Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Kategori : 'Kitap'

Çanakkale Savaş Resimleri 1915

14 Mayıs 2008 Çarşamba Yorum yok »

 

 

DAHA FAZLASI :  GOOGLE’DEN ASIL SİTE İÇİN:

EĞİTİMCİNİN KÖŞESİ 1 YAZIP ARATTIRINIZ.

 

AWM image P00229.003

GALLIPOLI, 1915. GRAVE YARD BEHIND GABA TEPE

 

AWM image P01116.049

GALLIPOLI, 1915. TWO COOKS FROM 4TH AUSTRALIAN

FIELD AMBULANCE STANDING BESIDE THEIR COOKING POTS

 

AWM image H00267

Three unidentified soldiers outside dugouts of C Section 7th Australian

Field Ambulance at Chailak Dere

 

AWM image H10410

Cape Helles, Gallipoli. 1915. Lancashsire Landing Cemetery, an Allied

military cemetery. The cemetery is one kilometre west of Sedd el Bahr

 

AWM image P04250.001

The court martial of New Zealand’s Private (Pte) Jack Dunne at Quinn’s

Post on 18 July 1915. Dunne had been on the Gallipoli Peninsula since

the landing on 25 April 1915

 

Çanakkale Savaşından Kalma Mühimmat ve Malzeme

28 Mart 2008 Cuma 1 Yorum »

 

 

Ordumuz tarafından ele geçirilen silah, cephane vs.

17 Aralık 2007 Pazartesi Yorum yok »

 

Çanakkale Savaşı sonrası müttefikler bölgeden çekildikten sonra ele geçirdiğimiz silah, cephane ve sair eşyadan en önemli olanlarının miktarı şunlardır:

10 top,

2000 tüfek ve bu kadar da kasatura,

60 makineli tüfek namlusu,

9750 top mermisi,

500 sandık piyade cephanesi,

13 bomba topu ve makinesi,

45000 bomba,

160 toparlak ve cephane arabası,

61 ray arabası,

2km. bütün teferruatıyla ray,

80 tombaz,

67 mavna ve duba,

2850 muhtelif çadır,

950 hasta tezkeresi,

13 ışıldak,

300 km. telefon kablosu,

120 teneke benzin,

250 teneke gaz,

5800 battaniye,

3400 kat elbise, 3100 kaput

20000 sandık konserve,

5000 çuval erzak,

12500 muhtelif kazma ve kürek

 

 

KAYNAK: ÇANAKKALE 1915 MSB YAYINLARI

Yorumsuz Fotoğraflar - Gelibolu ve Savaş…

17 Kasım 2007 Cumartesi Yorum yok »

 

 VEEEE SAVAŞ…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çanakkale Savaşı - Mayınlar ve Mayın Sahaları

9 Eylül 2007 Pazar Yorum yok »

 

 

 

 

 

Askerlerimiz Bir Mayınla….

 

MAYIN SAHALARI

Birinci Dunya Harbi’nde Turk Harbi, V nci Cilt, Çanakkale Cephesi Harekati,

 I nci Kitap

Anzak Askerlerinin Ağzından Çanakkale Savaşı 1

7 Eylül 2007 Cuma Yorum yok »

 

”Onların siperlerinde en az 200 kişi olmalıydı. Bizim siperdeki asker sayısına bakınca, büyük olasıkla 250 kişi olmaları mümkün . Makinalı tüfek dakikada 600 mermi atarken, tüfekler ancak 15 mermi atabilir. Biz, 200 yarda (180 metre) uzunluğunda ve 180 yarda (90 metre) derinliğindeki bir alana dakikada 5.000 mermiden az olmamak kaydıyla ateş ediyorduk. Birinci grup fırladığında biz de hücum emrimizi bekliyorduk. İlk 40 yardayı (35 metre) geçtiklerinde, gruptan sadece bir asker kalmıştı. O yoğun ateş karşısında 170 kişi ne yapabilirdi? Kaderimiz gözlerimizin önündeydi, ancak hücum etmeye ant içmiştik ve verilen emirden sonra geride, siperin içinde ikinci gruptan bir kişi bile kalmadı. Siperden çıkıp grubun diğer ucuna baktığımda, diğerleri parapetin üzerine çıkıyorlardı. Eğilip, koşabildiğimizce hızlı koştuk. İlerimizdeki siper tüfek ateşinden alev almış gibi görünüyordu. Her taraf duman ve mermilerin çıkardığı toz içindeydi. Omuzumda bir acı hissettim, ancak vurulmuş olsaydım daha fazla acı hissedeceğimi düşündüğümü hatırlıyorum. Sadece bir sıyrık olmasına rağmen, sonrasında çok kan kaybettim. ”

