Aşk Kategorisindeki bloglar
|
19 Kasım 2007 , Pazartesi
Kategori (Aşk)
Karanlıkta saklanır bazı duygular. Gecenin gizemine sığınılır herkesten uzak. Herkesten uzak ağlar ki insan. Sadece kendi duysun hıçkırıklarının nağmesini. Bakışlarının ötesinde ışık parçaları vardır. Ama dokunmak yasaktır aydınlığa. Hatta bakmak bile yasaktır. Karanlık saklar bazı duyguları. Bir tek karanlıkta itiraf edebilirim sana olan aşkımı. Nice zamandır ki beni gören olmamıştır gün ışığında. Bana en yakın arkadaş yarasalardır şimdi. Yıldızların ışığına sığınmışım zaten ben.
Ay dan ümitsiz, güneşten habersizken… Karanlıkta depreşir bazı duygular. Sitem yüklü, özlem yüklü bulutlar cömertçe bırakır yüklerini. Sızlayan hücrelerimin her birinden SEN akarsın. Derken ben buharlaşırım göklere doğru karanlıkta.
Karanlık bakışlarda gizlidir bazı duygular. ÖFKENİN
arkasındaki BEKLEYİŞ, ÜMİDİN arkasındaki ÇARESİLİK gibi.
Ya gözlerin?
Onları gizleyebilecek karanlık var mı?
(yazan: doğan telkesen)
|
|
18 Kasım 2007 , Pazar
Kategori (Aşk)
Aklım mı karışık, yoksa duygularım mı? Saniyeleri sayma görevini kim verdi bana? Adım atamaz oldum nice zamandır! Dermanımı kim aldı yüreğimden? Dayanamaz mıyım? Arınaz mıyım? Ben bir "alçak" mıyım? Önümdeki bu karartı da ne? Nerde bulut, nerde sis… Nerede mevsim dönümlerinde yaşadığım ümit? Göç veren kuş yuvaları, terk edilen ülkeler. Sorsak bir mazi için, "şimdi neredeler?" Vicdanımda dönüp duran virüs, çık dışarı!… Beş para etmezsin bendeki kibir. Su katılmamış pişmanlıklar yaşandı gece nöbetlerinde, sevgiler çalındı arka bahçe ağaçlarından. Rüzgara tuzak kuran bendim, ama düşmedi… Aklım mı karışık, yoksa duygularım mı? Beni "ihbar eden kim?
(yazan: doğan telkesen)
|
|
13 Kasım 2007 , Salı
Kategori (Aşk)
Siyah ve kırmızı. Tıpkı sana olan aşkım gibi. Tıpkı bana olan aşkın gibi. Aşkım kırmızıydı benim bir zamanlar, biliyorsun. Kırmızı gibi seviyordum seni, kırmızı kadar yanıyordum sevdandan. Kırmızı bir aşktı damarlarımda dolaşan. Gök kırmızı, yer kırmızıydı. Sen kırmızıydın… Aşk kırmızıydı. Aşkımız kırmızıydı bir zamanlar.
Sonra? Sonra yavaş yavaş değişti devran, değişti… Bir şeyler bozuldu sanki tarifi zor olan. Bir şeylerin rengi kaçmaya, bir his körelmeye başladı yavaş yavaş. Kırmızı olan herşey, ama HERŞEY biraz biraz rengini kaybetti ve siyaha döndü. Kırmızı gök siyahlaşmaya başladı. Özlem yerini "UMURSAMAMAYA" bıraktı. Önce selamların İÇİ soğudu, sonra SELAMLAR. Önce GÖRMEDEN de duruldu uzaklarda. Sonra "görmek istenmez" bile olundu. Siyah oldu yani, yani gök siyaha boyandı. Bunu kabul etmek için bu kalp bilsen ne de çok zorlandı! Kırmızı siyah’a bırakmaya başladı yavaş yavaş yerini. Mehtap aranmaz oldu. Siyah gecelerde gelmemeye başladı artık haberler. Haber gelmeden de yatıldı ve uyunabildi o zamanlarda. Çok incitici… Çok soğuk… Çok öfke dolu… Çok çaresiz… Kırmızı ve siyah. Tıpkı sana olan aşkım gibi… Tıpkı bana olan aşkın gibi… Tıpkı AŞK gibi…
BİR HÜZÜN DÖRTLÜĞÜ YAZMAK İSTEDİM
İÇİNDE KIRMIZI VE SİYAH OLMASIN
OLMASIN SİTEM SANA VE AŞK’A
YAZAMADIM ASLA.
