Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

cukurova Evliyaları

27 Ağustos 2008 Çarşamba | Kategori Eğitim 0

 

CUKUROVA EVLİYALARI

 

Kişi ve toplumlar kimliklerini, geçmişten aldıkları değerler, geleceğe aktaracağı bilgilerle oluşturur. Geçmişten günümüze kalan manevî değerler, gelenek-görenek ve inançlardır. İnançların ve geleneklerin birlikte uygulandığı "ziyarete gitme" olayı da Adana yöresinin geçmişten günümüze devam ettirdiği manevî kültür değerlerindendir. Ziyaret denilen yerlerde, yatırların doğaüstü gücü bulunduğuna ve isterse insanlara yaşarken yaptıkları gibi, ölümlerinden sonra da yardım edeceğine inanılır.1

Yatır, türbe ve ziyaretler Türk geleneğinin içinde yüzlerce yıldır varlığını sürdürmektedir. İslamiyet öncesi inanç sistemlerinde yer alan "atalar kültü", İslamiyet’in kabulü ile birlikte "veli" kavramı içinde varlığını sürdürmüştür. Anadolu’nun bütününde kendini gösteren yatırlara mistik bir saygı gösterme ve yatırlardan çare bekleme ya da dinî ibadet kabul edip yatırları ziyaret etme Adana’da da varlığını canlı bir şekilde korumaktadır.

Adana’da yatır, türbe, ziyaret diye isimlendirilen yerlerin büyük bir çoğunluğunun başlangıç tarihi bilinmemektedir. Bir din büyüğünün ya da din büyüğü olduğu sanılan kişilerin ya yattığı yerin kesin bilin-mesiyle ya da din büyüğü olduğu düşünülen kişinin rüyada yattığı yerin görülmesiyle ziyaret yeri oluşturulmuştur. Kişi adına oluşturulan ziyaret yerleri kadar ağaç ya da benzeri doğa yerlerinin de ziyaret yeri olarak kabul edilmesi de oldukça yaygındır. Buraların bu kutsallığa büründürülmeleri de çoğu zaman rüyada o yerde kutsal kişinin yattığının veya orayı ziyaret ettiğinin görülmesiyle olmaktadır. Yukarıda saydığımız nedenlerden dolayı Adana’da ziyaret yerlerinin sayısı çok fazladır. Bunda Adana’nın daha çok Anadolu’nun doğusundan sürekli göç almasının da etkisi büyüktür. Tarım ve sanayi şehri olan Adana’nın her yıl nüfusu dış göçle hızlı bir artış göstermektedir. Her göç beraberinde nüfus kadar gelen insanlarla birlikte gelinen yörenin geleneksel yapısını da beraberinde getirmektedir. Anadolu ortak geleneksel yapı gösterse de bölgeler kendi içinde gösterdikleri ayrıntılarla Anadolu’nun geleneksel zenginliğini oluşturmaktadır. Adana da farklı şehirlerin buluştuğu bir nokta olduğundan geleneksel yaşam tarzı canlılığını ve zenginliğini korumaya devam etmektedir. Adana’da semtler oturanların geldikleri yörelere göre farklılık göstermektedir. Genellikle Dağlı-oğlu, Yenibey, Anadolu, 19 Mayıs Mahalleleri Güney Doğu’ dan gelen Dervişler, Yenidoğan, Yavuzlar Mahallelerinde Adana’nm ilçelerinden gelenler oturmaktadır. Bu nedenle de semtlere göre de geleneklerin uygulanışında farklılıklar görülmektedir. Ziyaretlere gitme nedenleri, ziyarete gidiş biçimleri ve ziyarette uygulanan pratikler açısından Adana çeşitlilik göstermektedir.

Adana’da Mıdık, Hadırlı, Seyhan Mahalleleri ve Karataş İlçesinde ziyarete gidiş törensel bir niteliktedir. Özellikle kadınların gittiği ziyaretler için kadınlar bir hafta öncesinden niyet ederler. Bu niyet ediş bir ziyaret için değil aynı gün içinde gidilebilecek en fazla ziyaret içindir, mümkün olursa bir gün içinde yedi ziyarete gidilmeye çalışılır. Niyet edilen günden itibaren temizlik yapılmaya başlanır. Kadınlar önce gusül abdesti alır. Ardından yattığı yatağı, yorganı, çarşafı, yastık yüzlerini yıkar. Sonra yeniden banyo yapıp gusül abdesti alınarak ziyarete giderler. Her ziyaretin de kendine göre gidilecek günü vardır. Kimi ziyarete Salı günü, kimi ziyarete Perşembe günü gidildiği gibi tatil olması nedeniyle günümüzde Pazar günü tercih edilmekle birlikte eğer ibadet amaçlı bir ziyarete gidiş değil de bir dileğin gerçekleşmesi için gidiliyorsa ziyaretin kendine özgü gününde gidilmesi tercih edilmektedir. Ziyarete gidecek kadın lohusaysa ya da lohusa ziyaretine gitmişse, temizlenme işlemi daha da detaylı hale gelmektedir. Lohusa, 40 gün geçmeden ziyarete gidememektedir. Ancak, kırkı çıkartıldıktan sonra ziyarete gidebilmektedir. Doğumdan sonraki kırkıncı gün kadın banyo yapıp gusül abdesti almaktadır. Ardından evdeki temiz ya da kirli ayrımı yapmadan bütün yatak, yorgan, yastık yüzü, ardından evdeki bütün tencere, tabak, bardak, çatal, kaşık kısaca bütün evdeki yıkanmaya uygun eşyalar yıkanır. Bundan sonra kadın yeniden gusül abdesti alır. Böylece kırkı çıkmış olur. Lohusa kadının, kırkı çıkmadan ziyarete gelen başka kadınlar da lohusanm kırk çıkardığı gün, kendileri de evlerinde kırk çıkarırlar. Yoksa onlar da yatırları ziyaret edemezler. Bahsedilen semtlerde oturan kadınlar inekleri, atları yavruladıktan sonraki kırk gün içerisinde de yatırları ziyarete gitmezler. Hayvanın yavrulamasının üzerinden kırk gün geçince doğum olayını kendileri gerçekleştirmiş gibi kırk çıkarma işlemini aynen yaparlar. Bu işlemler yapılmazsa kendilerini murdar saydıkları için ziyaretlere gidilmemektedir.

Adı geçen semtlerde ziyarete gidişte vücut temizliği kadar, giyilen kıyafetler de önem taşımaktadır. Ziyaretlere eski bir kıyafetle gidilmemektedir. Kıyafet ya beyaz ya da beyaza yakın bir renk olmaktadır. Yalnızca etek-bluz veya elbise tercih edilmektedir. Bu giysiler alabildiğine bol, hiçbir şekilde vücut hatlarını belli etmeyecek şekilde olmaktadır. Bu nedenle yakadan robalı elbiseler tercih edilmektedir. Hiçbir zaman pantolonla ziyaretlere gidilmemektedir. Giyilen kıyafetin altına uzun beyaz paçalı don denilen iç çamaşırından başka, iç çamaşırı giyilmemektedir. Başta ise beyaz, genellikle oyasız örtü bulunmaktadır. Kadınların ziyarete giderken gösterdikleri bu özen orta yaşlı ve yaşlılarda büyük bir dikkatle korunmaktadır. Yeni kuşak genç kadınlar ise bazı noktalarda biraz daha esnek davranmaktadırlar. Örneğin beyazın dışında, pastel renklerde giysi ile ya da evde tümden çamaşır yıkamadan yalnızca gusül abdesti alarak ziyarete gidilebilmektedir.

Bu semtlerdeki ziyaretlerde ya da bu semtlerde oturanların gittikleri ziyaretlerde, ziyarette mum yakmak yerine "bahur" denilen günlük ağacından yapılma tütsüler yakılmaktadır. Bu ziyaretlerde mevlit okutma âdeti de diğerlerinden farklı bir şekilde uygulanmaktadır. Durumu iyi olan aileler yılda bir defa ve hep aynı tarihte yemekli mevlit okutmaktadır. Büyük baş hayvanların kesilerek yemek yapıldığı görkemli şölenlere dönüştürüldüğü yemek, mevlite katılan sadece erkeklerin kıldığı namazla sona ermektedir. Yemekli dinsel tören semtlerdeki ziyaretlerden bahçesi en geniş olanda yapılmaktadır. Kayışlı Köyündeki Bilal-i Habeş, Mıdık Kö-yü’ndeki Hz. Hıdır ziyaretleri mevlit yapmak için tercih edilen ziyaretlerdendir. Bu ziyaretlerin bir özelliği de büyük bir çoğunluğunun makam olmasıdır. Cesedin bulunduğu ya da olduğu varsayıldığı ziyaretler çok azdır. Nurun indiğini ya rüyada ya da normal zamanda gören kişi, nur inen yere türbe yapılması gerektiğine inanmaktadır. Çevresindeki kişileri de bu inanca ortak edince nur indiğine inanılan yere türbe yapılmaktadır. Rüyayı gören kişi rüyasında inen nurun hangi veliye ait olduğunu görmezse, bunun Hz. Hıdır olduğuna inanılıp ziyarete de Hıdır Ziyareti denmektedir. Bu nedenle Adana’da sayısız Hz. Hıdır Ziyareti bulunmaktadır. Nurun indiği zamanlarda, nur indiğini gören ya da nurun indiğini bilen kişi, rüyasında inen nurun kim olduğunu görürse, bu ziyarete onun adı verilmektedir. Nurun türbesini yapmasını isteyen kişiye ışık halinde görüldüğüne inanılmaktadır. Bilal-i Habeş, Halil İbrahim, Nebi Nuh, Cafer-i Tayyar bu inançla yapılmış ziyaretlerdir.

Mıdık, Hadırlı, Seyhan semtleri ile Karataş ilçesindeki ziyaretlerde gidiş ya da türbenin yapılışm-daki farklılık kadar, türbenin içinde uygulanan ibadet pratiklerinde de farklılıklar görülmektedir. Ziyaretlerde yatan veya yattığı düşünülen kişiler canlıymış gibi kabul edilmektedir. Bu nedenle saygısızlık yapmamak amacıyla ziyarette sandukanın bulunduğu odada uyunmamaktadır. Uyuyan kişi yarı ölü olur yaptığını bilmez inancı, bilmeden bile olsa kişinin uyurken yapacağı saygısızlığı baştan önlemiş olmaktadır. Hatta uyuyan kişileri Mıdık Köyü’ndeki Hz. Hıdır Ziyareti’nde olduğu gibi ziyarette yatan velinin kovacağına inanılmaktadır. Bu ziyaretlerde gelenlerin geceyi geçirmesi ya da gündüz de olsa uyumaları için hazırlanmış bir başka oda bulunmaktadır. Gelen ziyaretçiler burada uyumaktadırlar. Bu yerlerin dışında kalan ziyaretlerde ise ziyarette uyuyan kişinin gelecekle ilgili veya kurtulmak istedikleri sorunlarla ilgili rüya göreceğine inanılmaktadır. Bu nedenle de sandukanın bulunduğu odada yatak yorgan yastık bulundurulmaktadır.

