Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

BİLGİÇ BLOG

SEO nedir?

Bu günlerde herkes tutturmuş bir SEO gidiyor. Nedir yahu bu SEO? Gelin bu konunun açıklamasını seoturkiye.com sitesinin admini olan arkadaşımız yapsın…

http://www.abacusasansol.com/image/SEO-blocks.gif

SEO (Search Engine Optimization) Nedir ?
SEO Ingilizce karşılığı olan Search Engine Optimization veya Search Engine Optimizer kelimesinin karşılığıdır. Türkçe olarak Arama Motoru Optimizasyonu anlamına gelir. Site yada sayfanız için yaptığınız her türlü optimizasyon işlemin genel adıda denilebilir.

Site veya sayfalarınızın Arama Motorları tarafından daha kolay bulunup indekslenmesı ve Arama Sonuç Sayfalarında (SERP) üst sıralarda çıkmasını sağlamak amacıyla site veya sayfalarınıza uygulanan işlemlerdir.Sitenizin içeriği ne kadar iyi olursa olsun, insanlara bunu tanıtamadıktan sonra yapılan tüm emekler, boşa gitmektedir. Sitenizi insanlara tanıtmanın en kolay yolu arama motorlarıdır.Arama motorlarındada hak ettiğiniz doğru yeri alabilmek için, Search Engine Optimization kurallarını bilmek ve sitemize uygulamak gerekmektedir. Her Arama motoru kendi sıralama algoritmasını geliştirmekte ve bunu bir sır gibi saklamaktadır.Özellikle Google insanların arama algoritmasını çözmesini istemediginden dolayı belli aralıklarla algoritmasını degiştirmekte ve bilinen tüm teorileri çürütmektedir.

Google webmasterlara yapması gerekenleri ve yapmaması gereken optimizasyonlarını Webmaster Guidelines sayfasında belirtmektedir.
Arama motorularında sıralamayı belirleyen 2 temel faktör vardır.Bunlar;
1- On Page Faktörler : Sayfa üzerinde (Sayfada) yapılacak optimizasyon işlemi ile bizim elimizde olan faktör.
2- Off Page Faktör : Bu da sayfa harici, bizim elimizde olmayan etken. Bu da sayfaya başka sitelerden verilen linklere bağlı etken. Pagerank faktörü dedigimiz etkendir.

On Page Faktörlerin en temeli olan meta tagları inceleyelim:
<title>SEO (Search Engine Optimization) Nedir ? </title>
Açıklaması: title : Sayfanın ana konusu yada temel açıklaması. Arama motorları için en önemli meta <title> etiketidir. 80 karekteri geçmemesi gerekmektedir.80 karekterden sonrası ignore edilir.
<meta name="description" content="meta degiskenleri">
Açıklaması: description : Sayfanın tanımı .200 karekteri geçmemesi gerekmetedir.
<meta name="keywords" content="seo optimization, seo tool, search engine optimization, meta tag optimization services">
keywords : Arama motorları için sayfa içeriğini tanımlayacak sözcükler.Kelimeler arasında mutlaka virgül olması gerekmekte ve 20 kelimeyi geçmemesi gerekmektedir.Çok fazla kelime eklerseniz sitenizi spam yapıyor diye arama motorları aşağı sıralara çeker.
Aynı kelimeyi defalarca tekrar etmekte spam sayılmaktadır.
"program program program " gibi yazmak yerine "program, programlar, program download, pırogram, pırogıram, pirogram" şeklinde yazım yanlışlarını yapacak kişileride düşünüp , bu kişilerinde sitenizi bulmasını sağlayıcı kelimeleri yazmak fayda getirmektedir. insanların %15 kadarlık bir kısmı yazım yanlışı yapıp arama yaptığı, arama motorları tarafından açıklanmıştır. Diyelimki online şemsiye satışı yapan bir sitesiniz.Keyword kısmına şemsiye ile ilişkili kelimelerin yanına mutlaka "şemşiye" kelimesinide eklemek gerekmektedir. Her 100 kişiden 15 kişisi şemşiye yazacaktır. Bu kişileride elinizden kaçırmamak için yada rakip sitelere kaptırmamak için mutlaka yazılmalıdır.
<meta http-equiv="content-type" content="text/html; charset=windows-1254">
Açıklaması: charset=windows-1254 : tarayıcı Windows’ta Türkçe karakter seti kullanır.

