Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

NeDeN ????

5 Temmuz, 2008 Cumartesi 2 Yorum »

 

Neden anlamaz insan yanındayken kıymetini
Neden söylemez insan sevdiğine sevdiğini 

Yarın çok geç olunca pişman olmak boşuna
Gururun neye yarar ki yalnız kalmaktan başka 

Yarın çok geç olunca isyan etmek boşuna
Hiddetin neye yarar ki yalnız kalmaktan başka 

Neden yar neden
Bilinmez acı çekmeden
Neden can neden
Görülmez günü gelmeden 

Neden cimridir insan anlatırken minnetini
Neden sabırsız insan gösterirken öfkesini 

Neden sevinir insan zafer kazandığında
Kazanmak neye yarar ki kaybeden olduğunda 

Yarın çok geç olunca pişman olmak boşuna
Savaşlar neye yarar ki vakit kaybından başka

Seni Affetmiyorum……

5 Temmuz, 2008 Cumartesi 2 Yorum »

Affetmek büyüklükse, marifet sende kalsın.-

Keşkeler unutmadan gecikmiş eyvahını
Karşıma çıkma sakın.Seni affetmiyorum.
Sonu mutsuz bir düşün sahipsiz günahını
Üstüme yıkma sakın.Seni affetmiyorum.

Ne ismimi hatırla hayalleri anarak
Ne bir pişmanlık hisset için için yanarak.
Ne de belki gün gelir kavuşuruz sanarak
Hasretten bıkma sakın.Seni affetmiyorum.

Hem ne verdim ki sana boş bir hülya dışında
Elbet yaz olmalıydı bazen ömrün kışında.
Ama akşam inerken güne her bakışında
Aşka acıkma sakın.Seni affetmiyorum.

İhanet toprağından kırgın umutlar biçip
Vazgeçiş ırmağından hiç ıslanmadan geçip
Kurşuna dizmek için en masum düşü seçip
Alnına sıkma sakın…Seni affetmiyorum

Harika Bir Evlilik İçin

5 Temmuz, 2008 Cumartesi Yorum yok »

Harika Bir Evlilik İçin Evliliklerde tutkunun ve romantizmin zamanla kaybolmasını nasıl engelleyebilirsiniz? İşte size mutlu bir evlilik için tüyolar.

İşte size mutlu ve uzun süreli evliliklere sahip olmak için yapılması ve dikkat edilmesi gereken şeyler… Birlikteliğinizde heyecan, tutku ve saygıyı kaybetmemenin yolları… Hepimiz uzun yıllar mutlu evlilik yaşayan, iyi günde de kötü günde de birbirlerinden kopmayan ve hala birbirlerine saygıyla bağlı çiftlere gıptayla bakarız. Evliliklerde tutkunun ve romantizmin zamanla kaybolmasını

HERGÜN

- Ona değer verdiğinizi gösteren küçük bir şey yapın.
Hiç beklemediği bir anda onu öpün. Eşinizin bulabileceği bir yere ( yastığın altına, cebine) notlar yazın. Aptalca, komik, ciddi olabilir. Ya da sadece ‘Seni düşünüyorum’ demek için beklemediği bir anda telefon açabilirsiniz.

- En azından bir öğünü birlikte yiyin.
Akşam yemeklerini birlikte yiyemeyecek olsanız bile en azından günde bir öğünü birlikte yemek için program yapın.

- Her gece sohbet edin.
En az 10-15 dakika gününüzü nasıl geçirdiğinizi birbirinize anlatın. Yanınızda kimse olmadığında sohbet etmeye çalışın. Böylelikle daha iyi temas sağlarsınız.

- Ani hareketlerden kaçının.
Konuşmadan önce düşünmeye veya bir anda parlamamaya çalışmalısınız. Çünkü sözler ağızdan bir kez çıktı mı, telafi edilmesi güç olur. ‘Üzgünüm, öyle söylemek istemedim’ deseniz bile, o sözcükler eşinizin kulağında yankılanmaya devam edecektir.

- Dokunun.
Sarılma, el ele tutuşma ve cinsel içerikli olmayan diğer dokunma formları ilişkiyi güçlendirir. Romantizm ve seks herkes yorgun olduğunda işe yaramaz. Ama evli çiftler için erotik duygular sadece yatak odasında başlamaz. Özellikle çocukları yatırdıktan sonra veya bulaşıkları birlikte yıkadığınızda gelişmeye başlar.