Adana’nın yukarıda sayılan yerlerinin dışındaki ziyaretlere gidiş biçimleri, günleri ve ziyarette uygulanan pratikler çok fazla ayrıntı içermemektedir. Ziyarete giderken kişilerin bedenen ve kıyafet olarak temiz olmaları yeterli olmakta, kıyafet seçiminde bayanların dekolte, çok parlak renkli giymemeleri tercih edilmektedir. Ziyaretlerde de Kur’an okunmakta, mevlit okutulmakta, kurban kesilmekte veya kişinin bütçesine göre şeker, lokum dağıtılmakta ve mum yakılmaktadır.

Adana ziyaret sayısı açısından oldukça zengin bir şehirdir. Bu ziyaretler de etraflarında oluşturulan efsanelerle de isimlerini çoğu zaman bulundukları yerlerin dışına taşırmışlardır. Adana’da bizim tespit edebildiğimiz 30 ziyaret hakkında yüzden fazla efsane derledik. Bu efsanelerde yatır ve ziyaretlerdeki evliyaların birçok kerametler gösterdiği anlatılmıştır. Örneğin; Çoban Dede ve Abdurrezzak Dede türbelerinin yıkımını engellemiştir. Halil İbrahim Ziyareti’nde yürüyemeyen felçli bir çocuk uyandığında vücudu Arap harfleriyle yazılı olarak ve yürüyerek ziyaretten ayrılmıştır. Cabbar Dede, kış günü yağmurda kendisini ziyarete gelen kişiler yolda kalınca onların arabalarını çalıştırmalarına yardımcı olmuştur. Hz. Hıdır Ziyareti’nde bulunan ağaçlar Kadir Ge-cesi’nde sabaha kadar secdeye yatarak namaz kılmışlardır. Bütün bu efsaneler halkın ziyaretlere kuvvetle inanmalarındandır.

Ziyaretler bu inançlar doğrultusunda her türlü sıkıntıda başvurulan yerler olmaktadır. İşsizlik, aile içi geçimsizlik, kumar, içki, gece hayatı gibi bağımlılıklarından yakınlarının kurtulmasını isteyen kişiler, evlenmek isteyenler, gittikleri doktorlardan rahatsızlarına çare bulamayanlar veya çocuk sahibi olamayanlar ziyaretlerde umut aramaktadırlar. İslâm inancında din büyüklerine gösterilen saygının sevap olması nedeniyle ziyaretlerde ibadet edip sevap kazanmak amacıyla hemen bütün ziyaretlere gidilebilmektedir. Bunun yanında bazı ziyaretlerin özel olarak bazı sorunlara çare bulduğuna inanıldığından, o ziyaretlere yaşanılan sıkıntının veya gerçekleşmesi beklenen dileğin niteliğine göre gidilmektedir. Örneğin Ethem Dede halk arasında yaygın olarak bilinen ismiyle Zilli Dede Ziyaretine daha çok çocuğu olmayan bayanlar gitmekte ve dilekleri yerine geldiğinde adak olarak belirlenen sayıda göbek atmayı adamaktadırlar. Yedi Kardeşler Ziyareti’ne doktorların dertlerine çare bulamadığı hastalar gitmektedir. Bu ziyarette yatan velinin doktor olduğuna inanıldığından hasta gidenleri tedavi ettiği, bu nedenle de tedavinin tam sonuç vermesi için üç hafta üst üstte ziyarette birer gece yatılması gerektiğine inanılmaktadır. Boğa Dede Ziyareti’ne ise kurak geçen dönemlerde yağmur yağması için dua edip, boğa kesmek için gidilmektedir.

Adana ziyaretleri geleneksel inancın içindeki varlığını anlatılan efsanelerle de pekiştirmektedir. İnanç anlatılara kaynak oluştururken, anlatılar inancın sürekliliğini ve yaygınlığını sağlamaktadır. Mıdık Ma-hallesi’ndeki Yedi Kardeşler Ziyareti ile ilgili anlatılan bir efsaneye göre, ailesi ile birlikte yaşayan bir gurbetçi kadın kanser olmuş. Almanya’daki doktorları dahil kendisini kimse tedavi edememiş ve kısa bir ömrü kaldığı düşünülerek memleketi olan Ada-na’ya gönderilmiş. Kadını yakınları son çare olarak hasta olan kişilerin iyileşmek için geldiği Yedi Kardeşler Ziyaretine getirmişler. Üç hafta üst üste gelerek geceyi ziyarette geçirmişler. Üçüncü hafta gece uyurken kadının rüyasına veli gelmiş ve "Seni ameliyat edip sağlığına kavuşturacağım. Fakat buna çevrendeki kişilerin de inanması için ameliyat ipini üzerinde bırakacağım" demiş. Sabah kalktığında kadın yattığı yatağın kan içinde olduğunu görüp hemen bluzunu açıp göğsüne bakmış. Kadının göğsünde taze bir ameliyat izi varmış. Doktora götürülen kadının tedavi olduğu ve artık rahatsızlığının kalmadığı tespit edilmiş. O zamandan sonra kadın ve eşi her yıl Adana’ya geldiklerinde iki kurban birden kesiyorlarmış. Ki). Karataş yolu üzerindeki Yedi Kardeşler Ziyareti ile ilgili olarak anlatılan yaygın bir efsaneye göre de Kıbrıs Barış Harekâtı’nın başladığı gece, yedi tane olan mezarlardan yeşil sarıklı yedi kişinin Kıbrıs yönüne uçtuğu görülmüş. Savaşın devam ettiği günlerde de yedi yeşil sarıklı kişinin, çarpışmaların en ateşli yerlerinde savaştığı görülmüş.2 Bulunduğu mahalleye de adını veren Ali Dede ile ilgili olayı, yaşadığına inanan kişinin anlattığı efsaneye göre Ali Dede, her sabah kadını uyandırıp birlikte abdest alırlarmış, ardından Ali Dede önde kadın arkada namaz kılarlarmış. Ekonomik durumu çok kötü olan kadının eşi ziyaretin yanma taşındıktan kısa bir süre sonra iyi bir iş bulup çalışmaya başlamış ve ev satın almışlar.3

Sadık Sultan Ziyareti ile ilgili anlatılan efsaneye göre de, bir gece iki hırsız ziyaretin halılarını ve ziyarete gelen kişilerin bakımında kullanılsın diye para attıkları kasayı soymak için ziyarete gelmişler. Değerli ne varsa aldıktan sonra ziyarette çıkacaklar kapıyı bulamamışlar. Sabaha kadar türbenin içinden çıkmak için kapıyı aramışlar ama hangi yöne gitseler duvarla karşılaşmışlar, çaldıkları eşyaları yerlerine koyduktan sonra kapının kendiliğinden açıldığını görüp koşarak ziyaretten çıkmışlar (K2). Şeyh Abdur-rezzak Dede (Bulamaç Dede) Ziyareti ile ilgili anlatılan efsane ise ziyaretin türbesini yıktırmaması ile ilgilidir. 1980 yılında Adana Çimento Fabrikasının yakındaki Çalı Dağı’nda bulunan türbenin, fabrikaya gerekli olan toprağın dağdan alınması sonucunda yerinin değiştirilmesine karar verilmiş. Türbenin de hemen yakındaki İsmailiye Köyü’nde daha görkemli yeni bir türbe yapılmış. Nakil edileceği zaman türbeyi yıkıp, sandukayı çıkarmaya geldiklerinde yıkım için çalışan her araç bozulmuş. Eğer araç sahibi ısrar ederse bu defa aracı sürenin başına kötü şeyler gelmeye başlamış. Araçlar devrilmiş, bozulmuş, araç sürücüleri kaza geçirip yaralanmış. Bu olaylar sonunda velinin yerinin değiştirilmesine karşı çıktığına inanılmış. Çalışma bir süre ertelenmiş. O sıralar fabrikaya yeni bir müdür atanmış. Yeni müdür olayı öğrenince Adana’nın sayılan sevilen hocalarını toplamış yedi tane de kurbanlık koyun alarak ziyarete gitmiş. Hocalar Kur’an okumuşlar, kurbanlar kesilmiş. Bundan sonra sanduka açılmış ve Abdurrezzak Dede’nin yüzyıllarca önce gömülen cesedinin hiç bozulmamış olduğu görülmüş. Ziyaret de yeni yapılan türbesine nakledilmiş.

Adana’da ziyarete gitme semtten semte değiştiği gibi, yaşa cinsiyete ve eğitim durumuna göre de değişmektedir. Şehrin bazı mahallelerinde ya da bazı ilçelerde ziyarete gitmek ibadet pratiklerinin vazgeçilmezlerinden biri olarak kabul edilmekle birlikte, bazı semtlerde bu derece etkili olarak uygulanmamaktadır. Adana’da ziyarete gitme nedenlerinin başında sağlık sorunu gelmektedir. Bunu ekonomik sorunlarla, aile sorunları izlemektedir. Ziyarete gitme oram günden güne azalmaktadır. Eğitim görmüş insan oranının yükselmesi, iletişim ve yayın organlarının neredeyse her eve girmesi insanları batıl alandan bilimsel alana yöneltmektedir bu da ziyarete giden insan oranını azaltmaktadır. Ziyarete giden insanlar içinde de çoğunluğu orta yaş üstü kadınlar oluşturmaktadır.

Adana yatır-ziyaretlerinde yapılan işlemlerde eski inanç izlerini görmek mümkündür. Ziyaretin yakınındaki ağaçların kutsal kabul edilip bez (çaput) bağlanması, günlük yakılıp dumanıyla ziyaretin ve ziyaretçinin tütsülenmesi, ziyarette yatılıp gelecekle ilgili rüya görme düşüncesi eski inançların günümüz inançları içinde hala süren uzantılarıdır. Bu eski inanç izleri taşıyan uygulamalara kurban kesmeyi de ekleyebiliriz. Kurban ziyarette adağın gerçekleşmesi durumunda ya da sevap kazanarak insanın üzerindeki kötülüklerin gitmesi amacıyla kesilmektedir. Kurban kesilmesi, günümüzde İslâmiyetin gereği gibi uygulansa da kökeni ilkel inançlardaki tanrılara kurban sunma olayına kadar dayanmaktadır. Ziyaretlerde kesilen kurbanlar kişinin ekonomik durumuna göre değişiklik göstermektedir. Kurban büyük baş hayvan, koyun, keçi, tavuk da olabilmektedir.

