Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

yaradılanı sev yaradandan ötürü

evlilik

Evlilik

Pırıl pırıl ütülü giysili, misler gibi parfüm kokulu,

Saçları taralı, dişleri fırçalanmış

Adamı yada kadını sevmek kolaydır

Aslında aşk, aynı insanı,

Sabahın körü uykudan uyandırdığındaki

En sinirli hali ilede kabul edebilmek

Aynı tuvaleti bir dakika arayla kullanabilmek.

Diz yapmış pijamalarla

Kanepede yastıklara sarılıp sızmışken bile

Şefkatle okşayabilmektir.

Buna katlanamayanlar zaten aşık değildir.

Bu durumda evlilik hoşlandığın insana

Karşı olduğun duygularını öldürüyor diyebiliriz.

Zira aşıksan aynı havayı solumak bile zevk verir.

Hep beraber olmak istersen.

Banyodan gelen su sesi bile

Onun evde olduğunun işaretidir.

Ve huzur verir.

Ütülediğin gömleğin ona nekadar çok

Yakışacağını düşünürsün.

Pişirdiğin yemeği ne çok seveceğini,

O bin tane ayakkabısı dururken

Binbirinciyi almaktan mutlu olacak diye,

İstediğin gömlekten vaz geçersin.

Zamanla almaktan çok

Bir şeyler vermekten mutlu olduğunu keşfedersin

Eğer evlilikte ikinize yemek pişirecek,

Dolabı düzenleyip, ütüyü yapacak

Bir anne olacak sanılıyorsa,

O kadının saçlarının hiç yağlanmadığı ve

Adamın geceleri terlemediği düşünülüyorsa,

Asla kavga edilmeyecek ve

Lavoba tamir edilirken dahi

Gülüşülüp öpüşülecek zannnediliyorsa

Zaten beklenti bir evlilik değil,

Bir Amerıkan filmini yaşamaktır.

Bu hayallerle yola çıkıldığında,

Damat ilk gece gelinin saçlarından

Onbin filketeyi sökmeye çalıştığında,

Gelin ise damat filketeleri çıkaramayıp

Kuaföre söylendiğinde

Zaten evlilik sandıkları şey

Çatırdamaya başlayacaktır.

Evlilik;

Sadece aşk değildir.

Evlilik;

Ev arkadaşlığı, kankalık, sıdaşlık,

Ortak hesaba sahip mudilik,

Ayrı kökenlerin birlerşmesi başı hatırlanmayan

Bir akrabalık ilişkisidir.

Aşk bu ilşkide tutkuyu sağlar ama

Zaten tek başına ayakta tutamaz.

Hala canınız sıkıldığında onu değil de

Annenizi arıyorsanız,

Yalan olmuştur o evlilik.

Aşk evlilikte gider gelir.

Halıya kola döküldüğünde aşk biter,

Halıyı temizleyebilirse gene aşık olur.

O aradaki sinir ev reisini  aşabilenler

Ellinci yıla kadeh kaldıranlardır.

Tahamül edmeyenler ise

İkinci evlilikten sonra artık

Evliliğin yalan olduğuna inanır.

Zafer direnenlerin olur…

               CAN DÜDAR

sarmaşık güller

Açilmis sarmasik gülleri kokulariyla baygin
En görkemli saatinde yildiz alacasinin
Gizli bir yilan gibi yuvarlanmis içimde kader
Uzak bir telefonda aglayan yagmurlu genç kadin
Rüzgar uzak karanliklara surmus yildizlari 

Mor kivilcimlar geçiyor daginik yalnizligimdan
Onu çok ariyorum onu çok ariyorum
Heryerimde vücudumun agir yanik sizilari
Bir yerlere yildirim düsüyorum 
Ayriligimizi hissettigim an demirler eriyor hirsimdan
Ay isigina batmis karabiber agaçlari gümüs tozu
Gecenin irmaginda yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmus

        Tedirgin gülümser Çünkü ayrilik da sevdaya dahil çünkü ayrilanlar hala sevgili

Hiç bir ani tek basina yasayamazlar
Her an ötekisiyle birlikte hersey onunla ilgili
Telasli karanlikta yumusak yarasalar
Gittikçe genisliyen yakilmis ot kokusu
Yildizlar inanilmiyacak bir irilikte
Yansimalar tutmus bütün sahili
Çünkü ayrilmanin da vahsi bir tadi var
Öyle vahsi bir tad ki dayanilir gibi degil
Çünkü ayriliklar da sevdaya dahil
Çünkü ayrilanlar hala sevgili
Yalnizlik hizla alçalan bulutlar karanlik bir agirlik
Hava agir toprak agir yaprak agir
Su tozlari yagiyor üstümüze
Özgürlügümüz yoksa yalnizligimiz midir
Eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kusatti ormani
Karanlik çöktü denize
Yalnizlik çakmak tasi gibi sert elmas gibi keskin
Ne yanina dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin Kapini bir çalan olmadi mi hele elini bir tutan
Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince
Simsicak bakislari suç ortagi kaçamak gülüsleri gizlice
Yalnizlarin en büyük sorunu tek basina özgürlük 
ne ise yarayacak
Bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin 
soguk tenhaligina
Benzemesin diye özgürlük mutlaka paylasilacak suç ortagi bir sevgiliyle
Sanmistik ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için variz
Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatça sigariz
Hiç yanilmamisiz her an düsüp düsüp kristal bir bardak gibi Tuz parça kirilsak da hala içimizde o yanardag agzi
Hala kipkizil gülümseyen sanki atesten bir 
tebessüm zehir zemberek ASKIMIZ