<meta http-equiv="content-type" content="text/html; charset=iso-8859-9">
Açıklaması: charset=iso-8859-9 : tarayıcı Windows dışı uygulamalarda Türkçe karakter seti kullanır.

<meta http-equiv="refresh" content="10; URL=dosya.html">
Açıklaması: ismi belirtilen dosya 10 saniye sonra otomatik olarak yüklensin

<meta name="abstract" content="SEO (Search Engine Optimization) Nedir">
Açıklaması: abstract : Arama motorları için sayfa içeriğini tanıtan tek bir cümle (description yerine tercih ediliyor)

<meta name="author" content="Mert öğüt ">
author : sayfayı hazırlayan kişi yada kurum

<meta name="classification" content="Internet Marketing">
classification : Sayfanın kategorisi en fazla 2 kelime içermesi önerilir.(Politics, Finance, Business, web hosting gibi)

<meta name="copyright" content= "28 şubat 2005 Gitme.net ">
copyright : programın yayın hakkının sahibi

<meta name="distribution" content="Global / Local">
distribution : Sayfa içeriği kime hitap ediyor (Yerel, Genel)

<meta name="content-language" content="tr">
language : Sayfada kullanılan dil

<meta name="rating" content="General / Mature / Adult">
rating : Sayfa içeriği kime yönelik.Eger herkese yönelikse "All" yapılmalıdır.

<meta name="resource-type" content="document">
resource-type : Sayfa içeriğinin tipi (doküman)

<meta name="robots" content="index, follow">
robots : Robotun nasıl çalışacağını belirtir
index / noindex : sayfayı arşive alır / almaz
follow / nofollow : sayfaya bağlı diğer sayfaları da tarayıp endeksler / endekslemez
imageindex / noimageindex : resimleri endeksle / endeksleme
imageclick / noimageclick : resim linklerinin endeksle / endeksleme
archive / noarchive : sayfayı arşivine al / alma (Google için özel)
all : sayfanın her şeyi arşive alınır

<meta name="revisit-after" content="7 days">
revisit-after : Robot sayfayı 7 gün sonra tekrar ziyaret eder.

<meta http-equiv="cache-control" content="no-cache">
cache-control: sayfa arama motoru tarafından arşivlenmez.

<meta http-equiv="expires" content="14 feb 2006">
<meta http-equiv="expires" content="0">
duyurduğunuz aktivitenin tarihini belirtir. Tarihe yaklaştıkça arama motorları sayfanızı daha üst sıralarda listeler.
Tarih geçtiğinde artık bu sayfa listelenmez.Sitenizin özel birgün için bölümü varsa örnegin 14 şubat bu kodu kullanmanız fayda sağlar

<meta http-equiv="pragma" content="no-cache">
sayfa cache’e atılmaz, her tazelendiğinde kaynağından yeniden okunur.

<meta http-equiv="reply-to" content="kal@gitme.net">
sayfayla ilgili e-postaların gönderileceği adresi belirtir.

<meta http-equiv="window-target" content="_top">
sayfanın bir frame içinde açılmasını engeller.

Örümcekler ,sitenizi gezerken sayfa kodlarını yukardan başlayarak aşağıya doğru satır satır okuyup işlerler. Örümcekler özellikle kaynak kodunun üst kısmında bulunan satırları daha çok dikkate alırlar.
Gerçek hayatta ki bir komposizyonu düşünürseniz ,komposizyonda asıl anlatılmak istenen konu giriş bölümündedir. gelişme ve sonuç bölümleri asıl konuyu destekleyici ve daha az öneme sahip bölümlerdir.

Arama motoru programlayıcılarıda bunu düşünüp, şu mantığı geliştirmişlerdir. Bir sayfanın asıl içeriği yada anlatılmak istenen bölümü üst bölümleridir.Bu sebeble bir sayfada yukarıdan aşağı gittikçe ve soldan sağa dogru gittikçe içeriğe verilen önemin azaldığını varsaymaktadırlar. Eger sitenizin en önemli olan bölümü olan üst taraflarına gereksiz meta tag doldurursanız sitenizin asıl
vurgulamak istediğiniz bölümlerine verdiginiz önemi azaltmış olursunuz.
Google gibi büyük arama motorları zaten pek fazla önemsememektedir (bu da yine bir teori ) kesin bilinmiyor ama bir sayfa için en iyi
Meta tag SEO Optimization için;
title
description
keyword
charset=iso-8859-9
yeterli meta taglardır.Siz aksini belirtmedikçe zaten sitenideki linkleri index, follow yapmaktadırlar. Sitenizin belli bir pr degeri yoksa yada çok sık güncellenmiyorsa, siz istediginiz kadar "revisit-after=1 days" yapın arama motorları gelmiyor.