Adana ziyaretlerinde, ziyarete gidiş günleri de değişiklik göstermektedir. Mıdık, Hadırlı, Seyhan Mahallerinde bazı ziyaretlerin özel gidiş günleri vardır. Bilâl-ı Habeş Ziyareti’ne Sah günü, Cafer-el Tayyar Ziyareti’ne Perşembe günü, Nebi Nuh Ziyareti’ne Çarşamba günü, Halil İbrahim Ziyareti’ne özellikle Cuma günü gidilmektedir. Diğer ziyaretlere gitmek için Perşembe ya da Cuma günü tercih edilmekte, ibadet amaçlı ise tatil günü olan Cumartesi- Pazar da tercih edilmektedir. Çoban Dede gibi mesire özelliği de varsa ziyaret günü daha çok Pazar günü olmaktadır. Ziyaretlerin bakım ve onarım durumu şehir merkezinde ya da şehirden uzakta olmasıyla değil üzerine oluşturulan efsane sayısının çokluğu ziyarette yatan ya da yattığına inanılan kişinin geniş kitlelerce bilinen bir isim olmasına ve ziyaretin bulunduğu yerin ziyaret ve yatırlara gösterdikleri önemle orantılı olmaktadır. Adana’daki ziyaretlerin kimisinin ünü bulunduğu yerin ötesine taşıp mahallî veli tipi olmaktan çıkarken (Çoban Dede, Cabbar Dede, Ethem Dede) kimisinin ünü de bulunduğu yerle sınırlı kalıp mahallî veli olarak kalmıştır. (Bulut Dede, Arpacı Dede, Gaffur Baba)

Adana’daki ziyaretleri, ziyarete gidiş amaçlarına göre dört başlıkta toplayabiliriz:
A) Sağlık sorunları nedeniyle gidilen ziyaretler,
B) Çocuğu olmayan ailelerin, çocuk isteğiyle gittikleri ziyaretler,
C) Çeşitli sıkıntılardan kurtulmak için gidilen ziyaretler,
D) Diğer ziyaretler. - ‘

A) SAĞLIK SORUNLARI NEDENİYLE GİDİLEN ZİYARETLER
1. Cabbar Dede Ziyareti
Hakkında sözlü kaynaklar dışında bilgi bulunmayan Cabbar Dede adına yapılan türbe Adana’nm Ceyhan İlçesi’ne bağlı Misis Bucağı’nm 20 km. güneyinde Kütüklü Köyü yakınındadır. Aynı adı taşıyan camî ile bitişik olan türbenin kapısında dilek taşı bulunmaktadır. Ziyaretçiler gözlerini kapatarak dilek taşının üzerine çıkarak dua okumaktadır. Ziyaretçi gözlerini açtığında saat yönünde döndüğünü görürse dileğinin olacağına inanılmaktadır. Ziyaretçiler türbede adak olarak mum yakmakta, Kur’an okumakta ya da okutmakta, mevlit okutmakta, kurban kestirmektedirler (K2).

2. Bilal-i Habeş Ziyareti
Adana’ya 40 km. uzaklıkta Kayışlı Köyü’nde bulunan ziyaret, Bilal-i Habeş adına yaptırılan makamdır. Ziyarette adak olarak kurban kesilmekte, günlük yakılmaktadır. Ziyaretin bakım onarım ihtiyacı olan yerleri de ziyaretçilerce yaptırılmaktadır.

3. Yedi Kardeşler Ziyareti I.
Ziyaret Adana’nm Mıdık Mahallesi’nde Akkapı Mezarlığı’nın yanındadır. Ziyarete ismini veren yedi kardeşin mezarı türbenin bahçesinde bulunmaktadır. Türbenin içinde iki tane sanduka vardır. Bu sandukalardan birinde, eskiden hekimlik yapan birinin yattığına inanılmaktadır. Ziyarette adak olarak kurban kesilmekte, günlük yakılmakta, ziyaretin içinde bulunan kasaya ziyaretçilerin gönüllerinden kopan miktarlarda para atılmaktadır.

4. Hz. Hıdır Ziyareti I
Hz. Hıdır adına yapılan makamlardan biri Ada-na’ya 20 km. uzaklıkta Mıdık Mahallesindedir. Büyük ve görkemli bir yapıda olan ziyarette adak olarak kurban kesilmekte, günlük yakılmaktadır.

5. Nebi Nuh Ziyareti
Adana’nm Akkapı Mahallesi’nde bulunan ziyaret Saydam Caddesi’nin sonundadır. Ziyarette adak olarak günlük yakılmakta, kurban kesilmekte ve mahallede mevlit okutmak isteyenlerin mevlitleri burada okutulmaktadır.

6. Halil İbrahim Ziyareti
Akkapı Mahallesi’nde olan ziyarette adak olarak kurban kesilip yemekli mevlit okutulmakta ve günlük yakılmaktadır.

7. Süleyman Efendi Ziyareti
Ziyaret Adana’nm Karataş İlçesi çıkışmdadır. Ziyaret ismini halen içinde oturan kişiden almaktadır. Evin içinden su kaynayınca burayı ziyaret haline dönüştüren Süleyman Efendi adak olarak ailesine para yardımını kabul etmektedir.

8. Durhasan Dede Ziyareti
Adana’nın Ceyhan İlçesi’nde kendi adıyla anılan köyde bulunan ziyaretten iyileşmek için sandukanın ayak ucunda bulunan bulunan açıklıktan toprak alınıp suya karıştırılarak içilmektedir. Adak olarak da kurban kesilmekte, mum yakılmakta ve mevlit okutulmaktadır.

B) ÇOCUĞU OLMAYAN AİLELERİN ÇOCUK İSTEĞİ İLE GİTTİKLERİ ZİYARETLER
1. Çoban Dede Ziyareti
Ziyaret Adana’da Adnan Menderes Bulvarı’nın sonunda bir tepe üzerindedir. Avlusundaki ağaçlara bez bağlanan ziyarette adak olarak ziyaretin bakım onarımı yapıldığı gibi, kurban kesilmekte, şeker, lokum dağıtılmakta ve mevlit okutulmaktadır.

2. Derviş Hoca Ziyareti
Adana’nın Seyhan Mahallesi’nde Kanara yakınında set üzerinde bulunan ziyarette adak olarak kurban kesilmekte ve adak sonucu doğan bebeğin patiği ve kesilen saçı asılmaktadır.

3. Şeyh Abdurrezzak Dede (Bulamaç Dede)
Yörede Bulamaç Dede olarak bilinen Şeyh Abdurrezzak Dede’nin ziyareti Adana’nın Ceyhan Ilçesi’ne bağlı İsmailiye Köyü’ndedir. Ziyarette adak olarak kurban kesilip günlük yakıldığı gibi mum da yakılmaktadır.

4. Hasan-Nuh Dede Ziyareti
Hasan-Nuh Dede kardeşlerin ziyareti Adana’nın Dağlıoğlu Mahallesi’de Bahçelievler Caddesi üzerindedir. Ziyaretin bahçesinde 300-400 yıllık olduğu söylenen görkemli bir ağaç bulunmaktadır. Bu ağacın üzerinde baht açmak için kilitler, kesik saçlar, beşik ve patikler çakılıdır. Ziyarette adak olarak kurban kesilmekte, günlük ve mum yakılmaktadır.

5. Hurmalı Dede Ziyareti
Ziyaret Adana’nın Eskibey Mahallesi’nde görkemli bir hurma ağacının altındadır. Penceresine beşik ve patikler asılı olan ziyarette adak olarak kurban kesilmektedir.

6. Mutlu Dede Ziyareti
Adana’nın Karataş İlçesi’nde bulunan ziyaretin türbe duvarlarının tamamı kesilip asılmış çocuk saçlarıyla kaplıdır. Adak olarak ise kurban kesilmektedir.

7. Sait Dede Ziyareti
Ziyaret Adana’nın İsmailiye Köyü’nde mezarlığın arkasındadır. Adak olarak daha çok köylüden durumu iyi olmayanlara yiyecek ve giyecek dağıtılmaktadır.

C) ÇEŞİTLİ SIKINTILARDAN KURTULMAK İÇiN GİDİLEN ZİYARETLER
1. Yedi Kardeşler Ziyareti II
Adana’nın Karataş İlçesi’ne bağlı Küçükkarataş Köyü’nde bulunan ziyarette adak olarak günlük ve mum yakılmaktadır.

2. Hz. Hıdır Ziyareti II
Seyhan Mahallesi’nde bulunan ziyaret günümüzde unutulmaya yüz tutmuştur; yerini bilenler sadece mahalle sakinleridir. Adak olarak günlük yakılmaktadır.

3. Hz. Hıdır Ziyareti III
Birinci yılında rüyada görülmesi sonucu yaptırılan türbe Adana’nm Seyhan Mahallesi’ndedir. Ziyaretçiler adak olarak günlük yakmaktadırlar.

4. Cafer-el Tayyar Ziyareti
Ziyaret Adana’ya 25 km. uzaklıktaki Kayışlı Köyü ile Karayusuflu Köyü arasındaki yol üzerindedir. Ziyaretçiler, türbenin bakım onarım ihtiyacına göre adaklarını gerçekleştirmektedirler.

5. Ağca Baba Ziyareti
Adana’nm Kozan İlçesi’nin Hacıuşağı Mahallesi’ndedir. Ziyarette adak olarak mum yakılıp kurban kesilmektedir.

6. Gaffur Baba Ziyareti
Ziyaret, Adana’nm Karataş İlçesi yolu üzerinde, Doğankent Nahiyesi’nin çıkışındadır. Ziyarette adak olarak "Aşure Ayı" döneminde aşure pişirilerek türbede mevlit okutulup dağıtılmaktadır.

7. Sadık Sultan Ziyareti
Adana’nm Karataş İlçesi yolunda Solaklı Köyü’ne 2 km. uzaklıktadır. Adak olarak türbeye bebek patikleri, bebek saçları asılmakta, mum ve günlük yakılmaktadır.

8. Zilli Dede Ziyareti
Adana’nm Cemalpaşa Mahallesi’nde Çevre Yolu girişindedir. Ziyaretin penceresine adak olarak bebek saçı, patiği asıldığı gibi en önemli adak olarak adanan sayısınca göbek atılmaktadır.

9. Ali Dede Ziyareti
Ziyaret, Adana’nm ziyaretin adını taşıyan semtinde, aynı isimli caminin içinde yer almaktadır. Adak olarak mum yakılmaktadır.

10. Karataş Dede Ziyareti
Adana’nm Ceyhan İlçesi’ne bağlı Havraniye Bu-cağı’nda, Havraniye Camisi’nin içinde yer alan ziyarette adak olarak horoz kesip fakirlere dağıtılmaktadır.

11. Boğa Dede Ziyareti
Adana’nm Ceyhan İlçesi’ne bağlı Misis Kasaba-sı’nın Dedeler Köyü’de bulunan ziyarette ziyaretçiler kuraklık dönemlerinde yağmur yağması için gitmektedirler. Adak olarak boğa kesilmektedir.

D) DİĞER ZİYARETLER
1. Şeyhmus Dede Ziyareti
Ziyaret, Adana’nm Tepebağ Mahallesi’ndedir. Günümüzde unutulmuş olan ziyaretlerden biridir. Çok az sayıda gelen ziyaretçiler adak olarak mum yakmaktadırlar.

