Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
07 Ağu

ANTALYA ARTIK ÇAM DEĞİL KÜL KOKUYOR

POSTA’DAN… 

Önceki gün Antalya’daydım. Herkesin yüzünden düşen bin parça; moraller bozuk… 5 gün süren yangının ardından şehrin o mis gibi çam kokusu gitmiş yerini kül kokusu almış.
29 Tem

SİZ BUNA ‘DALGA’ MI DİYORSUNUZ?

 

POSTA’DAN…

Tarih 21 Ekim 2007 Pazar
Irak sınırından Türkiye’ye geçen PKK’lı teröristler, önce Yeşiltaş ile Dağlıca arasında bulunan Avaşin çayı üzerindeki köprüyü havaya uçurdu.

Ardından 00.20 sıralarında 7-8 koldan Dağlıca’daki tabura gelerek 2 ayrı hâkim tepede bulunan birliğimize ateş açtılar. Askerlerin bulunduğu korunaklı mevzilere 30 metre kadar yaklaşan 8-10 kişilik PKK’lı bir grup, taciz ateşi sonucu yeri belli olan askerlere bomba ve roketatarla saldırdı.
Sonuç: Piyade Asteğmen Mehmet Bozkuş, Astsubay Çavuş Soner Özübek, Uzman Çavuş Mustafa Uysal, Çavuş Selçuk Gürdal, erler Lokman Eker, Yavuz Öztürk, Zekeriya Yatı, Abdurrahman Doğan, Vedat Kutluca, Samet Saraç, Tarık Emeket ve Mehmet Cücükİlk şehit oldu.
16 askerimiz ise ağır yaralandı.
Yuvalar yıkıldı, ocaklar söndü, bebeler yetim kaldı!
Siz unuttunuz belki ama gencecik fidanların yokluğunu anaları, babaları, karıları, çocukları unutmadı, unutamayacak da.
Şimdi bunu niye yazıyorum?
Tarih: 20 Temmuz 2008 Pazar, yani iki hafta önce
Yer: Başkent Ankara’nın göbeği
Binlerce PKK’lı toplanmış halay çekiyor
Dillerinde daha önce hiç duymadığımız “Oramar Türküsü” adında bir zırva
Oramar Türküsü yazılalı çok olmamış. İlk kez Kandil’de söylenmiş. Sonra Youtube’a konmuş. Şimdi de Ankara’da hep bir ağızdan söyleniyor.
Söz-müzik Dağlıca Baskınını yapan katillere ait
Dağlıca’da yaptıkları katliamı anlatıyorlar
Türk askerini nasıl avladıklarını,
Hain pusularına Mehmetçiğin nasıl düştüğünü,
Şehitlerimizin öldürülürken nasıl çaresiz kaldıklarını anlatmışlar…
İstiklal Marşı’nın çalınmadığı DTP Kongresi’nde bu türkü en az 10 kere çalınırken, birileri de ağızlarında salyalarıyla bu türküyle halay çekti.
Ankara’daki kepazelik bununla da kalmadı
DTP kongresinin ‘onur’ konukları vardı: Terörist başı APO’ nun iki kardeşi ve dağdaki baş katil Karayılan’ın kız kardeşi…
DTP’li Milletvekili Emine Ayna korucuları “hain” ilan edip PKK’lılara hedef gösterdi
‘Güvercin’ Genel Başkan Ahmet Türk Terörist başından “sayın” diye bahsetti.
Peki, bu görüntüleri televizyon ekranlarından izleyen savcılarımız ne yapıyor?
Bu arada Ergenekon’da 7.dalgayı da gördük
Siz buna ‘dalga’ mı diyorsunuz yahu?
Adamlar gözümüzün içine baka baka Ankara’nın göbeğinde şehitlerimizle dalga geçiyor dalga!

candas@posta.com.tr

06 Haz

BAŞKA NE BEKLİYORDUNUZ Kİ?

