Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

buSem.geN.tr Blog Servisi

18 Şub

TT Fatura basmayacak 100 bin ağaç dikecek

TT Fatura basmayacak 100 bin ağaç dikecek
Devletin de desteği ve yönlendirmesi sayesinde bundan sonra elektronik faturalar Maliye Bakanlığı tarafından kıymetli evrak olarak kabul edilecek. Bu proje üzerinde onay alan Türk Telekom, her ay 23,5 milyon müşterisi için ikişer nüsha bastırdığı faturaları elektronik ortamda gönderecek ve arşivleyecek.

Böylece isteyen müşterilerin faturalarını elektronik olarak almaları ve aynı zamanda fatura tutarlarının ve son ödeme tarihlerinin her ay kendilerine SMS yoluyla bildirilmesi sağlanırken, Türk Telekom da faturaları daha güvenli bir ortamda saklama, takip etme ve gerekli durumlarda hızlıca erişme imkanlarına kavuşmuş olacak. Faturalarını e-fatura şeklinde almak isteyen müşterilerin 444 1 444′ü araması yeterli olacak.



ωωω.вυѕєм.gєη.тя

 

18 Şub

McAfee’den gizli belgelere koruma kalkanı

McAfee’nin sunduğu yeni McAfee Total Protection for Data, sağladığı koruma ve şifreleme ile marka zararı, finansal kayıp gibi etkilere neden olabilecek gizli bilgilere koruma getiriyor.
McAfee, gizli bilgiler için koruma, görünürlük ve her yerden erişilerek kontrolünü sağlayan McAfee Total Protection for Data adlı yeni sistemini duyurdu. McAfee veri şifrelemenin, sağladığı koruma ile işletmeleri bilgileri kamuya açık etme, finansal kayıp, marka zararı, rekabette dezavantaj, müşteri kaybı ve uyumsuzluk gibi risklerden koruduğu belirtiliyor.

McAfee, yazılım ile şirketlerin hassas bilgilerini yetkili olmayan kişiler tarafından kullanılmasının engelleyeceğini belirterek, bunun veri kaybını gerçek anlamda önleyen ilk çözüm olduğunu iddia ediyor.

Kendine özgü ölçeklenirlik ve merkezi yönetim sağlayan McAfee Total Protection for Data; istemci şifrelemesi, cihaz kontrolü ve veri kaybının önlenmesi (DLP) modüllerini içeriyor. Yazılım, Uyumlu İstemci Koruması McAfee ePolicy Orchestrator (ePO) ile entegrasyon sayesinde, korumayı genele yayıyor.

McAfee Total Protection for Data”nın özellikleri:

  1. Tek merkezden politika yönetimi ve uygulamaları
  2. Dizüstü, masaüstü ve diğer araçlar için şifreleme
  3. Veriye yetkisi olmayan girişlerin önlenmesi
  4. Kayıp veya çalıntı durumunda verinin kullanılamaz hale getirilmesi
  5. Hassas verilerin istenmeden açılımının önlenmesi
  6. İş faaliyetlerini kesmeden veri kaybını önleme
  7. Yalnızca yetkili araç kullanımının sağlanması
  8. Ne tür verilerin harici araçlara aktarılabileceğinin düzenlenmesi
  9. Kullanıcı davranışlarının sürekli takibi
  10. Tam görünürlüğü sağlamak için denetleme ve raporlama becerileri
  11. Düzenleyici ve iç politika gerekliliklerinin uygulanması

09 Şub

ODTÜ’den güzel bir haber daha. Yüksek binalar artık rüzgarla aydınlanacak

Binalar rüzgarla aydınlanacak
ODTÜ’lü çalışma grubu, rüzgar çiftliklerinde üretilen elektrik enerjisinin çok katlı konutlarda ve gökdelenlerde türbinlerle üretilmesi koşullarını araştırdı.

Araştırmacılar, mevcut ve yapımına yeni başlanacak binalarda kullanılacak rüzgar türbinlerinin, binanın yüzde 15 oranındaki elektrik ihtiyacını karşılayabileceğini öngörüyor.

Uzmanlar, dünyadaki yakın zamanda yaygın kullanılacak türbinlerin rüzgar enerjisi potansiyeli yüksek Türkiye’de de kullanılması ile yüksek oranda enerji tasarrufu sağlanabileceğini belirtiyor.

ODTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Halis Günel, günümüzde yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimin bir sonucu olarak rüzgar ve güneş enerjisinden faydalanma çalışmalarının oldukça hız kazandığını ve birçok ülke tarafından verimli olarak kullanılmaya başlandığını kaydetti.