2. Bulut Dede Ziyareti
Ziyaret, Adana’nm Ali Dede Mahallesi’nde Ayakkabıcılar Çarşısmdadır. Mahalle sakinlerinin dışında bilenin pek olmadığı ziyarette adak olarak mum yakılmaktadır.

3. Arpacı Dede Ziyareti
Ziyaret, Adana’nm Ali Dede Mahallesi’nde Ayakkabıcılar Çarşısı arkasındadır. Çok az ziyaretçisi olan ziyarette adak olarak mum yakılmaktadır.

4. Sultan Habibin Nacar Ziyareti
Adana’nm Yeşilyuva Mahallesi’nde Doğumevi’nin batı duvarında bulunan ziyaretin türbe ya da mezarı yoktur. Ziyaret olarak duvarın üzerine oyulan kısımlar kullanılmakta ve buraya adanan mumlar yakılmaktadır.


radyom

27 Ağustos 2008 Çarşamba | Kategori Oyun 0


Radyoyu Winampla Dinle
Sitene Radyo Ekle
İstek Hattı

sözmü baba

14 Ağustos 2008 Perşembe | Kategori Aşk 11

bebedhim.jpg

                                  Ağlama bakma  ürkek, ürkek yanındayım,

                                  Seni nasıl yalınız bırakır baban canım..

                                  Çok seviyorum, çok sizi cocuklarım cok.

                                  Sizler olmayınca ben ben olamaki canlarım..

İlk baba deyişini unuta bilirmiyim yavrum ben,

Yakında döneceğim canlarım sizi seviyorum,

Size söz veriyorum bayramda yanınızdayım ben,

Arada gecen zamanda sizlerle gezmeyi özledim,

                               Bu öyle biz sevğiki yaşamadan anlatılmazki ,

                               Ağlama yavrum dayanaman senin ağlamaların,

                                Bendeki resmine bakıyorum gizliden ağlıyorum,

                                Sizi cok seviyorum cok özledim yavrum sizleri,

Size söz veriyorum bayramda yanınızdayım,

Bakma yaşama ürkek korkma baban yanınızda,

Sakın ağlama dayanam sizin  göz yaşlarınıza,

Unutma yavrum kardeşini sana emanet  ettim,

                                Onu koruyacan kollayacan sar sımsıkı kokla,

                                Bak babımız geliyor yakında geliyorde oğlum,

                                Sana söz veriyorum bayramda yanınızdayım,

                                Sizleri çok özledim ama çok özledim canlarım.

                                                            Rçiloğlu.

DİLENCİ OLDUM

2 Ağustos 2008 Cumartesi | Kategori Edebiyat 10

Türk

Öyle yalvardımki sana,

Ne kadar umut ettim!

Döneceksin diye sen bana.

Mumlar yaktım sevdiğim.

 

Dilendim bir yudum sevği!

Bir dilenci gibi sevği dilendim!

Gözlerim görmiyor sen gibi!

Kollarım sarmıyoror kimseleri..

Gönlüm kabullenmiyor başkasını,,

İllede sen diyor seven gönlüm..

Bir dilenci gibi sevği dilendim..

Allahıma yalvardım hergece ben!

Gönül  sahibine kavuşmak için,,

Adaklar adadım sevdiğim yoluna,

Seni ne kadar sevmiş  yüreğim!

Bir dilenci gibi sevği dileniyorum..

Sevdam dünyam olmuştun sen,,

Unutmadım unutmayacağım seni.

Yüreğimdeki yerin  seninle dolu!

Seni unutmak sevğime ihanet olur.

  ( Rçiloğlu)

BUĞDAY TANESİ

30 Temmuz 2008 Çarşamba | Kategori Şiir 14

 

 bugday-resmi.jpg

                                               Bir buğday tanesiyim sevdiğim

                                               Seversem gönül toprağımı ben.

                                                Sevği  ile sarılırım sevdiğim.

                                                 Filizlenir nede bereketli olurum.

Sevğin ile sulanırsa birde gönlüm.

Köksalar  sevgi ile sarılırım toprağına

Sadakatı bende bulursun sevdiğim. 

Bir buğday tanesiyim gönülde! 

Yüreğimde barındırmam zararlı olanları..

                                          Sadık olurum ben bir buğday tanesiyim..

                                          Bir umuttum sevdiğimin gönlünde!

                                         Sevdiğimin  göz  bebeklerinde!varım

                                         Gözünün ışığı gibi bakardı severdi.

Bir buğday tanesiyim gönlünde!                

Ben sevğiyim severken çoğalırım.

Aşk gibiyim gönül toprağımda ben.   

 Çoşarım beni seven gönülde!                                                                   

                                         Ben bir buğday tanesiyim gönlünde!

                                        Sevdam senin gönül toprağında coşarım.

                                        Bir buğday tanesiyim senin gönlünde!ben.

                                       Senin gönül toprağında yer varmı sevdiğim.

                                       Beni esir ettin gönül toprağına sen  ŞİMDİ.

 

                                                                  (Rçiloğlu).

 

 

 

 

 

 

 

vatansa yaşadığımız yer

29 Temmuz 2008 Salı | Kategori Siyaset 3

baryth-guvercini.png

Ne zor  yılları yaşıyor olduk,büyükler çocuklaşmış,kayğısız gün

geçmiyor günlerimiz, ne olduk ne olcağız çaresizlikle yarinleri umutsuz,

çaresizlik içinde düşünmekten.

Düşünürkende gene çare üretememekten bir geri günlerin sorunları ile,

boğuşmaktan bitap düşüyoruz.

Ne mutlu diyorum türk insanı aile birliği paylaşım ve dayanışması ile ayakta,

kalıyoruz yıllardır işsizliğe bir çözüm bulamıyan genç insanına iş kapısı açmayan

yalınızca kendi menfaat ve egosunu liderlik koltuğunu düşünen yönetiçilerden

çekmedikmi aslında bu sıkıntılar ülke insanının %70 ini ilğilendiriyor sorun,

yalınızca üreten küçük esnaf ve çiftçinin derdi .

Gelecek endişesinden kurtulamıyor dargelirli çalışan ailede bir kişi asğari 6 nufus

bir çalışan kazançı ile yaşamak denirse yaşıyoruz,

Gelen her iktidar çoşkuyla büyük umutlar vererek gelir, sonu hüsranla biter,

verilen sözünde duran iktidar göremedik adalet yalınızca kendileri için işledi,

Aslında vatandaşın çok bir isteği yok işsizliğe bir çare olunsun,yaşam düzeyimiz

düzeltisin okuyan ğençlerimizin elinden tutulsun ileriye gidebilmeleri için teşvik,

verilsin doğruyu güzeli öğretsinler ,alın terinin ne kadar kutsal olduğu her daim,

vurğulasınlar haksızlığın önünde adalet sistemi gerçekten adil terazi olsun.

Herşeyi bir kalemde silinmesin devlet büyükleri çalışanın yanında olsun,

yüçe atamızın dediği gibi adalet mülkün temelidir.

ne hikmetse zengin herzaman zengin fakirde herzaman fakir sanki kadermiş gibi,

ülkemizde her yeni seçimde yeni yeni zenginler türüyor çalışıpda zenğin olana ,

sözüm yok ne hikmetse zenginlik vekillere ve yandaşlarına nasip oluyor işte

kader sanırım bu asıl olana vatandaşa dokunuyorlar   vekil olanı,

yargılayamıyoruz nedir bu dokunmazlık ne anlama geliyor sen bana yetki verecen

aldığım vekaleti yerinde vatandaşın güvenini su istimal edecem bunu yargılayacak

tabiki yok bal tutan parmağını yalar yandaşlar bir birinin parmağanı yalayıp millete

bir rahat yüzü göstermediler mazlumun ahını almaktanda hiçmi hiç korkmadılar,

hani derlerya allahtan korkun vatandaş korkuyorda bizi yönetenler hiçmi hiç ,

allahtan korkmuyor, maşallah hepsi göbeğini kaşıyor vatandaşda tarlaya koşuyor

kaderimiz diyelim yaşamda yeni geleçek vekillere razı olalım ,

kendi ülkemizde kırallık isim değiştirdi varın adını siz kendinize göre verin dostlar,

saygılar.

sana söz veriyoruz.

5 Temmuz 2008 Cumartesi | Kategori Edebiyat 17

  mkemal.jpg

Biz dünü unutmadık .

geçmişde unutmayaçağız ,

Bu gün bir insan kendi adını soyadını kullanabiliyorsa senin payın bunda çok yüce insan.

BENİM  bu VATAN diyebiliyorsak ne mutlu bunu bize armağan edene .

Minnetimiz var VATAN  uğrunda şehit olanlara,

Beşparmak bir değil tabiki,merhamet ve sevğimizi kötüye kullananlar var aramızda,içlerine şeytan girmiş

vatansever olçaklarına dünya malına tema eden,vatanını gözünü kırpmadan satanlar var,

medeniyet adı altında ülkemize girmiş bir karış toprağımıza göz diken HAİNLER var aramızada,

milletimiz yorğun düştü,ekinler yok çiftçiler perişan köyüler şehirlinin efendisi değil artık .

Köylü ,işçi,emekli perşan ,adımıza VEKİL olanlar oldu VEZİR. oldular PADİŞAH, hak onlarda,ferman onlarda.

HEY YÜCE ATAM …., 

NEDEN kurdun ankara.da meclisi ?

vekller olmuş şimdi KRAL dokunamıyorlar, yarğılanamıyorlar vatanı satsalarda, millete hesap bile vermiyorlar

Hani KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİ’ değilmiydi  hey!yüçe adam bu ülkede VEKİLLERDEN başka efendi ve efe yok.

BANA dokunmayan bin yıl yaşasın diyorlar ASLINDA milletin dokunaçak hali kalmamış kolu,kanadı,kırlmış,açlık ve

sefalet içinde düşmüş karanlık  dipsiz kuyu içinde yıllardır çekiyor bu millet çalanın yanına miras kalıyor devlet malı

DEVLET MALI DENİZ sanırım vekillerde ondan ALIP götürüyorlar yedi kuşak çalıyorlar HANİ dokunamıyoruz’ya

hesap soramıyoruz 50 yıldır millet perşan  vekilller VEZİR ve PADİŞAH,oldular halkını düşünmez oldular

Sana bir <söz verdik yüçe ATAM ,KANIMIZIN SON DAMLASINA KADAR ,

 DEVRİMLERİNE sadık kalaçağımıza SÖZ verdik .

Türkiye Cumhuriyeti

Şehler,Devişler,Müritler,Meczuplar,memleketi olmayaçak.

BÜYÜK BİR ULUS OLARAK KARDEŞCE YAŞAYAÇAKDIR.

                                                      

BİR TÜRK OLARAK .

sana söz veriyoruz..

 

CUKUROVA EVLİYALARI.