HER HAFTA

- Bir yerlere gidin, sadece ikiniz…
Bir kafede kahve için, sinemaya gidin veya uzun yürüyüşlere çıkın. En iyi yol hafta da bir gün belirlemektir. Pazar sabahları veya Cumartesi akşamları. Böylelikle hafta boyunca o zamanı iple çekersiniz. Bu zamanı kutsal bir zamanmış gibi kabul edin ve ölüm kalım meselesi haline getirin. Bu sizin birlikte vakit geçirmek ve birşeyler paylaşmak için en özel gününüzdür.

- Yakınmaktan vazgeçin.
Kızgınlıklara sebep olan yanlış anlamalar, küçümsemeleri ve eleştirileri doğurabilir. Bu yüzden en kısa zamanda bu düşünceleri kafanızdan atmaya çalışın. 24 saat içinde olması en iyisidir.

- Takdir ettiğinizi hissettirin.
Herkes kabul görmeyi sever. Eşinizin nelere değer verdiğine dikkat edin. Takdir ettiğinizi söyleyerek, dokunarak, ona not yazarak, hediye alarak veya birlikte vakit geçirerek bunu gösterebilirsiniz.

- Dışarı çıkın ve haftada en az üç kez egzersiz yapın.
Benim zaten yaşım geçmiş diyerek egzersiz yapmamak için kendinize bahane uydurmayın. Kendinize evlenmeden önce dikkat ettiğiniz gibi dikkat etmeye devam etmelisiniz.

- Birbirinize vakit verin.
Bu zamanları birbirinize önceden haber verin ki eşiniz de kendi programını yapabilsin. Siz arkadaşlarınızla alışverişe giderken o da ilgilendiği bir hobiyle vakit geçirebilir veya arkadaşlarıyla görüşebilir.

HER AY

- Aşıklar gibi davranın.
Bir haftasonu tatili planlayın. Ya da bir bebek bakıcısı ayarlayarak evde yalnız geçirebileceğiniz vakit yaratın.

- Onun sevdiği birşey yapın.
Evlilik, uzlaşma gerektirir. Zaman zaman siz pek hoşlanmasanızda eşinizin sevdiği şeyleri beraber yaparak ona verdiğiniz değeri gösterebilirsiniz.

- Değişiklik yapın.
Monotonluk günlük hayatın stresleriyle birlikte çekilmez bir hal alır. Bunun önüne geçmek için kendinize yeni uğraşlar yaratabilir, eşinize sürpriz hazırlayabilir veya bugüne kadar hiç görmediğiniz yerleri ziyaret edebilirsiniz.

HER YIL

- Başbaşa tatile çıkın.
Bu tatil çok pahalı olmak zorunda değil. Önemli olan birlikte farklı ortamlara girmektir. Tatilinizi planlamak da eğlenceli olacaktır.

- Eşinize bir mektup yazın.
Onun neden özel olduğunuza dair düşüncelerinizi yazabilirsiniz.

- Birlikte düşünün.
Gelecek on yıl içerisinde nerede olmak istiyorsunuz? Hayallerinizi paylaşın. İş ve parayla ilgili konuşmaları bir süreliğine bir kenara bırakın.

Seni Sevmek

5 Temmuz, 2008 Cumartesi 1 Yorum »

Seni sevmek bir yudum su içmek gibidir
Seni sevmek sessiz soluksuz yaşamak gibidir
Seni sevmek gözleri olmayan birisinin resim cizmesi gibidir
Seni sevmek bir kadeh de 2 yudumu içmek gibidir
Seni sevmek geceleri uyuyumamak gibidir
Seni sevmek bir dilim ekmegi bölüşmek gibidir
Seni sevmek yaşarken ölmek gibidir
Seni sevmek yarınlara dogmamak gibidir
Seni sevmek yalanlarla yaşamak gibidir
Seni sevmek hayatta kalmak gibidir
Seni sevmek adını sayıklamak gibidir
Seni sevmek utanmadan haykırabilmektir sevgini
Seni sevmek aya karşı gelmek gibidir
Seni sevmek güneşin varlıgını kabul etmemek gibidir
Seni sevmek yücelerin yücesini sevmek gibidir
Seni sevmek bir şarkıda iki evli çift gibi dans etmek gibidir
Seni sevmek gözlerine bakmak gibidir
Seni sevmek ellerini tutarken hissettiğim sıcaklık gibidir
Seni sevmek bir sinemada film izlemek gibidir
Seni sevmek emeklemek gibidir
Seni sevmek güneşe çıplak gözle bakabilmek gibidir
Seni sevmek yağmurlara yoldaşlık etmek gibidir
Seni sevmek bir sözde birden çok şeyi anlatmak gibidir
Seni sevmek yağmurlu havada ıslanmak gibidir
Seni sevmek yaşamak gibidir
Seni sevmek bir silgi gibi her kötü şeyi silmek gibidir
Sana dediğim gibi
Seni sevmek bir ömür gibidir
Seni sevmek en kötüsü ölmek gibidir….