Nokia’dan dört yeni model

Amsterdam’da düzenlenen Nokia Capital Markets Day organizasyonunda dört yeni Nokia modeli tanıtıldı.Nokia cep telefonu ürün portföyüne dört yeni model daha eklendi. Nokia Capital Markets Day’de tanıtılan Nokia 6300, Nokia 6290, Nokia 6086 ve Nokia 2626 modellerinin değişik tüketici segmentlerine hitap ettiği, tasarım ve işlevselliğin bir ararada sunulduğu belirtildi.

http://www.techshout.com/images/nokia-new-4-phones.jpg
Sade tasarımı ve kompakt boyutu ile dikkat çeken Nokia 6300; 13,1 mm kalınlığa ve 91 gram ağırlığa sahip. Nokia 6300′ın çerçevesi paslanmaz çelikten imal ediliyor. Nokia 6290 Smartphone ileri teknoloji ile sade tasarımın birleşimini sergiliyor. S60 3rd Edition ve 3G teknolojisi partik kullanım ile birleştirilmiş. Nokia 6086 Cameraphone’un 4-bant GSM ve UMA özellikleri sayesinde kullanıcıların birbirine bağlanmasını kolaylaştırdığı belirtiliyor. FM radyosu ile birlikte gelen Nokia 2626 ise gelişmekte olan pazarlara hitap ediyor. Değişik renklerde sunulan modelin basit kullanımı ve şıklığı ön plana çıkıyor. Yeni Nokia modelleri 2007′nin ilk çeyreğinde satışa sunulacak.

İnternette yeni moda vlog

İnternet kültüründe kişisel günlük blog’lar ve sesli podcast mesajlarından sonra, görüntü ve sesi birleştiren vlog (video-blog) akımı gözde olmaya başladı

 

//www.milliyet.com.tr/content/teknoloji/tek015/resim/tekno77.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

Tüm dünyada artan bant genişliğinin bir sonucu olarak video ve blog’ları birleştiren vlog’ların yaygınlaşmasıyla, amatör internet tutkunları, iletişim olanağını artırarak, kendilerini daha iyi ifade etme olanağı bulacak.

Vlog’lar sayesinde Bombay kentinin sokaklarında bir çekçekle yapılan gezintiyi veya Filipinli bir genç kızın yaşamından bir kesidi izlemek mümkün olurken, video-blog’lar, daha çok güncel konu ve olayları öznelerinin bakış açısından gözler önüne seriyor.

Vlog, blog ve podcast’lerin ortak noktaları, büyük medya kuruluşlarınca yayınlanan haber zincirinden kurtulmak olarak açıklanıyor. Blogger ve vlogger’lar kendilerini ”vatandaş-gazeteci” olarak tanımlıyor.

New York’ta çok moda olan ”Rocketboom” adlı video-blog sitesinin sahibi ve sunucusu Amanda Congdon, her gün 4 saatini sitesine ayırdığını belirterek, ”İnsanlar özgünlük istiyorlar, sürekli daha gelişmiş şeyler görmekten bıkıyorlar ve somut, gündelik şeyler arıyorlar” diye konuştu.

”Vlogging”in gelişmesi, video kameralarının demokratikleşmesini, yazılımların artmasını ve internet bağlantısının hızlanmasını da beraberinde getirecek.

”The Carol and Steve Show” adındaki bir vlog’un sahibi Steve Garfield da, bazen insanların video-blog’ların televizyon programları gibi olmadıkları için sıkıcı olduklarını söylediklerini, ancak vlog’ların amacının bu olmadığını söyledi. Garfield, vlog’ların hedefinin günlük yaşamın geçici anlarını yakalamak olduğunu ifade etti.

Vlog ve blog’larda bu gelişme, büyük şirketleri de gelecekte bu yönde atım atmaya zorluyor. Apple şirketinin devrim yaratan ”iPod” adlı ürününün geçen Ekim’de görüntülü modelini piyasaya sürmesi de, ”vlogging” kültürüne doping etkisi yaptı.