20 Haziran 2008 Cuma | Kategori Din 5

        CENNET ANADOLU (umutlar burda)

Yıllardır ayakta duran sevği ve iman güçü ile yaşayan Anadolu da yaşayan insanlar nasıl yıkılmadan ayakta durmalarının sebebi aslında yüreklerindeki sevğinin gücü ile ayakta duruyorlar yıllardır çalıp soyanlar mazlum anadolu insanlarını aç sefil ,işsiz güçsüz kalmarı isyandan uzak her güne savği ile yaklaşmaları bu toprakların üzerinde bulunan EVLİYALAR sayesinde olduğu  bilinir.

Evliya kimdir?

Evliya; ermiş ,veli,yatır,çok iyi ahlak sahibi demektir…

Bu büyük velilerin amaçı insanları ahlaken ve ruhen olğun hale getirmektir .

İç alemini temizlemek ,ilahi aşkı kalbe yerleştirmektir ..evliyanın uyarıçı sesi her kalbe,her renge.hercinse,her mezhebe hiap ederek RAHMET kapılarını açar..

Veliler miliyonlarça insandan birisine nasip olan en büyük şeref olan Allahın’dostları.peygamberlerimizin Yarani.varisleridir..onlar gönülleri nurlandıran gerçek kandilleridir ..onların deretlere deva fakirlereyardım .için yetkileri vardır..

Evliyaların tebesümleri ibadettir, uykuları ise sadakatdır..nefet ve kinden muhabbete şefkate,aşka,karanlıktan ,aydınlığa,isyandan itaate davetdir..Evliya rütbesine ulaşan doğru yoldadır.. günlük gereksinmelerni temin için işinde güçündedir..Allah ile ilgisini kesmez..ruhu temizlenmiş.nefsini dünya ile ahlaklandırmış,böyleçe kainatın sırrına ermiştir..bundan dolayı evliyalarımızınhalk arasındaki isimlerinden birisine  ermiştir..

Evliyaların,yüçe kişilerin yaşamlarını öğrenmek .tarihe geçmiş davranışlarının öykülerini öğrenmekte büyük yarar vardır.bu olayları bilmek insanlara büyük teselli ve müjde verir..

Şimdi sizlere CUKUROVA Evliyaların, öykülerini anlatayım.

Kişi ve toplumlar kimliklerini, geçmişten aldıkları değerler, geleceğe aktaracağı bilgilerle oluşturur. Geçmişten günümüze kalan manevî değerler, gelenek-görenek ve inançlardır. İnançların ve geleneklerin birlikte uygulandığı "ziyarete gitme" olayı da Adana yöresinin geçmişten günümüze devam ettirdiği manevî kültür değerlerindendir. Ziyaret denilen yerlerde, yatırların doğaüstü gücü bulunduğuna ve isterse insanlara yaşarken yaptıkları gibi, ölümlerinden sonra da yardım edeceğine inanılır.1

Yatır, türbe ve ziyaretler Türk geleneğinin içinde yüzlerce yıldır varlığını sürdürmektedir. İslamiyet öncesi inanç sistemlerinde yer alan "atalar kültü", İslamiyet’in kabulü ile birlikte "veli" kavramı içinde varlığını sürdürmüştür. Anadolu’nun bütününde kendini gösteren yatırlara mistik bir saygı gösterme ve yatırlardan çare bekleme ya da dinî ibadet kabul edip yatırları ziyaret etme Adana’da da varlığını canlı bir şekilde korumaktadır.

Adana’da yatır, türbe, ziyaret diye isimlendirilen yerlerin büyük bir çoğunluğunun başlangıç tarihi bilinmemektedir. Bir din büyüğünün ya da din büyüğü olduğu sanılan kişilerin ya yattığı yerin kesin bilin-mesiyle ya da din büyüğü olduğu düşünülen kişinin rüyada yattığı yerin görülmesiyle ziyaret yeri oluşturulmuştur. Kişi adına oluşturulan ziyaret yerleri kadar ağaç ya da benzeri doğa yerlerinin de ziyaret yeri olarak kabul edilmesi de oldukça yaygındır. Buraların bu kutsallığa büründürülmeleri de çoğu zaman rüyada o yerde kutsal kişinin yattığının veya orayı ziyaret ettiğinin görülmesiyle olmaktadır. Yukarıda saydığımız nedenlerden dolayı Adana’da ziyaret yerlerinin sayısı çok fazladır. Bunda Adana’nın daha çok Anadolu’nun doğusundan sürekli göç almasının da etkisi büyüktür. Tarım ve sanayi şehri olan Adana’nın her yıl nüfusu dış göçle hızlı bir artış göstermektedir. Her göç beraberinde nüfus kadar gelen insanlarla birlikte gelinen yörenin geleneksel yapısını da beraberinde getirmektedir. Anadolu ortak geleneksel yapı gösterse de bölgeler kendi içinde gösterdikleri ayrıntılarla Anadolu’nun geleneksel zenginliğini oluşturmaktadır. Adana da farklı şehirlerin buluştuğu bir nokta olduğundan geleneksel yaşam tarzı canlılığını ve zenginliğini korumaya devam etmektedir. Adana’da semtler oturanların geldikleri yörelere göre farklılık göstermektedir. Genellikle Dağlı-oğlu, Yenibey, Anadolu, 19 Mayıs Mahalleleri Güney Doğu’ dan gelen Dervişler, Yenidoğan, Yavuzlar Mahallelerinde Adana’nm ilçelerinden gelenler oturmaktadır. Bu nedenle de semtlere göre de geleneklerin uygulanışında farklılıklar görülmektedir. Ziyaretlere gitme nedenleri, ziyarete gidiş biçimleri ve ziyarette uygulanan pratikler açısından Adana çeşitlilik göstermektedir.

Adana’da Mıdık, Hadırlı, Seyhan Mahalleleri ve Karataş İlçesinde ziyarete gidiş törensel bir niteliktedir. Özellikle kadınların gittiği ziyaretler için kadınlar bir hafta öncesinden niyet ederler. Bu niyet ediş bir ziyaret için değil aynı gün içinde gidilebilecek en fazla ziyaret içindir, mümkün olursa bir gün içinde yedi ziyarete gidilmeye çalışılır. Niyet edilen günden itibaren temizlik yapılmaya başlanır. Kadınlar önce gusül abdesti alır. Ardından yattığı yatağı, yorganı, çarşafı, yastık yüzlerini yıkar. Sonra yeniden banyo yapıp gusül abdesti alınarak ziyarete giderler. Her ziyaretin de kendine göre gidilecek günü vardır. Kimi ziyarete Salı günü, kimi ziyarete Perşembe günü gidildiği gibi tatil olması nedeniyle günümüzde Pazar günü tercih edilmekle birlikte eğer ibadet amaçlı bir ziyarete gidiş değil de bir dileğin gerçekleşmesi için gidiliyorsa ziyaretin kendine özgü gününde gidilmesi tercih edilmektedir. Ziyarete gidecek kadın lohusaysa ya da lohusa ziyaretine gitmişse, temizlenme işlemi daha da detaylı hale gelmektedir. Lohusa, 40 gün geçmeden ziyarete gidememektedir. Ancak, kırkı çıkartıldıktan sonra ziyarete gidebilmektedir. Doğumdan sonraki kırkıncı gün kadın banyo yapıp gusül abdesti almaktadır. Ardından evdeki temiz ya da kirli ayrımı yapmadan bütün yatak, yorgan, yastık yüzü, ardından evdeki bütün tencere, tabak, bardak, çatal, kaşık kısaca bütün evdeki yıkanmaya uygun eşyalar yıkanır. Bundan sonra kadın yeniden gusül abdesti alır. Böylece kırkı çıkmış olur. Lohusa kadının, kırkı çıkmadan ziyarete gelen başka kadınlar da lohusanm kırk çıkardığı gün, kendileri de evlerinde kırk çıkarırlar. Yoksa onlar da yatırları ziyaret edemezler. Bahsedilen semtlerde oturan kadınlar inekleri, atları yavruladıktan sonraki kırk gün içerisinde de yatırları ziyarete gitmezler. Hayvanın yavrulamasının üzerinden kırk gün geçince doğum olayını kendileri gerçekleştirmiş gibi kırk çıkarma işlemini aynen yaparlar. Bu işlemler yapılmazsa kendilerini murdar saydıkları için ziyaretlere gidilmemektedir.

Adı geçen semtlerde ziyarete gidişte vücut temizliği kadar, giyilen kıyafetler de önem taşımaktadır. Ziyaretlere eski bir kıyafetle gidilmemektedir. Kıyafet ya beyaz ya da beyaza yakın bir renk olmaktadır. Yalnızca etek-bluz veya elbise tercih edilmektedir. Bu giysiler alabildiğine bol, hiçbir şekilde vücut hatlarını belli etmeyecek şekilde olmaktadır. Bu nedenle yakadan robalı elbiseler tercih edilmektedir. Hiçbir zaman pantolonla ziyaretlere gidilmemektedir. Giyilen kıyafetin altına uzun beyaz paçalı don denilen iç çamaşırından başka, iç çamaşırı giyilmemektedir. Başta ise beyaz, genellikle oyasız örtü bulunmaktadır. Kadınların ziyarete giderken gösterdikleri bu özen orta yaşlı ve yaşlılarda büyük bir dikkatle korunmaktadır. Yeni kuşak genç kadınlar ise bazı noktalarda biraz daha esnek davranmaktadırlar. Örneğin beyazın dışında, pastel renklerde giysi ile ya da evde tümden çamaşır yıkamadan yalnızca gusül abdesti alarak ziyarete gidilebilmektedir.

Bu semtlerdeki ziyaretlerde ya da bu semtlerde oturanların gittikleri ziyaretlerde, ziyarette mum yakmak yerine "bahur" denilen günlük ağacından yapılma tütsüler yakılmaktadır. Bu ziyaretlerde mevlit okutma âdeti de diğerlerinden farklı bir şekilde uygulanmaktadır. Durumu iyi olan aileler yılda bir defa ve hep aynı tarihte yemekli mevlit okutmaktadır. Büyük baş hayvanların kesilerek yemek yapıldığı görkemli şölenlere dönüştürüldüğü yemek, mevlite katılan sadece erkeklerin kıldığı namazla sona ermektedir. Yemekli dinsel tören semtlerdeki ziyaretlerden bahçesi en geniş olanda yapılmaktadır. Kayışlı Köyündeki Bilal-i Habeş, Mıdık Kö-yü’ndeki Hz. Hıdır ziyaretleri mevlit yapmak için tercih edilen ziyaretlerdendir. Bu ziyaretlerin bir özelliği de büyük bir çoğunluğunun makam olmasıdır. Cesedin bulunduğu ya da olduğu varsayıldığı ziyaretler çok azdır. Nurun indiğini ya rüyada ya da normal zamanda gören kişi, nur inen yere türbe yapılması gerektiğine inanmaktadır. Çevresindeki kişileri de bu inanca ortak edince nur indiğine inanılan yere türbe yapılmaktadır. Rüyayı gören kişi rüyasında inen nurun hangi veliye ait olduğunu görmezse, bunun Hz. Hıdır olduğuna inanılıp ziyarete de Hıdır Ziyareti denmektedir. Bu nedenle Adana’da sayısız Hz. Hıdır Ziyareti bulunmaktadır. Nurun indiği zamanlarda, nur indiğini gören ya da nurun indiğini bilen kişi, rüyasında inen nurun kim olduğunu görürse, bu ziyarete onun adı verilmektedir. Nurun türbesini yapmasını isteyen kişiye ışık halinde görüldüğüne inanılmaktadır. Bilal-i Habeş, Halil İbrahim, Nebi Nuh, Cafer-i Tayyar bu inançla yapılmış ziyaretlerdir.