Küçük Saf Kız…..

5 Temmuz, 2008 Cumartesi 2 Yorum »

Küçük Saf Kız Acının ne olduğunu bilir misin?
Günün bilmediğin saatlerinde
Midene kramplar girip doğruca lavaboya gidip
Dakikalarca kusmak nedir bilir misin?
Boş mideden ne çıkacağını düşünmek ister misin?
Hiçbir şey…
Sadece acı, hüzün ve biraz da olsa kırılganlık
Günlerce günde tek öğün yiyerek yaşamayı bilir misin?
Yemenin bile anlamsız olduğu günleri, anları,
Artık öyle ki yemeğin bile zevkinin kaçtığını
Belli belirsiz aklına yaşananlar gelip
Gözyaşlarına boğulmak nedir sence?
Gözyaşlarını tutamayıp hıçkırıklara esir olmak ya da…
Olmayacak şeylerin bir gün gelip de olduğunu
Ve ihanete uğramış gibi bir hisse kapıldığını hissettin mi hiç?
Kalbinin parçalanarak tutulamayacak zerreler olduğunu ya da…
Gözlerinin gözyaşlarından artık kırmızı olarak kaldığını hayal ettin mi?
Ya günlerce uykusuz kalmak nasıldır sence?
Günün sadece 3-4 saati uyku uyuyabildiğin
Yorulduğunu hissettiğinde müzik eşliğinde uyumaya çalıştığın
Ama asla yapamadığın oldu mu…
Aynı müziği defalarca dinleyip ağladığın peki?
Şarkının sözleri sanki senin için yazılmış olduğunu anladığın vakit ya da…
Hayalleri bırakıp gerçeğe döndüğün ama asla istemediğin biçimde olduğu zaman
Ne hissederdin?
Yapman gereken şeyleri yapamadığını,
Devamlı aklın karışık biçimde yaşananlara takıldığını
Bir türlü de bunları düşünmekten vazgeçemediğini bir düşün istersen?
Dostlarına yaşadığın duyguları aktaramadığını,
Gecelerce ağladığını, uyku uyuyamadığını, yemek yiyemediğini
Morallerin en dibinde gezindiğini söyleyememeyi düşünebilir misin?
Bunların hepsini ben yaşıyorum şimdi,
Söylemek gerekirse acı çekerek büyüyorsun hayatta,
Oysa ben küçük saf kız olarak kalmayı ne çok isterdim…

 

 