Uzmanlar, dünyadaki yakın zamanda yaygın kullanılacak türbinlerin rüzgar enerjisi potansiyeli yüksek Türkiye’de de kullanılması ile yüksek oranda enerji tasarrufu sağlanabileceğini belirtiyor.

ODTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Halis Günel, günümüzde yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimin bir sonucu olarak rüzgar ve güneş enerjisinden faydalanma çalışmalarının oldukça hız kazandığını ve birçok ülke tarafından verimli olarak kullanılmaya başlandığını kaydetti.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının başında gelen rüzgar enerjisinin bu alanda büyük isimler haline gelen Danimarka, Almanya ve İspanya başta olmak üzere Avrupa ve Amerika’da dev bir enerji sektörüne dönüştüğünü anlatan Günel, ”Karbondioksit emisyonu oranı çok düşük olduğundan küresel ısınmayı engellemeye yardımcı olan rüzgar enerjisi, en hızlı büyüyen ve en ekonomik alternatif enerji kaynağı olarak bugün konvansiyonel enerji kaynaklarıyla yarışabilir durumdadır” dedi.

Günel, çalışma arkadaşları Emre Ilgın ve Arzu Gönenç Sorguç ile yürütükleri ve TÜBİTAK tarafından da desteklenen ”Rüzgar Enerjisi ve Yüksek Binalara Mimari Entegrasyonu Projesi”ne başlamadan önce yüksek binaların çok fazla rüzgar enerjisine maruz kaldığını ve bazı hızlarda da çok büyük problemler yaratabildiği üzerine çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.

Rüzgarın hızının yerden yükseldikçe artması nedeniyle 300-500 metrelik binaların tepesinde 150-200 kilometre sürate ulaşabildiğini anlatan Günel, bu binalarda rüzgarın depremden daha tehlikeli etkiler yaratabileceğini söyledi.

Günel, bu durumdan yola çıkarak yüksek binalarda kullanılacak rüzgar türbinlerinin rüzgar enerjisini elektrik enerjisini çevirerek binanın bir kısım elektrik ihtiyacının karşılanması teknolojilerinin araştırılması amacıyla projeyi başlattıklarını ve bu yıl içinde tamamladıklarını bildirdi.

YÜKSEK BİNALARDA RÜZGARDAN ELEKTRİĞE

Rüzgar türbinlerinin günümüzde yüksek binalarda yalnızca rüzgarın hızını ve etkisini azaltmak amacıyla kullanıldığını ifade eden Günel, ”Rüzgar türbini rüzgarı elektrik enerjisine çevirebilir. Şu anda dünyada binaların yüzde 10-15 oranında elektrik ihtiyacını karşılayabilen örnekler bulunuyor. türbinlerin kapasitesine ve binanın yüksekliğine ve o bölgenin aldığı rüzgara göre elde edilen elektrik enerjisinin oranı da değişebilir” dedi.

Gökdelenlerde bir köy nüfusu kadar insan yaşadığını ve bilgisayar, asansör, aydınlatma gibi amaçlarla çok fazla elektrik tüketebildiğini dile getiren Günel, ”Bu binalarda harcanan oran normal bir kırsal kesimin elektrik ihtiyacına denk bir tüketim ortaya çıkarıyor” dedi.

Projelerini başlattıkları iki yıl öncesinde dünyada gökdelenlerde rüzgar türbini yoluyla elektrik elde eden uygulamaların bulunmadığını belirten Günel, çalışmalarının sonucunda elde ettikleri bilgilere göre ise şu an çeşitli ülkelerde yapılmakta olan yüksek binaların çoğunda elektrik üretiminde rüzgar türbininden yararlanılmasını öngören mimari tasarımların yapıldığını anlattı.

DÜNYADAKİ GELİŞMELER

Bahreyn’de bulunan 240 metre yüksekliğindeki ”Bahreyn Dünya Ticaret Merkezi”nde elektrik üretme amacıyla türbinlerin kullanıldığını belirten Günel, binanın mimarisinin pervane çapları 30 metreyi bulan 3 ayrı türbine göre planlandığını ve bu binanın konumunun da deniz esintisi alacak şekilde ayarlandığını aktardı. Günel, ”Bu tarz binalarda rüzgarı çoğaltan ve debisini yükselten mimari tasarımlar kullanılıyor. Böylece var olan rüzgarın etkisi de daha da güçlendiriliyor. Bu teknoloji ile rüzgardan kolaylıkla elektrik
üretilerek binanın kullanımına sunulabiliyor” dedi.

