Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

(BEN,ce) Hikaye,şiir,kitap,müzik

KİBRİTÇİ KIZ

(1 Oy, 5 üzerinden 5 puan )
Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...

 

*Bir yılbaşı gecesiydi. Dondurucu, kavurucu bir soğuk vardı. Yoldan geçenler
paltolarının yakasını kaldırmışlar, atkılarına bürünmüşler, hızlı hızlı
yürüyorlardı. Kimi evine geç kalmış, acele ediyor, kimi bir eğlence yerine
gidiyordu.
Çocuklar koşuyorlar, birbirlerine kartopu atıyorlardı. Gecenin zevkini en
çok onlar çıkarıyorlardı. Kahkahalarla gülüyorlar, sevinçle haykırıyorlardı.
Yalnız bir çocuk vardı ki gelip geçenler onun farkında değillerdi. Ufak bir
kız çoçuğu. Başı açık, elbisesi yama içinde, yoksul bir kızcağız. Bir
kapının önüne büzülmüş, çıplak ayaklarını altına almıştı. Soğuktan morarmış
tir tir titriyordu. Üzerinde oturduğu taş basamakta buz gibiydi.*

*Yavrucağız da sanki donmuş, bir buz parçası kesilmişti.
Geniş bir mukavva kutunun içine sıralanmış kibrit kutularına bakarken
gözleri yaşarıyordu.
Evet, bu bir kibritçi kızdı. O gün bir tek kutu kibrit bile satamamıştı.
Satsa, bir kaç kuruş para kazansa, kalkıp evine gider, annesiyle birlikte
hiç olmazsa bir kase sıcak çorba içerdi. Gidemiyordu, çünkü o gün hiç kibrit
satamadığını annesine söylemekten çekiniyordu. Soğuktan, üzüntüsünden
titreyen kısık,incecik sesiyle Kibrit var, kibrit diye bağırıyordu. Sokaktan
geçenlerin hiçbiri başını çevirip bakmıyordu
Ah hiç olmazsa ayaklarında terlikleri olsaydı! Biraz önce, sokak sokak
dolaşırken, hızla geçen bir arabanın önünden kaçmış, kaçarken terlikleri
ayağından fırlamıştı.
Karşı kaldırıma geçtikten sonra, dönüp bakmış hınzır bir çocuğun terlikleri
kapıp kaçtığını görmüştü. Arkasından seslenmişti ama, çocuk alaylı alaylı
seslenerek koşa koşa uzaklaşmıştı. *

*Kibritçi kız bunun üzerine bir kapının girintisine sığınmış, oracığa
kıvrılıp oturmuştu.
Parmakları donmuş, sızlamaya başlamıştı. Kızcağız bu acıya dayanamadı,
kutulardan birini açıp bir kibrit çıkardı. Parmakları uyuşmuştu, kibrit
çöpünü elinde güçlükle tutuyordu. Eli titreye titreye çöpü duvara sürttü.
Kibrit birden alev aldı; tatlı, yumuşacık, turuncu bir alev.*

*Zavallı kız, kibriti bir elinden öbür eline geçirerek, parmaklarını ısıttı.
İçi de ısınmıştı. Sanki gürül gürül yanan bir ocağın karşısındaydı. Gözleri
aleve dikilmiş, düşlere dalmıştı: Güzel bir odada, büyük bir ocağın
karşısında oturuyordu. Arkasında kalın bir yünlü hırka, ayaklarında kürklü
terlikler vardı. *

*Isınmış, terlemeye bile başlamıştı Derken kibrit sönüverdi. Kibritin
sönmesiyle, o tatlı düşlerde sona ermişti. Kızcağızın parmakları yeniden
donmaya, sızlamaya başlamıştı.
Bir kibrit daha yaktı. Bu sırada soğuk bir rüzgar esti. Kız kibrit sönmesin
diye, duvardan yana döndü. Öbür elini aleve siper etti. Aleve bakarken,
karşısındaki duvar sanki eridi, birden açıldı, içerisi göründü. İçeride
geniş bir oda vardı. Kar gibi bembeyaz örtü yayılmış bir masanın üzerine
tabak tabak yiyecekler dizilmişti. Sofrada gümüş şamdanlar yanıyor, odayı
gündüz gibi aydınlatıyordu. Kızcağızın gözleri sofranın ortasında, büyük bir
tabağa konulmuş, nar gibi kıpkırmızı kaz kızartmasına dikilmişti. Ağzı
sulandı. Elini oraya doğru uzattı. Kibrit yana yana sonuna gelmişti,
parmağını yakıyordu. Kızcağız çöpü yere atıverdi. Atmasıyla birlikte,
yılbaşı sofrası siliniverdi, gözlerinin önüne taş duvar yeniden dikildi.*

*Üçüncü kibrit daha fazla düşler yarattı:Bir yaz gecesi Kibritçi Kız kırda
bir ağacın altına oturmuş, yıldızlara bakıyor. Gece olduğu halde hava sıcak.
Altındaki toprak, gündüz güneşten ısınmış, fırın gibi yanıyor Küçük kız
gözlerini yıldızlardan ayıramıyordu. Uzaktan uzağa gece kuşları ötüyor,
kurbağalar bağrışıyordu. *

*Derken bir yıldız kaydı, gökyüzüne geniş bir yay çizerek uzaklaştı, söndü.
Kızcağız: işte, biri daha öldü. diye mırıldandı. Bir gün, ninesi söylemişti:
Her yıldız düştükçe yeryüzünden biri ölürmüş Ninesini bir daha görebilmek
için bir kibrit daha çaktı. Soğuktan kaskatı kesilmiş, beyni durmuştu. O
şimdi sokak ortasında olduğunu unutmuş, düşler dünyasına dalmıştı. Kibritin
alevinde yine ninesini görüyor, onun sesini işitir gibi oluyordu. İşte
ninesi geliyordu. Lapa lapa yağan karların arasından bir melek gibi
iniyordu. Geldi, geldi.Kollarını açtı, torununu kucakladı, aldı göklere
doğru götürdü.
Ertesi sabah, yoldan geçenler, bir evin basamağında donmuş kalmış kızcağızın
ölüsünü buldular. Yanı başında bir sürü boş kibrit kutusu vardı. *

*-Zavallı kız ısınmak için bütün kibritlerini yakmış dediler. Bu kibritlerin
alevinde onun ne düşler gördüğünü bilemezlerdi ki..!

Yorum

Yorum yaz

Yorum yazmak için Giriş yapınız