Yağmura Güven

5 Temmuz, 2008 Cumartesi 4 Yorum »

Yağmura Güven Eğer yağmur yağıyorsa
Çık dışarıya saatlerce yağmurun altında dolaş
Ne kadar acı yaşadıysan o gün paylaş yağmurla
İçini dök ona o seni anlayacaktır
Sana yardım edecektir içini dökmen için
Gözyaşları hediye edecektir sana
Doyasıya ağlaman için
Yağmura güven sana ihanet etmez
Sırlarını vermez kimseye
O da seninle üzülür yaşadıklarına
Ağlar,ağlar için için
Sana yardım eder
Hüznünü anlatmaya çalışır diğer insanlara
Damlalarını serper dünyanın dört bir yanına
O gün senle birlikte herkes ıslanır
Diğerleri yağmurdan
Sen ise kendi gözyaşlarından
Tutma; kendini sıkmana gerek yok
Ağla unut olanları
Gözyaşların yağmura karışsın
Yağmur da açıkdenizlere
Okyanuslar ağlasın yerine
Sen bırak
Senin görevin bitti
Acılarını paylaştın yağmurla
O da anlattı okyanuslara
Artık tüm dünya biliyor
Seni,acılarını ve gözyaşlarını
Yağmura güven
O diğerleri gibi sırrını değil
Sadece hüznünü anlatır insanlara
Diğerlerine göstermeye çalışır
Yaralı biri olduğunu
Anlamaz insanoğlu ya da anlamazlıktan gelir
Yağmurdan kaçarlar, hüzünden kaçarlar
O insanın acı çekişini umursamazlar
Bilmedikleri bir şey var elbet…
Bir gün onlarda yağmurla paylaşacak dertlerini
Güvenecekler, başka çareleri yoktur
Bugün kaçanlar yarın yanlız kalacaklarını bilmiyorlardır
Yağmura güveneceklerini ona anlatacakları dertlerini
Yağmurla birlikte ağlıyacaklarına inanmazlar
Kaçarlar sorunlardan, kaçarlar insanlardan
Kaçmak çözüm getirmez, sadece anlıktır
Ama hayat anlık değildir, yaşam sonsuzdur
Bir gün vardır elbet her şeyin sonu gelecek
Ne bugün ne yarın
Ne zaman olacağı bilinmez
Bilindik tek bir şey vardır
Birilerine güvenmeden hayatın geçmeyeceği
Güven bana dostunum senin
Güven bana seninle güler, seninle ağlarım
GÜVEN YAĞMURA…(daima yanındayım..sonsuza dek….)

 

 

Söylemek İstediğini Yüzünden Anla

5 Temmuz, 2008 Cumartesi Yorum yok »

Söylemek İstediğini Yüzünden Anla Sevgilinizin iç dünyasını anında okuyabilmeniz için, yüz ifadesiyle ilgili 6 ipucunu açıklıyoruz:

Sevgiliniz sizinle çok rahat olsa da, her şeyi konuşabiliyor olsanız da, duygularını paylaşmak onun için hiç kolay olmayabilir.

Ağzından alamadığınız cevapları vücut dilini okumayı başarırsanız, yüzünden kolayca alabilirsiniz. Yüz vücudun en konuşkan parçasıdır, çünkü yüzdeki kaslar direk beyinle bağlantılıdır.

Biraz mesafeye ihtiyacı var

Hassas bir konu açmışsınızdır veya bir şeyden rahtsız olmuştur. Belki de iş günü pekiyi geçmediği için canı sıkkındır. Sebep ne olursa olsun belli ki bir şey var: eğer sevgiliniz başını sağa veya sola çevirip sizinle profilden konuşuyorsa, sohbet modunda değildir. Bu hareketi aranızda bir bariyer inşa etmek için kullanıyor demektir.

Ne yapmalısınız?

Soğuk duruşunun sizinle hiçbir alakası olmayabilir ama mutlaka onu rahatsız eden bir şey olmuştur ve yalnız kalma istiyordur. Üzerine yürümek, yardım teklifinde bulunmak daha yersiz olur ve canını daha çok sıkar. Bu durumlarda yapabileceğiniz tek şey onu yalnız bırakmaktır. Ona düşünmesi için yeterli zamanı vermeniz çok önemli.

Yüzündeki ifadenin değiştiğini gördüğünüzde, geçen gün, ya da az önce ne olmuştu diye sorup sessizliği bozabilirsiniz. Anlatmak istemiyorsa kesinlikle zorlamayın. Can sıkıntısının sizinle ilgili olduğuna dair kesin ipuçları vermediği sürece, üzerine gitmenize gerek yok!

Size söylemek istediği bir şey var

Sevgilinize konuşurken arada sırada onun dudağını büktüğünü ya da birkaç kez açıp kapadığını görüyorsanız, emin olun sizinle bir şey konuşmak istiyordur. Bu durum size bir şeyler söylemek istediğinin ama doğru kelimeleri bulamadığının işaretidir.

Birisi bir şey söylemek istediğinde beyin dudaklara sinyal gönderir. Yani kelimeler gecikse bile, dudakları oynar.

Ne yapmalısınız?

Sizinle konuşmak istediğini fark edip, sizinle konuşması için onu zorlarsanız, geri adım atacaktır. Sabırsızlık her zaman olduğu gibi, bu durumda da işe yaramaz. Ona zaman tanıyın, düşüncelerini toparlayıp nasıl olsa sizinle konuşacaktır.