pic24393.gif

serzeniş

dokunmayın benim garip kalbime

nice yaralardan merhemsiz geçti

bırakında rahat etsin yüreğim,

içlerinden bir vefasızı seçti.

bir gülüm ben bülbülüm gelmez,

ağlasam halimi kimseler bilmez,

gözlerimden kan akar gelipte silmez

beni sevdiğini bir kez söylemez.

ferhat dağları delmiş şirine,

mecnun leyla için düşmüş çöllere,

kerem dişlerinden olmuş aslı dizinde

,birtek sen varsın böyle benim gözümde

havada uçan kuşlara selam,

sevmesende gel beni sev demem,

sen benimsin asla vazgeçemem,

sevmişmi benim gibi ferhat,mecnun,kerem.

seni son gördüğümde ne hallerdeydin,

iyice mahvolmuş gözden düşmüştün,

ne bilsinki eller kimi sevmiştin ,,,,,

işte şimdi sende benim hallerimdeydinnnn.

 

size

hayırlı günler

allah tüm insanlara hayırlı barış içinde sağlıklı mutlu huzurlu bir hayat diliyorum yüce yaratandan rabbim kimseye,hiç bir enne ve babaya çocuklarının acısını göstermesin bu benim en çok ettiğim dua dır.bunu tüm kalbimle istiyorum rabbimden unutmayın siz birgün olurda unutursanız dua etmeyi (umarım bu hiç olmaz)ama bilinki ben yaşadığım sürece nefesim yettiğince dualarım hep tüm insanlar içindir allah herkesi mutlu mesut etsin.benimde çocuklarım var biri 1991 1993 1995 1996 doğumlular allah tüm insanların yavrusunun acısının göstermesin

AMİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİN

gece

 

 

               Hiçbir kalemin cesareti yoktur bu yürekteki yıkılışı yazmaya…
                      Geceler korkak, geceler korkulu, geceler korkunç…
                                 Sabahına uyandığım her gün yapayalnız…
                                                                  Sensiz… Sessiz…

                                                                     Görmezsin…

bu gece siyah daha başka siyah

Neredesin kahrolası mum, unutmuşum seni koyduğum yeri…. Ne zamandır gerek yoktu sana… Sen de çok eskimişsin, yarımsın da, ama işe yararsın, her yer karardı, uzun sürecek gibi, bitireceğim seni mum bu gece galiba haberin olsun, durum onu gösteriyor. Ne de çabuk sulandın hemen, gövdende boncuk boncuk senden parçalar oluştu, sanki gözyaşı, sanki yanmak ağlatıyor seni. Gözyaşların benimkilere benzemiyor.

Hepsi üst üste bindi ve dondu bak, oysa benimkiler ıslak. Senin ışığına kaldım yine… Hayrola… Titredi alevin, söylemek istediklerin mi var, yoksa hatırlatmak istediklerin mi? Merak etme, hatırlıyorum seni ilk yaktığım siyah geceyi, sen bitince, yarım kaldığın o siyah gecede bitecekmiş gibi geliyor sanki bana şimdi. Sen de anladın değil mi biteceğini bu gece ve seninkiyle yaşanacak bitişleri, titreme… Senin bu bitişinle benim siyah gecelerdeki titremelerim geçecek belki de. Bu gecenin kurbanı ben değil sen olacaksın bu sefer. Kurban mıydım, kötü bir benzetme, niye kurban olacakmışım ki? Saçmalık, kurban olmak da neymiş? Pişmanlıklarımın mumu oldun çıktın ama haberin olsun… Nasıl da karardı her taraf? Bu sefer seninle baş başa kaldık.. Yaksana sigaramı, bir işe daha yara hadi son anlarında.