Mıdık, Hadırlı, Seyhan semtleri ile Karataş ilçesindeki ziyaretlerde gidiş ya da türbenin yapılışm-daki farklılık kadar, türbenin içinde uygulanan ibadet pratiklerinde de farklılıklar görülmektedir. Ziyaretlerde yatan veya yattığı düşünülen kişiler canlıymış gibi kabul edilmektedir. Bu nedenle saygısızlık yapmamak amacıyla ziyarette sandukanın bulunduğu odada uyunmamaktadır. Uyuyan kişi yarı ölü olur yaptığını bilmez inancı, bilmeden bile olsa kişinin uyurken yapacağı saygısızlığı baştan önlemiş olmaktadır. Hatta uyuyan kişileri Mıdık Köyü’ndeki Hz. Hıdır Ziyareti’nde olduğu gibi ziyarette yatan velinin kovacağına inanılmaktadır. Bu ziyaretlerde gelenlerin geceyi geçirmesi ya da gündüz de olsa uyumaları için hazırlanmış bir başka oda bulunmaktadır. Gelen ziyaretçiler burada uyumaktadırlar. Bu yerlerin dışında kalan ziyaretlerde ise ziyarette uyuyan kişinin gelecekle ilgili veya kurtulmak istedikleri sorunlarla ilgili rüya göreceğine inanılmaktadır. Bu nedenle de sandukanın bulunduğu odada yatak yorgan yastık bulundurulmaktadır.

Adana’nın yukarıda sayılan yerlerinin dışındaki ziyaretlere gidiş biçimleri, günleri ve ziyarette uygulanan pratikler çok fazla ayrıntı içermemektedir. Ziyarete giderken kişilerin bedenen ve kıyafet olarak temiz olmaları yeterli olmakta, kıyafet seçiminde bayanların dekolte, çok parlak renkli giymemeleri tercih edilmektedir. Ziyaretlerde de Kur’an okunmakta, mevlit okutulmakta, kurban kesilmekte veya kişinin bütçesine göre şeker, lokum dağıtılmakta ve mum yakılmaktadır.

Adana ziyaret sayısı açısından oldukça zengin bir şehirdir. Bu ziyaretler de etraflarında oluşturulan efsanelerle de isimlerini çoğu zaman bulundukları yerlerin dışına taşırmışlardır. Adana’da bizim tespit edebildiğimiz 30 ziyaret hakkında yüzden fazla efsane derledik. Bu efsanelerde yatır ve ziyaretlerdeki evliyaların birçok kerametler gösterdiği anlatılmıştır. Örneğin; Çoban Dede ve Abdurrezzak Dede türbelerinin yıkımını engellemiştir. Halil İbrahim Ziyareti’nde yürüyemeyen felçli bir çocuk uyandığında vücudu Arap harfleriyle yazılı olarak ve yürüyerek ziyaretten ayrılmıştır. Cabbar Dede, kış günü yağmurda kendisini ziyarete gelen kişiler yolda kalınca onların arabalarını çalıştırmalarına yardımcı olmuştur. Hz. Hıdır Ziyareti’nde bulunan ağaçlar Kadir Ge-cesi’nde sabaha kadar secdeye yatarak namaz kılmışlardır. Bütün bu efsaneler halkın ziyaretlere kuvvetle inanmalarındandır.

Ziyaretler bu inançlar doğrultusunda her türlü sıkıntıda başvurulan yerler olmaktadır. İşsizlik, aile içi geçimsizlik, kumar, içki, gece hayatı gibi bağımlılıklarından yakınlarının kurtulmasını isteyen kişiler, evlenmek isteyenler, gittikleri doktorlardan rahatsızlarına çare bulamayanlar veya çocuk sahibi olamayanlar ziyaretlerde umut aramaktadırlar. İslâm inancında din büyüklerine gösterilen saygının sevap olması nedeniyle ziyaretlerde ibadet edip sevap kazanmak amacıyla hemen bütün ziyaretlere gidilebilmektedir. Bunun yanında bazı ziyaretlerin özel olarak bazı sorunlara çare bulduğuna inanıldığından, o ziyaretlere yaşanılan sıkıntının veya gerçekleşmesi beklenen dileğin niteliğine göre gidilmektedir. Örneğin Ethem Dede halk arasında yaygın olarak bilinen ismiyle Zilli Dede Ziyaretine daha çok çocuğu olmayan bayanlar gitmekte ve dilekleri yerine geldiğinde adak olarak belirlenen sayıda göbek atmayı adamaktadırlar. Yedi Kardeşler Ziyareti’ne doktorların dertlerine çare bulamadığı hastalar gitmektedir. Bu ziyarette yatan velinin doktor olduğuna inanıldığından hasta gidenleri tedavi ettiği, bu nedenle de tedavinin tam sonuç vermesi için üç hafta üst üstte ziyarette birer gece yatılması gerektiğine inanılmaktadır. Boğa Dede Ziyareti’ne ise kurak geçen dönemlerde yağmur yağması için dua edip, boğa kesmek için gidilmektedir.

Adana ziyaretleri geleneksel inancın içindeki varlığını anlatılan efsanelerle de pekiştirmektedir. İnanç anlatılara kaynak oluştururken, anlatılar inancın sürekliliğini ve yaygınlığını sağlamaktadır. Mıdık Ma-hallesi’ndeki Yedi Kardeşler Ziyareti ile ilgili anlatılan bir efsaneye göre, ailesi ile birlikte yaşayan bir gurbetçi kadın kanser olmuş. Almanya’daki doktorları dahil kendisini kimse tedavi edememiş ve kısa bir ömrü kaldığı düşünülerek memleketi olan Ada-na’ya gönderilmiş. Kadını yakınları son çare olarak hasta olan kişilerin iyileşmek için geldiği Yedi Kardeşler Ziyaretine getirmişler. Üç hafta üst üste gelerek geceyi ziyarette geçirmişler. Üçüncü hafta gece uyurken kadının rüyasına veli gelmiş ve "Seni ameliyat edip sağlığına kavuşturacağım. Fakat buna çevrendeki kişilerin de inanması için ameliyat ipini üzerinde bırakacağım" demiş. Sabah kalktığında kadın yattığı yatağın kan içinde olduğunu görüp hemen bluzunu açıp göğsüne bakmış. Kadının göğsünde taze bir ameliyat izi varmış. Doktora götürülen kadının tedavi olduğu ve artık rahatsızlığının kalmadığı tespit edilmiş. O zamandan sonra kadın ve eşi her yıl Adana’ya geldiklerinde iki kurban birden kesiyorlarmış. Ki). Karataş yolu üzerindeki Yedi Kardeşler Ziyareti ile ilgili olarak anlatılan yaygın bir efsaneye göre de Kıbrıs Barış Harekâtı’nın başladığı gece, yedi tane olan mezarlardan yeşil sarıklı yedi kişinin Kıbrıs yönüne uçtuğu görülmüş. Savaşın devam ettiği günlerde de yedi yeşil sarıklı kişinin, çarpışmaların en ateşli yerlerinde savaştığı görülmüş.2 Bulunduğu mahalleye de adını veren Ali Dede ile ilgili olayı, yaşadığına inanan kişinin anlattığı efsaneye göre Ali Dede, her sabah kadını uyandırıp birlikte abdest alırlarmış, ardından Ali Dede önde kadın arkada namaz kılarlarmış. Ekonomik durumu çok kötü olan kadının eşi ziyaretin yanma taşındıktan kısa bir süre sonra iyi bir iş bulup çalışmaya başlamış ve ev satın almışlar.3

Sadık Sultan Ziyareti ile ilgili anlatılan efsaneye göre de, bir gece iki hırsız ziyaretin halılarını ve ziyarete gelen kişilerin bakımında kullanılsın diye para attıkları kasayı soymak için ziyarete gelmişler. Değerli ne varsa aldıktan sonra ziyarette çıkacaklar kapıyı bulamamışlar. Sabaha kadar türbenin içinden çıkmak için kapıyı aramışlar ama hangi yöne gitseler duvarla karşılaşmışlar, çaldıkları eşyaları yerlerine koyduktan sonra kapının kendiliğinden açıldığını görüp koşarak ziyaretten çıkmışlar (K2). Şeyh Abdur-rezzak Dede (Bulamaç Dede) Ziyareti ile ilgili anlatılan efsane ise ziyaretin türbesini yıktırmaması ile ilgilidir. 1980 yılında Adana Çimento Fabrikasının yakındaki Çalı Dağı’nda bulunan türbenin, fabrikaya gerekli olan toprağın dağdan alınması sonucunda yerinin değiştirilmesine karar verilmiş. Türbenin de hemen yakındaki İsmailiye Köyü’nde daha görkemli yeni bir türbe yapılmış. Nakil edileceği zaman türbeyi yıkıp, sandukayı çıkarmaya geldiklerinde yıkım için çalışan her araç bozulmuş. Eğer araç sahibi ısrar ederse bu defa aracı sürenin başına kötü şeyler gelmeye başlamış. Araçlar devrilmiş, bozulmuş, araç sürücüleri kaza geçirip yaralanmış. Bu olaylar sonunda velinin yerinin değiştirilmesine karşı çıktığına inanılmış. Çalışma bir süre ertelenmiş. O sıralar fabrikaya yeni bir müdür atanmış. Yeni müdür olayı öğrenince Adana’nın sayılan sevilen hocalarını toplamış yedi tane de kurbanlık koyun alarak ziyarete gitmiş. Hocalar Kur’an okumuşlar, kurbanlar kesilmiş. Bundan sonra sanduka açılmış ve Abdurrezzak Dede’nin yüzyıllarca önce gömülen cesedinin hiç bozulmamış olduğu görülmüş. Ziyaret de yeni yapılan türbesine nakledilmiş.