Yarım saat içinde baklayı ağzından hala çıkarmadıysa, üzerine varmayın, konuyu değiştirin. Onu daha rahat bir durumda bulduğunuzda konuyu tekrar açabilirsiniz. Üstelik sizin bu rahat tavrınız onu rahatlatacak ve daha kolay konuşmasını sağlayacaktır.

Sizden bir şey saklıyor

Sevgiliniz cümlelerin ortasında aniden duruyor ise veya dilini sık sık kapalı dudakları üzerinden geçiriyorsa, emin olun ki kendi kendine sansür uyguluyordur.

Bu refleks kendi kendini durdurmaya çalışan ve söylediklerine aşırı dikkat eden kişilere aittir. Yani sevgiliniz ağzından bir şey kaçırmaktan korkarsa böyle davranır.

Ne yapmalısınız?

Onu ne pahasına olursa olsun konuşturmak için çaba göstermeden önce, şunu hatırlayın; saklamak istediği şey olumlu da olabilir (sürpriz bir parti gibi), Sizden bazı şeyleri saklamak istemesi problem değil. Belki partnerinizin sakladığı olay gerçekten sizi ilgilendirmiyordur. Sizi üzmek ya da endişelendirmek istemiyordur. Bu durumda konuşması için bastırmanızın bir alemi yok! (E-Kolay.net)

Kaçan Kovalanır :(

5 Temmuz, 2008 Cumartesi Yorum yok »

Kaçan Kovalanır Siz onu yakalamaya ne kadar gayret ederseniz, o sizden o kadar kaçar. "Kesinlikle aranızda bir şey olması gerektiğini düşündüğünüzde, onun gönderdiği sinyalleri yanlış algılamanız çok kolay. Çünkü sizin beyniniz belli bir fikre zaten kanalize olmuş durumda ve karşınızdaki insan olumsuz yaklaşsa da, beyniniz cevabını olumlu olarak algılar" diyor Kelly. Fazla ısrarlı olmak sağlıklı değil çünkü belli bir noktadan sonra ısrarlarınız can sıkıcı gelebilir.

İki, üç kez "yanlışlıkla" yoluna çıkmak başka, bunu alışkanlık haline getirip onu sürekli takip etmek başka. Tesadüflerle onu fazla zorlarsanız, sizi ya kolay bir kadın olarak ya da yakasına yapışmak isteyen bir baş belası olarak görür. "Erkeklerin inanılmaz bir yetenekleri var: Yakalarına yapışmak isteyenleri bir kilometre uzaktan bile anlarlar. Beğendiğiniz erkeğin yolunu kesmeye devam ederseniz, büyük ihtimalle zaafınızdan yararlanmayı deneyecektir"

Bunları Kendinize Sorun?

5 Temmuz, 2008 Cumartesi Yorum yok »

Bunları Kendinize Sorun Hayatımızın evlilik, boşanma, bebek sahibi olmak gibi dönüm noktaları vardır. İşte bu kritik zamanlarda karar vermenizde size çok yardımcı olacak anahtar sorular! Bu sorulardan birine bile vereceğiniz olumsuz yanıt karanızın belki de doğru olmadığını ve tekrar üzerinde düşünmeniz gerektiğinin sinyalini veriyor.

Hayatta bazı zamanlar vardır, bir ayrım noktasına gelir ve karar almak zorunda kalırız. Önümüzde iki yol uzanmaktadır; ikisinden birisini seçmek gerekir. Böyle zamanlarda, bir yerlerden bir işaret gelmesini ve bize doğru yolu göstermesini isteriz. İşte, uzmanlara göre o işaret aslında bizim içimizde, bilinçaltımızda bir yerlerde duruyor… Mesele bunu açığa çıkarmak. Peki, ama nasıl? Kendi kendinize sorup, yanıtlayacağınız bazı kilit sorularla… Evlenme, beraber yaşama ya da bebek yapma kararı almadan önce kendinize bu kilit soruları sormalı ve içinizden gelen seslere kulak vererek en doğru şekilde yanıtlamalısınız. Bu soruların yanıtlarına bakarak, o kararı almanın sizin için ne derece doğru ya da yanlış olduğunu açıkça görecekseniz.