Yine nasıl bir siyah bu? Yine nasıl bir gece bu? Çok az yaşanır böylesi, yaşanınca da yaşanmışları tekrar yaşatır. Göğün yükseğindeki yıldızların hiç de aydınlatmaya yetmeyeceği bir gece. Çok parlaklar yine de…Ulaşılmazlar hep böyle parlak mı olur? Ulaşılamayanları daha da ulaşılamaz, görülemeyenleri daha da görülmez, mesafelerin daha da aralanacağını düşündüren, bazen panik yaptıran, bazen umutsuzluğa düşüren ışık fakiri siyah bir gece. Neredesin dedirten siyah bir gece bu seferki, neden dedirten siyah bir gece, soruları insanın bağrına deşercesine sokan, cevapları gizleyen siyah bir gece. Sigara yaktırıp boşluklara baktıran, eskimiş mumlarla delice konuşturan siyah bir gece bu seferki. Hadi dedirten siyah bir gece. Düşündüren siyah bir gece. Yaşanmış siyah geceleri hatırlatan siyah bir gece. Aslında belki de geç kalmış, bir öncekinden nefret ettiren bir sonrakini düşleten siyah bir gece bu seferki. Siyah geceleri yaşayanları düşleten siyah bir gece.

Bir sürü "es"leri yaşatan siyah bir gece. İtirazları bastıran siyah bir gece. Gel’lerin hoşça kal’lara karıştığı siyah bir gece. Yalnızlıkların kalabalıkların arasından fırladığı siyah bir gece. Yalnızlıkların tarifleri için ilk satırların sakınmadan, kıskanmadan harcanmaya başlandıkları siyah bir gece. Biten sigaranın ardından yatağa sürükleyip cenin pozisyonu aldıran, gözlerden yaşlar akıtıp yastıkları ıslatan siyah bir gece bu seferki. O yastıkta yeni kokuları aratıp bekleten siyah bir gece. Korkuları hatırlatan siyah bir gece. Sonra sırt üstü yatırıp, siyahı solumuş tavana baktıran, bitişlerin rahatlığını yaşatıp, başlamazların altında ezdiren siyah bir gece bu seferki. Uzaktan gözüken denizin mavisini içene katan siyah bir gece… Bitiyorsun mum…., ıslak gözlerimden kaçıramadığın son titremelerini görüyorum buradan. Hala siyahı soluyorum ama bak, bit mum bit, bit ve al götür gitsin artık dediklerimi. Bu gece siyah daha bir başka

hakim tutsak islam türk

”Dışım pırıl pırıl TÜRK
İçim alev alev İSLAM
İçim dışıma HAKİM
Dışım içime TUTSAK!”
 

hoş geldin ölüm derim

 

Seni unutmak değil, belki kendimi avutmaktır niyetim.

Her şeyi ödedim dünyada, ödeyemediğim kendi diyetim.

Hayat öyle yordu ki; belki çeker giderim.

Ne dünü, ne bugünü, ne yarını severim.

Sonsuzluğun aşkıyla yanar iken yüreğim,

Ne seni, ne kendimi dert edip de çekerim.

Ağır gelmez ayrılık, bayram der de geçerim.

Ağlarım belki, fakat yanmaz yüreğim.

Yıllar geçer, ömür biter bense boyun bükerim.

Son sözüm olmazsın benim, “hoş geldin ölüm" derim

gülümse

….GÜLÜMSE…

İLK KENDİNE GÜNAYDIN DE UYANIRKEN..

VE İLK KENDİNE GÜLÜMSE AYNALARDA..

BİR TATLI SÖZ SÖYLE, TEBESSÜM ET..

VE UMURSA KENDİNİ, TEŞEKKÜR ET..

SEVMEKLE BAŞLA HERŞEYE, KENDİNİ SEV..

DOST OL KENDİNE..
DÜRÜST OL!..

BİR SEVDA SUN, YALANSIZ..

İLK KENDİNE GÜNAYDIN DE UYANIRKEN..

VE İLK KENDİNE GÜLÜMSE AYNALARDA..

SONRA GÖRECEKSİN BİNLERCE YÜZDE YANSIMANI…

öykü

öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan bir gezgin at terbiyecisinin genç oğluna kadar uzanır. Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı.
Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası.
Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi.
Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi.. İki gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir "0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardı.
"Neden "0" aldım?" diye merakla sordu hocasına, çocuk..
"Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal" dedi, hocası..
"Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman imkansız" ve ekledi:
"Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm." çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı.
"Oğlum" dedi babası "Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatin için oldukça önemli bir seçim!."
Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü hocasına..
"Siz verdiğiniz notunuzu değiştirmeyin" dedi.."Ben de hayallerimi.."…..
O, orta 2 öğrencisi, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı.
Öykünün en can alıcı yanı şu:
Aynı öğretmen, geçen yaz 30 öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya getirdi. çiftlikten ayrılırken eski öğrencisine "Bak" dedi, "Sana şimdi söyleyebilirim. Ben senin öğretmeninken, hayal hırsızıydım. O yıllarda öğrencilerimden pek çok hayal çaldım.
Allah’ tan ki, sen, hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçıydın