Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Biliyormusunuz

Biz Allah’ı (cc) Cuma günleri mescide sığdırmaya çalışıyoruz.
Belki cuma gecesine, çok nadiren kalkılabilirse, yatağın sıcaklığından feragat edilebilirse de Sabah namazlarına….

Ama hastalıklarımız, zayıflıklarımızda, doğal afetlerde, kısaca zorda ve çaresiz kaldığımızda hemen etrafımızda olsun istiyoruz….
ve, hiç şüphesiz, en çok da ölümün hatırlandığı cenazelerde.

Maalesef, biz Allah’tan (cc) bunları beklerken, Allah (cc) için işte, oyunda, hayatımızın neredeyse tamamında yerimiz ve zamanımız yok…
Çünkü…
Diğer zamanlar işlerimizi kendimiz halledebiliriz düşüncesi hayatımıza girmiş.
Ya da açıkça söylersek o zamanlar Allah’a (cc) ihtiyacımız yok.
Allah’ın (cc) emir ve yasaklarına itaattir. Karşılıksız alabileceğimiz en iyi hediye namazımızdır,
Hem masrafsız ve ödüller de muhteşemdir.

Allah beni affetsin, ….
O’nun hayatımda ilk sırada olmaması gerektiğini kabul ettiğim yer ve zamanların varlığından dolayı.

Her zaman O’nun bizim için yaptıklarını daima hatırlayacak zamanlarımız olmalı.

Bu mesajı idrak ettiyseniz paylaşın!!

Evet, ALLAH’ı (cc) çok seviyorum.
O benim var olma ve kurtulma kaynağım.
Beni her gün ayakta tutuyor.
O’ndan başka sığınılacak kapı olmadığını bilmek..

Onsuz hiçbirşeyim….
Diyebiliyormusunuz?
Bunun için işte size çok basit bir test.
er Allah’ ı seviyorsanız ve O’nun sizin için gerçekleştirdiği muhteşem şeylerden utanmıyorsanız….

bunu arkadaşlarınıza iletin.
Bunun için zamanınız varmı?
Kolay zora karşı..
-Gerçekleri söylemek neden bu kadar zor.
Aynı zamanda yalanları söylemek de bu kadar kolay?

-Neden namazda uykuluyuz da bitince aniden uyanıveririz?

-Böyle mesajları paylaşmak varken silmek neden kolayımıza gelir?

Ne gariptir, ALLAH’a (cc) inandığını söyleyip de şeytanın peşinden gitmek .

Ne gariptir, fıkraları çılgınca paylaşırız, mesajlar
havalarda uçuşur da iş İslamiyetle ilgili bir mesajın iletilmesine geldiğinde iki defa düşünürüz.

Bu mesajı eğer birilerine gönderirseniz, adres listenizdeki herkese gönderebilecek misiniz? Yoksa ne tepki vereceğini bilmediğinizden ya da emin olmadığınızdan göndermeyecek misiniz?

Allah’ın bizim için ne düşündüğünden çok insanların bizim için ne düşündüğüne önem
vermemiz sizin adalet terazinizle ne kadar adil görünüyor? HERŞEYDEN ÖNEMLİSİ NE KADAR DAHA YAŞAĞACAĞINIZI SANIYORSUNUZ?

Hayattan Kesintiler

 

   BEŞ ÖNEMLİ DERS*
 
Birinci Ders:

 Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı. Ben okulun en
 iyi ögrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada
 çakıldım kaldım. Son soru söyleydi :
 ’Hergün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedır ?’
 Bu her halde bir çeşit şaka olmalıydı. Kadını, yerleri sılerken, hemen
 hergün görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı. 50′lerinde falan
 olmalıydı. Ama adını nerden bilecektim ki ! Son soruyu yanıtsız bırakıp
 kağıdı teslim ettim. Süre biterken bir öğrenci, son sorunun test
 sonuclarına dahil olup olmadığını sordu.
 ’Tabii, dahil’ dedi, Hocamız…
 ’İş yaşamınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız. Hepsi birbirinden
 farklı insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hak eden insanlar
 bunlar.
 Onlara sadece gülümsemeniz ve ‘Merhaba’ demeniz gerekse bile…’
 Bu dersi hayatım boyunca unutmadım. Hademenin adını da…
 Dorothy idi.
 