Aşık olmadan önce…
l Onunla birlikteyken kendim olabiliyor muyum?
l Onu mu seviyorum yoksa onun gibi biriyle birlikte olma fikrini mi seviyorum?
l Benim için yeterince iyi mi?
l Arkadaşlarım ve ailem de ondan hoşlanıyor mu?
l Paylaştığımız ortak değerler ve ortak amaçlarımız var mı?
l Hayatımın bu noktasında bir ilişki benim için ne kadar önemli?
l O, bir ilişkiye ve sorumluluklarına hazır mı?
l Ben sonuna kadar gitmeye hazır mıyım?

Bir erkekle tanıştınız, beraberliğiniz gerçekten iyi gidiyor ve ümit verici bir ilişki olduğunu hissediyorsunuz. Kritik soru ise, kendinizi bu ilişkiye teslim edip etmeyeceğiniz… Psikologlar, ilişkinin başında etekleriniz zil çalarken ve müthiş bir heyecan fırtınasının içindeyken objektif olmanın pek de kolay olmadığını söylüyor. Ancak bu aşamada kendinize zor sorular sormak, ilerideki mutluluğunuz için büyük önem taşıyor. "Onunla beraberken kendimi ona uydurmak için değiştiriyor muyum?", "Ne hissettiğini sadece sözleriyle değil, davranışlarıyla da gösteriyor mu?" ve en önemlisi, "Benim kendimi iyi hissetmemi sağlıyor mu?"… Eğer bu uzun vadeli bir ilişki olacaksa, paylaşılan değerler de çok önemli. Farklı zevkleriniz olabilir ancak eğer sizi siz yapan değerleri paylaşmıyorsanız, ilişkinin fazla ileri gidemeyeceğini söylemek için kahin olmak gerekmiyor.

Beraber yaşamaya başlamadan önce…
l Biraz acele mi ediyorum?
l İstediğim için mi yapıyorum, yoksa buna ihtiyacım olduğu için mi?
l O da ben de birbirimizi olduğumuz gibi seviyor ve kabul ediyor muyuz?
l Yaşam alanımda onu sürekli çevremde görmeye hazır mıyım?
l Ekonomik durumu ne?
l Kusurlarımı yeterince gösterip rahatladım mı?
l Nerede yaşayacağız?
l Ayrı yaşam tarzlarımızı ve zevklerimizi aynı çatı altında nasıl birleştireceğiz?

Onunla birlikte bir eve taşınma kararı almadan önce kendinize zaman tanıyın. Dürüst olun, bunu gerçekten istiyor musunuz, yoksa eve geldiğinizde birini evde bulmak hoşunuza mı gidiyor?

Bir de bazı maddi meseleler var üzerinde düşünmeniz gereken: Sonuçta aynı evde yaşamak demek ekonomik olarak da birçok kalemde birlikte hareket etmenizi gerektiriyor. Ancak yine de ekonomik bağımsızlığınızı sürdürmek akıllıca. Eğer evlilik yüzüğünüz ve ortak çocuklarınız yoksa bu ilişkiden doğan haklarınız da yok demektir. Birlikte bir mülk aldığınızda ayrılık durumunda haklarınızı garanti altına alacak bir kontrat yapmak en iyisi. Çünkü bir gün ilişkiniz biterse başınız ciddi olarak ağrıyabilir.

Erkekler genelde annelerinin verdiği konforun aynısını partnerlerinden de bekler. Ev bir fabrika gibidir ve onlarca kalem iş sizi bekler. Ev işlerini paylaşım konusunda da partnerinizle önceden konuşmanız ve anlaşmanız en iyisi.

Örneğin; Zuhal (28) erkek arkadaşı Uğur (35) birlikte yaşamaya başladı. "Her ikimiz de çalışmamıza rağmen, akşamları eve geldiğimizde yemeği ben hazırlıyordum, bulaşık faslında onu televizyonun karşısında zap yaparken buluyordum. Evin temizliği konusunda da bir yardımda bulunmuyor her şeyi benden bekliyordu. Ben de protesto edip hiçbir şeye dokunmamaya başladım. Evimizin çöp eve dönüşmekte olduğunu anlaması bile 3 haftayı aldı! Oturup konuştuk, ona annesi olmadığımı, sorumluluklarımızın eşit olduğunu anlattım. Ev işlerini paylaşma konusunda bir anlaşma yaptık, artık yemeği ben hazırlıyorsam masayı o topluyor. Temizlikle de bir hafta o, bir hafta ben ilgileniyorum. Şimdi çok daha huzurluyuz" diye anlatıyor.

