5 Temmuz 2008 , Cumartesi | Kategori : Edebiyat | Etiketler : İşte dostluk budur
Kalbimizde “arkadaşlık” mucizesi var
Savaşın en kanlı günlerinden biri.. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı mermi yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu ve:
- Teğmenim,dedi; fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?
- Delirdin mi? der gibi baktı teğmen… Gitmeye değer mi? Arkadaşın delik deşik olmuş… […]
5 Temmuz 2008 , Cumartesi | Kategori : Edebiyat | Etiketler : yaŞ
YAŞ 5 Anne ve babamın birbirlerine bağırmalarının beni ne kadar korkuttuğunu öğrendim.
YAŞ 7 Meşrubat içerken gülersem içtiğimin burnumdan geleceğini öğrendim.
YAŞ 12 Bir şeyin değerini anlamanın en iyi yolunun bir süre ondan yoksun kalmak olduğunu öğrendim.
YAŞ 13 Annemle babamın elele tutusmalarının ve öpüşmelerinin beni daima mutlu ettiğini öğrendim.
YAŞ 15 Bazan hayvanların kalbimi insanlardan daha fazla ısıttığını […]
5 Temmuz 2008 , Cumartesi | Kategori : Edebiyat | Etiketler : sevgİ baŞari zengİnlİk
Bir kadın, evinden dışarı çıkar ve uzun beyaz sakallı üç yaşlı
adamın evinin önünde oturduklarını görür. Onları tanımaz.
- "Ben sizi tanımıyorum ama aç olmalısınız" der.
"Lütfen içeriye gelin ve bir şeyler yiyin."
- "Evin erkeği içerde mi?" diye sorarlar adamlar.
- "Hayır" der kadın. "O dışarıda."
- "Öyleyse içeri gelemeyiz" diye cevap verirler.
Akşam olup kadının kocası eve geldiğinde,
kadın başından […]
5 Temmuz 2008 , Cumartesi | Kategori : Edebiyat | Etiketler : can dündar anneme aÇik mektup
Sevgili Anneciğim,
Ne garip; yeni yeni farkediyorum ki,
çocukları anne olunca çocuklaşıyor anneler…
… Ve insan, zamanın nasıl insafsız
bir öğütücü olduğunu bu rol değişiminde anlıyor.
Eminim karnındaki ilk tekmemden, hatta doktorların
‘Bundan sonra ağır kaldırmak yok’ müjdesinden
beridir iki kişilik yaşıyorsun yaşamı…
Doğum odasında bir küçük el saçlarına tutununca
değişti herşey ve o el, o […]
2 Temmuz 2008 , Çarşamba | Kategori : Edebiyat | Etiketler : sahibini arayan mektuplar 3
Gelme diyecektim, geldin. iyi ettin geldiğine. nerdeyiz? bir şehir yanıyor, dikkat et. Tutuşabiliriz. İşte ilk ateş gözlerine düştü, sonra dudaklarına, saçlarının arasına kıvılcımlar doldu ışıl ışıl. Yanıyorsun, yanıyorum, yanıyoruz…
Aramakla yetinsek bunlar gelmeyecekti başımıza. yine de memnunum. İyi ettin geldiğine. Taş olup kalmaktansa, ağaç olup yanmak iyi. Ellerini ver, ellerini. Öpüşmeye susadım. Tırnak uçlarından öpmeye başliyacağım […]
2 Temmuz 2008 , Çarşamba | Kategori : Edebiyat | Etiketler : sahibini arayan mektuplar 2
Aramak… Ömür boyunca aramak… Yalnız seni aramka… Paslı teneke kutularda, küf kokan dolaplarda, çerçevelerde, tenhalarda, ağaç diplerinde, sonra vapurlarda, trenlerde hep seni aramk… belki bu şehirde değilsin. Ne çıkar? Seni arıyorum ya. Belkide aynı sokakta evlerimiz, sabahları beni görüyorsun işime giderken. Sonra akşamı bekliyorsun, alacakaranlığı… beni bekliyorsun yada bir başkasını, bir başkasını…
Hiç gel demiyeceğim sana. […]
2 Temmuz 2008 , Çarşamba | Kategori : Edebiyat | Etiketler : sahibini arayan mektuplar 1
Bir kurt bir geyiği kovalıyordu yüreğimde. Geyik soluk soluğaydı, yorgundu, bitkindi. karların üzerinde akıp giden bir yıldız gibiydi. Koşuyordu. Koşmak kurtuluş değildi belki ama bir ümitti. Koşmalıydı.
Oysa birer namlu ağzındaydı kurdun gözleri. Avına güvenle, şehvetle yaklaşıyordu. yeni bilenmiş, sedef saplı bıçaklara benziyordu dişleri. Bütün dileği et ve kandı. İstese geyiğe hemen yetis¸ebilirdi, ama uzasın istiyordu […]
2 Temmuz 2008 , Çarşamba | Kategori : Edebiyat | Etiketler : insan kalbini simgeliyen kapi!
19.Yüzyılın büyük İngiliz ressamlarından William Holman Hunt’ın bir bahçeyi anlatan tablosu Londra Kraliyet Akademisi’nde sergileniyordu. Hunt’ın "Evrenin Işığı" adını verdiği bu tabloda gece elinde fenerle bahçede duran filozof görünüşlü bir adam vardı. Adam, tek eliyle bir kapıyı vuruyor ve içerden sanki bir yanıt bekliyormuşçasına duruyordu. Tabloyu inceleyen Bir sanat eleştirmeni Hunt’a döndü "Güzel bir tablo […]
2 Temmuz 2008 , Çarşamba | Kategori : Edebiyat | Etiketler : hayartın son misafiri
Kapı çalar…
Sabahın erken saatlerinde. Açarsınız. Sütçünüzdür gelen. Sütçünün litreliğinden kabınıza dökülen beyazlıkta sabahın güzelliğine kavuşursunuz. Gözünüzde pırıl pırıl bir sabah kahvaltısı canlanır.
İçinizden "Bugün kahvaltıyı bahçede yapalım" diye geçirirsiniz.
Kapı çalar…
Kapıya koşarsınız. Yıllardır görmediğiniz bir dost gelmiştir. Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu hatta bütün gün
sürer. "Yaşamak ne güzel" dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar […]
30 Haziran 2008 , Pazartesi | Kategori : Edebiyat | Etiketler : bir deli yağmurdun sen.
Bir deli yağmurdun sen.
Yağışını, tepeden tırnağa beni sırılsıklam yapmanı severdim.
Her damlan içime işlerdi, her damla yüreğime akan bir nehire dönüşürdü.
O ıslak halinde tir tir titrerken, bir tek damlanı bile kaçırmamak için kapanamazdım hiçbir yere.
Yağmurdan sonra üşümeyi kim sever ki? Ben severdim işte.
Bir yağmur bağımlısına dönüştürmüştün beni.
Sen yağdığın zaman elinde […]