POSTA’dan…

Hayatındaki sevdalar listesinde Beşiktaş’ı en tepeye koymuş bir arkadaşınız
yazıyor bu satırları…
Beşiktaş yazmayı Rauf Tamer’den Erdoğan Aktaş’ tan öğrenmiş,
Ve tıpkı onlar gibi yağmurlu bir günde üzerinde çubuklu formalarla bu aşka tutulmuş bir Beşiktaşlının kelimeleri bunlar…
*
Beşiktaş bir tercihti benim için
İlkokul ikinci sınıfta, daha aklım yeni ermeye başlarken vermiştim kararımı
Sınıfın neredeyse tamamı Fenerliydi.
Geri kalanlar da Cimbomlu…
Böyle bir ortamda verdim kararımı:
 “Ben Beşiktaşlı olmalıydım”
*
Ben Beşiktaşlı olmayı seçtim.
Bilgisayar oyunlarında doktora tezi yapan çocukları,
Ya da gıcır gıcır toplarıyla lüks sitelerinin çim sahalarında futbol oynayanları değil,
Ezilmiş bir kola kutusunun arkasından top diye koşturan çocukların takımını tutmayı seçtim.
Kola kutusuyla da olsa biri “ah” dese maçın durduğu,
Birinin tırnağına kıymık batsa herkesin başına üşüştüğü çocukların takımını sevdim.
*
Ben Beşiktaşlı olmayı seçtim
Aleme isyanı sevdim.
Sürüden ayrılmayı,
Kendi doğrularımı bulmayı,
Ve en önemlisi şu 3 günlük dünyada siyah ve beyaz kadar “net” olmayı sevdim.
Dedim ya siyah ve beyazı sevdim.
Griliklerden nefret ettim.
Bu yüzden “Hepimiz çevreciyiz” dedim
Ben Beşiktaşlı olmayı seçtim.
Fransız şaraplarının konuşulduğu muhabbetlere hiç girmedim, giremedim.
Ne param yetti
Ne de heves ettim lükse…
Zaten “İnce belli bardakta demli bir çay”dı resmi içeceğim.
*
Ben Beşiktaşlı olmayı seçtim.
Çünkü ben şampiyon olmayı, kupa kaldırmayı değil
Beşiktaş’ı sevdim.
10 tane gol attığında nasıl dik durabiliyorsam
8 tane yediğinde de eğilmemeyi sevdim.
*
Dedim ya ben Beşiktaş’ı sevdim
Sevmeden bilmez,
Sevmeden anlayamazsın.

candas@posta.com.tr