Özellikle felaket zamanlarında altın çağlarını yaşayan vlog’lar, 26 Aralık 2004′teki tsunami faciası ve yaz sonunda ABD’yi vuran Katrina kasırgası sırasındaki görüntüleriyle, BBC gibi büyük medya kuruluşlarının da kapılarını kendilerine açmalarını sağladı.

Sadece doğal felaketlerdeki başarılarıyla sınırlı kalmayan vlogger’lar, normal yaşamda da büyük bir izleyici kitlesine hatip ediyor. Bu yeni modanın en büyük örneği olan ve 2004′te kurulan Rocketboom, günde 100 bin hit alıyor.

Google da video satıyor

İnternet bağlantısını kullanarak televizyon yayınları izlemek yeni bir teknoloji değil. Aksine geçmişi neredeyse web’in popülerleşmeye başladığı zamana kadar gidiyor. İlk ciddi girişim 1995′te Microsoft, MSN TV kod adıyla başlatılmıştı. Kayda geçen ilk web TV yayınıysa 1999 yılında fakir ülkelerde interneti yaygınlaştırmayı amaçlayan NetAid kampanyasıyla olmuştu. Netaid.org adresinden yayımlanan yardım konserini o tarihte 2.4 milyon internet kullanıcısı izlemişti.

Ne var ki bağlantı hızının ve altyapı kapasitesinin yetersizliği yüzünden web televizyonu yakın zamana kadar bilgisayar ekranına gelecek pul kadar bir görüntünün saatlerce yüklenmesini beklemek anlamına geliyordu. Oysa bugün kimi ülkelerde internet hattı üstünden DVD kalitesine yakın yüzlerce televizyon kanalı ve isteğe bağlı filmi bilgisayar; hatta televizyon ekranından izlemek mümkün.
ABD, Avrupa ve Uzakdoğu’da genişbant (broadband) internet erişiminde 30 Mbps (Saniyede 30 megabit) sınırına ulaştı. Teknik olarak 4 Mbps hızında DVD kalitesine yayın aktarılabildiği düşünülünce bu kapasitenin görüntü aktarma için fazlasıyla yeterli olduğu ortada.

Kontrol kullanıcıya geçiyor

Web TV teknolojisi canlı yayınları durdurup istendiği zaman devam ettirebilme, yayını geri alıp tekrar izleyebilme, yayınla ilgili zenginleştirilmiş ek içerik alma ve en önemlisi istenen yayını herhangi bir zamanda izleyebilme (video on demand/VoD) gibi benzersiz özellikler sunuyor. Özellikle VoD’ye geleceğin yayın teknolojisi olarak bakılıyor. Uzaktan kumandada bir tuşa basarak karşınıza çıkacak olan listeden istediğiniz programı ya da filmi satın alıp izlemeyi mümkün kılan teknoloji aynı zamanda podcast sistemine benzer şekilde sevdiğiniz programlara abone olmanızı ve otomatik olarak kaydedebilmenizi de sağlıyor.

Elbette yeni nesil yayıncılığın tek adresi televizyon ve bilgisayar ekranları değil. Her geçen gün daha yetenekli hale gelen iPod benzeri sayısal müzikçalarlar ve cep telefonları da web’e bağlı yayınların kapsama alanı içinde yer alıyor.

İnternetten video yükleme alanındaki en kitlesel adım video oynatma yeteneği kazanan beşinci nesil iPod için Apple’ın iTunes altında açtığı bölüm oldu. Şu ana kadar 850 milyondan fazla şarkı satmayı başaran iTunes sistemi geçtiğimiz sene 2 milyon şarkı ve 9 bin sesli kitap arşivine 2 binden fazla müzik videosu ve Lost, Desperate Housewives gibi popüler dizilerin de bulunduğu içeriği ekledi. Önce şüpheyle bakılan bu girişimde Apple ilk 15 günde 1 milyon, 3 ayda 3 milyon video satarak yeni bir sayfayı açtı.