HUKUKEN DEĞİL AMA VİCDANEN DOĞRU KARAR
Önce bir durum tespiti yapalım sonra fikrimizi yazarız
Hukuk, “Bence öyle sence nasıl?” diye sorulacak, “Arda mı oynasın Mevlüt mü?” gibi ipini koparanın istediği yöne çekebileceği bir konu değildir. Her hükmün yazılı olduğu, yorumlardan uzak kanunlarla belirlenmiş bir kurallar bütünüdür hukuk.
Bir şeyin hukuki yani hukuka uygun olup olmadığı da ancak o hukuk sisteminin kanunlarının yazılı olduğu referans kaynaklara bakılarak söylenebilir. Özetle iki gözü ve okuduğunu anlayacak kadar aklı olan bir insan için dünyanın herhangi bir yerinde verilen bir karar için “Bence hukuki, sence?” demek mümkün değildir.
Bir şey ya herkese göre hukukidir ya da hiç kimseye göre değildir.
Anayasa Mahkemesi’nin türban kararına gelince, yüksek yargı organı Anayasa Mahkemesi’nin ne yapıp ne yapamayacağı anayasamızın 148.maddesinde yazıyor: Anayasa Mahkemesi Anayasa değişikliklerini sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.
AKP ve MHP’nin işgüzarlığı ile Türkiye’nin onca sorunu dururken çıkardıkları türban yasası da bir anayasa değişikliğidir. Anayasa Mahkemesi’nin bunu esas bakımından denetleme yetkisi olmadığı anayasada açıkça yazıldığına göre karar hukuki değildir.
Gelelim yoruma,
Anayasa Mahkemesi üyeleri cumhuriyetin temel niteliklerini koruma refleksi ile hareket ettiler. Sonunun nereye gideceği bizzat AKP tarafından muallakta bırakılan türban serbestisinin devlet kurumlarına oradan da ilk ve orta dereceli okullara kadar sızmasının önüne geçecek bir müdahalede bulunmuştur.
Bu karar sürpriz olmadığı gibi bir başka gerçeği daha ortaya çıkmıştır.
Türkiye’de demokrasi denilen kelime laftan ibarettir.
Demokratik bir rejimin temel unsuru olan muhalefet siyasi anlamda o kadar aciz, o kadar siliktir ki hukuki terimle adeta “yok” hükmündedir.
Muhalefetin yokluğunda cumhurbaşkanının da bir AKP’li olmasıyla birlikte iktidarın aldığı oyla demokrasiyi kendi diktatörlüğüne çevirmesine yüksek yargıdan başka engel olabilecek hiç kimse kalmamıştır.
Suçu siyaset kurumunun basiretsizliğinden başka hiçbir yerde aramamalıyız. Suçlu aldığı oya güvenerek 85 yılda binlerce şehit verilerek kurulan bir cumhuriyetin bütün kazanımlarını takiye yaparak, demokrasiyi suiistimal ederek kullanan hükümet ve hiçbir çözüm öneremeyen, ülkeyi sürekli geren, beceriksiz, eski kafalı ve aciz muhalefettir.    
Ve hiç merak etmeyin bu adamları bu koltuklara oturtan, oturtmaya da devam edecek olan bizleriz suçlu. Çocuklarını daha kundakta SSK’lı yaparak sahtekarlık öğreten bir zihniyetin başka türlü yönetilmesini beklemek belki hata olurdu ama şunu unutmayın ki “biz” değişmedikçe “siz” değişmedikçe “onlar” da değişmeyecekler.

ATATÜRK’ÜN TOPKAPI SARAYI HAREMİ İLE NE ALAKASI VAR?

Topkapı Sarayı’nın Harem bölümünün en meşhur ve turistler tarafından en çok ziyaret edilen kısmı Hünkar Sofası( Salonu)’dır. Aynı zamanda Harem’in en büyük mekanı olan Hünkar Sofası Osmanlı döneminde müzikli eğlenceleri, toplantıları, bayramlaşma ve diğer törenlerin yapıldığı, harem halkının padişaha bağlılık ve tebriklerini sundukları yer olarak da bilinir. Buraya kadar her şey normal. Ama Hünkar Sofası’nı ziyaret edenlerin dikkatini çeken bir acayiplik var. Harem’deki bu mekanda iki tane saat var. Bu saatler Atatürk’ün ölüm saati olan 09.05’de duruyor. Peki ne alaka? İşte onu kimse bilmiyor. Atatürk ile Topkapı Sarayı’nın hareminin ne alakası olabilir ki? Bu soruyu Kültür Bakanlığı ve Topkapı Sarayı’ndan yetkililere sordum. Onlar da bilmiyor! Hatta farkında bile değiller! Güya Atatürk öldüğünde Türkiye genelinde bütün saatler 09.05’de durdurulmuş. Saray’daki bu saatler mekanik oldukları için tekrar çalıştırılamamışlar. Koca Saray’da bütün saatler çalışmış bir tek Harem’dekiler öyle kalmış.