Günel, İngiltere’deki ”Vauxhall Tower”da da rüzgar türbini kullanıldığını,Amerika’daki İkiz Kulelerin yerine yapılması planlanan ”Özgürlük Kulesi”nde de bu teknolojinin kullanılmasının düşünüldüğünü, Uzak Doğu’da yer alan merkezlerde de bu düşünceyi hayata geçiren mimarilerin tasarlandığını söyledi.

TÜRKİYE’DEKİ UYGULAMALAR

Çalışmalarının dünyadaki gelişmelerin Türkiye’de de uygulanabilmesi açısından önem taşıdığını anlatan Günel, ”Biz ülkemizde yapılacak her türlü yüksek binanın tasarımında bu türbinlerin de yer bulabileceğini ve bu teknoloji ile de yüksek oranlarda enerji tasarrufu sağlanabileceğini öngörüyoruz. Teorik olarak rüzgar enerjisi potansiyeli elektrik ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılayabilir durumda olan ülkemizin, bu dev enerji sektörüne yönelimi kaçınılmazdır” dedi.

İş kuleleri, yüksek katlı oteller ve konutların ve boğaz esintisinin yoğun olarak bulunduğu İstanbul’un rüzgar türbinlerinin kullanımı açısından uygun bir kent olduğunu vurgulayan Günel, ”Sadece gökdelenlerde değil, son dönemde Türkiye’de yaygın olarak yapılan 20 katlı konutlarda da o binanın elektrik ihtiyacının yüzde 15′inin karşılayabilecek sonuçlara ulaşılabilir” dedi.

Ankara’da ve İzmir’de de benzer şekilde iklim koşullarının rüzgar açısından uygun olduğunu ve yüksek binaların bu kentlerde yoğunlaştığını dile getiren Günel, şöyle devam etti:

”Bu çalışmaları bizler bu teknoloji henüz yaygınlaşmadan söylüyoruz. Rüzgar türbinleri yoluyla elektrik elde edilmesi gündemdedir ve önümüzdeki yıllarda dünyada yüksek binaların çoğunda bu rüzgar türbinlerinin görüleceği kesindir. Yakın zamanda bu teknolojiler, dünyada bir patlama yaratacak. Bizim önerimiz Türkiye’de de rüzgar enerjisine artık geçilmeli. Rüzgar enerjisi rüzgar çiftliklerinden çıkıp yüksek binalarda da kullanılmalı” dedi.

Türkiye’nin enerji üretiminde rüzgar enerjisi potansiyelini kullanarak dünyada çok önemli bir noktaya gelebileceğini söyleyen Günel, şunları kaydetti:

”Rüzgar enerjisi kaynakları, teorik olarak elektrik ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayabilecek bir düzeyde olmasına rağmen bu potansiyelini kullanmayan, diğer taraftan da enerji maliyetlerinin yüksekliği, yeterli ölçüde sağlanamaması ve çevreye olumsuz etkileri konusundaki şikayetlerle de karşı karşıya kalan Türkiye’nin bu platformda hak ettiği yere gelebilmesi için, rüzgar çiftliklerinin yanı sıra yüksek binaların da avantajını kullanarak disiplinler arası çalışmaların da teşvikiyle yenilenebilir enerji kaynaklarının başında
gelen rüzgar enerjisinden istifade etmesi kaçınılmazdır.”

09 Şub

YILDIRIM NASIL OLUŞUR

Yıldırım, basit olarak; toprakla, elektrik yüklü bir bulut arasındaki elektriksel deşarj olarak tanımlanabilir. Söz konusu bu deşarj sadece bulutla yer arasında olmayabilir. Gerekli şartlar sağlanmış ise iki bulut arasında da olur ki, biz buna şimşek diyoruz. Her iki olayda oldukça belirgin bir kıvılcım atlaması görülür ve gök gürültüsü işitilebilir

1. Eksi yüklü elektronlar aşağı doğru zigzag yapmaya başlarlar
2. Artı yüklü parçacıklar da yerde bulut tabanın altında toplanır
3. Bulut yer yüzüne iyice yaklaşınca öncü eksi yükler yere inerek bir yol açarlar (bunlar görülmez) ve sonra da yerden buluta doğru elektrik akımı başlar.
KAYNAK:HARUN NALCI 4. Artı yükler saniyede 100 000 km yi aşan bir hızla buluta akar.