Adana’da ziyarete gitme semtten semte değiştiği gibi, yaşa cinsiyete ve eğitim durumuna göre de değişmektedir. Şehrin bazı mahallelerinde ya da bazı ilçelerde ziyarete gitmek ibadet pratiklerinin vazgeçilmezlerinden biri olarak kabul edilmekle birlikte, bazı semtlerde bu derece etkili olarak uygulanmamaktadır. Adana’da ziyarete gitme nedenlerinin başında sağlık sorunu gelmektedir. Bunu ekonomik sorunlarla, aile sorunları izlemektedir. Ziyarete gitme oram günden güne azalmaktadır. Eğitim görmüş insan oranının yükselmesi, iletişim ve yayın organlarının neredeyse her eve girmesi insanları batıl alandan bilimsel alana yöneltmektedir bu da ziyarete giden insan oranını azaltmaktadır. Ziyarete giden insanlar içinde de çoğunluğu orta yaş üstü kadınlar oluşturmaktadır.

Adana yatır-ziyaretlerinde yapılan işlemlerde eski inanç izlerini görmek mümkündür. Ziyaretin yakınındaki ağaçların kutsal kabul edilip bez (çaput) bağlanması, günlük yakılıp dumanıyla ziyaretin ve ziyaretçinin tütsülenmesi, ziyarette yatılıp gelecekle ilgili rüya görme düşüncesi eski inançların günümüz inançları içinde hala süren uzantılarıdır. Bu eski inanç izleri taşıyan uygulamalara kurban kesmeyi de ekleyebiliriz. Kurban ziyarette adağın gerçekleşmesi durumunda ya da sevap kazanarak insanın üzerindeki kötülüklerin gitmesi amacıyla kesilmektedir. Kurban kesilmesi, günümüzde İslâmiyetin gereği gibi uygulansa da kökeni ilkel inançlardaki tanrılara kurban sunma olayına kadar dayanmaktadır. Ziyaretlerde kesilen kurbanlar kişinin ekonomik durumuna göre değişiklik göstermektedir. Kurban büyük baş hayvan, koyun, keçi, tavuk da olabilmektedir.

Adana ziyaretlerinde, ziyarete gidiş günleri de değişiklik göstermektedir. Mıdık, Hadırlı, Seyhan Mahallerinde bazı ziyaretlerin özel gidiş günleri vardır. Bilâl-ı Habeş Ziyareti’ne Sah günü, Cafer-el Tayyar Ziyareti’ne Perşembe günü, Nebi Nuh Ziyareti’ne Çarşamba günü, Halil İbrahim Ziyareti’ne özellikle Cuma günü gidilmektedir. Diğer ziyaretlere gitmek için Perşembe ya da Cuma günü tercih edilmekte, ibadet amaçlı ise tatil günü olan Cumartesi- Pazar da tercih edilmektedir. Çoban Dede gibi mesire özelliği de varsa ziyaret günü daha çok Pazar günü olmaktadır. Ziyaretlerin bakım ve onarım durumu şehir merkezinde ya da şehirden uzakta olmasıyla değil üzerine oluşturulan efsane sayısının çokluğu ziyarette yatan ya da yattığına inanılan kişinin geniş kitlelerce bilinen bir isim olmasına ve ziyaretin bulunduğu yerin ziyaret ve yatırlara gösterdikleri önemle orantılı olmaktadır. Adana’daki ziyaretlerin kimisinin ünü bulunduğu yerin ötesine taşıp mahallî veli tipi olmaktan çıkarken (Çoban Dede, Cabbar Dede, Ethem Dede) kimisinin ünü de bulunduğu yerle sınırlı kalıp mahallî veli olarak kalmıştır. (Bulut Dede, Arpacı Dede, Gaffur Baba)

Adana’daki ziyaretleri, ziyarete gidiş amaçlarına göre dört başlıkta toplayabiliriz:
A) Sağlık sorunları nedeniyle gidilen ziyaretler,
B) Çocuğu olmayan ailelerin, çocuk isteğiyle gittikleri ziyaretler,
C) Çeşitli sıkıntılardan kurtulmak için gidilen ziyaretler,
D) Diğer ziyaretler. - ‘

A) SAĞLIK SORUNLARI NEDENİYLE GİDİLEN ZİYARETLER
1. Cabbar Dede Ziyareti
Hakkında sözlü kaynaklar dışında bilgi bulunmayan Cabbar Dede adına yapılan türbe Adana’nm Ceyhan İlçesi’ne bağlı Misis Bucağı’nm 20 km. güneyinde Kütüklü Köyü yakınındadır. Aynı adı taşıyan camî ile bitişik olan türbenin kapısında dilek taşı bulunmaktadır. Ziyaretçiler gözlerini kapatarak dilek taşının üzerine çıkarak dua okumaktadır. Ziyaretçi gözlerini açtığında saat yönünde döndüğünü görürse dileğinin olacağına inanılmaktadır. Ziyaretçiler türbede adak olarak mum yakmakta, Kur’an okumakta ya da okutmakta, mevlit okutmakta, kurban kestirmektedirler
Cabbar’dede!inintekke olarak da kullandığı bilinen selçuklu  tarzındaki tübesi bugün  de hastaların şifa.dertlerine deva  arayanlarla ,yaşlı genç evde kalmış kız veya erkeklere tarafından dolup taşıyor inananlar tarafından .
2. Bilal-i Habeş Ziyareti
Adana’ya 40 km. uzaklıkta Kayışlı Köyü’nde bulunan ziyaret, Bilal-i Habeş adına yaptırılan makamdır. Ziyarette adak olarak kurban kesilmekte, günlük yakılmaktadır. Ziyaretin bakım onarım ihtiyacı olan yerleri de ziyaretçilerce yaptırılmaktadır.

3. Yedi Kardeşler Ziyareti I.
Ziyaret Adana’nm Mıdık Mahallesi’nde Akkapı Mezarlığı’nın yanındadır. Ziyarete ismini veren yedi kardeşin mezarı türbenin bahçesinde bulunmaktadır. Türbenin içinde iki tane sanduka vardır. Bu sandukalardan birinde, eskiden hekimlik yapan birinin yattığına inanılmaktadır. Ziyarette adak olarak kurban kesilmekte, günlük yakılmakta, ziyaretin içinde bulunan kasaya ziyaretçilerin gönüllerinden kopan miktarlarda para atılmaktadır.

4. Hz. Hıdır Ziyareti I
Hz. Hıdır adına yapılan makamlardan biri Ada-na’ya 20 km. uzaklıkta Mıdık Mahallesindedir. Büyük ve görkemli bir yapıda olan ziyarette adak olarak kurban kesilmekte, günlük yakılmaktadır.

5. Nebi Nuh Ziyareti
Adana’nm Akkapı Mahallesi’nde bulunan ziyaret Saydam Caddesi’nin sonundadır. Ziyarette adak olarak günlük yakılmakta, kurban kesilmekte ve mahallede mevlit okutmak isteyenlerin mevlitleri burada okutulmaktadır.

6. Halil İbrahim Ziyareti
Akkapı Mahallesi’nde olan ziyarette adak olarak kurban kesilip yemekli mevlit okutulmakta ve günlük yakılmaktadır.

7. Süleyman Efendi Ziyareti
Ziyaret Adana’nm Karataş İlçesi çıkışmdadır. Ziyaret ismini halen içinde oturan kişiden almaktadır. Evin içinden su kaynayınca burayı ziyaret haline dönüştüren Süleyman Efendi adak olarak ailesine para yardımını kabul etmektedir.

8. Durhasan Dede Ziyareti
Adana’nın Ceyhan İlçesi’nde kendi adıyla anılan köyde bulunan ziyaretten iyileşmek için sandukanın ayak ucunda bulunan bulunan açıklıktan toprak alınıp suya karıştırılarak içilmektedir. Adak olarak da kurban kesilmekte, mum yakılmakta ve mevlit okutulmaktadır.

Ahmet yesevi tarafıdan yetiştirilen anadolu,nun türkleşmesi için müslümanlaştırılması amaçı ile görevlendirilmiştir ahmet yesividen aldığı ışıkla cukurovaya gelmiştir

anadoluda kuraklık olmuş -4.murat anadoluyu ziyaret etmiş ve cifçinin hali perişan bir damla yağmur yağmamış uzun zamandır ne yapaçağını şaşıran ağalar patişaha cıkmış detlerini anlatmışlar 4-murt köylüleri aç bırakmayın demiş köyde bulunan herkeside yağmur duasına cağırın demiş köy ağaları herkesi cağırmişlar kedi akıllarına gelen herkesi yağmur yok birdamal ne yapaçaklarını şaşıran ağa eşi demişki sen köydeki cobanı untdun demiş hemen ağa atlı köndermiş durhasan dede,ye atlı gel seni ağa istiyor demiş durhasan dede sen git ben gelirim demiş  atlı ben 3,saat de geldim sen benden nasıl önçe gideçeksin demiş sen git ben orda olurum demiş durhasan dede görevli dönüp geldiğinde durhasan dede ağaın yanında oturuyormuş hasan dede durumu beye anlatmış ben sırtımı acarsam benim sırrım açığa çıkar senden bir vasiyetim var demiş beni ulu bir ağaçın altına gömün demiş bey söz vermiş ,ben yağmur duasınna duraçağım aşiretinizi çadırların altına alın  bir süre sonra bulutlar oluşmuş ve yağmur yağmış insanlar sevinçten bayram etmişler , bu arada bey ağa durhasan dedeyi sormuş ve köylüler bakmışlarki hakın rahmetine kavuşmuş şimdi bir menengiç ağaçının altında istirahat ediyor.hasta olanlar şifa bulmak için inanları koruyan bir evliyadır.
B) ÇOCUĞU OLMAYAN AİLELERİN ÇOCUK İSTEĞİ İLE GİTTİKL

ERİ ZİYARETLER
1. Çoban Dede Ziyareti
Ziyaret Adana’da Adnan Menderes Bulvarı’nın sonunda bir tepe üzerinde

dir. Avlusundaki ağaçlara bez bağlanan ziyarette adak olarak ziyaretin bakım onarımı yapıldığı gibi, kurban kesilmekte, şeker, lokum dağıtılmakta ve mevlit okutulmaktadır.

2. Derviş Hoca Ziyareti
Adana’nın Seyhan Mahallesi’nde Kanara yakınında set üzerinde bulunan ziyarette adak olarak kurban kesilmekte ve adak sonucu doğan bebeğin patiği ve kesilen saçı asılmaktadır.

3. Şeyh Abdurrezzak Dede (Bulamaç Dede)
Yörede Bulamaç Dede olarak bilinen Şeyh Abdurrezzak Dede’nin ziyareti Adana’nın Ceyhan Ilçesi’ne bağlı İsmailiye Köyü’ndedir. Ziyarette adak olarak kurban kesilip günlük yakıldığı gibi mum da yakılmaktadır.

4. Hasan-Nuh Dede Ziyareti
Hasan-Nuh Dede kardeşlerin ziyareti Adana’nın Dağlıoğlu Mahallesi’de Bahçelievler Caddesi üzerindedir. Ziyaretin bahçesinde 300-400 yıllık olduğu söylenen görkemli bir ağaç bulunmaktadır. Bu ağacın üzerinde baht açmak için kilitler, kesik saçlar, beşik ve patikler çakılıdır. Ziyarette adak olarak kurban kesilmekte, günlük ve mum yakılmaktadır.