8. Hafif Süvari Alayı’ndan Yüzbaşı L. F. S. Hore’un mektubundan alıntı. Cameron Simpson, Magyar’s boys: A biographical history of the 8th Light Horse Regiment AIF 1914-19, Moorooduc, 1998]

 

 

 

”Ölmüş veya ölmek üzere olan birinci grubu geçip biraz daha ilerleyip, Türk siperlerinden 40 yarda (35 metre) kadar ilerisinde kendimi yere attım. Erkenden fırladığım ve yüküm hafif olduğu için askerlerimden biraz daha ilerideydim. Etrafa baktığımda onların, çoğu yaralı olmak üzere hepsinin yerde olduğunu gördüm.

Ne yapacağımı bilmiyordum. Sağanak sırasında kaldırıma düşen yağmur gibi her taraftan toz kalkıyordu. Yakınımdaki daha büyükçe patlamaların nedeni ya bomba ya da küçük top mermileriydi. Bunların çok daha büyük patlamalar olduğunun farkındaydım. İlerimdeki siper alevler içindeydi ve tüfek ateşinin gümbürtüsü hiç azalmamıştı. Yerdeki küçük, çok küçük bir tümsek ve yaklaşık altı haftadır ölü olan bir Türk’ün cesedi biraz da olsa koruma sağlıyordu. Tekrar etrafıma baktım ve altı askerin beni izleyebilecek durumda olduğunu gördüm. Ancak onlara hücum ettirmek cinayet olacaktı.”

8. Hafif Süvari Alayı’ndan Yüzbaşı L. F. S. Hore’un mektubundan alıntı. Cameron Simpson, Magyar’s boys: A biographical history of the 8th Light Horse Regiment AIF 1914-19, Moorooduc, 1998]

 

 

 

”Bir kaç metre süründükten sonra sağ ayağımda bir acı hissettim, ancak kollarımda ve göğsümde bir şey olmadığı sürece umrumda değildi. Ölülerimizin yanından geçip, bir muhabere siperinin içine düştüm ve topallayarak arkadaki siperlerden birinin içine girip, oturdum ve nasıl kurtulduğumu düşünmeye başladım. Üç astım ve sanırım askerlerimin yüzde yetmişi ölmüştü. Geri dönmeye başladığımda, yakınımda benim yaptığım gibi geri dönmeye çalışan ve başardığını umduğum bir asker dışında hayatta kalan kimse yoktu.”

8. Hafif Süvari Alayı’ndan Yüzbaşı L. F. S. Hore’un mektubundan alıntı. Cameron Simpson, Magyar’s boys: A biographical history of the 8th Light Horse Regiment AIF 1914-19, Moorooduc, 1998

“İNGİLİZ SAVAŞ GEMİSİ “GOLIATH” NASIL BATMIŞTI?” (Mutlaka Okuyunuz)

2 Eylül 2007 Pazar 1 Yorum »

 

http://berkantayhan.blogcu.com/    MUTLAKA BAKINIZ….

1915 yılında Marmara Denizi’nde düşman denizatlılarına karşı devriye nöbeti tutan Muavenet-i Milliye 10 Mayıs’ta Çanakkale’ye çağrıldı. Gemi komutanı Kd. Yüzbaşı Ahmet Saffet’e çok gizli bir emir verilmişti. Çanakkale Savaşı’nın belki de seyrini değiştirecek gizli saldırı için artık önlerinde sadece birkaç gün vardı.

Arıburnu ve Seddülbahir cephelerinde üç aydan beri aralıksız devam eden savaşta İngiliz ve Fransızlara ait düşman donanması Türk siperlerini şiddetli top ateşleri altında bulunduruyordu. Özellikle Morto koyunda yatan iki İngiliz savaş gemisi Goliath ve Cornwallis taarruza kalkan Türk birliklerini top ateşi yağmuruna tutarak bölgeyi cehenneme çevirmekteydi. Ahmet Yüzbaşı’nın aldığı gizli emir 12-13 Mayıs gecesi bu gemilere karşı yapılacak saldırıyla ilgiliydi. Türklerin ‘Kocakarı’ adını taktıkları ve savaşın başından üzerlerine ölüm yağdıran Goliath artık hedefteydi. Toplarının gürlemesinin bu saldırıyla kesilmesi umut ediliyordu.

