Ocak, 2008 Arşivi
|
7 Ocak 2008 , Pazartesi
Kategori (Şiir)
gidiyorum
ardımda bırakarak kalbimi
gidiyorum
sana hiç diyemeden sevdiğimi.
gidiyorum
bulutlar yoluma oldular taş
söyle bana sevdiğini sevgili
gidiyorum
kuru yapraklarla arkadaş
gidiyorum
sızlayan yüreğimle
gidiyorum
bana son dediğinle
gidiyorum
görünmeden semaya
bak şimdiden başladım anılara vedaya.
(yazan: doğan telkesen)
|
|
6 Ocak 2008 , Pazar
Kategori (Şiir)
derya deniz engin desem
sensin benim dengim desem
aşkım senin rengin desem
yine beni üzer misin
bırakıp ta gider misin?
susuz kalsam çöl içinde
gülsüz kalsam gül içinde
ateş olsam kül içinde
yine beni üzer misin
bırakıp ta gider misin?
(yazan: doğan telkesen)
|
|
5 Ocak 2008 , Cumartesi
Kategori (Şiir)
Bakışlarında "ölüm" gizli,
Solmayacak "gülüm" gizli,
Gün gelecek "günüm" gizli,
Vereceğim tüm kalbimi,
Kalbim O’nun için gizli.
Sunuş bayramları olacak
Geceler iptal edilecek
Gökkuşağından süprizler gelecek
Gelecek elbet, o gün gizli.
Kışlar bahara doğacak
Yazlarda da cemreler açacak
Gelecek elbet, o gün gizli.
Ağlama, sakla gözyaşlarını
Gözlerinde "ümit" gizli
Seviyorum diyeceğim birgün
Bir gün içinde neler gizli.
"Sabır" erdemiyle boyanacağım
Etlerim "lime lime" olacak hasretinden
Yüreğimde adın gizli.
Senin için Don Kişot’la savaşacağım
Cesaretim sende gizli.
Kuş kanatlarında taşınacağım ülkene
Özlem mektupları göndereceğim deniz aşırı
Satırlarda sırlar gizli.
Bir harfine bin destan yazacağım
Sözlüğümde "kalbin" gizli.
(yazan: doğan telkesen)
|
|
4 Ocak 2008 , Cuma
Kategori (Şiir)
yâr, ey yâr!
elinde kına, gözünde nur
gönlünde huzur var.
yâr, ey yâr!
adında ümit,
sözünde sevgi
dilinde adım var.
yâr, ey yâr!
sevginin ilk kapısı,
aşkın sabıkalısı,
sorsalar ona
"ben" meraklısı
onda benim gönlüm var.
yâr, ey yâr!
(yazan: doğan telkesen)
|
|
3 Ocak 2008 , Perşembe
Kategori (Aşk)
Sana bu mektubu gönül kalemiyle yazıyorum sevdiğim. Bu, yazmayı denediğim ama bilmem kaçıncı kez yırtıp attığım o mektuplardan değil. Bu, basit bir tükenmez kalemin, basit mürekkebiyle yazılan bir mektup da değil. Bu mektup gönül kalemiyle yazıldı ve çizildi. Evet, sana bu sefer gönül kalemimle yazıyorum ki, beni "gerçekten" anlayabilesin. Ben, bırakıp gittin soğuk Mart gününden beri hemen hemen aynı haldeyim. Biraz mahzun, biraz öfkeli, biraz ümitli ve çokça şaşkınım. Hatta biraz beceriksiz ve sahipsiz hissediyorum hala kendimi. Sevdiğim, Senin yokluğun üzerinden 3 yıl, 27 gün ve 16 saat geçti. Takvim yapraklarını biriktirmiştim de ordan hesapladım "ayrılık çağı"nın süresini. Zaten sen yokken yapacak fazla birşey de kalmadı. Günlük yaşamın rutin uğraşları dışında (ki onları da biliyorsun zaten) hayatım hep bildiğin gibi. Senin boşluğunun ne anlama geldiğini anlamak için bütün bunları yaşamam gerekiyormuş demek. Çok garip, insan bütün felaketleri hep başkaları için düşünüyor, kendisine ise hep güzel şeyleri yakıştırıyor. İşte, şimdi ben de kötü şeyler yaşayanlardan oldum. Saat çok geç oldu sevdiğim. Gönül kalemim titremeye başladı, az sonra "ağlama krizine" gireceğim. Her gece yarısı saat tam 00:28′de benim ağlama krizlerim gelir. Neden bu saatte olduğu konusunda doğrusu hiçbir fikrim yok. Bana izin verirsen az sonra yine yazacağım.