YORUMLAR!

Eskiden Mynet’te yazılarımın altında yer alan yorumları merakla okurdum.
Uzun süredir bakmıyorum bile…
Çünkü artık yorum platformu belli başlı kişilerin birbirleriyle atıştığı anlamsız bir mecraya dönüştü.
Birkaç istisna dışında okumaya değer bir şey yazan da yok.
Bu nedenle kendi yazılarımın altındaki yorum kısmını kaldırıyorum.
Ama bu tabii ki iletişimimizi kaybettiğimiz anlamına gelmeyecek.
Sizlerden gelen e-postaları daha önce olduğu gibi yine okumaya devam edeceğim. Hatta bundan sonra belirli aralıklarla bu e-postalardan seçip burada yayınlayacağım.                                                                                               
16 May

BAKAN AKDAĞ:NARGİLE KAFELER YASAKLANACAK!

Önceki gün Sağlık Bakanlığı’nın 19 Mayıs’ta başlayacak kapalı alanlarda sigara içme yasağı nedeniyle İstanbul Conrad Otel’de düzenlenen “Dumansız Hava Sahası Kampanyası” tanıtım toplantısına katıldım.
İşte Sağlık Bakanı Prof.Dr. Recep Akdağ’ın başkanlığında gerçekleştirilen toplantıdan ilginç notlar ve haberler; 
28 Nis

CAVİT ÇAĞLAR: DÜĞÜNDE TMSF’Cİ FALAN YOKTU

POSTA’dan

HÜRRİYET’İ YALANLAMAK GİBİ OLMASIN!

(Devamı…)

21 Nis

DEĞİL OBAMA G.WASHİNGTON HORTLASA ABD’Yİ KURTARAMAZ

POSTA’dan…
IRAK’TA DANANIN KUYRUĞU ASIL ŞİMDİ KOPACAK

 


Resmi rakamlara göre geçtiğimiz 5 yılda Irak’ta 1 milyon kişi öldü
Irak’a bir kere giden herkesin bildiği bir gerçek var ki o da asıl sayının en az bunun iki katı olduğu
3 yıl önce Bakuba’daki bir intihar saldırısından 30 dakika sonra olay yerindeydim
Her taraf kopmuş insan uzuvlarıyla doluydu
Hangi kol kime ait, hangi kafanın sahibi nerede yatıyor anlamak mümkün değildi
Irak’ta intihar saldırıları artık günlük sıradan olaylar haline geldi
bombanın patladığı yer 1 saat içinde temizleniyor
ardından hayat kaldığı yerden devam ediyor
O kadar acı ki temizlik sırasında unutulan uzuvlar sokakta dolaşanlar tarafından çöplere atılıyor
Bazı çöplerde kopmuş kol, bacak ve insan parçaları bulabiliyorsunuz
Böyle bir ortamda ölü sayısının ne kadar sağlıklı ölçülebileceğini varın siz düşünün
İşgalin bir de ekonomik boyutu var:
Amerika’daki savaş karşıtı grupların kurduğu internet sitesi www.nationalpriorities.org de
Bush yönetiminin harcadığı her bir doları yazıyorlar
Şu ana kadar Irak savaşının faturası 513 milyar dolar
Dünyadaki bütün gıda stoklarının eridiği şu günlerde bu parayla neler yapılabilirdi kim bilir?
2003’ten beri devam eden bu kanlı işgalin biteceğine dair en ufak bir sinyal de yok
Tam tersine şiddet ve gözyaşı her geçen gün artarak devam ediyor
Irak’ın yüzde 60’ını oluşturan Şii Müslümanları en tehlikelisi kendilerine “Mehdi Ordusu” diyen Sadristler…
Adını Ayetullah Sadık El Sadr’dan alan Sadristler’in lideri oğul El Sadr(Mukteda)
Newsweek dergisi tarafından IRAK’taki en tehlikeli adam olarak gösterildi
Mukteda El Sadr’ın elinde 10 bin kişilik bir ordu var. Ve daha da kötüsü bu ordu El Kaide ile birlikte hareket ediyor
Ellerinde her türlü silahları var
Hafta sonu ABD ve Irak merkezi yönetimi Mehdi Ordusu’na karşı da bir operasyon başlattı.
Sadristlerden 40’ı öldü, 40 da gözaltına alındı.
Iraklı diğer Şii Müslümanlar; Sistani’nin önderliğindeki Havza grubu ve eski Başbakan Caferi ve halefi Maliki’den farklı olarak Mukteda El Sadr’ın El Kaide ile birlikte nasıl bir karşı saldırı düzenleyeceği bilinmiyor.
Özetle Irak’ta her şey var ama barıştan eser yok.
Varsın Amerika’nın muhtemel yeni başkanı demokrat Barrack Obama “Irak’tan çekileceğiz” desin
Bana sorarsanız değil Obama, mezardan George Washington çıksa Amerika’yı Irak’taki bu gayya kuyusundan çıkaramaz 