Muavenet-i Milliye, 1909 yılında Almanya’da denize indirilmiş 765 tonluk, 74 metre boyunda ve 3 adet torpido kovanı olan ufak bir muhripti. Mürettebatın 89’u Türk 23’ü Almandı. İngilizlerin 13.000 tonluk dev savaş gemisini avlamak için dahiyane bir plan yapıldı. Gemi Komutanı hücumu gece yarısından biraz sonra olarak planladı. Böylece, bir vardiyanın uykuya olan ihtiyacı ile diğer ayakta olan vardiyanın da uyku sersemliğinden faydalanılacaktı.

Gemiye torpido uzmanı olarak Alman Yüzbaşı Firley müşavir olarak verilmişti. Tüm hazırlıkların tamamlanmasının ardından 12 Mayıs gece yarısını biraz geçe harekete geçen Muavenet 8 mil süratle Rumeli kıyılarına adeta sürünürcesine Boğaz dışına doğru seyretmeye başladı. Bacasından dumanla birlikte kızıllık da çıkmasın diye kazanlar da söndürülmüştü. Saat 01.00′a doğru gözcüler, tam pruvada Eskihisarlık Burnu’na bordalarını vermiş iki düşman zırhlısının görüldüğünü rapor ettiler. Ayrıca iki muhrip de karakol geziyordu. O sırada birden düşman gemilerinin birinin köprü üstündeki ışıldağının parıldadığı görüldü. Gözcüler belli ki üzerine doğru gelmekte olan hayalet tekneyi fark etmişti. Muavenet gerçekten zordaydı. Kıdemli Yüzbaşı Ahmet Saffet soğukkanlılığını hiç kaybetmeden, ışıldakçısına aynı işareti vermesini söyledi: "0" (yani parola?)

Bir anlamda, soruya soruyla cevap vermek oluyordu bu! İstiyordu ki, İngilizler bir an için olsa bile şaşırsınlar, o da bir anlık tereddütten yararlanabilsin! Dev zırhlıyla artık aralarında 300-400 metre vardı. Ahmet Yüzbaşı önce tüpteki üç torpidonun da gönderilmesini emretti. Sonra da ‘Makine tam yol ileri" komutunu verdi. Muavenet hızla uzaklaşırken müthiş bir infilak sesi gecenin karanlığını yırttı. Arkasından bir daha… Sonra bir daha… Üç torpido da hedefini bulmuş Goliath, 570 kişilik ile Morto Koyu’nda 70 metre derinliğe gömülmüştü.

 

‘Extreme right of Anzac’ ve Çanakkale Savaşı Anıları

21 Ağustos 2007 Salı Yorum yok »

 

 

Photo of Anzac Ordnance Stores, 1915

‘Old kit at Anzac Ordnance Stores, 1915′
Photograph from an album compiled by Sergeant John Lord, who was at Gallipoli late in 1915.
 

Gazilerimiz / Ahmet Fehmi Türkan / Çanakkale - Sarıcaeli Köyü

Yavuz’la, Midilli çıktı bir akşam boğazlardan o şifreyi ben aldım. O, geçişle ilgili şifreyi Miralay Talat Beye götürdüğümde gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Emir verdi:
-Bu gece, Lapseki’den Kumkale’ye, Gelibolu’dan Seddülbahir’e kadar her taraf karanlık kalacak. Gemiler dış denize çıkacaklar. Hiçbir ışık yanmayacak, dedi. Ekledi:
-Bu emri iki tarafa da telgrafla yaz.
 
Photo of Rest Gully, Anzac
‘Rest Gully, Anzac’
Photograph from an album compiled by Sergeant John Lord, who was at Gallipoli late in 1915.
 

Gazilerimiz / Şerif Ali Arslan / Çan - Mallı Köyü

 

Düşman önce bahriye askeri çıkardı Kumkale’ye. Kumkale’de 64. Depo Alayı vardı. Düşman bu alayın üzerine asker çıkardı. Biz de Geyikli’de bulunuyorduk. Telefon geldi, yetişin, diye. Biz varıncaya kadar çıkan düşmanı denize dökmüşler.
 