Herhangi bir bulutun alt kısmında potansiyel farkı yeterli bir seviyeye geldiği zaman toprağa doğru bir elektron demeti fırlar. Bu birinci deşarj 30 ila 50 metrelik bir mesafeyi saniyede 60-50.000 km arasında değişen bir hızla kateder. 30 ila 100 mikrosaniye süren bir aradan sonra ikinci bir deşarj birincinin oluşturduğu iyonlaşmış yolu izler ve öncekinden yaklaşık olarak daha ileriye erişir. Daha sonra bir üçüncü deşarj meydana gelir. Deşarjlar serisi birbirini izleyerek devam eder. Herbir deşarj öncekinden daha ileriye(dalgalar gibi) ulaşır. Böylece şimşeğin ucu bu şekilde yeryüzüne kadar iner.

Bu sırada deşarj ile yeryüzü arasındaki elektrik alanı gittikçe fazlalaşmaktadır. Bu alanın değeri yeterli bir seviyeye ulaştığı zaman yeryüzünün elverişli bir noktasından yüklü bir elektron demeti fırlar ve ön deşarjla birleşmek üzere hareket eder. Bu demetin boyu 5m ~ 10m ~ 150 metre olan aralıklarla atlandığı gözlenmiştir. Yeryüzünden fırlayan deşarj, buluttan inen deşarjla birleştiği zaman oluşan iletken kanallardan yeryüzüne akar.

09 Şub

ELEKTRİK FATURASINI DÜŞÜRME YOLLARI

Günlük hayatta aydınlatmada ve elektrikli ev aletlerini kullanırken dikkat edilecek birkaç küçük ayrıntı elektrik enerjisinin daha tasarruflu kullanılmasına olanak sağlıyor

Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü Ulusal Enerji Tasarrufu Merkezi’nce konutlarda elektrik enerjisinin verimli kullanılması konusunda hazırlanan broşüre göre, sadece aydınlatmada dikkat edilecek birkaç küçük ayrıntı bile önemli oranlarda elektrik tasarrufu yapılabiliyor.
Örneğin, akkor flamanlı 100 watt’lık (W) normal bir ampulle bir ailenin aylık tüketimi 100 kilovat saate (kWh) ulaşırken, aynı ışık akışını veren kompakt fluoresan ampul kullanıldığında aylık tüketim 20 kWh’ya kadar düşüyor. Türkiye’de tüketilen toplam elektrik enerjisi içinde aydınlatmanın payının yüzde 25 civarında olduğu düşünüldüğünde, bu, Türkiye genelinde ayda 1 milyar 120 milyon kWh’lık bir tasarruf anlamına geliyor.

AYDINLATMADA ENERJİ TASARRUFU
Broşüre göre, aydınlatmada enerji tasarrufu yapabilmek için şu unsurlara dikkat etmek gerekiyor:
Bir akkor lamba, kompakt fluoresan lamba ile değiştirildiğinde yüzde 80 kadar aydınlatma maliyeti azalır.
Eğer kullanıcının bütçesi bir defada bir çok fluoresan lamba almaya elvermezse, geride kalanları değiştirmek için aylık olarak sıraya konarak tamamlanması mümkündür.
Odadan ayrılırken lambalar kapatılmalıdır. Aile bireyleri odadan ayrılırken lambaları kapatmalarını hatırlatacak notlar konması faydalı olacaktır.
Gün ışığından mümkün olduğunca faydalanılmalıdır. Odalar doğal aydınlık avantajını daha iyi kullanacak şekilde düzenlenmelidir. Pencere yakınına bir masa ve sandalye yerleştirerek elektrik faturalarında gerçek bir azalma sağlanabilir.
Dış kapı ışıldakları halojen lambalarla değiştirilebilir. 50-90 watt’lık bir halojen lamba, iki kat fazla watt’lı standart bir reflektör lamba yerine takılırsa yine aynı aydınlatma elde edilir.
Lambaların ve armatürlerin periyodik olarak bakımları yapılmalıdır. İyi yapılmayan bakım sonucunda lamba üzerinde biriken tozlar faydalı ışık miktarını azaltır.
Duvarlar ve tavanlar açık renkli boya ile boyanmalı, dekorasyon eşyaları mümkün olduğunca açık renkli seçilmelidir.
Lamba ışık çıktısı verimli olarak kullanılmalıdır.
Daha fazla ışığa ihtiyaç duyulan bölümlerde çok sayıda düşük güçlü lamba yerine daha yüksek güçlü tek bir lamba kullanmak daha verimli bir aydınlatma sağlar.
Dekoratif lambalar ışığı sizin istemediğiniz yönlere gönderir. Açık renk, şeffaf gölgelikli abajurlar ışığı daha iyi geçirirler.
Zamanlayıcılar, fotoseller, ya da yaklaşım sensörleri vasıtasıyla aydınlatmanın kontrol edilmesi de enerji tasarrufu sağlar.