Evettt… Geldim her zaman olduğu gibi tam 8 dakika boyunca ağladım. Süre olarak kısa ama beni yorması bakımından oldukça etkili bir ağlama krizi. Senin
hasretinle/hasretinden ağlarken, ayakta duramıyorum, gücüm tükeniyor ağlarken, ya yatıyor ya oturuyorum. Ne biçim bir krizse?
Sevdiğim, kısaca anlatabildiğim kadarıyla benim hal-i pürmelalim bu!
(yazan: doğan telkesen)
|
|
2 Ocak 2008 , Çarşamba
Kategori (Şiir)
Gönül,
Salkım salkım dökülüyor duygular
Esrarından muzdarip kırık kalp senfonisi.
Her yağmur damlasında sanki ayrı bir hüzün var,
Hayat, gizli açık sırların komedisi.
Gönül,
Yavaş yavaş tükenir saniyeler,
Yetişmek mümkün değil kaçan şu yelkovana.
Karanlıkta oynaşırken saatler,
Ömrüm feda zamana.
Gönül,
Ellerim titrer durur,
Kalbim yoksun sevginden.
Buruşuk kaldırımlar,
Sudan mahrum topraklar
Ruhum eksik denginden.
Gönül,
Kızdırma gün batımını,
Kızıl, mavi, pembe uçukluk içindeyim.
Sonra doğdurmaz güneşimi,
Alır intikamını.
(yazan: doğan telkesen)
|
|
1 Ocak 2008 , Salı
Kategori (Aşk)
Görebildiklerim vardı… Baktığımda, sanki "en mahrem" duyguları görebilirdim. Ağladığında insanlar, "aslında içlerinin güldüğünü" görebilirdim. Saman alevi gibi parlayan öfkelerinin ardında sakladıkları sevgiyi, "sevmiyorum" dediklerinde "aşk aşk" diye inlediklerini. Zifiri karanlıklarda "özlem" nöbetleri geçirdiklerini görebilirdim. Sustuklarında kalpleriyle konuştuklarını, kelimeleri yedeklerine aldıklarında, gelecek için sakladıklarını görebilirdim.
Görebildiklerim vardı… Sevdiğini "önce" söyletme yarışında olanları görebilirdim. Önce "O söylesin" diye için için kıvrananları görebilirdim bir zamanlar. "Geri adım atmamak" adına inadına teslim olanları, Mehtap şiirleri okuyup yazanların Ay’ı bahane ederek ağladıklarını da görebilirdim.
Duyabildiklerim vardı benim… Sessizliğin aslında en anlamlı ses olduğunu bilirdim. Suskunlukta ne anlamlar "saklı" olduğunu da bilirdim.
Ey hüküm verenler! Sitem benim "azığım" değil mi zaten!? Bana yükleyin dünyanın suçunu, bana yükleyin "hasret faturaları"nı, bana yükleyin "arabesk sevda" ayrılıklarını, bana yükleyin siyahın negatifliğini. Olur mu?
Görebildiklerim bir sabah ansızın gittiler. Haber bile vermediler. Seslerini duyurmadan en sessiz adımlarını atarak gittiler. Bu nedenle duyamadım gittiklerini. Ben suçluyum zaten…
Hadi, hadi beni İDAM edin!
(yazan: doğan telkesen)
|
|
|