                                           ***
BAYKAL MECLİSTEKİ RESEPSİYONA KATILACAK MI?


Sabah Deniz Baykal ile konuştum
70 yaşındaki Baykal her sabah olduğu gibi yine 6’da uyanmış ve sporunu yapmıştı
Ve yine her zamanki nezaketiyle “Radyo nasıl geçti?” diye sordu
“Fena değildi. Kulaklarınız çınladı mı?…” diye takıldım ve devam ettim
“…Çankaya’ya çıkmıyorsunuz. 23 Nisan’da TBMM’deki resepsiyona katılacak mısınız?”
“Arkadaşlar katılacaklar” dedi
“Siz katılmayacak mısınız?”
“Bakalım. Sen geliyor musun?” diye cevap verdi
“Bir aksilik olmazsa katılacağım. Gelin de iki sohbet edelim” dedim.
“Sen gelince ara sohbet edecek bir yer buluruz” dedi
Bilmiyorum bu konuşmadan siz ne çıkardınız? ama ben CHP lideri Baykal’ın, Meclis Başkanı Köksal Toptan’ın eşli davetine, türbanlı milletvekili eşleriyle aynı çatı altında bulunmamak için katılmayacağını hissettim.

                                           ***
YORUM YAZAN OKUYUCLARIN  DİKKATİNE
Benim için internette yazmanın en keyifli tarafı sizlerin yorumlarınızı, katkılarınızı anında görebilmek
Çok değerli katkılar geliyor bunlar için tüm okurlara sonsuz teşekkür ediyorum
Fakat bu keyif giderek ızdırap halini almaya başladı
Bazı kullanıcılar IP numaralarının MYNET tarafından göründüğünü bildikleri halde büyük bir cesaretle yorum alanını dingonun ahırına çevirme gayreti içindeler
Farklı fikirlerin çarpıştığı, en agresif tonda yapılan tartışmalara bile kabul
Ama hiçbir düşünce içermeyen, sadece birilerine sövmek için burayı kahvehaneye çevirenlerden ricam enerjilerini okey masasında saklasınlar
Aksi halde birkaç tane it kopuk yüzünden değerli fikirlerin paylaştığı bu platformu yoruma kapatmak zorunda kalacağız ki bunu asla istemem!

candas@posta.com.tr

 

(Devamı…)

15 Nis

EKONOMİ MOR ALARM VERİYOR

EKONOMİ BÖYLE GİDERSE KAPATMA DAVASINI
BEKLEMEYE GEREK KALMAYACAK
 
   
(Devamı…)

28 Mar

SORU-YORUM!

Neden AKP’nin kapatılma davası tam da hükümet devletin en derinliklerine daldığı bir dönemde gündeme geldi?
(Devamı…)

17 Mar

AKP’SİZ BİR TÜRKİYE

“AKP kapatılırsa ne olur?” diye hiç düşündünüz mü?
Erdoğan bağımsız aday olarak yeniden seçilir, Gül’ün zaten tuzu kuru siyaset yapmıyor, en kötü yedek kulübesinde bekleyen Abdullatif Şener var …
(Devamı…)

09 Mar

SARAY MERAKI

Son dönemde devletin üst kademesine bir Saray merakıdır ki tutabilene aşk olsun. Başbakan, Meclis Başkanı ve bazı bakanlar derken şimi de cumhurbaşkanı…
(Devamı…)

Sayfalar : [1] 2 3 4 5
Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.