5. Hurmalı Dede Ziyareti
Ziyaret Adana’nın Eskibey Mahallesi’nde görkemli bir hurma ağacının altındadır. Penceresine beşik ve patikler asılı olan ziyarette adak olarak kurban kesilmektedir.

6. Mutlu Dede Ziyareti
Adana’nın Karataş İlçesi’nde bulunan ziyaretin türbe duvarlarının tamamı kesilip asılmış çocuk saçlarıyla kaplıdır. Adak olarak ise kurban kesilmektedir.

7. Sait Dede Ziyareti
Ziyaret Adana’nın İsmailiye Köyü’nde mezarlığın arkasındadır. Adak olarak daha çok köylüden durumu iyi olmayanlara yiyecek ve giyecek dağıtılmaktadır.

C) ÇEŞİTLİ SIKINTILARDAN KURTULMAK İÇiN GİDİLEN ZİYARETLER
1. Yedi Kardeşler Ziyareti II
Adana’nın Karataş İlçesi’ne bağlı Küçükkarataş Köyü’nde bulunan ziyarette adak olarak günlük ve mum yakılmaktadır.

2. Hz. Hıdır Ziyareti II
Seyhan Mahallesi’nde bulunan ziyaret günümüzde unutulmaya yüz tutmuştur; yerini bilenler sadece mahalle sakinleridir. Adak olarak günlük yakılmaktadır.

3. Hz. Hıdır Ziyareti III
Birinci yılında rüyada görülmesi sonucu yaptırılan türbe Adana’nm Seyhan Mahallesi’ndedir. Ziyaretçiler adak olarak günlük yakmaktadırlar.

4. Cafer-el Tayyar Ziyareti
Ziyaret Adana’ya 25 km. uzaklıktaki Kayışlı Köyü ile Karayusuflu Köyü arasındaki yol üzerindedir. Ziyaretçiler, türbenin bakım onarım ihtiyacına göre adaklarını gerçekleştirmektedirler.

5. Ağca Baba Ziyareti
Adana’nm Kozan İlçesi’nin Hacıuşağı Mahallesi’ndedir. Ziyarette adak olarak mum yakılıp kurban kesilmektedir.

6. Gaffur Baba Ziyareti
Ziyaret, Adana’nm Karataş İlçesi yolu üzerinde, Doğankent Nahiyesi’nin çıkışındadır. Ziyarette adak olarak "Aşure Ayı" döneminde aşure pişirilerek türbede mevlit okutulup dağıtılmaktadır.

7. Sadık Sultan Ziyareti
Adana’nm Karataş İlçesi yolunda Solaklı Köyü’ne 2 km. uzaklıktadır. Adak olarak türbeye bebek patikleri, bebek saçları asılmakta, mum ve günlük yakılmaktadır.

8. Zilli Dede Ziyareti
Adana’nm Cemalpaşa Mahallesi’nde Çevre Yolu girişindedir. Ziyaretin penceresine adak olarak bebek saçı, patiği asıldığı gibi en önemli adak olarak adanan sayısınca göbek atılmaktadır.

9. Ali Dede Ziyareti
Ziyaret, Adana’nm ziyaretin adını taşıyan semtinde, aynı isimli caminin içinde yer almaktadır. Adak olarak mum yakılmaktadır.

10. Karataş Dede Ziyareti
Adana’nm Ceyhan İlçesi’ne bağlı Havraniye Bu-cağı’nda, Havraniye Camisi’nin içinde yer alan ziyarette adak olarak horoz kesip fakirlere dağıtılmaktadır.

11. Boğa Dede Ziyareti
Adana’nm Ceyhan İlçesi’ne bağlı Misis Kasaba-sı’nın Dedeler Köyü’de bulunan ziyarette ziyaretçiler kuraklık dönemlerinde yağmur yağması için gitmektedirler. Adak olarak boğa kesilmektedir.

D) DİĞER ZİYARETLER
1. Şeyhmus Dede Ziyareti
Ziyaret, Adana’nm Tepebağ Mahallesi’ndedir. Günümüzde unutulmuş olan ziyaretlerden biridir. Çok az sayıda gelen ziyaretçiler adak olarak mum yakmaktadırlar.

2. Bulut Dede Ziyareti
Ziyaret, Adana’nm Ali Dede Mahallesi’nde Ayakkabıcılar Çarşısmdadır. Mahalle sakinlerinin dışında bilenin pek olmadığı ziyarette adak olarak mum yakılmaktadır.

3. Arpacı Dede Ziyareti
Ziyaret, Adana’nm Ali Dede Mahallesi’nde Ayakkabıcılar Çarşısı arkasındadır. Çok az ziyaretçisi olan ziyarette adak olarak mum yakılmaktadır.

4. Sultan Habibin Nacar Ziyareti
Adana’nm Yeşilyuva Mahallesi’nde Doğumevi’nin batı duvarında bulunan ziyaretin türbe ya da mezarı yoktur. Ziyaret olarak duvarın üzerine oyulan kısımlar kullanılmakta ve buraya adanan mumlar yakılmaktadır.
Can dostlarım ben cok etkilendim siz bolğ dostlarımla paylaşmak istedim.

ben kainatın evliyalar tarafından korunduğuna inanırım  Sayılarımla dostlar.

can dostlar ben cok etkilendim okuduğum kitapdan ( ALINTI )

cevabınız varmı

15 Haziran 2008 Pazar | Kategori Siyaset 9

BİR TARİH KAYBOLUYOR KARŞIMIZDA.

okumak gerek,terçübe almak gerekmezmi,yaşamdan sorumluluk duymak gerekli değimi,

halimize dünya  biryerleri ile gülüyor ,yaşadığımız dünyada olup bitenlere umarsız olmak

geçmişte kazanılanları hiçe saymak değilmi.şu an yaptıkarımız hülyalardayız çünkü,

Yaşadığımız vatansa,uykudan uyanmak gerek artık rüyalarda sıktı kabus oldu karabasan ,

gibi geceleri uykusuz umutsuz yarinleri düşünmeden akşam yatağında yatan varsa buda,

ben türküm diyorsa şüpe duymak gerek kanında atalarımızın kazandığı bu güne kadar,

uğrunda şehit olanlar açaba hiç uğrunamı oldular şehit,aklımıza gelem bu 100 binler gitti,

ne zaman vatan sever olaçağız bana değmiyen YILAN!! bin yıl yaşasın denirse o yılan,

senide senin gibi düşünenide sonunda YER!!uyanmak gerek cobansız kaldı kuzular,

gerçi otlataçak MERAlarda kalmadı sahipsiz kaldı vatanında kuzular . şimdi kurda kuşa,

iblise bırakıldı ana vatanımız sahipsiz ve çobansız ana yurdum benim …

şimdi sızlıyor miras diye bırakılan koskoça TÜRKİYE CUMHURRİYET’İ . huzurla yatan ,

Atalarımızın kemikleri sızlıyor Yok başka vatan yemin olsun yok hakka inanın’ki yok,

Ülkesini .Yağa. Şekere. Bir cuval una. bir kaç cuval kömüre vermek sizçe onurlu bir davranışmı,

hani sorumlulu bilinçimiz hani vatan sevğimiz hani atalarımıza verilen sözler nerde kaldı,

Bir gün tarih sizlerden hesap soraçak bu dünya sultan SÜLEYMANA kalmamış ken sanırım,

sizlerede kalmıyacak bu bir DEVRAN halkın ezen halkını ,hor gören .halkını hiçe sayan ,değilmi.

Bir ulustan bahsediyorun bir mozayik olan topluluktan bahsediyoruz. insan ayırmıyoruz aslı olan,

Kardeşlik değilmi Ne senden Ne benden değil yaşadığımız yer cennet anadolu yok başaka ’sı,

Türkmeni ,kürdü,cerkezi,alevisi,laz’ı .süryanisi arap larda kardeş gibi vatan saflarında vurulmadı,larmı,

Varmı ülkeni YAĞ’A .ŞEKERE’BİR ÇUVAL UN’A. bir cuval KÖMÜRE. satmak sizce onurlu bir davranışmı,

yediğimiz bir lokma değilmi neden olmasın helal,olana haram katıyorsunuz kim götürmüş’ki malı mülkü.

dünyadan haydi vatan severler gibi ONURLU  bir vatandaş olmak çokmu zor nedir eksik olan şey,

BURASI ANADOLU kimseyin kimsde AHI kalmaz APTALL OLANLAR  verir AKILLI olan beylerde,

AĞALAR gibi lüks YAŞARLAR haydi kirli siyasetçileri çıkaralım HAYATIMIZDAN bakın BAŞAKA, bir,

anadolu yok hiç yok HAYDİ sahip çıkalım bir yerlerinden tutalım mutlak doğru olan,

halkına sahip çıkan bir halk çocuğu vatan sevğisi ile cıkarsız onurlu yaşam hakkı verir bizlere.

Bakın cevrenize beyni sulanmış yaşlı ağa çocuklarından uzak durun bir insanın içinede haram

yer almışsa değişmesi zordur ŞEYTAN kim derseniz beni inandiığım yoldan dönderen derim,

ÜLKEMİZİ .yağa ,şekere ,una, kömüre satan insanlar VARMI sizlerin CEVABI ..

Benim bir çevabım var YARADAN ALLAHTAN korkmayan vatanını soyandır ( şetan var içimizde).

BEN ÜLKESİNİ SEVEN BAŞKA VATAN YOK DİYENLERDENİM sahip çıkalım vatan toprağına,

Yok olaçak yakın zamanda .bu güzel anadolu toprağı elden gidinçe yaşam hakımızda biteçek,

Haydi çalışmak için bizi yönetenlerden usanmadan çalışmalarını isteyelim aldıklarını helal etsinler.

Yüçe meçliste dedikodu yapmasınlar boş işlerle uğraşmasınlar kanunlarımız var onalara sahip

çıksınlar  bu güne kadar iyidik yabancı ile  AMAÇ tiçaretse  karşılıklı haklar içinde,olmalı,

önçe vatandaş hakkı korunmalı adaletli olmalı terazi denk olmalı böyle yönetmeliler bizleri.

SAYGILAR bizi 50 yıldır yöneten siyasetçiler sizlerede hakkımı Hella etmiyorum HARAM olsun.

ÜLKESİNİ seven üç kuruşa tema etmeyen ONURLU milletime sayğılarımı sunarım..

yoksul vatandaş, ben gibi buğün BABAlar günü kaçımız aldı babamıza bir hediye haydi ,

kaçımız sevindirdik bizlerden bir büyük onurlu insanı,genede boynumuz dik sadeçe üzğünüz,

Anlamak gerek sizçe varmı başak ANADULU varmı. bence yok vatansız kalmaksa onurumuzla,

müçadele edelim bizler siyasetçi değiliz fakat hesap soralım,Başka vatan da yok Ülkemin onurlu insanları.

onurlu babaların BABAlar gününü kutlar ellerinden ÖPERİM.

dsadas