POSTA’dan…

Her yaz Bodrum’da çağ atlıyor bu ülkenin insanı.
Ama ne çağ atlamak!
Öyle günler oluyor ki aynı gecede birkaç çağ birden atlayanlar oluyor.
*
Bodrum plajlarında rahmetli Özal’ın hayalindeki Türkiye’ye adım adım yaklaşıyoruz.
Herkes ‘zengin’ takılıyor.
Duvarlar kalkıyor, sınıflar yok oluyor…
Kim manikürcü?
Kim manken?
Kim oyuncu?
Kim iş kadını?
Anlamıyorsun.
Bodrum’un kavuran güneşi kim olduğuna bakmadan herkesi aynı yakıyor.
En çok bronzlaşan kimse en meşhur o oluyor.
Belki de bu yüzden bikinin ne kadar küçükse Bodrum’da o kadar ilgi görüyorsun!
*
Keşke Orhan Veli sağ olsaydı:
“Bodrum’a doğru gelince kroluk, görmemişlik ve yozlaşma göreceksin sakın şaşırma” derdi
Ne ararsan var çünkü Bodrum’da…
Denize girmeden fön çektiren mi istersin?
Sudan çıkıp makyajını tazeleyen mi?
Öğlenin 12’sinde plajın orta yerinde çiğ köfte yiyen mi?
“Şekil yapacağım” diye şişe şişe viski açtırıp beyin kanamasına davetiye çıkaran mı?
*
Bodrum demişken …
Bizim bu üçüncü sınıf meşhur takımı neden istisnasız her yaz Bodrum’a sefere çıkar, bilen var mı?
Denizse Fethiye’de de var.
Doğaysa Marmaris’te, Göcek’te kralı var!
Eğlence desen Çeşme’de de var.
Niye ille de Bodrum?
Merak ediyorum, Kumburgaz’da tatil yaparak da ünlü biri olunamaz mı?
*
Ben 15 yıldır Bodrum’a gitmiyorum.
Gitmeyi de düşünmüyorum…
Ama şimdilerde bir korku sardı ki beni düşman başına:
İlerde çocuğum Bodrum’a gitmek ister, bununla da kalmayıp “Ben de ikoncan olacağım baba” derse neylerim?
Yok arkadaş, böyle olmayacak!
En iyisi “Baba Beni Okula Gönder”i bir kenara bırakıp kendi kampanyamı başlatmak:
“Baba Beni Nereye Gönderirsen Gönder Ama Bodrum’a Gönderme!!!”

candas@posta.com.tr