oldum,ne yapacağımı bilemez oldum,yardım et bize TANRIIIMMM" diye haykırıyordun,hiç böylesine sevilmemişsin ki

sevgili ,yüreğimi söküp avuçlarına koydum,çok sevdim çookk, inan ki senden hiç farkım yok!yaşayan ölüyüm şimdi

Biliyor musun?çoğu geceleri gözlerimi kapattığımda senin yanıma geldiğini hissediyorum,gelişinle birlikte,gözyaşlarım yastığıma

boşalıyor ve sen sevgili…. ..ve sen, gözyaşlarımı ellerinle siliyorsun, ağlama sevdiğim diyorsun…..ağlama! kıyamam sana

Seni çok seviyorum,çok özledim diyorsun o kara gözlerine doyasıya baktım sevgili…. gözyaşlarımı silen,ellerinin sıcaklığını hissettim

ağlama artık….ağlama dedin ve çektin gittin offffff offffffffff neden gittin,gitmeseydin ya! kalsaydın yanımda,bana sor sensizliği

sensizlikte nasıl yaşadığımı,seni nasıl yaşattığımı bana sor! Sana and olsun sevgili,sonsuza dek, tek aşkım olarak yaşayacaksın

içimde….."sevginle aklımı başımdan aldın" demiştin ya! sen çok sevildin sevgili….çok sevildin,hiç böylersine sevilmemişsin ki!

Son günlerde çok değişmiştin ,çok düşünüyordun bırakma kendini, hayatını eskisi gibi yaşa… yoksa! gideriiimm dedim sana
"sen gidersen ölürüüüm,herşeyi söyle ama giderim deme bana"demiştin ya gidemezdim sevgili,gidemezdim ki! kıyamazdım ki!

Bende görmedim senin kadar seven yok! yok! inan ki yok! senin gibis….sen bendin,bende sen, ruh eşimdin benim ,ruh eşindim senin

çok sevildim çok sevdim seni,böylesine sevilmeyi hakettin sevgili…

Teşekkürler sevgili, bana aşkların en güzelini yaşattığın için

Teşekkürler sevgili, sevgiliye değer verdiğin için

Teşekkürler sevgili, sevmesini bildiğin için

TANRIIMM sana şükürler olsun,muhteşem bir kul yarattığın için..

__________________

Son noktayı koyabilmek, çok zor demiştim içimden.

24 Ekim, 2007 Çarşamba Yorum yok »

Çare aramadım zannetme, Çıkmaz yolları zorladım.
Gittim olmadı,kaldım olmadı…
Bitti diyorsam laf değil…
Bir anlık öfke zannetme, Çoktan yitirdim sabrımı…
Kaçtım olmadı,sustum olmadı Bitti diyorsam laf değil…

Son noktayı koyabilmek, çok zor demiştim içimden.
Ne sancılarla kıvranmıştım son nokta için.
Halbuki o son nokta canımın en yandığı gün,benden
habersiz,yüreğim tarafından konmuştu.
Bir yola çıktım. Sevdam ve ben.

Ah ne çetin yoldu.
Dikenler,çukurlar,tümsekler. Kar,fırtına,ayaz.
Kimi gün kavurucu çöl sıcakları.
Ama ben kararlıydım aşmalıydım yolları.
Bana beceriksiz diyenlere ispat etmeliydim kendimi.

Hoş bu da pek umurumda değildi hani.
Bu yolda yalnız değildim ya.
Yüreğim ellerinde sevdiğim vardı.
Ben bu güçle ne engeller aşardım.

Aştım da bir çok engeli küçücük bedenim,
kocaman yüreğimle aştım. Aslanlar,kaplanlar,
toplar tüfekler ne yapabilirdi.
Bendeki yüreğekarşı.

O yürek ki sevdi mi tam seven,Ferhat tı,Şirin değil.
Çünkü Şirin bekleyendi. Ferhat dağları delen.
Ferhat’tım ben dağları delen . Ama Şirin’in istediği sadece
o dağlardan açılan yoldu.

Dikenleri, canı yanmasın diye söküp atıyordum.Açtığım yoldan ilerliyordu. Kanayan parmaklarımın farkına bile varmadan.
Çünkü o aşkı bilmiyordu.

Bense iki kişilik bir yoldayım sanıyordum. Ben engelleri
aşmaya çalışıyor, Onu etraftaki yaban güllerindem,
hercai menekşelerden koruyordum.
Öyle olması gerektiğini sanıyordum.
Oysa yola yalnız çıkmışım bilmiyordum.

Yolun bir yerinde bir küçük papatya, aslında tek
görevimin dağları delmek olduğunu öğretti
Yaban güllerinden,hercai menekşelerden korudum ama,
küçük papatyanın farkına bile varamadım.
Farkına vardığımda ise yalnızdım.

Başarmıştım dağlar delinmişti. Ama sevdam suların altında kalmıştı.Kurtarmak gelmedi içimden .
Çünkü ben zaten tek başına yaşamıştım her şeyi.
Şimdi sevda şiirleri yazmak boşuna.
Şimdi kuşun kanadında mesajlar yollamak boşuna..
ey yar!!
Çünkü sevdamın üstünden o çok çırpındığım dağ geçti…
…….SULAR GEÇTİ

Sayfalar : [1] 2 3 4 5

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.