‘Karadeniz sahil Yolu’ diye başlasakta  gerçek başlık  ‘Karadeniz Sahil Faciası’.Doğu Karadeniz’in Samsun-Hopa arasındaki doğal sahil şeridinin neredeyse tamamı yokedildi.

Asıl projeye göre yolun yerleşim yerlerinin güneyinden ve 70-250 metre arası koddan geçmesi planlanmışken siyasi bürokrasi-yerel yöneti müteahhit üçlüsü tüm kanunlara, mahkemenin karşı kararlarına ve SİT özelliklerine aldırmaksızın Karadeniz’in 542 km’lik sahil şeridini, yani kumsalını, koylarını, körfezlerini  taş, toprak, molozla doldurdu. Sahil kentleri kasabaları kar hırsı, alaturka modernlik, bilinçsizlik kurbanı oldu. Denizini kaybetti.

Yıllardır birlikte yaşadığın  çok yakınının kaybetmek gibi bir sarsıcı bir duygu  yaratıyor insanda. Neden sarsıcı duygu yaratır yakın kaybettiğin."Aslında kaybettiklerimiz ‘biz’iz. O bizim ruhsal yakınımız . Doğada bu yakınlar arasında yer alır. Yaşamın tanığıdır.

Farkındamısınız acaba Karadeniz kıyısında bir vatandaş olmanın ayrıcalığını.Milyonlarca yılda oluşmuş yaşadığın ülkenin en düz kıyılarına sahip bir denizin kıyısındasın. Gürcistan sınrından Rumeli Feneri’ne kıyılar körfezler dahil  1546 km’lik bir sahil şeridin var. Yüzölzçümü Türkiye’nin yarısına  denk (460 bin metrekare) bir denizle yatıp onunla kalkıyorsun.

Anılarına da bir gözat.

Deniz kokusuyla büyümüşsün. Ailece kıyısında çekirdek çıtlamış,kardaşinle kumkaleler yapmışsın. Aşık gezinmişsin, dalgaları,martılarıyla hayallere dalmış serin sularında kulaç atmışsın.Tekneni bağlamışsın küçük limanına. Olta sallamışsın.Şimdi  tüm hayallerin yerle yeksan.

Yüzlerce caterpillar,kamyon  sahilini, kumsalını, körfezini, limanı yoketti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a göre ‘bu yol’ senin hayallerinden çok farklı. O’nun rüyası bambaşka? Sahil yolunun yok edilen bir kumsalının üzerinde kurdel keserken ne diyor; ‘Bu yol  Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük kalkınma ve modernleşme projelerinden biridir.Rüyam bu 542 km’lik Karadeniz Sahil Yolu’nu tamamıyla sahilden İstanbul’a ulaştırmak ve Üçüncü Boğaz köprüsü’yle buluşturmaktır. Bunu yaptığımız zaman dünyanın en uzun sahil yoluna Türkiye kavuşmuş olacak’
Bu ‘rüya’ya vatandaşını da inandırmış büyüklerimiz.

Alaturka model gelişmişlik ölçüleri bir yanda çevre bilinci oluşmamış Karadenizli büyük çoğunluk  yolu destekliyor. Ama hepsi değil tabii. Örneğin 20 yıllık ‘yıkım’ın ardından sonra gelinen durumu Vakfıkebir’in önceki dönem Belediye Başkan’ı olan ve yolun asıl projeye bağlı kalınarak yani kasabalarının güneyden geçmesi ve kumsalların kurtulması için uğraş vermiş Yunus Hacımollaahmetoğlu açık özetliyor;"Devletin yaklaşımı,müteahhitlerin para hırsı,halkın ilgisizliği elitlerin günü kurtarma çabaları, sivil toplum kuruluşlarının yorulmaları, bıktırılmaları verdikleri mücadelede devlet tarafından hukuk yoluyla tersyüz edilmeleri sonucunda tüm Karadeniz sahili, Karadeniz Otoyol kapsamında yok edilmiştir’.

Sahil Yolu’nun doğusundaki doğal kıyı tamamen yokedilmiş durumda anlayacağınız. Perşembe ve Ordu dışında tabii. Onlar direndi ve ’sahil yol’suz kaldılar. Şimdi sahil yolu  felaketinin yaklaştığı  batı kıyıları sırada; Ayancık, Çatalzeytin, Abana, İnebolu, Cide, Kurucaşile, Amasra ve Akçakoca’nın durumu ne olacak. 

Henüz el değmemiş batı kıyıları sahil yoluna ‘kurban’ üçüncü köprüye ulaşacakmı. Vergilerimizle hayaller kuran siyasilerimiz akıllara ziyan bu projesi ‘mutlu son’a ulaşacak mı? Bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var.

Bu ülkede bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak ‘geleneği’ hakim. Sıradan vatandaştan ta tepedekilere bu  ‘fikri geleneği’ hayatın her alanında kullanma ustalığı mevcut.

Gelişmiş ülkeler bu tür projeler yaparken 50-100 yıl sonrasını ‘okuyor’. Doğal geleceğini büyüteç altına alarak, yeşil sermayemi ‘tüketmeden nasıl verimli kullanabilirim?’ endişesiyle hareket ediyor.

Ya bizim büyüklerimiz, kurumlarımız, yerel yönetimlerimiz vb.Çevre ve Orman Bakan’ı bakanı Veysel Eroğlu’nun son demeciyle  değerlendirelim. Ilısu barajı suları altında kalacak Hasankeyf konusunda baraj yapımına karşı çıkanlara  bakan tavrı  : ‘Ilısu’yu istemeyenler bölücü’Bu nasl bir tavırdır. Üniversitede öğretim görevi yapmış bir bakan barajın ülkesinin kültürel mirasına zarar vereceğini hesap edemiyor. Köşeye sıkıştığında bildik siyasetçi can simidi…’Onlar şucu, bucu vatan haini bilmem ne…..’ Böyle açıklamalar duyunca ister istemez doğal kaynaklarımızın ciddi tehdit altında olduğunu düşünmeden edemiyorsunuz.

20 yıl önce  Karadeniz Sahil Yolu temeli atılırken de aynı ‘açıklamalar’ mevcuttu. Sonra ne oldu?  Ne olduğunu’ bilmenin  ötesinde seyretmek isterseniz    Aydın Kudu’nun çektiği  ‘Son Kumsal’ (Karadeniz halkının yol yapma bahanesiyle denizden koparılışının hikayesi) ni izleyin. (turkishmoon.com/sonkumsal)Doğal miras nasıl yok edilir?
(Hazin bir belgesel)

can.san1@mynet.com