Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Ocak, 2008 Arşivi

31 Ocak 2008 , Perşembe
Kategori (Aşk)

Eğer,
Zamanı tutmak mümkün olsaydı, olabilseydi
Tutardım sen GİTME diye.
Eğer,
Zamanı tutmak mümkün olsaydı, olabilseydi
Tutardım senin kızdığın anlar GELMESİN diye.
Eğer,
Zamanı tutmak mümkün olsaydı, olabilseydi
Tutardım seni ÜZMEMEK için.
Eğer,
Zamanı tutmak mümkün olsaydı, olabilseydi
Tutardım sen KIZMA diye.
Eğer,
Zamanı tutmak mümkün olsaydı, olabilseydi
Tutardım yağmurlar seni ISLATMASIN diye.
Eğer,
Zamanı tutmak mümkün olsaydı, olabilseydi,
Tutardım sen VARSIN diye.

 

 

(yazan: doğan telkesen)




30 Ocak 2008 , Çarşamba
Kategori (Şiir)

ellerimi al
yüreğine sar
al ve sar
sadece onlar kalsın
sadece ellerim yüreğini sarsın
beni boranlar sürsün
çöller yaksın
güneşler kavursun
sadece ellerimi al
ellerim seni sarsın.

 

 

(yazan: doğan telkesen)



29 Ocak 2008 , Salı
Kategori (Aşk)

 
"elveda!" diyeceğim bugün sana… bugün herşeyimi bırakıp ve kendini alıp sadece, seni terk edeceğim. öyle olması gerektiği için olacak, yok başka bir sebebi. ağlamanın ve sızlamanın da bir anlamı olmayacak. "elveda!" diyeceğim sana ve gideceğim dar sokakların arasından. belki ikimiz de aynı şeyleri hatırlayacağız ben giderken. sokak başlarında buluşmaları, yerken üstümüze döktüğümüz dondurmaları, kuş cıvıltılarını, akşam ezanlarını. belki ikimiz de aynı yürek sızısının etkisiyle ağlayacağız için için veya dökülen gözyaşlarımız… ama bir faydası olmayacak inan. ben tüm kayıtlarımı sildireceğim dünyadan, kaybolacağım gökkuşakları gibi ansızın, tıpkı ansızın karşına çıktığım gibi… "elveda!" diyeceğim bugün sana… ne kadar çok sevdiğimi hatırlayarak terk edeceğim seni. neden sevdiğimi ve neden terk ettiğimi tarihin bir sayfası elbet not alacak… artık son geldi…
 

 

(yazan: doğan telkesen)



28 Ocak 2008 , Pazartesi
Kategori (Şiir)

… ve şakaklarından kan damlar ter yerine…
… sönen gün güneşe hasret…
… doğan yıldızlar tebessüm içinde…
… sağnak sağnak duygu yağmakta esrarengiz gecede…
… bilinmez bir sese yönelerek.
… mavinin uysallığına teslim olunur yer yer…
… kendini ver verebildiğin kadar pembe düşlere…
… sonun başlangıcında SEN…
… SEN in sonunda BEN…
… ve bir yoncada aranır şans…
… dilekler bağlanır YEMİN siz sözlere…
… seni götüren kim bu gönülden?…
… ve şakaklarından KAN damlar ter yerine…
… kırlaşan saçların değil vicdanındır…
… bir zaman sevdiğini görüp tiksinmesi gelir mi insanın?
… ve bir papatyada aranır sevgi…
… bilmeceye cevap versin diye.
… SEVİYOR…
… SEVMİYOR…
… BİLMİYOR!?

 

 

(yazan: doğan telkesen)



27 Ocak 2008 , Pazar
Kategori (Aşk)

Bu gece adımlarımı sayarak yürümeye karar verdim. Can sıkıntısı dedikleri bu olsa gerek!? Her zaman gittiğim yollar ve kaldırımlar, sürekli arşınladığım şehir… Sayacaktım bu gece. Gördüklerimi ikinci plana atıp, kaç adımda nereye gittiğime, kaç adımlık bir şehirde (belki de dünyada) yaşadığımı öğrenecektim. Adımların altında kalan bir ömrü, adımlarla geçen zamanı, adımsız olmayan ilerlemeyi tespit edecektim kendi kendime. Bir ömürle bir adım arasındaki benzerlik var mıydı?…
Bu gece adımlarımı sayarak yürümeye karar verdim. Gece karanlığında, loş ışıkların eşliğinde adımlarım birbirini takip etmeye başladı. Bir, iki , üç… Köşede durdum. Köşeyi dönmek mi zor, yoksa geri dönmek mi? Yoksa en zoru seni görmek ki? Adımlarım sayılabilir de, beni yine sana getirdiler bu gece de. Olmadı… Bu olmadı.