(yazan: doğan telkesen)
|
|
9 Kasım 2007 , Cuma
Kategori (Aşk)
Kuru bir yaprak ve benim benzerliğimi bilir misin?
İkimiz de dalımızdan koptuk.
İkimiz de savrulduk rüzgarda ve umursamadan/umursanmadan "düştük" yere.
Zaten ikimiz için de daldaki hayatımızın dışında bir hayat "anlam" ifade etmiyordu.
Koptuk hayattan… Çürümeye durduk.
Belki üzerimizi tozlar kaplayacak bundan sonra yavaş yavaş çürürken.
Belki bir iki tekme atacak bize çocuklar oyun olsun diye. Belki bir çöp kovasına atılacağız…
Kuru bir yaprak ve benim benzerliğimi biliyor musun artık?
(yazan: doğan telkesen)
|
|
31 Ekim 2007 , Çarşamba
Kategori (Aşk)
SEN ASLINDA YOKSUN. BEN İSE HİÇ OLMADIM. FARZ ET, SEN BİR MASALIN BAŞ KAHRAMANI, BEN İSE BİR FİGÜRANDIM. SONRA BEN DE SEVDİM SENİ AMA HEP MASKELİ KALDIM, AÇILAMADIM. MASKELİ DUYGULAR BESLEDİM ANLAYACAĞIN. ZATEN HAYATIMI HEP MASKELİ YAŞADIM. KALBİMİ KURTARAMADIM BU LANET MASKEDEN, YAPAMADIM. HİÇ LAYIK OLAMADIM AÇIK AÇIK SEVMEYE VE SEVİLMEYE. VAZGEÇTİM… YORULDUM… HÜLASA… ARTIK MASKELİ DUYGULAR VAR YÜREĞİMDE.
(yazan: doğan telkesen)
|
|
29 Ekim 2007 , Pazartesi
Kategori (Aşk)
Tüm yaşananlar sığar mıymış bir kaç satıra? Tek bir kağıt alır mıymış hatıraları? Şimdi saymaya kalksam tüm olanları, belki bir ömür yetmez. Lakin iş yazmaya gelince kelimeler de yardım etmez. Sadece tanışmamızı anlatsam GÜLÜM. Hani dolmuş kuyruğunda ayağıma basışın. Kızaran bir yüzle özür dileyişin. Çok kızmıştım sana o zaman, sinir etmiştin beni. Ben nerden bilebilirdim beni bu kadar kızdıran birini sevebileceğimi?! Çok değil iki gün sonra bu sefer köşedeki markette kafama düşürmüştüm un paketini. "Yine mi siz?" diyerek ben… Sen dayanamayıp gülerken. Öyle öyle konuşmalar, yavaş yavaş tanışmalar. Sonra öğrendik ki, iki sokak arayla oturuyoruz seninle. Meğer müstakbel sevgililer yaşıyormuş aynı mahallede.
Tüm yaşananlar sığar mı tek bir kağıda? Bir kaç satır anlatabilir mi? Tanışmamızın yedinci ayında evlenmeye karar vermiştik. Arada geçen yedi ay değil sanki yedi gün idi. O yedi ayın her günü sanki birer GÜL idi. Sonra?.. Sonra birgün aniden bir haber getirdin bana. Dişin için gitmişken doktora…Yüzün asık, rengin solmuş.. Meğer benim GÜLÜM KANSER OLMUŞ! İnanamadım, inanamadık, inanılmaz. Böyle bir acı tarifsiz, anlatılmaz. Kemiklerimin sızladığını hatırlıyorum acıdan. Kopan kalbimi ise asla…
Tanışamamızın üçüncü yılında ve bir ekim soğuğunda.
Loş ışıklı bir hastahane odası.
Acılar yankılanıyor duvarlarda…
Ve bir ekim soğuğunda…
Tanışmamızın üçüncü yılında…
Ellerimden kayıp giderken elin.
Dönerken ufka doğru gözlerin… Ve ÖLÜM… Ve AYRILIK!
Tüm yaşananlar sığarmıymış bir kâğıda…
Beni anlatmaktan aciz bir kaç satıra?
(yazan: doğan telkesen)
|
|
28 Ekim 2007 , Pazar
Kategori (Aşk)
ey sevgili!
sanki "hiç gelmeyecek" bir zamanı beklemekle geçti bir ömür.
