”Onların siperlerinde en az 200 kişi olmalıydı. Bizim siperdeki asker sayısına bakınca, büyük olasıkla 250 kişi olmaları mümkün . Makinalı tüfek dakikada 600 mermi atarken, tüfekler ancak 15 mermi atabilir. Biz, 200 yarda (180 metre) uzunluğunda ve 180 yarda (90 metre) derinliğindeki bir alana dakikada 5.000 mermiden az olmamak kaydıyla ateş ediyorduk. Birinci grup fırladığında biz de hücum emrimizi bekliyorduk. İlk 40 yardayı (35 metre) geçtiklerinde, gruptan sadece bir asker kalmıştı. O yoğun ateş karşısında 170 kişi ne yapabilirdi? Kaderimiz gözlerimizin önündeydi, ancak hücum etmeye ant içmiştik ve verilen emirden sonra geride, siperin içinde ikinci gruptan bir kişi bile kalmadı. Siperden çıkıp grubun diğer ucuna baktığımda, diğerleri parapetin üzerine çıkıyorlardı. Eğilip, koşabildiğimizce hızlı koştuk. İlerimizdeki siper tüfek ateşinden alev almış gibi görünüyordu. Her taraf duman ve mermilerin çıkardığı toz içindeydi. Omuzumda bir acı hissettim, ancak vurulmuş olsaydım daha fazla acı hissedeceğimi düşündüğümü hatırlıyorum. Sadece bir sıyrık olmasına rağmen, sonrasında çok kan kaybettim. ”
8. Hafif Süvari Alayı’ndan Yüzbaşı L. F. S. Hore’un mektubundan alıntı. Cameron Simpson, Magyar’s boys: A biographical history of the 8th Light Horse Regiment AIF 1914-19, Moorooduc, 1998]
”Ölmüş veya ölmek üzere olan birinci grubu geçip biraz daha ilerleyip, Türk siperlerinden 40 yarda (35 metre) kadar ilerisinde kendimi yere attım. Erkenden fırladığım ve yüküm hafif olduğu için askerlerimden biraz daha ilerideydim. Etrafa baktığımda onların, çoğu yaralı olmak üzere hepsinin yerde olduğunu gördüm.
Ne yapacağımı bilmiyordum. Sağanak sırasında kaldırıma düşen yağmur gibi her taraftan toz kalkıyordu. Yakınımdaki daha büyükçe patlamaların nedeni ya bomba ya da küçük top mermileriydi. Bunların çok daha büyük patlamalar olduğunun farkındaydım. İlerimdeki siper alevler içindeydi ve tüfek ateşinin gümbürtüsü hiç azalmamıştı. Yerdeki küçük, çok küçük bir tümsek ve yaklaşık altı haftadır ölü olan bir Türk’ün cesedi biraz da olsa koruma sağlıyordu. Tekrar etrafıma baktım ve altı askerin beni izleyebilecek durumda olduğunu gördüm. Ancak onlara hücum ettirmek cinayet olacaktı.”
8. Hafif Süvari Alayı’ndan Yüzbaşı L. F. S. Hore’un mektubundan alıntı. Cameron Simpson, Magyar’s boys: A biographical history of the 8th Light Horse Regiment AIF 1914-19, Moorooduc, 1998]
”Bir kaç metre süründükten sonra sağ ayağımda bir acı hissettim, ancak kollarımda ve göğsümde bir şey olmadığı sürece umrumda değildi. Ölülerimizin yanından geçip, bir muhabere siperinin içine düştüm ve topallayarak arkadaki siperlerden birinin içine girip, oturdum ve nasıl kurtulduğumu düşünmeye başladım. Üç astım ve sanırım askerlerimin yüzde yetmişi ölmüştü. Geri dönmeye başladığımda, yakınımda benim yaptığım gibi geri dönmeye çalışan ve başardığını umduğum bir asker dışında hayatta kalan kimse yoktu.”
8. Hafif Süvari Alayı’ndan Yüzbaşı L. F. S. Hore’un mektubundan alıntı. Cameron Simpson, Magyar’s boys: A biographical history of the 8th Light Horse Regiment AIF 1914-19, Moorooduc, 1998