Sayısal dünyanın en belirleyici markası Google da geçtiğimiz yıl deneme sürümüne başladığı video arama sayfasında web’de sayfalar arasına dağılmış videoları kaydetmekle meşguldu. Geçtiğimiz haftaysa Google aralarında CBS, NBA, Sony BMG gibi dev markaların yer aldığı bir dizi içerik ortağıyla ücretli görüntü de satmaya başladı (video.google.com).

iTunes ile karşılaştırıldığında Google Video oldukça basit bir arayüze sahip. Tamamen web üstünden kullanılabilen sistemde istendiği takdirde satın alınan videolar bilgisayara da kaydedilebiliyor. Ancak alınacak içerik hakkında çok az bilgi verilmesi şu anki en büyük eksiklik. Elbette ülkelere göre dağıtım engeli Google’da da var. Örneğin Türkiye’den bağlanınca telif hakları sebebiyle müzik klipleri dışında bir şey satın alınamıyor. Ancak yine de yüz binlerce ücretsiz video kataloğuyla Google Video internetteki en geniş video kaynaklarından biri.

Britanya kökenli uydu platformu Sky da yine geçtiğimiz hafta en az iki ücretli kanala abone olan üyelerinin tek tıklamayla ücretsiz olarak izlemeye başlayabileceği 200 filmlik VoD arşivini hizmete soktu. Firmanın sene sonuna kadar hedefi film sayısını 1000 adede çıkarmak.

HD deneyimine hazır ol!!!

Ekran kartı üreticisi Palit Microsystems, olağanüstü yüksek tanımlı (HD) oyun ve çoklu ortam deneyimi sunan, 9800GTX grafik işlemcisi ve 512MB bellek ile donatılmış Palit GeForce 9800GTX modelini duyurdu.

Palit GeForce 9800GTX’in çekirdek hızı 675 MHz ve 256 bit arabirime sahip yüksek kapasiteli 512MB GDDR3 belleği ise 2200 MHz hızında çalışıyor. Palit GeForce 9800GTX desteklediği 3-way NVIDIA SLI (Triple-SLI) teknolojisi ve Alternate Frame Rendering (AFR) özelliğinin etkinleştirilmesi ile grafik işlemcisi 9800GTX olan 3 adet ekran kartının beraber kullanımına olanak sağlıyor. Palit GeForce 9800GTX zenginleştirilmiş video gösterimi için de 2. jenerasyon PureVideo HD teknolojisini destekliyor.

Palit GeForceTM 9800GTX, Nvidia’nın HybridPowerTM teknolojisine sağladığı destek sayesinde grafik yoğunluğu düşük uygulamalarda anakart üzerindeki tümleşik grafik işlemcisinin kullanımına olanak sağlayarak hem güç tasarrufu yapmanızı hem de daha sessiz kullanım deneyimi yaşamanızı sağlayacak. Bunun yanısıra, Palit GeForceTM 9800GTX, PCI-Express 2.0 platformunu ve DirectX 10 Shader Model 4.0 teknolojisini destekliyor.

Bill Gates açıkladı: Yeni Windows 2009′da gelebilir

Microsoft’un patronu, bir söyleşi sırasında Windows 7′nin 2009 yılında kullanıcılarla buluşabileceğini söyledi.

Microsoft’un patronu Bill Gates, bir Amerikan bankasının düzenlediği sohbet toplantısında, Windows Vista’nın ardından gelecek olan yeni Windows’la ilgili önemli ipuçları verdi. Gates’e göre, Windows 7 2009 yılında, ya da en geç 2010′da son halini alabilir.

Sorulan bir soru üzerine bu açıklamayı yapan Bill Gates, yeni Windows’un her açıdan büyük bir yenilik olacağını da sözlerine ekledi. Ancak Gates, yeni Windows’un neler sunacağı konusunda ayrıntılara girmekten kaçındı.

Sohbet toplantısının ardından, Microsoft sözcüleri de Windows 7′nin çıkış tarihi olarak 2010 yılını belirlediklerini açıkladılar. Bu tarih, Ocak 2007 tarihinde piyasaya sürülen Windows vista’dan yaklaşık 3 yıl ilerisini işaret ediyor.

Microsoft’un Windows 7 için yoğun bir çalışma içerisine girdiği uzun zamandır biliniyor. Hatta "Milestone 1" adı verilen ilk test sürümünün Microsoft’un önemli iş ortaklarına ve müşterilerine dağıtıldığı da söylenenler arasında.

Yine de, 2009 yılı yeni Windows ile buluşmak için iyimser bir tarih gibi görünüyor. Daha önceki Windows sürümlerini hatırlayanlar, son test sürümünün ardından, final sürüm için en azından bir yıl beklemek zorunda kaldığımızı da anımsayacaklardır.