Evlenmeden önce…
l Birlikte mi büyüdük yoksa ayrı mı?
l Ona aşık olduğum kadar onu seviyor muyum?
l Birbirimizi mutlu ediyor muyuz?
l Birbirimizin aileleri ile iyi geçiniyor muyuz?
l Hayatımın sonuna kadar onunla birlikte uyanmak fikri beni mutlu ediyor mu?
l Birikimlerimizi birleştirecek miyiz, yoksa ayrı mı tutacağız?

Evlilik motivasyonunuzun ne olduğu genelde evliliğinizin ömrünün ne olacağıyla ilgili de bir fikir verir. Eğer bu insanla gerçekten aşkı bulduğunuz için değil de çevrenizden gelen eleştirilerden, ya da "evde kaldı" baskısından yıldığınız için evleniyorsanız, kararlarınızı bir kez daha gözden geçirmenizde fayda var. Evlilik kararı almadan önce kendinize soracağınız en önemli soru belki de "Yaşamımın bundan sonraki kısmında onunla birlikte olmaktan mutlu muyum?" olmalı. Evlilik öncesinde kulağa pek de romantik gelmeyen bazı detaylar üzerinde de düşünmeniz ve karar vermeniz gerekiyor. Örneğin, evlendiğinizde birikimlerinizi nasıl değerlendireceğiniz, ortak hesapta mı tutacağınız, yoksa ayrı ayrı banka hesaplarına mı sahip olacağınız soruları önemli. Bir gün kendinizi 39 yaşındaki Leyla gibi beş parasız ve işsiz bulmamak için bu konular üzerinde düşünmekte fayda var. Bakın Leyla yaşadıklarını nasıl anlatıyor: "Evlendiğimizde çok aşıktık, çok gençtik. O okulu bitirmeye uğraşıyordu, bu arada ben çalıştım. Okulunu bitirip çok iyi bir pozisyonda işe başlayınca ben işten çıktım. Çünkü, çocuk yapma kararı aldık. Çocuklarımızı büyütmek için kariyerimi gönüllü olarak bıraktım. Aradan 10 yıl geçti, benim de onun da duyguları değişti. Boşanmayı esasen ben istedim, ama bu beş parasız kalmayı da göze almam demekti. Şimdi her şeye yeniden başlıyorum."

Bebek sahibi olmadan önce…
l İlişkimiz sırasında bir takım sıkıntılar yaşayıp, bunları atlatma becerisi gösterdik mi?
l Bebek sahibi olma konusunda gerçekçi miyim, yoksa idealist mi davranıyorum?
l Bir bebek mi istiyorum, yoksa "ondan" bir bebek sahibi olmak mı istiyorum?
l Hayatımı sonsuza kadar değiştirmeye hazır mıyım?
l Bebekle birlikte evde kim kalacak?
l Bebeğin getireceği ekonomik yükün üstesinden gelebilecek miyiz?
l Vücudumda oluşacak değişiklikler için hazır mıyım?
l Bebeğin bakımında o nasıl bir sorumluluk alacak?
l Nasıl bir ebeveyn olacağımız konusunda düşüncelerimiz uyuşuyor mu?
l Doğumdan sonra dünyanın merkezinde bebeğim olacak, o değil. Buna hazır mı?

Bebek sahibi olma kararı vermeden önce kendimize sorduğumuz o kadar çok soru var ki, bazen bu sorular altında eziliriz. Bazıları ise bu soruları hiç sormaz ve kendilerini tamamen hazırlıksız yakalanmış bulur. Tıpkı, Asuman’ın (25) hikayesinde olduğu gibi: "Hamile olduğumu öğrendiğimde büyük bir mutluluk yaşadık. Bebek doğduğunda aslında hayatımın tamamen değişeceğinin pek de bilincinde olmadığımı anladım. Aktif bir sosyal yaşamım vardı, bebekten sonra aylar boyunca ev hapsi yaşadım. Bana yardım edecek kimse de yoktu. Bebeğimin beni mutsuz ettiğini söylemiyorum, ama koşullar daha uygun olsa ve planlarımızı daha iyi yapsak ben bu kadar yıpranmayacaktım. Ayrıca eşimin bu konudaki kayıtsızlığı ve benim içinde bulunduğum durumu anlamaması durumu daha da zorlaştırdı."