İkinci Ders :
 
Bir gece vakit gece-yarısına doğru Alabama Otoyolunun kenarında duran
 bir zenci kadın gördüm. Bardaktan boşanırca yağan yağmura rağmen,
 bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkati çekmeye çalışıyordu. geçen
 her arabaya el sallıyordu. Yanında durdum. 60′lı yıllarda bir beyazın bir
 zenciye, hem de Alabama’da, yardıma kalkışması pek olağan şeylerden
 değildi. Onu kente kadar götürdüm. Bir taksi durağına bıraktım.
 Ayrılırken ille de adresimi istedi, verdim. Bir hafta sonra, kapım çalındı. Muazzam
 bir konsol televizyon indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi, armağanda…
 ’Geçen gece otoyolda bana yardımınıza teşekkür ederim. O korkunç yağmur
 sadece elbiselerimi değil, ruhumu da sırılsıklam etmişti. Kendime
 güvenimi yitirmek üzereydim, siz çıka geldiniz. Sizin sayenizde ölmekte olan
 kocamın yatağının baş ucuna zamanında ulaşmayı başardım. Biraz sonra son
 nefesini verdi. Tanrı bana yardım eden sizi ve başkalarına karşılık beklemeksizin
 yardım eden herkesi kutsasın…
 En İyi Dileklerimle,
 Bayan Nat King Cole.’
 
 
Üçüncü Ders :
 
Size Hizmet Edenleri Hep Hatırlayın…
 
Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk
 pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu… Çocuk sordu:
 ’Çikolatalı pasta kaç para ?’
 ’50 Cent.’
 Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha sordu:
 ’Peki, Dondurma Ne Kadar ?’
 ’35 Cent.’ dedi garson kız, sabırsızlıkla. Dükkanda yığınla müşteri vardı
 ve kız hepsine tek başına koşuşturuyordu. Bu çocukla daha ne kadar vakit
 geçirebilirdi ki…
 Çocuk parasını bir daha saydı ve
 ’Bir dondurma alabilir miyim, lütfen ?’ dedi.
 Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu, birden. Masayı sanki akan gözyaşları temizleyecekti. Boş dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı 15 Cent’lik bahşiş duruyordu..
 
Dördüncü Ders :
 
Yolumuzdaki Engeller…
 
Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya
 koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak diye
 gözlüyor… Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray
 görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın
 etrafından dolasıp saraya girdiler. Pek çogu kralı yüksek sesle
 eleştirdi.
 
Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu.
 Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu.
 Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye
 başladı. Kan ter içinde kaldı ama, sonunda, kayayı da yolun kenarına
 çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir
 kesenin durduğunu gördü.
 Açtı… Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde…
 ’Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir.’ diyordu kral.
 Köylü, bügün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.
 ’Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır.’
 
Beşinci Ders :
 
Önemli Olan Vermektir..
 
Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek
 yaşam şansı, beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı
 hastalıktan mucizevi bir şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın
 mikroplarını yok eden antikorlar oluşmuştu. Doktor durumu beş yaşındaki
 oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir
 an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve ‘Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı’ dedi.
 Kan nakli yapılırken, ablasının gözlerinin içcine bakıyor ve gülümsüyordu.
 Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı, ama küçük çocuğun yüzü
 de giderek soluyordu…
 Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu :
 ’Hemen mi öleceğim ?’
 Ufaklık, doktoru yanlış anlamıştı, ablasına vücudundaki
 bütün kanı verip, öleceğini düşünüyordu.