Kulağımıza gelenler
Seçilmiş ortaklara gönderilmiş olan Windows 7 Milestone 1′in (M1) grafik sistemi farklı üreticilerin ekran kartlarını paralel olarak çalıştırmayı destekleyecek. Ayrıca Milesyone 1 yeni Media Center hakkında da önemli ipuçları sunuyor. Fakat yazılımın ses çıkışı şimdilik sadece PC hoparlörleri üzerinden olacak.

2007 yılı sonunda bir Microsoft teknisyeni kendi BLOG’unda bazı noktaları açığa çıkarmıştı: Dokunmatik kullanıcı arabirimi özelliklerini sevenler, Surface teknolojisine bayılacaklar. Illinois Üniversitesi’nde yapılan bir sunumda ise geliştirilmiş sanallaştırma özellikleri ve 33 MB bellek ile yetinebilen mini çekirdek Min-Win’den bahsedilmişti. Min-Win diye adlandırılan yeni çekirdek 25 MB sabit disk ve 40 MB RAM’a ihtiyaç duyacak. Püf nokta: Modülleştirme. Min-Win sadece temel fonksiyonları sunuyor ve kullanım amacına göre yeni modülleri ekliyor. Sonuç olarak MinWin aynı prensiplere göre masaüstü bilgisayarları, PDA’lar ve akıllı telefonlarda kullanılacak.

Tüm bu ipuçları bir araya geldiğinde, Windows 7′nin kaynak dostu bir işletim sistemi olacağı söylenebilir. Sadece bu bile, Windows 7′yi heyecanla beklememiz için yeterli…

Yeni W-LAN özellikleri
Şimdiye kadar ağ adaptörü sadece bir bağlantı gerçekleştirebiliyordu. Laptopu ile hem internet erişim noktasına hem de arkadaşının laptopuna bağlanmak isteyenler için durum kötü gözüküyordu. Microsoft bir sonraki işletim sistemi nesli ile sanal ağ adaptörleri oluşturmak istiyor. Windows her bağlantı için bir sanal W-LAN kartı oluşturuyor, her ne kadar fiziksel açıdan bir tane bulunsa da… Böylece kullanıcı birçok cihaza ve erişim noktasına aynı anda bağlanabilecek, hatta laptoplar internet bağlantısını farklı yerlere de iletebilecek. Bunun sonucu olarak eğer erişim noktasının dışında olan bir yerde bulunuyorsanız, ekstra bir bağlantı şansınız daha olacak.

Google Çevrimdışı

 

Google Inc. Web bazlı yazılımı Google Docs’u daha kullanışlı hale getirmek amacıyla offline kullanıma açacağını ifade etti

Google, önümüzdeki birkaç hafta içinde döküman yazılımı olan Google Docs uygulamasını aktif bir web bağlantısı olmadan kullanıma açmayı planlıyor. Offline özelliğinde Google Docs, geçici olarak dökümanların değişikliklerini kullanıcının bilgisayarında barındırıyor. Tekrar internete bağlanıldığında değişiklikler otomatik olarak senkronize ediliyor.

Google bir açıklamada: “Bunlar daha başlangıç. Biz daha çok uygulamanın internet bağlantısı olmayan yerlerde çalışabilmesini sağlamak istiyoruz” dedi. Daha evvel bu teknoloji Google Reader ile çalışıyordu zaten…

Google’dan 1 Nasan Şakası

Beklendiği gibi, Google Gmail üzerinden zamanlamalı posta servisikandırmacası ile güzel bir Nisan 1 şakasına imza attı.

 

Geciken mailleriniz, yapmanız gereken ama yapamadığınız işleriniz, bildiremediğiniz randevularınız için artık üzülmenize gerek yok diyen gmail, istediğiniz tarihe mesaj atabileceğiniz bir uygulamayı başlattığını bildirdi.
Gmail Nisan 1 konusunu o kadar ciddiye almıştı ki, uygulamanın mesaj atabileceği en eski tarih olarak 1 Nisan 2004 tarihini, yani gmail lansman tarihini gösterdi.