Photo of Gallipoli Peninsular, 1915
‘Brown’s Dip, Gallipoli Peninsular [sic], 1915′
Photograph from an album compiled by Sergeant John Lord, who was at Gallipoli late in 1915.
 

Gazilerimiz / Ali Demirel / Biga-Gündoğdu Bucağı

Hücumda katırların yanına kadar vardık. O sırada yan ateşine tuttu bizi düşman. Elimdeki tüfeğin kundağı filan paralandı da, bir demiri kaldı elimde. O gün kalçalarımdan yaralandım. Bak şimdi yürüyemiyorum. Paralandı her yanım benim. Şarapnel parçaları denk geldi bana.

Yaralanınca, Demetoka Hastanesi’ne yolladılar. Üç ay hastanede yattım. Sonra, çıkınca tekrar eski birliğime, mevzilere döndüm.

 

Photo of Anzac.

‘Extreme right of Anzac’
Photograph from an album compiled by Sergeant John Lord, who was at Gallipoli late in 1915.
 
Photo of Anzac.
‘Australian Gully, Anzac, 1915′
Photograph from an album compiled by Sergeant John Lord, who was at Gallipoli late in 1915.

 

Photo of Anzac Beach

‘Portion of Hell’s Spit, Anzac Beach’
Photograph from an album compiled by Sergeant John Lord, who was at Gallipoli late in 1915.
 
Photo of Gallipoli, 1915
‘Dug Out on Gallipoli, 1915′
Photograph from an album compiled by Sergeant John Lord, who was at Gallipoli late in 1915.

 

Tarih Yazan 2 Kahraman - Seyit Onbaşı (Çabuk) ve Yahya Çavuş..

17 Ağustos 2007 Cuma Yorum yok »

 

 

 

YAHYA ÇAVUŞ

 

Ezineli Yahya Çavuş Koçali köyündendir.

Çanakkale iline 58 km, Ezine ilçesine 13 km uzaklıktadır.

26.P.A.3.Tb.10.Bl.1Tk. Komutanı Ezineli Yahya Çavuş

Mustafa oglu, Hanife Dudu’dan olma, 1887 dogumlu Çanakkale Ezine Koçali köyü nüfusuna kayıtlı oldugu; 05.01.1914 doğumlu Muharrem Canbaz adında bir oğlu oldugu nüfus kayıtlarında tespit edilmistir. Yahya Çavuş’un ölüm kaydında 23 Mayıs 1331 (5 Haziran 1915) Maydos (Eceabat) yazılıdır.

19.tümen komutanı Albay Mustafa Kemal 24 nisan 1915 günü bütün birliklere"karaya ayak basacak her işgalci düşman askerinin yok edilmesi" emrini verdi.

25 nisan 1915 sabahı, düşman savaş gemileri ertuğrul koyuna tonlarca bomba yağdırdı.26.alayın 3.taburu bu bölgeyi koruyordu.Tabur komutanı Mahmut bey ile Asteğmen Hüseyin By’in şehadeti üzerine komuta ezineli Yahya Çavuş’un eline geçti. Yahya Çavuş Galiçya ve Balkan savaşına katılmış 28 yaşında cesur bir askerdi.Sağ kalan 67 arkadaşıyla siperlerde mevzilenmişti. Albion ve River gemilerinden şafakla beraber karaya çıkmaya başlayan 3000 düşman askerini Ertuğrul Koyu’nun (resimin bulunduğu yer) sularına gömmüş,deniz kızıla boyanmıştır.48 saat düşmanın binlerce top mermisi ve askerine karşı kıyı ve siperleri korumuştur.düşman bir tümen bildiği türk birliğini;Yahya Çavuşun siperlerinde 62 kahraman şehidin cesedi ile karşılaşınca hayretler içinde kalmıştır. Yahya Çavuş kopan diğer bacağını;tüfeğinin kayışı ile bağlamış olarak,diğer beş arkadaşıyla birlikte,alçı tepesi eteklerinde 27 nisan günü,şehadet mertebesine ermiştir.

 

 

Şehitlik, 10 Ağustos 1992 tarihinde düzenlenen bir törenle halkın ziyaretine açılmıştır.