bugün pazar

24904.gifmerabalar dostlar bugun pazar.tatil günüm dışarısı çok sıcak ama biz erkenden dışarıda turladık ailecek .gezdik dolaştık adım başı para kardeşim .evde dursan bitürlü dışarı çıksan birtürlü .evde bilgiyayarda oyun ister yumurcak bekle sırayı!dışarda dondurma siparişi abur cubur derken o olmaz iyi değil,dondurma hasta yapar soğuk olmaz sonra diye diye eve geldik.bir bakınayım bloga dedim başımda bekliyor.yorulmuyorlar bunlar kardeşim.neyseki fenerbahçe forması aldı babasıda şimdilik oyalanıyor.sevgiler.

yalan

    Patron Sekretere :
    Bir haftalığına iş için yurtdışına çıkacağız. Ona göre hazırlan.

    Sekreter kocasını arar :
    Patronla bir haftalığına yurtdışına çıkacağız. Sen başının çaresine bakarsın.

    Kocası sevgilisini arar :
    Karım bir haftalığına yok. Bu haftayı beraber geçirelim.

    Sevgili Özel ders verdiği minik çocuğu arar :
    Bu hafta sana ders veremicem. Gelmene gerek yok.

    Minik çocuk Dedesini arar :
    Dedecim. Bu hafta dersim yok. Öğretmenim yok.Bu haftayı beraber geçirelim.

    Dede (1.bölümdeki patron olur) sekreterini arar :
    Bu haftayı torunumla geçireceğim. Gezimiz iptal oldu. Gidemicez.

    Sekreter kocasını arar :
    Gezimiz iptal oldu. Gidemicez.

    Koca sevgilisini arar :
    Bu hafta beraber olamıcaz. Karımın gezisi iptal oldu.

    Sevgilisi ders verdiği minik çocuğu arar:
    Bu hafta sana ders verebileceğim. İşlerim ipt al oldu.

    Minik çocuk Dedesini arar :
    Dedecim. Öğretmenimin işleri iptal oldu. Bu hafta beraber olamıcaz. Çok üzgünüm.

    Dede sekreterini arar :
    Merak etme. Bu hafta yurt dışına çıkabileceğiz. Hazırlıklarını yap…

    eeee….

din

 

 

‘Ey iman edenler! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, o onlardandır. Şüphesiz ki Allah zâlimler gürûhunu hidayete erdirmez.’ (Mâide: 51)

 

 

 

- ‘Sen onların dinine uymadıkça ne yahudiler ne de hıristiyanlar senden aslâ hoşnut olmazlar.’ Bakara

 

COCA COLA’NIN DEĞİŞİK YAHUDİ BÖLGELERİNDEKİ REKLAMI:….
Üstteki yazının tercümesi: (Were moving to a new location !!! = Artik yeni yerimize tasiniyoruz !!!)
Alttaki yazının tercümesi:’COCA COLA İÇ, ISRAEL’E DESTEK OL !!!!!”’


Biliyormuydunuz ?

Firma karının % 50 sini İsrail Ordusuna aktarıldığını…

Dünyada en çok coca cola sevenlerin müslümanlar olduğunu

Belçika da Sağlık Bakanı Luc Van Den Bossche’nin Coca-cola ‘nın
şişe veya kutulardaki tüm ürünlerinin piyasadan çekilmesini emrettiğini…

Ve Bakanlığın, Coca-Cola ürünlerini içen kişilerde ciddi zehirlenmeler görüldüğünü belirterek, Coca-Cola’ nın içinde kandaki alyuvarların erimesine neden ve kansızlığa yol açan ‘hemolyse’ maddesinin bulunduğunu açıkladığını…


 

 


 

Şimdi bu yazıyı hat sanatı gözlükleriyle seyredelim:


‘La Muhammed La Mekka’

‘Muhammed ve Mekke yok olsun’


 

 

 

İnsanlar içerisinde, müminlere en şiddetli düşman olarak yahudileri bulursun.’ (Mâide: 82)


 

‘Allah katında din İslâm’dır.’ (Âl-i imrân: 19)

Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin.’ (Mümtehine: 1)

 