Akademisyenlerin oluşurduğu bir yönetime sahip olan Google, uygulamanın 2004 yılından önceye mesaj atamamasını ise, zamanda yolculuğun dede teoremi ile açıklayıp, wikipedia.com’a gönderme yaptı. Bahsi geçen teoriye göre zamanda yolcuuk yapıp dedenizi öldürdüğünüzde zamanın akışı değiştiğinden, zamanda yolculuk yapmanız mümkün olmayacaktır. Bu paradoks, aynı zamanda Gmail kullanıcılarını hem eğlendirdi hem de bilgilendirdi.

Google’ın 1 Nisan şakaları Gmail ile sınırlı kalmadı. Google’ın herşeyi Larry Page’in Richard Branson ile birlikte gerçekleştirdiği proje kapsamında 2014 yılında Marstaki ilk insan kolonisinin kurulacağı Virgle projesi ise, Google’ın Nisan 1 şakalarından bir diğeri idi.

Larry Page ve Sergey Brin proje için bir video oluşturup bunu da Youtube’a yerleştirdiler. Video’da gülmemek için kendilerini çok fazla kastıkları belli olan Larry ve Sergey, proje hakkında bilgi verdiler.

Youtube’de 1 Nisan şakalarından birine imza attı. Dün Youtube ana sayfasındaki featured Video’s linklerinin hepsi 1987 yılı pop şarkılarından birisi olan Rick Astley’in "Never Gonna Give You Up," videosuna gidiyordu.

Google Calender ise 1 Nisan şaka geçidine, "free wake up kit" (bedava uyandırma servisi) ile katıldı. Servis SMS ile başlayan uyandırma sistemini daha rahatsız edici yöntemlerle devam ettirdiğini anlatan uzun bir açıklama ile birlikte lanse edildi.

Yeni iPhone’lar mı geliyor?

Analizcilerin açıkladığına göre Amerika

’daki Apple dükkanlarında bulunan iPhone stok sıkıntısının bir tek sebebi olabilir: Ya Apple parça sıkıntısı çekiyor ya da yeni bir model geliyor…

 

 

Analist Toni Sacconaghi: “Bize göre şu anda Apple, parça sıkıntısından dolayı stok eksikliği yaşıyor” dedi.

Apple, bir stok sıkınıtısı olduğunu kabul etmeyi reddetti ve sözcüleri Steve Dowling: “iPhone stoklarını elimizden geldi

 

ğince yenilemeye dikkat ediyoruz ve dükkanlarımıza hergün mal iniyor” dedi.

Türkçe SMS hazır

Telekomünikasyon Kurumu’nun SMS’lerdeki Türkçe harflerin diğer harfler gibi yalnızca bir karakter sayılması ile ilgili aldığı kararın ardından biri hariç tüm operatörler Nisan itibariyle hazırdılar…
İlk olarak 31 Mart’ta uygulamaya geçmesi istenen Türkçe SMS’ler daha sonra düzenlemelerin yetişememesi üzerine 1 Mayıs’a ertelendi. Hizmeti uygulamaya ilk olarak Vodafone koydu. Onu hemen bir gün arayla Avea izledi. Turkcell ise bu hizmeti sunmaya 1 Mayıs’ta başlayacak.

Konuyla ilgili açıklama yapan Avea CEO’su Cüneyt Türktan, “Avea olarak, Ocak ayında şebekemizle ilgili tüm çalışmaları tamamlayarak Türkçe SMS uygulamasına hazır olan ilk operatör olduk. Uygulama sürecinin bir ay daha uzatılmasına rağmen kamuoyunda bugüne değin önemli bir beklenti oluştu. Biz de abonelerimizi bu avantajdan bir an evvel faydalandırmak istedik. Abonelerimiz bugünden sonra SMS’lerinde Türkçe harfleri rahatça kullanabilirler. Avea olarak müşterilerimizin yaşamlarını kolaylaştırmak için yenilikçi çözümler sunmak her zaman birinci önceliğimiz” dedi.

Vodafone Türkiye Teknikten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüsaeyin Köksaldı ise;” Vodafone,gelişmiş ar-ge kapasitesi sayesinde altyapısını Türkçe SMS’e adapte ederek Telekomünikasyon Kurumu’nun belirlediği 1 Nisan 2008 tarihinde uygulamayı başlatan ilk kurum oldu. Cep telefonlarında Türkçe karakterlerin tanınacağı 30 Haziran 2008’e kadar, müşteri memnuniyeti için iki ve/veya daha fazla SMS olarak görünen Türkçe karakterli mesajları tek mesaj olarak ücretlendirerek aradaki farkı biz yükleneceğiz” dedi.