 

(yazan: doğan telkesen)



26 Ocak 2008 , Cumartesi
Kategori (Şiir)

esmerim,
gözlerinde denizim
gülüşünde güneşim.
esmerim,
seslenişi meltem
susması çöl.
esmerim,
gelmeleri bayram
durmaları sevinç
gitmeleri azap.
esmerim,
hayallerimde sultan
gönlüme derman.
esmerim,
diyemediklerimin prensesi
sevgimin kısık sesi.
gelmeleri bayram
susmaları çöl
gönlü engin bir göl
esmerim.


(yazan: doğan telkesen)



22 Ocak 2008 , Salı
Kategori (Şiir)

Çok istedim gönülden,
Adını gül’e yazdım.
Bilseydim geçiciydim,
Bunu asla yapmazdım.
 
Teslim oldum ben sana,
Dilimde hep niyaz’dın.
Bir hevestim meğerse,
Anlasam yapamazdım.

 

(yazan: doğan telkesen)



21 Ocak 2008 , Pazartesi
Kategori (Şiir)

bir gün yavaşça ve emin adımlarla
bir gün kızgın çöl özlemi içinde ruhuma damla
sonrası olmayan öncelikler yaşayarak
sevdamı bir gen gibi ileri taşıyarak

bir an için bile olsa aşkın en güzelini
bir an kadar bile olsa sevginin özelini
sana emanet bırakıp gözlerimi
sevdanı bir sır gibi saklayarak

farz edip yaşanmamış dünleri
farz edip geçen eski günleri
içsel bir boşlukta kaybolduğumu sayıp
kendi girdabımda sessiz boğularak…

 

(yazan: doğan telkesen)



19 Ocak 2008 , Cumartesi
Kategori (Şiir)

fikrimin ince gülü diyordu radyoda bir ses,
bir ses beni alıp gidiyordu mazinin tozlu sayfalarına
yaşanmış veya düş sanılmış bir geçmişin…

toprak yollarında dolaşırken anadolunun o küçük köyünün
hatırladıklarım içinde en çok da senin gözlerin
çakmak çakmak bakandı sabah loşluğunda ufuktan.

kırık dökük ve sisli anılar kalmış şimdi ellerimde,
dalıp dalıp gidiyorum geceleri.

sesler geliyor
sesler sen diyor
ben sen diyorum
neden,bilmiyorum.

hiçbir gözyaşı damlasının anlamı kalmadı
uzun zamandır ne sahil gördüm huzur bulacak,
ne de mavi bir gökyüzü seni andıracak.

başımı kaldırıp bakmadığım ne kadar zaman oldu
kaç kez pas geçtim çiçekleri
hani papatya falları bakardık…

ve şu satırları yazarken belki de son damlası
belki son noktası konacak ömrümün
nerdesin ey fikrimin ince gülü?
nerdesin ey gönül bağımın bülbülü?

 

 

(yazan: doğan telkesen)



18 Ocak 2008 , Cuma
Kategori (Aşk)

Gecede saklı sırrına eremedim. Gecede saklıydın sen, sen aslında bir geceydin. Ben bilemedim. Batan ne güneşti senin üstüne, ne doğan yıldızlardı senden ayrı. Sen hem geceydin, hem yıldız. Ben seni göremedim. Ay’dı senden habersiz giden bulutlar arasında. Sen gökte Ay mışsın da, ben fark edemedim. Gecede saklı sırrına eremedim. Tutamadım gece gibi, sarılmak ne mümkün. Sana olan aşkım aynen tek hece gibi. Ben kağıda dökemedim. Zifir rengi bir sis, senden habersiz dalgalanan deniz… Meğer ben hep kalmışım sensiz… Gece kadar olamadım. Yalnız kalacağım gecenin koynunda. Almayacağım, sokmayacağım yanıma kimsecikleri. Yolacağım seni hatırlatan, sen kokan çiçekleri. Gecede saklı sırrına aşık, senden hem nefret eden, hem sana dolaşık. Karışık, evet bu hayat ve ben kölesi karışık… çözemedim… Niye üşüdüğümü şimdi daha iyi anlıyorum. Yokluğun ne kadar da soğuk. Ne kadar uzak kalıyorum hayatın neşesinden sen yokken. Sen yokken gök kırmızı ve siyah, gözlerim siyah ve karanlık. Gözlerim sen yokken donuk bakıyor geceye. Sen yokken anladım gecenin kıymetini. Sen yokken anladım gecenin heybetini. Ölüyorum yavaş yavaş. Kokunu arıyorum, saklıyorum anılarımı bulduğum kuytulara, ölüyorum gecede. Gecede saklı sırrına eremedim. Sen, aslında geceydin, ben bilemedim!..

 

 

(yazan: doğan telkesen)



Sayfalar : [1] 2 3