 ’Şüphesiz ki kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.’ (Nisâ: 101)
‘Eğer onların güçleri yetse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler.’ (Bakara: 217)

KATLİAM HATIRASI!  
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

melekler

melekler

yüreği güzel dostlara

     yüreği güzel dostlara benden hediye sevgiler.

zeki kadınlara !

zeki kadınlara         KARI&KOCA>>>bir çift hiç konuşmadan aramayla yolda gitmekteydi.daha önceki bir tartışma münakaşaya dönüşmüştü ve hiç biri teslim  olmak istemiyordu.keçi,katır veçeşitli hayvanlarla dolu bir çiftliğin yanından geçerken akrabalarınmı diye sorar karısı,Evet,diye cevap verir ve ekler.senin taraftan akrabalarım.     KELİMELER>>>kocası karısına kadınların bir günde kaç kelime kullandığına dair bir makale okuyordu…Erkeklerin 15,000 kelimesine karşılık 30,000 kelime,karısı yanıtladı:sebebi erkeklere her şeyi tekrar etmek zorunda olmamızdır.kocası karısına döndüve sordu:Efendim?YARADILIŞ>>>birgün bir adam karısına sordu:,aynı zamanda nasıl hem bu kadar salak,hemde bu kadar güzel olabildiğini anlamıyorum,karısı yanıtladı:açıklamama izin ver .Allah beni sen çekici bul diye çok güzel yarattı;Allah beni seni çekici bulayım diye çok salak yarattı!KONUŞMAMA CEZASI>>>bir karı koca evde problemler yaşamaktaydı ve birbirlerine konuşmama cezası uygulamaktaydı.aniden adam ertesi gün karısının kendisini sabah5:00da iş için bir uçuşu olduğundan uyandırması gerektiğini hatırladı.sessizliği ilk bozan ve kaybeden kendisi olmamak için,bir kağıdın üzerine,Lütfen beni sabah 5:00 da uyandır.yazdı ve notu karısının bulabileceği bir yere bıraktı.ertesi sabah,adam uyandı ancak saatin 9:00 olduğunu ve uçuşu kaçırdığını farketti.çok kızdı,tam karısının onu neden uyandırmadığını,soracakken yatağın yanında bir parça kağıt buldu.kağıtta saat 5:00 uyan yazmaktaydı.erkekler bu tip yarışmalar için yeterli donanıma sahip değiller.Allah erkeği kadından önce yaratmış olabilir,ancak şaheserden önce her zaman bir kabataslak vardır.bunu gülmeye ihtiyacı olan zeki kadınlara ve kaldırabileceği ni düşündüğünüz erkeklere gönderiyorum.sevgiler.                                                                                                                

karşılıksız yardım

bir gece vakit yarısına doğru Alabama otoyolunun kenarında duran bir zenci kadın gördüm.bardaktan boşanırca yağan yağmura rağmen,bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkati çekmeye çalışıyordu.geçen her arabaya el sallıyordu.yanında durdum,60,lı yıllarda bir beyazın bir zenciye,hemde Alabamada,yardıma kalkışması pek olağan şeylerden değildi. onu kente kadar götürdüm  .bir taksi    durağına bıraktım.ayrılırken illede adresimi istedi,verdim.bir hafta sonra,kapım çalındı.muazzam bir konsol televizyon indiriyordu adamlar.bir de not ekliydi,armağanda…o gece otoyolda bana yardımınıza teşekkür ederim…o korkunç yağmur sadece elbiselerimi değil,ruhumuda sırılsıklam etmişti.kendime güvenimi yitirmek üzereydim,siz çıkageldiniz.sizin sayenizde ölmekte olan kocamın yatağının baş ucuna zamanında ulaşmayı başardım.biraz sonra son nefesini verdi.tanrı bana yardım eden sizi ve başkalarına karşılık beklemeksizin yardım eden herkezi kutsasın.en iyi dileklerimle ,bayan nat king cole.,                                                                              

Sayfalar : [1] 2 3

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.