ELEKTRİK EV ALETLERİNDE ENERJİ TASARRUFU YÖNTEMLERİ
Buzdolabı: Buzdolaplarının verimli kullanılmasında öncelikle düzenli olarak bakım yaptırmak gerekiyor. Ayrıca, buzdolabının etrafının toz ve hava sirkülasyonunu etkileyici diğer maddelerden ve ısı kaynaklarından uzak tutulması gerekiyor.
Klimalar: İhtiyaçtan çok büyük bir klima enerji kaybına sebep oluyor. Evin güneş alan kısımlarının ağaçlarla gölgelenmesi, cam filmleri, pencere ve duvar tenteleri pasif soğutma yöntemlerinin uygulanması da klimanın soğutma yükünü azaltıyor, dolayısıyla daha az enerji kaybına sebep oluyor.
Ocak ve fırınlar: Eğer evde birkaç tane fırın varsa daima küçük olanı tercih edilmesi gerekiyor. Çok gerekli değilse ön ısıtma yapılmaması, yapılsa bile bu süre 10 dakikayı geçmemesi gerekiyor. Mikro dalga fırınlarda pişirmen 2-10 dakika, ısıtma ise 10-30 saniyede gerçekleşiyor, bu nedenle geleneksel fırınlara göre yüzde 66 daha az elektrik harcıyorlar.
Çamaşır makineleri: Yüksek sıcaklıkta yıkamak yerine ılık suyla yıkamak, durulamanın ise soğuk su ile yapılması gerekiyor. Ayrıca, yıkama programları tam kapasite çalıştırılmalı. Eğer mümkünse çamaşırlar dışarıda güneş ve rüzgardan yararlanarak kurutulmalı. Bu arada, önden yüklemeli makinalar, üstten yüklemeli makinalara göre daha az enerji tüketiyorlar.
Bulaşık makineleri: Bulaşık makinası yerleştirilirken çevresinde en az 5 cm boşluk bırakılarak, ısınmadan dolayı oluşan sıcak havanın kolayca dağılması sağlanmalı. Yaz aylarında ısı ve nemi azaltmak için sabah ve akşam saatlerinde yıkama yapılmalı. Bulaşıkları ön durulamaya tabi tutmak gereksizdir, gerektiği durumlarda sıcak su yerine soğuk su kullanılmalı. Bulaşıkların sanitasyonu için yüksek sıcaklıkta yıkama arzu edilmedikçe 55 derece su sıcaklığı yeterlidir. Tam kapasite dolmadıkça makine çalıştırılmamalı.
Elektrikli süpürge: Elektrikli süpürgenin torbası sık sık boşaltılmalı. Bu işlem, süpürgenin emme gücünü yükselteceğinden daha verimli ve daha çabuk temizlemeyi sağlıyor. Ayrıca yılda en az bir kez motor bölümü açılıp, buradaki toz ve pamukçukların temizlenmesi gerekiyor.

DİĞER EV ARAÇLARI
Küçük ekranlı televizyonlar büyük ekranlara göre daha az elektrik enerjisi tüketiyorlar. Ses düzeyinin düşük tutulması da elektrik enerjisi tüketimi azaltıyor.
Saç kurutma işlemi mümkün olduğu kadar havlu ile makina kullanmadan yapılması gerekiyor. Ortalama olarak, bir saç kurutma makinasının 10 dakika çalışması 60 watt’lık bir lambanın 3 saat yanmasına eşdeğer bir enerji tüketiyor.
Bu arada, akıllı sayaçlar ile puant tarifesinden yararlanarak, elektrik tüketiminin indirimli ücret tarifesi uygulanan zaman dilimlerine kaydırılmasıyla, aynı miktarda tüketilen elektrik için daha az ücret ödeniyor

KAYNAK:HARUN NALCI

 

09 Şub

Kurtlar Vadisi Pusu

Kurtlar Vadisi Pusu’nun izlenme rekorları kıran ve nefes kesen bir finalle sona eren 25. bölümü, yeni bir sır kapısı daha araladı.

Vadinin yeni düşmanı Büyük İskender’in “İhtiyarlar Heyetinin elinde olduğunu söylediği” kırmızı kitap ne? “Kırmızı Kitap” ne anlama geliyor? Büyük İskender, neden bu belgenin Polat’ın eline geçmesini istemiyor?

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.