Ezine’li Yahya Çavuş ve arkadaşlarının abidesi için eski Çanakkale Valilerinden Nail Memik Bey’in yazdığı dörtlük :

 

     Bir Kahraman tabur ve Yahya Çavuş’tular;

     Tam üç alayla, burda, gönülden vuruştular…

     Düşman, tümen sanırdı bu şahlanmış erleri,

     Allah’ı arzu ettiler; Akşam kavuştular.

…………………………………………………………………………………………………………….

SEYİT  ONBAŞI  

 

  •   Seyit onbaşı, 1889 yılının eylül ayında Havran İlçesi Çamlık (manastır) köyünde dünyaya geldi. babasının adı Abdurrahman, annesinin Emine idi. Seyit, 1909 yılının nisan ayı başlarında askere alındı. 1912′de balkan savaşları’na katıldı. savaş bitiğinde terhis edilmedi ve topçu eri olarak Çanakkale cephesi’nde görev aldı. İngiliz Queen Elizabeth  zırhlısının attığı top mermileriyle, batarya komutanı ve iki er hariç bütün personeli şehit olan Rumeli Mecidiye Bataryası topcu  erlerinden, hayatta kalan diğer akrabası Niğdeli Ali’nin yardımıyla 276 kg.lık(215 okka) top mermisini, mataforası (mermi vinci) bile bozulduğu halde 2 metre yüksekteki namlusuna 2 defa üst üste yerleştirip ateşleyen, attığı ikinci mermiyle İngilizlerin komuta gemisi olan Ocean zırhlısını Karaburun mevkiinde batırıp Çanakkale muharebelerinin seyrini değiştiren Koca Seyit gerçekleştirdiği bu büyük kahramanlık karşılığında verilen onbaşı rütbesinden başka para, altın, izin gibi hiç bir karşılık talep etmemiştir. Önceki talep ettiği çift tayın hakkını aldığında, diğer arkadaşları yararlanamadığı için lokmalar boğazında düğümlenip vazgeçmiştir. Olaydan sonra mevzi bölgesine gelen Amiral Cevat Paşa’ nın isteği üzerine fotoğrafını çekmek için aynı ağırlıktaki başka bir mermiyi kaldırmayı deneyip kaldıramayınca "paşam! karşımda düşman olsun yine kaldırırım" der. Daha sonra karşılaştığı 10. fırka ( tümen) komutanı Mustafa Kemal’ in espriyle " o koca gülleyi kaldırdığın gibi beni de kaldıra bilirmisin?" sorusuna "sizin büyüklüğünüz, ağırlığınız gülle ile ölçülemez. sizi ben değil dünya birleşse kaldıramaz" cevabını verir. Seyit onbaşı 1918 sonbaharında köyüne döndü. Sanatı olan ormancılık ve kömürcülüğe devam etti. 1934 tarihinde yürürlüğe konan soyadı yasasıyla "Çabuk" soyadını aldı. 1939 yılında akciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle vefat etti.

 

Yüce kahramanları minnetle anıyoruz.

Çanakkale Savaşı Fotoğrafları - (Görmediklerinizden)

4 Ağustos 2007 Cumartesi Yorum yok »

 

2005_2_24_34_10_1_.gif

Her şeyi hesaplayıp yurdumuzu böldüler
Bizi yok etmek için sürülerle geldiler

Düşmanlar tekniğiyle işini kolay sandı
Her taraf cehennemdi ateş barut ve kandı …

 

PRG 280/1/27/78

Anzak Koyu - 1915

 

PRG 280/1/39/41

Anzaklara Ait Çıkarma Gemisi - Gelibolu 1915

 

Anzac Cove

Anzak Koyu- 4. Avust. Ambulans Yeri.. Gelibolu 1915.

Anzac Cove - looking north

Anzak Koyunun kuzeyi - 1915

 

Anzac Cove - looking south

Anzak Koyunun güneyi - 1915

 

B 39511

Kanlısırt’ta Anzak Mevzisi - 9 Ağustos 1915

 

Anzac Cove

Kalabalığa Bakarmısınız…

 

Anzac Cove

Çıkarmadan Bir Kesit…

 

PRG 280/1/12/231

Anzak Koyu - 1915 - Askerler ve çıkarma gemisi, arka planda….

 

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.