üstelik hatırladıklarım hep "kış"a ve sana dair.
sokak aralarında oynanan çocukça oyunlardan
ilk gençlik yıllarının utangaç bakışlarına kadar tüm anılarımda
hep sen.
hep senin benzerlerini aradım, seni andım gülerken başkasıyla…
sanki "hiç olmayacak" bir çaba için harcadım yıllarımı…
ve olmadı da zaten.
kabul etmek kolay, hazmetmek zor.
ayrılmak mümkün, unutmak zor.
kalbimi söküp atabilseydim SEN den sonra belki mümkündü benim için de ilkbaharlar.
belki benim de ruhumda açardı yazlar.
dile kolay… gönüle zor
öfkem de sana sevgim de sana
MAZİDEKİ SEVGİLİ!
(yazan: doğan telkesen)
|
|
26 Ekim 2007 , Cuma
Kategori (Aşk)
Ayrılığa ve hüzne dair ne varsa yüreğimde…
Bu anda sana anlatacaklarımın ne öncesi var, ne de sonrası.
Ne uzun uzun hazırlık yapıldı bu kelimeleri seçmek için, ne öylesine söylenmek istenildi sadece. Sadece bir yürek yangının alevlerinden haberdar olman adına… Sadece bir kül yığınından yeniden doğan duyguları bilmen için. Sana öyle anlatacaklarım var ki, hep kendimde sakladığım, hep saklanıp akladığım.
Ben o bildiğin, o kekeme, o meczup senin için.
Gölgelerini severdim hatıralarsan sen uyurken pencerenin altında. Hani sokak lambası sandığın ışık bendim. Donarken yaktığım, çakmağın aleviydi. Ki o alevdi temsilen sana olan aşkımı anlatan.
Ayrılığa ve hüzne dair ne varsa yüreğimden taşıyor şimdiki zamanlarda. Şimdiki zamanlarda gökler gri, bulutlar lacivert, yağmurlar irin. Ben o meczup, o kekeme aşık. Hep kendimde sakladığım duygularımı gel gör bu gece! Tutulamaz olmuşlar, dökülüyor. Dökülen her yaşta bir sevgi hücresi ölüyor.
Her hücrede saklı olan bir parçam toprağa akıyor. Seviyordum veya?.. Öldüm ya da ölüyorum.
Sadece bir yürek yangınından haberdar olman adına…
Gölgelerini severdim ben senin unutma! Unutma ki, "aşkım senin için ama senden bağımsız"… Sen sevmedin belki, belki idi imkansız?..
Hani sokak lambası sandığın ışık bendim donarken. Ben ağlarken senin mışıl mışıl uyuduğun. Bir gonca olup açarken sen, benim gün ve gün solduğum. Şimdiki zamanlarda gökler siyaha durmuş, bulutlar firar etmiş, güneş beni unutmuş.
Ben o bildiğin kekeme aşık, ben o meczup.
Gözlerinde yaş, gönlünde telaş…
(yazan: doğan telkesen)
|
|
17 Ekim 2007 , Çarşamba
Kategori (Aşk)
Kolay değil biliyorum. Hiç de kolay olmadı. Ağlamakla hiçbir göz kör olmadı (mı?). Ağlayarak kuyular gözyaşıyla dolmadı (mı?). Terk edilmişliğin hainliğinde, siyah ve mor eşliğinde… Bana kalan ne varsa sana ait atıyorum. Atılmayacak hiçbir şey kalmadı bende. Senden tek bir esinti dahi istemem de… Kolay değil, ellerim bile titriyor bu satıları yazarken. Gönlümün bir yerlerinde hala senden kırıntılar gezerken. Soru işaretleri çevrelemişken düşüncelerimi. Kolay değil biliyorum. Ve kendimi alıp gidiyorum. Terk etmek de güzelmiş nihayetinde!?
(yazan: doğan telkesen)
|
|
16 Ekim 2007 , Salı
Kategori (Aşk)
Öfkemden kork!
Kork ki öfkemden, yakmasın seni.
Öfkem yakar seni ve güneşi.
Severse divane olan bir gönül sahibiyim.
Feda eden, yüreğini söküp sana verecek kadar seven..
Öfkemden kork!
Kork ki, sarmasın, yakmasın, yok etmesin seni ateşi. Ben bir çile abidesi miyim? Ben, bir sabır elçisi miyim! Beni sevme ama sakın öfkelendirme de… En iyisi sessizce git haber bile vermeden. Sınama kızgınlık ateşimi, sınama deli yönümü. Ne istiyorsun?
Öfkemden kork! Beni öfke nöbetlerine itme. Güneşi yaktırma bana. Sana ateş gibi baktırma beni. Öfkemi azad ettim çok zamandır. Çok zamandır, hilm kapılarından geçmektir uğraşım. Bırak… Ve git!
(yazan: doğan telkesen)
|
|
|