Ayrılmadan önce…
l Gerçekten bu ilişki kurtarılamayacak bir noktaya mı geldi?
l İlişkimizden çok fazla şey mi bekliyorum?
l Bu ilişkideki sorunlar kendini mi tekrarlıyor?
l Eğer bu ilişkiyi kurtarmak istesem, buna enerji harcayacak gücüm var mı, ya da harcamak istiyor muyum?
l Ortak arkadaşlarımıza ne olacak, ayrıldıktan sonra da onları görmeye devam edecek miyim?
l Arkadaş kalacak mıyız yoksa bağlarımızı koparacak mıyız?
l Onun bir başka kadınla olmasına katlanabilecek miyim?
l Başka biriyle yeni bir ilişki istiyor muyum, yoksa bir süre yalnız mı kalmak istiyorum?

Yolun sonuna geldiğinizi hissediyorsunuz… Bir düşünün, gerçekten ilişkinizin tutulur bir yanı kalmadı mı? Çoğu zaman, aslında kurtarılabilecek bir ilişkiyken vazgeçmeye, işin ucunu bırakmaya hazırızdır. Oysa, kriz ne kadar büyük olursa olsun eğer bir ilişkide hâlâ güven ve saygı varsa kurtarılacak çok şey var demektir. Peki, ya gerçekten yolun sonuna geldiyseniz?

Aylin (29), erkek arkadaşıyla olan, 2 yıllık ilişkisinin sonuna geldiğini düşünüyordu. "Her dakika kavga eder olmuştuk ve artık ilişkimizin hiçbir eğlenceli yanı kalmamıştı" diyor ve devam ediyor: "O artık aşık olduğum adam değildi. Beraberliğimize son bir şans vermeye karar verdim, eğer bu son deneme de başarısız olursa ayrılmaya kararlıydım.

Bu arada o iş değiştirdi ve ilişkimiz süratle düzelmeye başladı. Anladım ki, eski işinde olan mutsuzluğu ilişkimize yansıyordu. Tekrar o neşeli, eğlenceli, nazik adam oldu. İlişkimize ikinci bir şans verdiğim için çok memnunum."

Çaresizliğinde Tanıdım Seni….

5 Temmuz, 2008 Cumartesi 1 Yorum »
Bunca yıl sevdalarında hep
Acı ve hüzün yaşamışsın,
Benim yaşadığım gibi,
Ama artık yorulmuşsun,
Meğer seninle, farklı yerlerde
Aynı kaderi paylaşmışız.

Seni, kendim gibi
Mutsuz ve umutsuz bir halinde buldum,
Öyle tanıdım.
Belki de bu yüzden sana gelişim

Sana uzak yollardan geldim
Hadi unutalım geçmişi,
Geleceğe birlikte bakalım,
Yeni umutlarımız, hayallerimiz olsun.
İçinde sadece mutluluk olan.

Hüzün diye bir şey olmasın
Bundan sonra.
Acı ve sevinçlerimizi sadece
İkimiz paylaşalım.
Kimseler bilmesin,
Öğrenmesin duygularımızı,
Sadece sen ve ben bilelim..

Mutluluğa ulaşmanın yollarını arayalım,
Uğraşalım , çabalayalım
Ama hiç umudumuzu yitirmeden
Yitirmeyelim ki sonunda ulaşalım..
Yaşanması gereken ne varsa ,
Birlikte yaşayalım paylaşalım..

Varlığımla sana acı vermek için değil,
Sonsuz mutluluğu verebilmek için geliyorum.

Hadi yıkılan umutlarımızı ,
Yeniden yeşertelim..
Ben inanıyorum..
Bunu yapabiliriz.

Beni ,
Sana, Allah tarafından gönderilmiş
Bir melek olarak kabul et..
Alıp seni yükselteyim göklere,
Mutluluklar diyarına…

Ne dersin bitanem
Benimle,
Sonsuz mutluluğa gelir misin ?
Benim umudum da sen olur musun?

Sayfalar : [1] 2 3 4 5 6 ...

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.